(5237 S. K. m. 50, 53, 62, 103, 109) (5271 S. K. m. 223, 231, 280, 286)
Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçları yazılı sanıklar hakkında açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA:
Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/09/2010 tarih ve 2010/1434 E. Sayılı iddianamesi ile; ''Suç tarihinde yukarıda açık kimliği yazılı olan şüphelinin annesi ile birlikte yaşamakta olan yaşı küçük kız kardeşlerinin rızalarına aykırı olarak zorla ikametlerinden alarak Diyarbakır otobüsüne bindirip memleketine gönderdiği, şikayet üzerine mağdurelerin Has Diyarbakır firmasına ait 21 FP 923 plakalı araç ile Diyarbakır' a doğru gitmekte iken bilgi verilmesi üzerine sürücü tarafından Banaz Emniyet Müdürlüğüne teslim edildikleri ve şüphelinin atılı suçu işlediği'' iddiası ile şüphelinin eylemine uyan TCK'nın 109/1, 109/3-f, 53.maddeleri gereğince iki kez cezalandırılması için İzmir Torbalı 1 Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Torbalı 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/394 E. 2012/483 Sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda;
Mahkememizde yapılan yargılamada tüm dosya kapsamı ile suç tarihinde sanığın annesi ile birlikte yaşamakta olan yaşı küçük kız kardeşlerinin rızalarına aykırı olarak zorla ikametlerinden alarak Diyarbakır otobüsüne bindirip memleketine gönderdiği, şikayet üzerine mağdurelerin Has Diyarbakır firmasına ait 21 FP 923 plakalı araç ile Diyarbakır' a doğru gitmekte iken bilgi verilmesi üzerine sürücü tarafından Banaz Emniyet Müdürlüğüne teslim edildikleri böylece sanığın atılı suçu işlediği sabit görülmekle sanığın sabıkasız oluşu nazara alınarak hakkında CMK nun 231 maddesinin uygulanmasına karar verilerek hüküm fıkrasındaki şekilde verilen hapis cezasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği, verilen kararın 12/07/2012 tarihinde kesinleştiği, 5 yıllık deneme süresi içinde sanığın İstanbul 10 Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/150 E. 2015/151 K. Sayılı dosyasında uyuşturucu ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve CMK'nın 231/11.maddesi gereğince ihbarda bulunulması üzerine Torbalı 1 Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/456 esasına dosyanın kaydedilerek yargılama yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda 20/09/2016 tarih 2016/456 E. 2016/741 sayılı kararı ile ''Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun emsal nitelikteki kararları değerlendirildiğinde ihbar sonrası yapılan yargılamada, yargılama faaliyetinin eski hükmü açıklamaktan ibaret olduğu, bunun tek istisnasının suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak TCK 50/3 maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince seçenek tedbirlere çevirme zorunluluğu olduğu şeklindeki düzenlemedir.
Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 24/02/2016 tarih ve 2016/4490 sayılı bozma ilamıyla denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi nedeniyle duruşma açılıp dosya yeniden ele alınıp hüküm kurulurken hükmün gerekçelerinin açıklanmaksızın hükmün olduğu gibi açıklanmasının bozma nedeni yapılması şeklindeki emsal karar nedeniyle zorunluluktan dolayı eleştirilerek her ne kadar gerekçesi tarafımızca oluşturulmasa da mahkememizin 2010/394 Esas 2012/483 Karar sayılı dosyasının gerekçe kısmı olduğu gibi aktarılarak; "Mahkememizde yapılan yargılamada tüm dosya kapsamı ile suç tarihinde sanığın annesi ile birlikte yaşamakta olan yaşı küçük kız kardeşlerinin rızalarına aykırı olarak zorla ikametlerinden alarak Diyarbakır otobüsüne bindirip memleketine gönderdiği, şikayet üzerine mağdurelerin Has Diyarbakır firmasına ait 21 FP 923 plakalı araç ile Diyarbakır' a doğru gitmekte iken bilgi verilmesi üzerine sürücü tarafından Banaz Emniyet Müdürlüğüne teslim edildikleri böylece sanığın atılı suçu işlediği sabit görülmekle sanığın sabıkasız oluşu nazara alınarak hakkında CMK nun 231 maddesinin uygulanmasına karar verilerek hüküm fıkrasındaki şekilde verilen hapis cezasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar vermek gerekli görülmüştür." Bu tespit ve açıklamalara göre sanığın 12/07/2012 tarihinde başlayan 5 yıllık denetim süresi içinde ve 03/02/2015 tarihinde kasıtlı bir suç işlediği anlaşıldığından sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur''. şeklinde karar verilerek 2010/394 esas 2012/483 karar sayılı dosyadaki hükmün açıklandığı,
Bu karara karşı sanık tarafından 21/09/2016 tarihli dilekçe ile istinaf yoluna başvurulduğu, istinaf dilekçesinin özetle; suçu kabul etmediğini, kardeşlerinin şikayetlerinden vazgeçtiklerini, kardeşlerini okumaları için babasının yanına memlekete göndermek istediğini, kardeşlerinin isteyerek kendisi ile geldiklerini belirttiği görülmüş olup,
Sanığın istinaf talebi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2016/135 esas numarasına kaydı yapılmıştır.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
İlk derece mahkemesinin kararının niteliği, başvurunun süresinde yapılmış olması ve başvuranın sıfatı birlikte değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildiği, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanığın işlediği iddia edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, hükümdeki bu hukuka aykırılığın duruşma açılarak giderilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup yapılan duruşma sonunda;
Sanığın başka suçtan Silivri 8 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olması nedeni ile SEGBİS sistemi ile bağlantı kurularak ifadesi alınmıştır.
Sanık 23/07/2010 tarihli emniyet ifadesinde: Erkek kardeşinin O. Ç. isimli şahsın kız kardeşini kaçırması neticesinde karşı tarafın kız kardeşi olan Yıldız'ı berdel olarak istemeleri ve annesinin buna rıza göstermesi üzerine annesi ile tartıştıklarını, kız kardeşlerinin berdel olarak verilmemesi için Siverek ilçesinde bulunan babasının yanına otobüsle göndermek için bindirdiğini zor kullanmadığını belirtmiş talimat ile alınan 27/01/2012 tarihli ifadesinde babasının kardeşlerini göndermesini istediği için kardeşlerini otobüse bindirdiğini beyan etmiş, 19/01/2017 tarihli istinaf duruşmasında sanık önceki savunmalarını tekrar ettiğini, kardeşlerini zorla alıkoymadığını, kardeşlerini okula göndermek için babasının yanına gönderdiğini zorla kardeşlerine herhangi birşey yaptırmadığını belirtmiştir.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Sanık A. Ç. hakkında Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 17/09/2010 tarih 2010/3105 Soruşturma 2010/1434 Esas ve 2010/559 İddianame sayısıyla Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesine kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan TCK'nun 109/1, 109/3-f ve 53. maddeleri uyarınca 2 kez cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Yapılan Yargılama sonucu Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2012 tarih 2010/394 esas 2012/483 karar sayılı kararıyla sanığın suçu sabit görülerek TCK'nun 109/1 ve 109/3-b maddeleri uyarınca kez 2 yıl hapis cezası verilmiş, TCK'nun 62/1 maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında cezasından indirim yapılmış ve sonuç olarak 2 kez 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmiş ve 231/5 maddesi uyarınca cezaları hakkında HAGB kararı verilmiştir.
Denetim süresi içerisinde şahsın yeniden suç işlemesi nedeniyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/08/2016 tarih 2015/150 esas sayılı yazılarıyla ihbarda bulunulması üzerine dosya yeniden ele alınmış ve Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/09/2016 tarih 2016/456 Esas ve 2016/741 Karar sayılı kararıyla sanığa verilen hükümler açıklanmış ve sanığın TCK'nun 109/1, 103/3-b ve 62/1 maddeleri uyarınca 2 kez 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiş ve TCK'nun 53. maddesi uygulanmıştır.
Sanığın İstinaf talebi üzerine dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gelerek yapılan incelemesi sonucu kamu davasına konu olay incelendiğinde olay tarihinde müştekinin kız kardeşleri olan mağdureler Y. Ç., E. Ç.ve müşteki V. Ç. ile birlikte olay tarihinde Torbalıda oturdukları, babalarının ise Siverek ilçesinde oturduğu, sanığın kız kardeşlerinin babalarının oturduğu ilçeye otobüs ile babalarının isteğiyle gönderdiği, bilahare şehirler arası otobüsün Banaz'da durdurularak mağdurelerin indirildiği, zaten sadece mağdurelerin otobüste olduğu anlaşılmış olayın oluş şekli şüphelinin kastı, müşteki ve mağdurelerin talimatla Bakırköy 22. Asliye Ceza Mahkemesinde verdikleri 23/03/2012 tarihli ifadeleri dikkate alındığında 223/2-c maddesi uyarınca unsurların oluşmadığı görüldüğünden şüphelinin İstinaf talebinin kabul edilerek CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak aynı kanunun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur'' şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
İddia, sanığın savunmaları, mağdur beyanları ile tüm dosya içindeki bilgi ve belgeler kapsamına göre yapılan incelemede:
Sanık gerek emniyet ifadesinde gerek ilk derece mahkemesindeki savunmasında ve istinaf duruşmasında verdiği ifadesinde üzerine atılı suçu işleme kastı ile hareket etmediğini kardeşlerini berdel olarak küçük yaşta evlenmelerine engel olmak ve okumaları için babasının talimatı ile otobüse bindirdiğin zor kullanmadığını, kardeşlerinin şikayetçi olmadığını belirtmiştir.
23/07/2010 tarihinde düzenlenen olay yakalama ve üst arama tutanağında sanığın annesine kardeşleri olan Y. ve E.’yi zorla kaçırıp Siverek’e göndermek istediğini belirterek şikayetçi olduğu, yapılan çalışmada 21 FP 923 plakalı araçta kız çocuklarının Uşak ili Banaz ilçe sınırları içinde otobüsten indirilip polis merkezine götürüldüğünün belirtildiği soruşturma başlatıldığı, mağdur Y. Ç. ifadelerinde, abisi Osman'ın Alaşehir ilçesinde kız kaçırması nedeni ile kızın ailesinin kendisini berdel olarak erkek çocuklarına istediklerini sanığın, kendisi ve kız kardeşi E.'yi karşı tarafa zorla verirler korkusu ile Şanlıurfa''daki babasının yanına göndermek amacı ile otobüse bindirdiğini belirtmiş sanık E. Ç.da benzer şekilde beyanda bulunmuştur.
Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; sanık A. Ç.'ın suç tarihinde 15 yaşı içinde bulunan kardeşi Yıldız ile 17 yaş içinde bulunan ve kardeşi olan E.'nin berdel olarak verilmemesi amacı ile babasının talimatı üzerine babasının yanına göndermek üzere otobüse bindirdiği, 25/07/2010 tarihinde alınan ifadelerinde; Y. ve E.'nin şikayetçi olmayıp sanığın beyanlarını doğruladıkları anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı kişi hürriyetini yoksun kılma suçunun kasıt unsurunun oluşmadığı Dairemizce kabul edilerek beraatine karar vermek gerekmiş, aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-CMK 'nın 280/2. Maddesi gereğince, İstinafa konu Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/09/2016 tarih 2016/456 Esas, 2016/741 Karar sayılı HÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar sanığın kız kardeşleri Y. Ç. ve E. Ç.'ı hürriyetlerinden yoksun bıraktığı iddiasıyla hakkında kamu davası açılmış ise de; Sanığın yüklenen suç yönünden kastının bulunmaması Dairemizce kabul edilmekle sanığın CMK' nın 223/2.c maddesi gereğince BERAATİNE,
3-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Dair, iddia makamının huzurunda sanığın yüzüne karşı, mütalaaya uygun CMK’nın 280/2 ve 286/2.f maddeleri gereğince KESİN OLMAK ÜZERE, 19.01.2017 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)