(5237 S. K. m. 43, 50, 51, 52, 53, 62, 63, 103, 109, 226) (5271 S. K. m. 101, 147, 191, 231, 232, 280, 281, 282, 286, 291) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri ve suçu yazılı sanıklar hakkında açılan kamu davasının TÜRK MİLLETİ ADINA hüküm vermeye yetkili ve görevli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi'nde yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 28/03/2017 tarih ve 2017/2484 Soruşturma, 2017/1464 Esas, 2017/206 İddianame sayılı iddianamesi ile; "15 yaşından küçük olan mağdure E. A.’ın, müşteki A. Ç.’nın öz kızı olduğu,
Mağdurenin, 2016 yılı Nisan ayı içerisinde, boş zamanlarını geçirmek için, annesinin erkek arkadaşı olan şüpheli Y. K.’a ait olan Çiğli İlçesi, Ata Sanayi Bölgesinde bulunan “.......” isimli fotoğrafçı dükkanına gittiği sıralarda, şüpheli Y. K.’ın, kesin olarak belirlenemeyen bir gün, eliyle mağdure E.’in göğsüne dokunduğu, daha sonra ise mağdurenin arkasına geçerek cinsel organını mağdureye dayayıp sürtündüğü ve bu arada, mağdurenin erkek arkadaşlarıyla yaptığı konuşmaları kastederek “senin seks konuşmaların varmış” dediği, ayrıca şüpheli Y.’ın, mağdureyle tekli koltuklarda yan yana oturdukları sırada, fermuarını açarak cinsel organını çıkartıp mağdureye gösterdiği ve ona “bir sakso çeksen yeter” dediği ve bu suretlerle mağdureye cinsel istismarda bulunduğu,
Diğer şüpheli U. Ş.’in ise, mağdurenin internetten tanıştığı arkadaşı olduğu ve şüpheli U.’un, Yozgat İli, Akdağmadeni ilçesinde üniversite öğrencisi olduğu halde, mağdure ile internetten yaptıkları yazışmalar sonrasında şüpheli U.’un, 2016 yılı Aralık ayında ve 07/02/2017 tarihinde İzmir’e geldiği,
Şüpheli U. Ş.’in, Aralık 2016’da İzmir’e geldiğinde buluştukları mağdure E. ile dudak dudağa öpüşmek suretiyle, mağdureye cinsel istismarda bulunduğu,
Ayrıca şüpheli U.’un, 06/02/2017 tarihinde, kendi cinsel organının fotoğrafını çekerek cep telefonundan mağdureye gönderdiği,
Şüpheli U. Ş.’in, 07/02/2017 tarihinde İzmir’e ikinci gelişinde, mağdure ile buluştuktan sonra mağdureyi, rızasıyla, Alsancak Semtinde kiraladığı bir eve götürdüğü, burada şüpheli U.’un, mağdure E. A. ile yine rızasıyla olmak üzere cinsel ilişkide bulunduğu ve organ sokmak suretiyle mağdurenin ırzına geçtiği,
Konuya ilişkin olarak mağdurenin, 13/02/2017 ve 21/03/2017 tarihlerinde, Çocuk İzleme Merkezinde iki kez ifadesinin alındığı, bu ifadelerden ilkinde mağdurenin, şüpheli U. ile cinsel ilişkide bulunduklarını kabul etmediği, ancak ikinci alınan ifadesinde, şüpheli U. ile Alsancakta’ki bir evde cinsel ilişki yaşadıklarını beyan ettiği,
Yine aynı ifade sırasında mağdurenin, 1,5 - 2 yıl kadar önce kızlığını kendisinin bozduğunu ve beden muayenesi istemediğini söylediği, Adli Görüşmeci ve Adli Tıp Uzmanınca düzenlenen 13/02/2017 tarihli tutanakta, mağdurenin cinsel muayeneye izin vermediğinin ve rıza dışı muayene yapılmasının, bedensel ve ruhsal açıdan mağdurenin sağlığını tehlikeye düşüreceği gerekçesiyle cinsel muayenenin yapılamadığının yazılı olduğu,
Mağdure E. A.’ın, şüphelilerden Y. K. hakkında şikayetçi olduğu halde, şüpheli U. Ş. hakkında şikayetçi olmadığını bildirdiği,
Müşteki A.’in şikayeti sonrasında, şüpheli U. hakkında başlatılan soruşturma sırasında, şüpheli U.’un, kendisine ait cep telefonunun polis tarafından alınmasına rıza göstermediği, buna rağmen şüpheli U.’dan zorla alınan ve bilahare mahkemece el koyma kararı verilen cep telefonu üzerinde emniyetçe ve bilirkişi marifetiyle yapılan incelemeler sonrasında, cep telefonunda kayıtlı fotoğraf ve video görüntüleri ile mesajların ve yine mağdurenin ikinci kez alınan ifadesinin, şüpheli U.’un, mağdure E.’e karşı organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu gösterdiği gibi, bu cep telefonunda mağdure E. A. ve onun dışındaki başkaca yaşı küçük çocuklara ait pornografik görüntülerin kayıtlı olduğu,
Böylelikle şüphelilerin, üzerlerine atılı suçları işledikleri" iddiasıyla sanık Y. K.'ın eylemine uyan TCK’nın 103/1, 53 maddeleri gereğince, sanık U. Ş.'in eylemine uyan TCK’nun 103/1, 53, TCK’nun 103/2, 53, 63, TCK’nun 109/3-f, 109/5, 53, TCK’nun 226/3, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları talebiyle Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
Sanık U. Ş. savunmasında; Mağdur E. A. ile facebook üzerinden 2016 yılının sonlarına doğru tanıştıklarını, Kasım, Aralık aylarında tanıştıklarında mağdurun sahte bir facebook hesabı kullandığını, ismini de E. Ç. olarak yazdığını, ayrıca kişisel bilgilerinde 1999 doğumlu olarak yazdığını, sonrasında E. ile internet üzerinden arkadaşlık kurduklarını, kendisine psikolojik tedavi gördüğünü, öfkesini kontrol edemediğini söylediğini, bunları sanal alemde söylediğini, tedavi gördüğü Ege Üniversitesine bağlı bir hastanede kendisinin başka bir kız arkadaşının da tedavi gördüğünü, bu kızın isminin H. olduğunu, soyismini hatırlamadığını, H.'nin 17-18 yaşlarında olduğunu, E.'in onun en yakın arkadaşı olduğu için onunla aynı yaşlarda olabileceğini düşündüğünü, kendilerinin bir süre sonra sanal alem üzerinden sevgili olduklarını, henüz yüz yüze görüşmediklerini, ardından İzmir'e gelmeye karar verdiğini, E.'in de kendisini görmek istediğini, bu arada E.'in kendisine ait numarasını annesine vererek kendisini annesi ile tanıştırmak istediğini söylediğini, annesi ile watsap üzerinden tanıştıklarını, annesinin kendisine E.'in tedavisinin sürdüğünü söylediğini, arkadaşlıklarının E.'in tedavisini aksatıp aksatmayacağı konusundaki sakıncalarını söylediğini, o sırada aralarında yaşla ilgili bir konuşma geçmediğini, kendisinin o sırada 2016 yılı Aralık ayında İzmir'e geldiğini, internette tanıştıktan itibaren tahminen 1 ay sonra geldiğini, E. ile hem Cumartesi günü hem de Pazar günü görüştüklerini, bu görüşmelerden annesinin de haberi bulunduğunu, Pazar günü Yozgat'a döneceğini, fotoğraf çektirdiklerini, E.'in öpüşerek fotoğraf çektirmek istediğini, bu şekilde fotoğraf çektirdiklerini, bunun haricinde aralarında cinsel ilişki veya temas da olmadığını, bunun arkasından Yozgat'a döndüğünü, E.'in de kendisinin annesi ile tanışmak istediğini, E.'e kendi annesinin numarasını verdiğini, E.'in kendi annesini aramış olduğunu, kız arkadaşı olduğunu ve kendisi ile evlenmek istediğini söylediğini, annesinin de tanışmak amaçlı yaşını sormuş olduğunu, 17 yaşında lise son öğrencisi olduğunu söylemiş olduğunu, E.'in kendisine daha önce de lise son öğrencisi olduğunu söylediğini, hatta kendisinin ikinci üniversite durumuna göre birlikte üniversite sınavına girip birlikte okuyalım diye de söylediğini, kendisinin Yozgat'a döndükten sonra sanal alemde görüşmeye devam ettiklerini, aralarında sorunlar olduğunu, bunların da whatsaap yazışmalarına yansıdığını, kendisinin ondan uzaklaşmaya başlayınca E.'in intihar girişimlerine başladığını, intihar girişiminden kimisinde önce kimisinde daha sonra E.'in kendisine whatsaaptan bilgi verdiğini, bunun arkasından annesinin kendisini sorumlu tutup tehdit ettiğini, annesinin kendisine bir soru yönelttiğini, kızının neden sürekli intihara teşebbüs ettiğini, kızıyla cinsel ilişkiye girip girmediğini sorduğunu, kendisinin kızı ile cinsel ilişkiye girmediğini net olarak kendisine ifade ettiğini, o yaşta birisi ile cinsel ilişkiye girmem dediğini, annesinin de kendisine o yaşta birisi ile sevgili olman normal mi diye sorduğunu, kendisinin de gayet normal diye cevap verdiğini, kendisinin tekrar 07.02.2017 tarihinde İzmir'e geldiğini, ilk olarak İzmir'e geldiğinde Çiğli'de günlük olarak kiraladığı dairede 1 gece 2 gün kaldığını, ikinci gelişinde İzmir Alsancak'ta daire kiraladığını, ancak burada kalmadığını, İzmir'e gelmesinin sebebinin annesi ile aralarında bir yaş polemiği olduğunu, E.'e sorduğunda yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini, bu yüzden geldiğini, gelince E. ile bir kafede oturup konuşacaklarını, hatta kendilerine eşlik etmesi için E.'in bir arkadaşını da getirmesini istediğini, o sıralar aralarında problemler olduğunu, yanlarında birinin olmasını istemediğini, çünkü E.'in konuşmaların devamında işi sürekli cinselliğe getirdiğini, işin cinselliğe gelmemesi için masada birinin daha olmasını istediğini, kendisinin İzmir'e otobüsle geldiğini, oradan metroya bindiğini, Çiğli metro durağında E. ile buluştuklarını, birlikte Alsancak'a geçtiklerini, bu sırada başka bir arkadaşının gelmeyeceğini söylediğini, Alsancak'taki kiraladığı daireye eşyalarını bırakmak için gideceğini, E.'e bir kafede oturup kendisini beklemesini söylediğini, E.'in de kendisine hem sırt çantan hem valizin var yardım edeyim dediğini, birlikte eve geldiklerini, kapıya doğru yöneldiklerinde E.'in kendisine yorgun olduğunu biraz dinlenmesi gerektiğini söylediğini, bu evde oturduklarını ve yaş sorununu konuşmaya başladıklarını, E.'in yine aynı bahaneleri öne sürdüğünü, annesinin aralarını bozmak istediğini söylediğini, annesinin kendisine kızının 13 yaşında olduğunu söylediğini, kendisinin bu hususu E.'e söylediğini, E.'in kendisine anneme neden inanıyorsun annem bizim aramızı bozmak istiyor dediğini, kendisinin bu açıklamayı yeterli bulmadığını, kimliğini görmek istediğini, kimliğinin yanında olmadığını söylediğini, çantasına baktığını, gerçekten kimliğinin olmadığını, kimlik benzeri bir belge de olmadığın, kendisinin sana nasıl güveneceğim dediğini, onun da bana değil de anneme güvenmen hata dediğini, annesinin eğer yaşı sorun olsaydı başta bunu sana söylerdi dediğini, bunun annesinin bir numarası olduğunu söylediğini, daha sonra bana bak ben G. ile aynı yaşta duruyor muyum dediğini, G.'in kendisinin 14 yaşındaki kız kardeşi olduğunu ve sosyal medyadan G.'i tanıdığını, kendisinin de o zaman E.'in yaşının büyük olduğuna ikna olduğunu, daha sonra E. ile yaş sohbetini kapattıklarını, normal sohbet etmeye başladıklarını, sonrasında E.'in kendisine yaklaşmaya başladığını, özledim dediğini, aralarında normal yoldan cinsel ilişki olduğunu, bu cinsel ilişkinin E.'in rızası ile olduğunu, onun kendisine yaklaşması ile olduğunu, daha sonra kendisinin acıktığını söylediğini, yemek yemeye çıktıklarını, daha sonra metro ile E.'i evine bıraktığını, tekrar Alsancak'a döndüğünü, E.'in yaşının büyük olduğuna kendisini inandırsa da pişmanlık duyduğunu, annesinin söylediği sözleri düşündüğünü ve E.'in ertesi gün geleceğini düşünerek kiraladığı evdeki eşyaları topladığını ve Yozgat'a gittiğini, E. evine gittikten sonra aynı gün annesinin kendisi hakkında şikayetçi olduğunu, diğer sanık Y. K.'ı tanımadığını, daha önce hiç karşılaşmadıklarını, E.'in annesi A. Ç. ile İzmir'e ilk geldiğinde yüz yüze görüştüklerini, kendisini tanıdığını, E.'in annesinin eşi ile ayrı olduğunu bildiğini, E.'in kendisinin yanına hem birinci gelişinde hem ikinci gelişinde makyajlı olduğunu, E.'in yaşının küçük olduğunu fark etmesinin mümkün olmadığını, üniversite ortamımda da bir sürü E.'in fiziksel özelliklerine sahip kız olduğunu, söz konusu whatsaap görüşmelerinin doğru olduğunu, cinsel organının fotoğrafını watsap üzerinden gönderip göndermediğimi şu an hatırlamadığını, kendisinin İzmir'e gelmeye karar verdiği gün E.'in kendisine o tarz fotoğraflar attığını, ilk defa böyle bir olayla karşılaştığı için üzerinde baskı olduğunu, bu nedenle önceki ifadelerini kabul etmediğini ifade etmiştir.
Sanık Y. K. savunmasında; Suçlamaları kabul etmediğini, 2016 yılı Nisan ayında Çiğli'de mağdur E. ve annesinin oturduğu sokağın bir arka sokağında fotoğrafçı dükkanı açtığını, kendi işini kurduğunu, E. A.'ın annesinin bilgisi dahilinde dükkanına bir kaç gün gelip gittiğini, annesinin E.'in ilaç kullandığını göz kulak olması için gönderdiğini, dükkanında E.'in bilgisayar ile çok meşgul olduğu için annesi ile bu konuyu görüştüğünü, gelmemesini istediğini, fakat yine gelmeye devam ettiğini, yanında Ö. isimli bir kız daha olduğunu, onun yanına gelip gittiğini, kendisinin ve o kızın dükkandayken gelip gittiklerini, kesinlikle E.'in belirttiği şekilde kendisine göğsüne dokunma arkasına sürtme şeklinde hiçbir cinsel eyleminin olmadığını, E.'in annesi A. Ç. ile ilişkisi olduğunu, E.'in bunu kabul edemediğini ve bu nedenle annesi ile kendisini ayırmak için kendisine yönelik iftirada bulunduğunu düşündüğünü, hatta en son annesi bunun erkek arkadaşı diğer sanıktan şikayetçi olunca E.'in de annesine ben de senin erkek arkadaşını yakacağım diye söylemiş olduğunu, dükkanının zaten çok küçük olduğunu, önünün komple açık olduğunu, böyle bir şey olmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.
Mağdur E. A. beyanında; Kendisinin kimseden şikayetçi olmadığını, annesinin kendisinin erkek arkadaşı U.'u şikayet ettiği için kendisinin de Y. K.'ı şikayet ettiğini, Y. K.'ın kendisine herhangi bir şekilde cinsel içerikli söz ve davranışta bulunmadığını, U. Ş.'in kendisinin erkek arkadaşı olduğunu, kendisi ile rızalı şekilde cinsel ilişkiye girdiklerini, U. Ş.'e yaşının 17 olduğunu söylediğini, U. Ş.'in kendisine cinsel organının fotoğrafını göndermediğini, her iki sanıktan da şikayetçi olmadığını, davaya müdahale talebi bulunmadığını, U. Ş. ile bir kez cinsel ilişkiye girdiklerini beyan etmiştir.
Müşteki A. Ç. beyanında; E. A.'ın öz kızı olduğunu, kızı adına her iki sanıktan da şikayeti olmadığını, davaya müdahale talebinin de bulunmadığını, Y. K.'ın eski erkek arkadaşı olduğunu, U. Ş.'in beyanında belirttiği şekilde kendisi ile whatsaap ve yüz yüze görüşmelerinin olduğunu, kendisine kızının 13 yaşında olduğunu ve tedavi gördüğünü söylediğini, kızının 9 Eylül Üniversitesi Ergen psikiyatrisi bölümünde 2016 yılı Ağustos ayında tedaviye başladığını, yaklaşık 3 ay tedavi gördüğünü, hastanede yattığını, aralık ayında taburcu olduğunu, daha sonra inisülün kullanarak intihara teşebbüs ettiğini, erken müdahale ile kurtarıldığını, sonra tekrar aynı doktorları ile görüştüklerini, yaklaşık 1,5 ay sonra hastaneye yattığını, daha yeni hastaneden çıktığını, kızı E.'in Y. K. ile ilişkisini istemediğini, karşı çıktığını, kızı E. A.'ın Buca Devlet Hastanesinde doğduğunu ve doğum raporuna göre nüfusa kayıt edildiğini, kızı E.'in kendisine sen benim erkek arkadaşımı yaktın ben de senin erkek arkadaşını yakacağım diye söylediğini beyan etmiştir.
Tanık Ö. K. beyanında; Y. K.'ın yanına fotoğrafçılık işini öğrenmek için yardıma gittiğini, kendisi oradayken E.'in bir kaç kez oraya geldiğini, geldiğinde de bilgisayar ile çok uğraştığı için ve işi çok engellediği için bir daha gelme dediğini beyan etmiştir.
Tanık İ. K. K. beyanında; sanık U. Ş.'i hiç görmediğini, ismini E. A.'dan duyduğunu, E.'i kuaförde çalışırken tanıdığını, gelip giderken sürekli U.'dan bahsettiğini, U.'a karşı biraz takıntılı olduğunu, sürekli yaşını büyük göstererek U. ile konuştuğunu söylediğini, kendisini bir çok kez uyardığını, buna rağmen halen U. isimli kişiye yaşının 17 olduğunu söylediğini, Y. K.'ı tanımadığını, fakat E.'in annesi ile Y. arasında birşeyler olduğunu E.'in anlattığını, E.'in psikolojik tedavi gördüğünü, sürekli U. hakkında konuştuğunu, her kime ne anlatırsa anlatsın sürekli U.'dan bahsettiğini, U. isim kişi ile E.'in telefon konuşmasına tanık olmadığını, fakat E.'in kendisine anlattığını, bir ara U. benimle evlenmezse onu şikayet edeceğim dediğini, E.'in başka konuştuğu erkeklerde olduğunu, isimlerini bilmediğini, fakat arada telefonuna baktığında gelen mesajların tümünün erkeklerden gelen mesajlar olduğunu, telefonda konuşmalara baktığında erkeklerden geldiğinin anlaşıldığını, yaşının üzerinde cinsel ilişkili konuşmalar yaptığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince "Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre; Mağdur E. A.'ın 02/02/2003 doğumlu olup suç tarihlerinde nüfus kaydı itibari ile 15 yaşından küçük olduğu, müşteki A. Ç.'nın, mağdur E.'in annesi olduğu, müşteki A.'in eşi ile boşandıktan sonra velayeti kendisinde olan kızı E. ile birlikte yaşadığı, sanık Y. K.'ın, müşteki A.'in bir müddet duygusal birliktelik yaşadığı erkek arkadaşı olduğu, sanık U. Ş.'in de, mağdur E.'in erkek arkadaşı olduğu, mağdur E.'in annesi A.'in, sanık Y. ile olan beraberliğini kabul etmeyip karşı çıktığı, mağdur E. A.'ın İzmir Çocuk İzlem Merkezi'nde alınan beyanlarına göre; Şeker hastası olup inüsilin tedavisi gördüğü, 3 ay kadar İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde yatarak psikolojik tedavi gördüğü, ilaç kullandığı, 29/09/2016 tarihinde hastaneye yattığında internette facebook aracılığı ile İstanbul'da ikamet eden Yozgat ilinde bankacılık ve sigortacılık bölümünde öğrenci olan 21 yaşındaki sanık U. Ş. ile tanışıp, arkadaş olduğu, sanık U.'a 1999 doğumlu olduğunu söylediği ve 5 ay kadar facebook aracılığı ile görüştükleri, annesi olan müşteki A.'in bu ilişkiye karşı çıktığı ancak mağdurun buna rağmen sanık U. ile arkadaşlığını devam ettirdiği, mağdurun intihara teşebbüs ettiği, annesine sanık U.'u çok sevdiğini söylediği, müşteki A.'in de kızının intihar girişiminin önüne geçmek için bu arkadaşlığa fazlaca ses çıkaramadığı ve sanık U. ile görüşmesine izin verdiği, sanık U.'un, mağdur ile arkadaşlıkları boyunca 2 kez buluşup yüz yüze görüştüğü, sanık U.'un İzmir'e geldiğinde ilk olarak 10/12/2016 tarihinde buluştukları, sanık U. ile mağdurun birlikte gezdikleri, öpüştükleri, ertesi günü buluşup sadece gezdikleri, daha sonra sanık U.'un İzmir'den ayrıldığı, mağdurun, sanık U.'un tekrar gelmesi için intihar edeceğini söyleyerek zorlaması üzerine, sanık U. Ş.'in 07/02/2017 tarihinde tekrar İzmir'e geldiği, bu kez Alsancak semtinde buluştukları ve mağdurun beyanlarına göre; Kiralık bir evde sanık U. ile mağdurun rızaen vajinal yoldan bir kez cinsel ilişkiye girdikleri, bu evde 3-4 saat kaldıktan sonra birlikte çıktıkları, mağdurun bu olayı daha sonra arkadaşı E. B. ile ustası kuaför H.'a anlattığı, H. isimli şahsında mağdurun annesi olan müşteki A.'i durumu anlatması üzerine, müşteki A.'in aynı gün karakola müracaat ederek olay nedeniyle şikayetçi olduğu, mağdur E.'in 2016 yılı Mart ayında annesi A. ile beraber, annesinin duygusal beraberlik yaşadığı sanık Y. K.'ın iş yerine gittikleri, A.'in kızının boş zamanlarında vakit geçirmesi ve kızına göz kulak olmasını sanık Y.'dan istediği, Y.'ın da bunu kabul ettiği, mağdurun Y.'ın dükkanına geldiği sıralarda bilgisayarı gereksiz yere meşgul ettiğinden sanık Y.'ın, mağduru bu hususta ikaz ettiği ancak mağdurun bu ikazı dinlemediği için sanık Y.'ın, mağdurun annesi A.'i arayıp, mağdurun bir daha dükkana gelmesini istemediğini söylediği, bu konuşmadan sonra iki hafta kadar mağdurun, sanık Y.'ın iş yerine gelmediği, bu durumu kabullenemeyen ve sanık Y. ile annesinin ilişkisini kabul etmeyen mağdurun annesine, sanık Y.'ın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu söylediği, bunun üzerine müşteki A.'in, kızı ile sanık Y.'ı yüzleştirdiği ve sanık Y.'ın bu görüşmede cinsel istismarda bulunmadığını söylemesi üzerine, mağdurun "Senin annem ile ilişkini istemiyorum, annemden uzak dur" dediği, bu tartışmadan sonra sanık Y.'ın kızına cinsel istismarda bulunmadığına inanan müşteki A.'in, sanık Y. ile ilişkisini devam ettirdiği, ancak bu ilişkiyi mağdurdan sakladıkları, mağdurun bunun üzerine İzmir Çocuk İzlem Merkezinde alınan 13/02/2017 tarihli ifadesinde ; 2016 yılı Nisan ayı içerisinde sanık Y. K.'ın fotoğraf stüdyosunda bulundukları sırada, sanığın göğsüne dokunduğunu, arkasına geçip kendi cinsel organını sürttüğünü, cinsel organını çıkarıp göstererek "bir sakso çeksen yeter" dediğini iddia etmesi üzerine, mağdur E. A.'ın, sanık Y.'ın kendisine yönelik eylemlerinden dolayı ve müşteki A. Ç.'nın da sanık U. Ş.'in kızı olan E. A.'a yönelik eylemlerinden dolayı bu beyan ve iddiaları üzerine sanık U. Ş. hakkında mağdur E. A.'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel amaçlı alıkonulması ve müstehcenlik suçlarını işlediği iddiası ile, sanık Y. Ç. hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile, sanıkların bu suçlardan dolayı cezalandırılmaları istemiyle mahkememize iş bu kamu davası açılmıştır.
Böylelikle, sanık U. Ş. ve sanık Y. K.'ın aşamalardaki savunmaları, mağdur E. A.'ın aşamalardaki anlatımları, müşteki A. Ç.'nın aşamalardaki anlatımları, tanıklar Ö. K., İ. K.'ın anlatımları, Sanıklara ilişkin nüfus ve sabıka kaydı örnekleri, Mağdur ve sanık arasındaki mesajlaşma dökümleri, Bacımmm ile whatsapp sohbeti başlıklı mesajlaşma dökümü, Sanık ile mağdur arasındaki whatsapp görüşme dökümleri, 13/03/2017 tarihli bilirkişi raporu, Karşıyaka C. Başsavcılığı Adli Emanetinin 2017/1446 sırasına kayıtlı cep telefonu, Mağdura ilişkin nüfus kaydı, doğum tutanağı, doğum formu ve tüm dosya kapsamı bütünüyle değerlendirildiğinde; Yukarıda ayrıntısı ile anlatıldığı şekilde meydana gelen olayda; U. Ş. hakkında mağdur E. A.'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel amaçlı alıkonulması ve müstehcenlik suçlarını işlediği iddiası ile, sanık Y. Ç. hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile, işbu kamu davası açılmış olup sanıkların eylemlerinin ayrı ayrı irdelenmesinin gerekeceği, bu bağlamda;
Sanık Y. K. hakkında bu suçun mağduru E. A.'a yönelik basit cinsel istismar suçu yönünden; Mağdur E. A. soruşturma aşamasındaki ifadesinde, 13/02/2017 tarihli ifadesinde; 2016 yılı Nisan ayı içerisinde sanık Y. K.'ın fotoğraf stüdyosunda bulundukları sırada, sanığın göğsüne dokunduğunu, arkasına geçip kendi cinsel organını sürttüğünü, cinsel organını çıkarıp göstererek "bir sakso çeksen yeter" dediğini iddia etmiş ise de; Mağdur E. A. kovuşturma aşamasında bizzat mahkememiz huzurunda alınan beyanında ise, sanık U. Ş.'in kendisinin erkek arkadaşı olduğunu ve U. ile rızası dahilinde cinsel ilişkiye girdiğini, U.'a yaşının 17 olduğunu söylediği, sanık Y. K.'ın, annesinin erkek arkadaşı olduğunu, ancak sanık Y. K.'ın kendisine herhangi bir şekilde cinsel içerikli söz veya davranışta bulunmadığını, annesinin kendi erkek arkadaşı olan U. Ş.'i şikayet ettiği için kendisinin de annesinin erkek arkadaşı olan sanık Y. K.'a bu şekilde beyanda bulunarak şikayetçi olduğunu, belirttiğini, sanık Y. ile ilgili olarak önceki vermiş olduğu beyan ve iddialarının doğru olmadığını, her iki sanıktan da şikayetçi olmadığını ifade ettiği, mağdurun annesi A. Ç.'nın aşamalardaki beyanlarında; Sanık Y.'ın kendisinin erkek arkadaşı olduğunu, sanık U. Ş.'in de kızı E.'in erkek arkadaşı olduğunu, sanık U. ile whatsapp ve yüz yüze görüşmeleri olduğunu ve bu görüşmelerinde sanık U.'a kızının 13 yaşında olup tedavi gördüğünü söylediğini, kızının intihara teşebbüs ettiğini, sanık U.'un kızına yaptıklarını öğrenince şikayetçi olduğunu, kızı E.'in de kendisinin sanık Y. ile olan ilişkisini istemediğini ve kızı E.'in kendisine hitaben "sen benim erkek arkadaşımı yaktın, ben de senin erkek arkadaşını yakacağım" dediğini, her iki sanıktan da şikayetçi olmadığını ifade ettiği, görüleceği üzere; Mağdur E. A.'ın, sanık Y. K. hakkındaki beyan ve iddialarının çelişkili olduğu gibi olayın başlangıç, gelişme, sonuç aşamaları, olayın adli mercilere intikal ediş şekli, sanık Y. K. hakkındaki mağdur E.'in beyan ve iddia içerikleri ve tarihleri bütünüyle dikkate alındığında aslında mağdur E. A.'ın, sanık Y. K. hakkındaki kendisine yönelik cinsel istismarda bulunduğuna dair soruşturma aşamasındaki beyan ve iddialarının değil, kovuşturma aşamasındaki sanık Y. K.'ın kendisine yönelik herhangi bir cinsel istismarda bulunmadığına dair beyan ve iddialarının doğru olduğu yönünde mahkememizde kesin vicdani kanaate ulaşılmış, olayın oluş şeklinden de anlaşılacağı üzere sanık U. ile, mağdur E. A. arasında gerçekleşen olayları öğrenen mağdur E.'in annesi olan müşteki A. Ç.'nın, sanık U. Ş. hakkında kızına yönelik eylemleri nedeniyle şikayetçi olması üzerine, mağdur E. A.'ın da annesinin erkek arkadaşı olan Y. K.'dan annesinden öç almak saiki ile şikayetçi olduğunun anlaşıldığı ayrıca tüm dosya kapsamından sanık Y. K.'ın, mağdur E. A.'a yönelik basit cinsel istismar suçunu işlediğine dair savunmasının aksi yönünde olup, sanığın bu suçtan dolayı cezalandırılmasını gerektirir ölçü ve yeterlilikte her türlü şüphe ve tereddütten uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanık Y. K.'ın üzerine atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçundan dolayı beraatine dair karar vermek gerekmiştir.
Sanık U. Ş. hakkında bu suçun mağduru E. A.'a yönelik vücuda organ sokulması suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve çocuğa karşı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden; yukarıda ayrıntısıyla anlatıldığı şeklide meydana gelen olayda gerek mağdur E. A.'ın aşamalardaki anlatımlarından gerekse sanık U. Ş.'in aşamalardaki tevil yollu savunmalarından gerekse dosya kapsamındaki tüm delillerden, sanık U. Ş. ile mağdur E. A.'ın arasında duygusal bir ilişkinin bulunduğu bu ilişki kapsamında sanık U. Ş.'in 2016 yılı Aralık ayında İzmir'e geldiğinde mağdur ile öpüştüğü, 07/02/2017 tarihinde İzmir'e ikinci gelişinde ise mağdur ile Alsancak'da buluştuğu, Alsancak'da sanık tarafından kiralanan bir evde sanık ile mağdurun, mağdurun da rıza ile bir kez vajinal yoldan cinsel ilişkide bulundukları anlaşılmış, sanık U. Ş. her ne kadar aşamalardaki savunmalarında; mağdur E. A.'ın kendisine yaşının 17 olduğunu söylediğini iddia etmiş ise de sanık U. Ş. 20/06/2017 tarihli kovuşturma aşamasında bizzat mahkememiz huzurunda alınan savunmasında ise mağdurun annesinin kızının 13 yaşında olduğunu kendisine söylediğini beyan ettiği gibi sanık ile mağdur arasındaki whatsapp yazışmalarından yine tüm dosya kapsamından sanığın mağdur E. A.'ın gerçek yaşını bildiğinin anlaşıldığı gibi mağdur E. A.'ın mahkememizce celp edilen dosya arasında mevcut Buca Kaymakamlığı İlçe Nüfus Müdürlüğünün 04/08/2017 tarihli Mernis doğum raporu formu ve doğum raporu ile 02/03/2003 tarihinde hastanede doğduğunun belirtildiği yani mağdurun nüfus kaydına işlenen doğum tarihinin gerçek doğum tarihi olduğu ve suç tarihleri itibariyle mağdurun 15 yaşından küçük olduğu ve bu durumunda sanık U. Ş. tarafından bilindiği yani sanık tarafından sanığın ve sanık vekilinin savunmalarında belirtmiş oldukları mağdur E. A.'ın yaşı konusunda hataya düşürüldüğüne dair beyanlarının gerçek ve samimi olmadığı anlaşıldığından sanığın bu yöndeki savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir ayrıca sanığın, mağdur E. A. ile cinsel ilişkide bulunduğu sırada kiralamış olduğu bu evde 3-4 saat kaldıkları anlaşılmış ve bu şekilde sanık U. Ş.'in suç tarihleri itibariyle 15 yaşından küçük olduğu anlaşılan mağdur E. A.'a yönelik vücuda organ sokulması suretiyle bir kez cinsel ilişkide bulunarak üzerine atılı vücuda organ sokulması suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği ayrıca çocuğa karşı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın bu suçlardan dolayı aşağıda belirtildiği şekilde ayrı ayrı cezalandırılması yoluna mahkememizce gidilmiştir.
Sanık U. Ş. hakkında bu suçun mağduru E. A.'a yönelik müstehcenlik suçu yönünden ise; sanık U. Ş. hakkında mağdur E. A.'a yönelik müstehcenlik suçunu da işlediği iddiası ile bu sanığın bu suçtan dolayı cezalandırılması istemi ile mahkememize işbu kamu davası açılmış ise de, mağdur E. A.'ın soruşturma aşamasında alınan beyanlarında; sanık U.'un 06/02/2016 tarihinde kendi cinsel organının fotoğrafını çekerek kendisine gönderdiğini beyan etmiş ise de, mağdur E. A. kovuşturma aşamasında bizzat mahkememiz huzurunda alınan beyanında ise bu kez, sanık U.'un bu fotoğrafı göndermediğini beyan ettiği, sanık U. Ş.'in de aşamalardaki tüm savunmalarında; dosya arasındaki mevcut fotoğraftaki cinsel organın kendisine ait olduğunu, ancak bu fotoğrafı mağdura göndermediğini beyan ettiği, tüm bu anlatımlardan ve dosya kapsamından sanığın kendi cinsel organının fotoğrafını çektiği ancak bu fotoğrafı mağdura göndermediğinin anlaşıldığı, bu fotoğrafın sanık tarafından mağdura gönderilmiş olma ihtimalinde dahi sanığın üzerine atılı müstehcenlik suçunun mevcut olayda yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, yasal unsurları oluşmayan ve sabit olmayan müstehcenlik suçundan dolayı sanık U. Ş.'in beraatine dair karar vermek gerekmiştir" şeklinde gerekçeyle sanık Y. K.'ın cinsel istismar suçundan, sanık U. Ş.'in müstehcenlik suçundan beraatlerine, sanık U. Ş.'in cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanıklar hakkında verilen bu hükme yönelik olarak süresi içerisinde sanık U. Ş. müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Sanık müdafii 24/10/2017 tarihli istinaf dilekçesi ile; "Sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğü, mağdurenin gerçekten daha büyük gösterdiği, bu nedenle rapor alınması gerektiği" gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili 10/11/2017 tarihli istinaf dilekçesi ile; "Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Sanık müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin istinaf talepleri üzerine dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dairemizin 2017/3974 esas numarasına kaydı ile yapılan duruşmalı incelemede;
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YARGILAMA SÜRECİ:
İlk derece mahkemesinin kararının niteliği, başvurunun süresinde yapılmış olması ve başvuranların sıfatı birlikte değerlendirilerek istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmiş;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre sanık Y. K.'ın işlediği iddia olunan cinsel istismar, sanık U. Ş.'in işlediği iddia olunan cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve müstehcenlik suçlarından kurulan hükümde sanık müdafii ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin belirttiği hususların değerlendirilmesi amacıyla CMK'nın 280/1-c, 281/1. maddeleri gereğince duruşma açılmasına karar verilmiştir. Yapılan duruşma neticesinde;
Sanık U. Ş.'e CMK'nın 147/1-b ve 191/3-b maddesi gereğince iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi ile CMK'nın 282/1a, b, c ve d maddesi gereğince üyenin inceleme raporu, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, tanık ifadeleri, bilirkişi raporu anlatılmış, dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler, sanık müdafiinin ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin istinaf dilekçeleri içeriği okunmuştur.
SANIK U. Ş. SAVUNMASINDA: "Mahkemede vermiş olduğum ifadeleri tekrar ederim. Hazırlıkta ilişkiyi kabul etmemiştim ama mahkemede olayları doğru bir şekilde anlatmıştım. Orda eksik kaldığını düşündüğüm bazı hususları savunmamda şimdi belirtmek istiyorum. Bizim mağdureyle öncesinde başlayan bir arkadaşlığımız ve görüşmelerimiz vardı, daha sonra bu arkadaşlığımıza son vermiştim. Bunun sebebi de onun bir kısım davranışlarıydı, başka erkeklerle de görüştüğünü biliyordum. Bizim ayrı kaldığımız süre içerisinde kendisinin intihara teşebbüs gibi bir kısım davranışları da oldu. Ben ama ilişkiyi bitirme taraftarıydım. Annesi de bizim bu arkadaşlığımızı biliyordu. Bu ilişkimizi ben noktaladıktan sonra annesi önceleri bana mağdurenin yaşından dolayı görüşmemizi uygun bulmadığı yönünde mesajlar yazmasına rağmen olayın son gerçekleştiği tarihte "E.le hala görüşüyormusunuz" diye bir mesaj gönderip ağlayan bir yüz gönderdi. Mağdure de benimle sürekli görüşmek ve var olan sorunları çözmek istiyordu. Gelmezsen görüşmezsen intihar ederim diyordu. Ben de bunun üzerine son kez onla görüşüp bu ilişkiyi bitirmek adına olay günü İstanbul'dan İzmir'e geldim. İzmir'e gelmeden önce buradan da Yozgat'a geçeceğimden ve aradaki mesafeleri düşünerek günübirlik bir ev tutma ihtiyacını duydum. Bu evi tutmamdaki amaç onunla ilişkiye girmek için değildi. İzmir'den sonra da Yozgat'a seyahat edeceğim için ve okula gittiğimden de yanımda valizlerim ve çantalarımın fazla olmasından dolayı o gün orda kalmayı düşünmüştüm. Bir yer ayarlamıştım, ancak o gün geldiğimde ayarladığım kişiyle irtibat kuramadım. Bunun üzerine mağdure İzmir'li de olması dolayısıyla başka bir yer ayarladı. Kendisi ile Çiğli'de buluştuk. Ordan beraber Alsancağa geçtik. Ben zaten o gün kendisiyle de yalnız kalmak istemiyordum. Onun için arkadaşı olan E.'nunda gelmesini istemiştim. Ben onunda geleceğini zannediyordum. Buluştuğumuzda onun işinin olması dolayısıyla gelemediğini ve bir mesaj gönderdiğini mağdure bana söyledi. Mesajı da gösterdi. Elimde bavul, valiz ve çantalar olması dolayısıyla kendisinin de bana yardımcı olmak isteği doğrultusunda beraber o tutulan eve gittik. Burada ben önce birlikte cafe'ye gidelim orda oturalım, konuşalım diye söyledim. Fakat o burası müsait ve rahat burda konuşuruz dedi ve bu şekilde evde kaldık. Ben kendisine yaşının küçük olduğunu annesinin söylediğini belirtip, diğer sıkıntıları da söyleyerek ayrılmak istediğimi görüşmek istemediğimi kendisine söyledim. O da bana annesinin baştan beri ikimizi ayırmaya çalışıyor ben 14 yaşında gözüküyormuyum, senin de bu yaşta kardeşin var benle o birmiyiz, benim yaşım 15 yaşından büyük diye söyledi. Ben de bu söylemlerine inandım, görünüşü itibariyle de zaten 15 yaşından büyük gözüküyordu. Orda otururken ve konuşurken aramızda gene yakınlaşma oldu ve cinsel ilişkiye girdik. Bu ilişkiden sonra kendisini evinin yakınına bıraktım, daha sonra tutulan bu eve geldim. Kendisi tekrar gelir düşüncesiyle eşyalarımı toplayıp, Yozgat'a okuluma gittim. Ben kesinlikle onun yaşının 15 yaşından küçük olduğunu bilseydim böyle bir ilişkiye girmezdim. Bu konuda beni de tahrik etti ve zorladı dedi devamla ben mağdurenin gerçek yaşını bu olaylar yaşanıp ve benim hakkımda annesi tarafından karakola şikayete gidilmesi üzerine onun bana telefon açıp annesinin beni şikayete gittiğini ve kendi yaşının gerçekten de 15 ten küçük olduğunu ve beni kandırdığını söylemesi üzerine öğrendim. Daha sonra o süre içerisinde kendisine gönderdiğim mesaj içeriklerinden de beni kandırdığı hususu açıkça anlaşılmaktadır. Beni kandırmamış olsaydı zaten böyle mesajları yazmazdım" şeklinde savunmada bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİ BEYANINDA; "Müvekkilimizin savunmalarına aynen katılıyorum. İstinaf dilekçemizi ve ilk derece mahkemesinde yapmış olduğumuz savunmaları aynen tekrar ederiz. Oralarda da belirttiğimiz gibi müvekkilimiz mağdure tarafından yaşı konusunda hataya düşürülmüştür. Dosyadaki tespitler dikkate alındığında da mağdurenin dış görünümü ve vücut gelişimi itibariyle 15 yaşından büyük olduğu anlaşılmaktadır. Mağdure aynı zamanda dosyanın diğer sanığı olan Y. K. konusunda da gerek emniyet makamlarının gerekse de sonrasında Cumhuriyet Savcılığını kandırmış ve onun hakkında da gerçekleşmediği mahkeme tarafından kabul edilen bir eylem dolayısıyla suçlama da bulunmuştur. Böyle bir konuda yetkili makamları kandıran mağdurun üniversite öğrencisi olan müvekkilimizi yaşı konusunda kandırmadığını düşünmek hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkilimiz mağdurenin yaşı konusundaki beyanlarına inanarak ve onun kendisini zorlamasıyla cinsel ilişkiye girmiştir. Ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun olayımızda gerçekleşmeyip bunun cinsel ilişki boyunca birlikte kalınması şeklinde olup, bu suçun tabii unsuru içerisinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Müvekkilim bu suçu işlemiş olduğunu düşünmüş olsaydım, hakkında yasal işlem yapılıp karakola gittiğinde elindeki cep telefonunu rızasıyla verip de bunlarında dikkate alınmasını istemezdi. Bu durum dahi kendisinin mağdure konusunda yanıltıldığını gösteren bir delildir. Bu sebeple müvekkilimizin her iki suç açısından da beraatine dair karar verilmesini ve tutuklulukta geçirdiği sürelerde göz önüne alınarak ve ayrıca öğrenci olup eğitimini de sürdürmesi dikkate alınarak tahliyesine dair karar verilmesini istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
13/02/2018 havale tarihli bilirkişi İ. P. tarafından dosyaya ibraz edilen sanığın cep telefonunda yapılan fotoğraf ve video görüntülerine ilişkin raporu okunup, sanıktan ve müdafiinden bu konuda da savunması sorulması üzerine;
Sanık; "Söz konusu bilirkişi raporu karşı bir diyeceğim yoktur. Ben zaten cep telefonumu kendi isteğim ve rızamla polislere vermiştim. Burda tespit edilen görüntü ve fotoğraflar ilgililerin kendileri tarafından rızalarıyla gönderilen fotoğraflardır. Buna karşı başkaca bir diyeceğim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Müdafiisi; "Söz konusu cep telefonundaki görüntüler müvekkilimizin özel hayatına ilişkin ve ilgililerin kendi rızasıyla kendisine gönderdiği görüntü ve fotoğraflardır. İlgililerinde bu konuda herhangi bir şikayeti yoktur. Biz bu konuda müstehcenlik suçunun unsurlarının oluşmadığı ve bu suçtan dolayı da beraatine dair karar verilmesini istiyoruz. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan İddianame ile sanıklar U. Ş. ve Y. K. hakkında mağdure E. A.'a karşı cinsel istismar, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve müstehcenlik suçlamasıyla sanıklardan Y. K. hakkında TCK'nun 103/1, 53 maddeleri, U. Ş. hakkında ise TCK'nun 103/1, 53, TCK'nun 103/2, 53, 63, TCK'nun 109/3-f, 5, 53 ve TCK'nun 226/3 ve 53 maddeleri uyarınca yargılamasının yapılarak cezalandırılması talep edilmiştir.
Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu 24/10/2017 gün 2017/148 Esas 2017/386 Karar sayılı kararıyla sanıklardan Y. K. hakkında üzerine atılı cinsel istismar suçundan CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, Sanık U. Ş. hakkında üzerine atılı müstehcenlik suçundan CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, cinsel istismar suçundan, 6545 sayılı yasayla değişik TCK'nun 103/1-a maddesi delaletiyle TCK'nun 103/2, 62/1 maddeleri uyarınca neticeten 13 yıl 4 ay hapis, üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da TCK'nun 109/1, 3-f, 5 ve 62/1 maddeleri uyarınca sonuç olarak 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı sanık U. Ş. müdafiinin sanık lehine, katılan ASPB vekilinin ise "mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi" şeklindeki dilekçesi ile istinaf yoluna başvurması üzerine dosya İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gelerek 2017/3974 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dosyada bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanıklardan Y. K. hakkında cinsel istismar suçu yönünden U. Ş. hakkında da cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden verilen ilk derece mahkemesi kararının dosyadaki delillere ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından istinaf talebinin CMK'nun 280/2 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi,
Sanık U. Ş. hakkında müstehcenlik suçundan ilk derece mahkemesi tarafından her ne kadar beraat kararı verilmiş ise de, dosyada bulunan deliller özellikle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi heyeti tarafından atanan bilirkişi İlker Pınar tarafından hazırlanan 24/01/2018 tarihli bilirkişi raporu dikkate alındığında sanık üzerine atılı bulunan müstehcenlik suçunun sübuta erdiği anlaşıldığından, sanık aleyhine katılan A.S.P.B vekilinin yapmış olduğu istinaf talebinin kabul edilerek ilk derece mahkemesinin beraat kararının kaldırılarak sanığın eylemine uyan TCK'nun 226/3, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, sanığın almış olduğu ceza miktarı dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına dair karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi." "şeklinde mütalaada bulunmuştur. " şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Katılan vekilinden mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki son iddiaları sorulması üzerine: "Mütaaladaki sanık Y. K.'ın cinsel istismar suçundan beraatine yönelik ve U. Ş.'in cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin esas hakkındaki redde katılmıyoruz, müstehcenlikle ilgili mütaalaya aynen katılıyoruz, biz sanıkların üzerlerine atılı tüm suçlardan dolayı cezalandırılmalarını istiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanıktan mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki son savunmaları sorulması üzerine:" Avukatım bu konuda beyanda bulunacaktır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafiisiden mütalaaya karşı diyecekleri ile esas hakkındaki son savunmaları sorulması üzerine: "Mütaalayı kabul etmiyoruz, ilk derece mahkemesindeki savunmalarımızı, istinaf dilekçemizi ve bu celse burda yapmış olduğumuz savunmalarımızı aynen tekrar ederiz, müvekkilimiz mağdure tarafından yaşı konusunda hataya düşürülmüştür. Dosyada sanığın aleyhine deliller olduğu kadar lehine de deliller vardır. Bunlar nazara alınarak eylemin rıza halinde gerçekleşmiş olması dikkate alındığında suç vasfı da değişeceğinden müvekkilimizin öncelikle beraatine dair karar verilmesini, mahkemece aksi kanaate varılacaksa lehine olan hükümlerin uygulanmasını ve müvekkilimizin her halükarda tutuklulukta geçirdiği süreler, öğrenci olması nazara alınarak bi hakkın veya adli kontrolle tahliyesine dair karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanıktan son sözü sorulması üzerine; "Benim kendisine göndermiş olduğum son mesaj içeriklerinde de mağdure tarafından yaşı konusunda yanıltıldığım açıkça ortadadır. Bu hususun mahkemenizce dikkate alınmasını istiyorum. Ayrıca mağdure tarafından gönderilen çıplak görüntülerden bende rahatsızlık duydum. Bu durumu annesine de söyleyip, bu konuda kızını uyarmasını ve dikkat etmesini söyledim. Ben beraatimi ve tahliyemi istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanıkların hazırlık, ilk derece mahkemesindeki savunmaları ve sanık U. Ş.'in dairemizce yapılan duruşmadaki savunması ile mağdur beyanları, tanık anlatımları, bilirkişi raporları ve dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelenmiş olup hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş deliller olmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
İddia, sanık U. Ş.'in savunması, mağdure anlatımları, doktor raporları, mesaj tutanakları, müşteki A. Ç.'nın beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; 02/02/2003 tarihinde Buca SSK Hastanesinde doğan ve bu hastane kaydına göre nüfusa tescil edilen mağdure E. A.'ın, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine yatarak psikolojik tedavi gördüğü sırada sosyal paylaşım sitesi olan facebook aracılığıyla İstanbul'da oturduğunu, Yozgat ilinde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümünde öğrenci olduğunu söyleyen sanık U. Ş. ile tanıştığı, bir süre facebook aracılığıyla görüşmeye devam ettikleri, 2016 yılı Aralık ayı başlarında sanık U.'un İzmir'e geldiği, iki gün İzmir'de kaldığı, kaldığı bu süre içerisinde mağdure ile buluşup gezdikleri, birbirlerine sarılıp dudak dudağa öpüştükleri bu durumu cep telefonu kamerası ile kaydettikleri, mağdurenin annesi olan A. Ç.'nın kızının psikolojik problemleri nedeniyle sanıkla sürdürdüğü arkadaşlığa ses çıkarmadığı, sanık İzmir'den gittikten sonra mağdure ile arasında bir takım problemlerin baş gösterdiği, bileklerini kesme girişiminde bulunduğu, şeker hastası olan mağdurenin fazla miktarda insülün alarak intihara kalkıştığı, bu nedenle mağdurenin annesi A.'in sanık ile mesajlaştığı, dosya içerisinde bulunan bu mesaj kayıtlarına göre mağdurenin annesinin önce kızı ile aralarındaki problemleri öğrenmek ve çözmek amaçlı mesajlaştığı, sanığın, mağdurenin kendisine sevgilisi gibi davranması nedeniyle uyardığını belirttiği, mağdurenin annesinin kızının normal davranmadığını, kızı ile aralarında birşey geçip geçmediği, beraber olup olmadıklarını sorması üzerine sanığın birlikte olmadıklarını, bu yaşta biriyle o kadar ileri gitmediğini, yaşının küçük olduğunu söylediği, bu görüşmelerden üç gün sonra yani 27/01/2017 tarihinde sanık mağdurenin annesine peşini bırakmalarını, sürekli kendisini aramamalarını, kızlarının bakire olmadığını, kendisine video gönderdiğini, videodaki görüntülerden bakire olmadığının anlaşıldığını belirttiği, bu aşamadan sonra karışılıklı hakarete varan mesajlaşma sonrası mağdurenin annesinin kızının henüz 13 yaşında olduğunu ondan uzak durmasını söylediği ve şikayetçi olacağını belirttiği, sanık U.'un mağdurenin yaşının küçük olduğunu bildiğini bu nedenle ileri gitmediğini belirtmesine rağmen 07/02/2017 günü İzmir'e gelerek Alsancak semtinde günlük kiraya verilen bir ev tuttuğu, mağdure ile buluşup mağdureyi bu eve götürdüğü, mağdurenin rızasıyla burada vajinal yoldan organ sokmak suretiyle nitelikli istismarda bulunduğu, aynı günün akşamı mağdurenin annesinin mağdurede sanığa ait otobüs biletini görmesi üzerine aralarında tartışma çıktığı ve kavga ettikleri bunun üzerine mağdurenin annesinin polis karakoluna giderek şikayetçi olduğu, mağdurenin 13/02/2017 tarihinde ÇİM'de alınan ifadesinde sanık U.'un sevgilisi olduğunu, U.'a 1999 doğumlu olduğunu söylediğini, beraber gezdiklerini, öpüştüklerini ancak ileriye gitmediklerini ancak annesinin erkek arkadaşı olan Y. K.'ın 2016 yılı Nisan ayı içeresinde kendisine dokunmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu, U.'dan şikayetçi olmadığını, Y.'dan şikayetçi olduğuna ilişkin beyanlarda bulunduğu, aynı tarihte mağdurenin hastanede muayene olmayı kabul etmediği, mağdurenin muayeneye onay vermediği için ve rıza dışı muayenenin bedensel ve ruhsal açıdan sağlığı tehlikeye düşürebileceğinden bahisle muayene yapılamadığına ilişkin adli tıp uzmanı, hemşire ve adli görüşmeciden oluşan heyetçe tutanak tutulduğu, mağdurenin 21/03/2017'de ÇİM'de alınan ikinci ifadesinde, 07/02/2017 tarihinde rızasıyla Alsancak'ta ……….. Kafenin üstündeki bir dairede sanık U. ile cinsel ilişkiye girdiğini şikayetçi olmadığını belirttiği, mağdurenin her ne kadar raporu alınamasada, mağdure ile sanık U. arasında olayın karakola intikal etmesinden sonraki mesajlaşma tutanakları, mağdurenin ÇİM'de alınan ikinci ifadesi ile mahkemede ki rızayla cinsel ilişkiye girdiklerine ilişkin beyanı ve sanık U.'un mahkeme aşamasında mağdure ile rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, kendisini mağdurenin zorladığına ilişkin beyanları karşısında cinsel ilişkinin gerçekleştiği yönünde tam bir kanaat oluştuğu, 2016 yılı Aralık ayı başlarında sanığın İzmir'e geldiğinde mağdur ile bir araya gelip sarılmaları, öpüşmeleri şeklindeki eylemlerin basit cinsel istismar niteliğinde olduğu belirtilerek ayrı bir dava açılmış ise de, sarkıntılık boyutunda kalan bu suçun aynı kasıt altında işlenen nitelikli cinsel istismar suçunun teselsülü niteliğinde olduğu, mağdure gerçek yaşını sanığa söylemediğini, 1999 doğumlu olduğunu söylediğini, sanıkta mağdurenin gerçek yaşını bilmediğini, 18 yaşından büyük olarak bildiğini belirtmiş ise de, sanık U. ile mağdurenin annesi arasındaki mesajlaşma tutanağı ve olayın karakola intikal etmesinden sonra mağdure ile sanık arasındaki mesajlaşmalardan mağdure ile sanığın arkadaşlığının 5-6 aydır devam ediyor olmasıda nazara alındığında, sanığın mağdurenin yaşının küçük olduğunu bildiği hatta annenin kızının 13 yaşında olduğunu söylemesine rağmen mağdurenin annesinin kendilerini ayırmak için böyle söylediği yönündeki beyanlarına itibar edilerek bu konuda nüfus cüzdanına bakmak gibi basit bir araştırma yapmadan İzmir'e gelerek mağdureyi kiraladığı eve götürüp organ sokmak suretiyle nitelikli istismarda bulunduğu, sanığın bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları gözönünde bulundurulduğunda sanığın mağdurenin yaşı konusunda kaçınılmaz bir hataya düştüğüne ilişkin savunmasına itibar edilmemiş olup; sanık U.'da ele geçen cep telefonu üzerinde gerek soruşturma aşamasında gerekse dairemizce yapılan bilirkişi incelemelerinde cep telefonunda mağdure ve mağdureden başka çocuklara ait çok sayıda müstehcen nitelikte görüntü ve videoların olduğu bu kapsamda sanığın üzerine atılı olan TCK'nın 226/3-2. cümlede belirtilen çocuklara ait müstehcen görüntüleri bulundurmak suçununda sabit olduğu anlaşılmış olmakla;
6763 sayılı kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 103. maddesinde yapılan değişikliğin sanık lehine herhangi bir düzenleme içermemesi nedeniyle sanık hakkında 6545 sayılı yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 103/1.a maddesi delaleti ile 103/2 maddesi uyarınca hüküm kurulmuş, suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, failin güttüğü amaç ve saiki, eylemin mağdure üzerindeki etkisi ve sonraki sonuçları nazara alınarak takdiren alt sınırdan ceza tayini yoluna gidilmiş, sanığın ilk İzmir'e geldiği sırada mağdure ile buluşup gezerken fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere sarılıp dudaktan öpüşmeleri nedeniyle sanığın mağdura karşı basit cinsel istismar niteliğinde eylemlerde bulunduğu, bu eylemlerin ayrı bir suç oluşturmayıp nitelikli cinsel istismarın teselsülü niteliğinde olduğu ve bu nedenle cezasının zincirleme suç hükümlerine göre eylem sayısı dikkate alınarak alt sınırdan arttırıldığı ve sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına karar verilmiş yine müstehcenlik suçunda da suçun işleniş biçimi, sebep ve saikleri, şahsi ve sosyal durumu, görüntülerin elde ediliş şekli, mağdur adedi göz önünde bulundurularak takdiren ve teşdiden ceza tayini yoluna gidilmiş, sanığa verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek hükmolunan cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince indirim yapılmıştır.
Sanık Y. K. hakkında mağdur E. A.'a yönelik cinsel istismar suçundan dolayıda kamu davası açılmışsa da sanığın tüm aşamalardaki savunmaları, mağdurenin kovuşturma aşamasındaki iddiaları ve tüm dosya kapsamından, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı gibi delillerinde mahkumiyete yeterli olmadığından müsnet suçtan mahkemece verilen beraat hükmünün usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu hükme yönelik katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının istinaf talebinin reddi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,
Sanık U. Ş.'in 07/02/2017 günü İzmir'e gelerek günü birlik evlerden tutup mağdureyi bu eve götürüp bu evde rızasıyla alıkoyup cinsel ilişkiye giren sanığın eyleminde bir hakkın kullanımının söz konusu olmadığı gibi, mağdurenin yaşının küçüklüğüne nazaran rızasının fiili hukuka uygun halede getirmeyeceği ve eyleminin 5237 sayılı kanunun 109/1,3f ve 5.maddelerine uyan suçu oluşturduğu anlaşıldığından bu suça yönelik sanık müdafiisinin istinaf talebinin esastan reddine dair karar verilmiş olup;
Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 gün ve 2017/148 esas, 2017/386 karar sayılı cinsel istismar ve müstehcenlik suçları yönünden kurulan hükümlerin CMK'nın 280/2. maddesi gereğince kaldırılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Sanık Y. K.'ın hakkında mağdur E. A.'a yönelik cinsel istismar suçundan yapılan yargılamaya, mahkemenin; soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine ve hükmün gerekçesine göre; suçun unsurları itibariyle oluşmadığı ve delillerin hükümlülüğe yeter derecede olmadığı anlaşılmakla; Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine yönelik ve sair istinaf itirazlarının da reddiyle, CMK’nın 280/1.a ve 286/1.maddeleri gereğince YARGITAY’DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-) Sanık U. Ş.'e yükletilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi ile ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık müdafiinin sanığın mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğünü, mağdurun gerçekte daha büyük gösterdiğini, bu nedenle rapor alınması gerektiğine yönelik ve yerinde görülmeyen sair istinaf istemlerinin reddiyle, CMK’nın 280/1.a ve 286/2.a maddeleri gereğince KESİN olarak İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
3) Sanık U. Ş. hakkında cinsel istismar ve müstehcenlik suçundan kurulan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 gün ve 2017/148 esas, 2017/386 karar sayılı hükmünün CMK'nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
4- A-) Sanık U. Ş.'in mağdur E. A.'a yönelik 07/02/2017 tarihinde vücuda organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğu anlaşılmakla, eylemine uyan lehine olan 6545 sayılı yasa ile değişiklik 5237 sayılı TCK'nın 103/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, failin güttüğü amaç ve saiki, eylemin mağdure üzerindeki etkisi ve sonraki sonuçları nazara alınarak takdiren 16 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında mağdureye karşı 2016 yılı Aralık ayı başlarında gerçekleşen basit cinsel istismar eyleminin ayrı suç oluşturduğundan sanık hakkında kamu davası açılmış ise de bu eyleminin nitelikli cinsel istismar suçunun teselsülü niteliğinde olduğunun kabulü ile cezasında TCK'nın 43/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılarak 20 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek hükmolunan cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 16 YIL 8 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı (kısa süreli olmayıp 2 yıldan fazla olduğundan) TCK'nın 50, 51, CMK'nın 231 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK 'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,
B-) Sanık U. Ş.'in çocuklara ait müstehcen görüntüleri cep telefonunda bulundurmak suretiyle eylemine uyan TCK'nın 226/3. maddesinin 2. cümlesi gereğince suçun işleniş biçimi, sebep ve saikleri, şahsi sosyal durumu, görüntülerin elde ediliş şekli, mağdur adedi göz önünde bulundurularak takdiren ve teşdiden 3 YIL HAPİS VE 180 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek hükmolunan cezasından TCK'nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS VE 150 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa hükmolunan adli para cezasının sanığın kişiliğine sosyal ve ekonomik durumuna, suçun işlenmesindeki özelliklere göre TCK'nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü takdiren 20,00 TL' den hesaplanarak neticeten sanığın 3.000,00 TL ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen adli para cezasının miktarı, sanığın ekonomik ve sosyal durumu göz önüne alınarak TCK'nın 52/4 maddesi göz önüne alınarak verilen adli para cezasının takdiren birer ay ara ile olmak üzere 20 eşit taksitte sanıktan TAHSİLİNE, sanığın adli para cezasını zamanında ödememesi halinde kalan kısmın tamamının sanıktan TAHSİLİNE, ödenmeyen adli para cezasıyla ilgili 6545 sayılı yasanın 81. Maddesiyle değişik 5275 sayılı yasanın 106/3 maddesi gereğince işlem yapılacağı hususunun TCK' nın 52/4 maddesi gereğince sanığa İHTARINA, (ihtar edildi.)
Sanığa hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı (kısa süreli olmayıp 2 yıldan fazla olduğundan) TCK'nın 50, 51, CMK'nın 231 maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. Maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 günlü resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,
Sanığın cinsel istismar suçu nedeniyle aldığı hapis cezasının miktarı, tabi olduğu infaz rejimi, tutuklulukta kaldığı süre, kaçma şüphesinin olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı hususları birlikte değerlendirilerek takdiren TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNE, hükmen tutukluluk halinin devamına, CMK 101/2 madde gereği tutuk halinin devamına ilişkin kararın gerekçeleri ile sanığa sözlü olarak anlatılmasına (anlatıldı) hüküm özetinin bulunduğu cezaevi müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
Sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin kararın bir yakınına veya belirlediği bir kişiye Cumhuriyet Başsavcılığı marifetiyle haber verilmesine,
Sanığın tutukluluk halinin devamı kararına yönelik olarak tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Mahkememize dilekçe vermek veya Zabıt Katibine beyanda bulunarak tutanağa geçirtmek ilgilinin cezaevinde bulunması nedeniyle ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine itiraz başvuru yolunun açık olduğunun BİLDİRİLMESİNE, (BİLDİRİLDİ)
Sanığın tutukluluk ve gözaltında geçirdiği sürelerin hükmolunan cezasından TCK'nın 63. maddesi gereğince mahsubuna,
Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kendisine 3.960.00 TL' ye ek olarak istinaf mahkemesindeki duruşma dolayısıyla 1.090,00 TL olmak üzere toplam 5.050,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine,
Yargılama nedeniyle yapılan 11,00 TL'den 8 davetiye gideri 88,00 TL, 14,00 TL'den 3 davetiye gideri 42,00 TL, 400,00 TL bilirkişi gideri, 24,7 posta gideri ile mağdur için atanan zorunlu vekil gideri 800,00 TL toplamı 1354,7 sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair, iddia makamının huzurunda sanık U. Ş. ve müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin yüzüne karşı, sanık Y. K. ve müdafiinin yokluğunda, mütalaaya kısmen uygun kısmen aykırı olarak sanık U. Ş.'in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden KESİN, CMK’nın 280/2 ve 286/1 maddeleri gereğince sanık Y. K.'a yükletilen cinsel istismar ve sanık U. Ş.'e yükletilen cinsel istismar ve müstehcenlik suçları yönünden YARGITAY’DA TEMYİZ yolu açık olmak üzere, CMK'nın 291. maddesi uyarınca kararın yüzüne karşı verilenlere tefhim, yokluğunda karar verilenler yönünden tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay 14. Ceza Dairesine sunulmak üzere sanık U. Ş.'in cezaevinde bulunması nedeniyle ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyan ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi yada bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle hükmü temyiz edebileceklerine, süresinde temyiz etmedikleri takdirde ise hükmün kesinleşeceği ve infaz için dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine;
Sanık U. Ş.'e yükletilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin verilen hükmün ise KESİN olarak verildiğinden sanık Y. K.'a yükletilen cinsel istismar ve sanık U. Ş.'e yükletilen cinsel istismar ve müstehcenlik suçlarıyla ilgili olarak verilen kararın temyiz edildiği takdirde, sanık U. Ş.'e yükletilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla ilgili verilen hükmün kesinleştirilmesi için kararın onaylı bir suretinin çıkartılmak suretiyle hükmü veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair 15/02/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)