(AİHS. m. 6) (5271 S. K. m. 170, 225, 268, 279, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafisi ve katılan İzmir Baro Başkanlığı vekilinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Polis memuru olan sanık M. A.'nun üzerine atılı Görevi Kötüye Kullanma suçunun mağdurunun Ş. B. ve T. A., yaralama suçunun mağduru ise sadece T. A. olduğu, söz konusu açılan davada şikayet ve davaya katılma haklarının da bu mağdurlara ait olduğu, İzmir Baro Başkanlığının ise açılan görevi kötüye kullanma ve yaralama suçlarından doğrudan zarar görmediği, bu nedenle de kamu davasına katılmasının mümkün olmadığı, mahkemece verilen katılma kararı kanuna aykırı olup, hukuken geçerli olmayan katılma kararının da İzmir Baro Başkanlığına hükmü istinaf etme hakkı tanımayacağı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanunun 279/1.b-son, 268/3.e maddeleri uyarınca İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere, kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde, dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere İSTİNAF BAŞVURUSUNUN SIFAT YÖNÜNDEN REDDİNE,
2-5271 sayılı CMK'nın 170. maddesinin 3, 4 ve 6. fıkraları uyarınca iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanunun 225. maddesine göre de hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 01.12.2015 gün 2014/14-382 esas, 2015/436 sayılı kararı ile 21.02.2012 gün 4/570-51 sayılı Kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesi uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dosyanın yapılan incelemesinde;
09/02/2016 tarihli iddianamede "Şüpheli M. A.'nun 21/08/2015 tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı ve haklarında silahlı yağma suçundan soruşturma yürütülen R. G. ve B. O.'ı önce Cumhuriyet Başsavcılığında ardından da sorgu için 6. Sulh Ceza Hakimliğinde hazır ettikleri, müştekiler Ş. B. ve T. A.'nun İzmir Barosuna kayıtlı avukat oldukları, Ş. B.'in sorguya sevk edilen şüpheli B. O.'ın, T. A.'nun ise şüpheli R. G.'in özel vekili oldukları, sorgu için bekledikleri 6. Sulh Ceza Mahkemesinin kaleminde soruşturma evrakını inceledikleri, bu sırada Ş. B.'in soruşturma evrakını cep telefonu ile fotoğrafladığını gören polis memuru M. A.'nun görevinin gereklerine aykırı davranarak T. A.'nun elinden dosyayı aldığı ve her iki avukatın dosyayı incelemesine engel olmak suretiyle görevini kötüye kullandığı, ardından da dosyayı aldığı sırada dosyanın yere düşmesine ve evrakların dağılmasına sinirlenerek Avukat T. A.'nun önce kollarından ardından boğazından tutarak duvara doğru savurduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif şekilde yaraladığı yukarıda yazılı deliller ve tüm evrak kapsamından anlaşılmış olmakla,
Şüphelinin üzerine atılı suçtan mahkemenizce yargılamasının yapılarak, yukarıda yazılı yasa maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur. " denilerek kamu görevlisi olan polis memuru sanık hakkında müşteki olan Avukatlara karşı Görevini Kötüye Kullanmaktan ve müşteki T. A.'ya yönelik olarak yaralama suçundan kamu davası açıldığı, suçların adının bu şekilde konulup, tavsif ve anlatımın da bu şekilde yapıldığı, sevk maddelerinin de bu suç tiplerine uygun olarak gösterildiği, dolayısıyla iddianamenin içeriğine göre aynı zamanda kamu görevlisi sayılan müşteki Avukatlara yönelik olarak onların görevlerini yapmasına sanığın direnmesi gibi bir eylemin dava konusu edilmediği, mahkemece açılan davada iddia, savunma ve delillerle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği halde, iddianamede açıklanmayan ve davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılıp, açılmayan bir davadan karar verilmek suretiyle Anayasanın 90, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılamayı düzenleyen 6 ve 5271 sayılı CMK'nın 225 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılarak, savunma hakkının kısıtlanması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiisinin istinaf nedenleri bu nedenle yerinde olduğundan CMK'nın 289/1-h, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 12.01.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)