Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19/12/2017 tarihli 2017/2386 Esas sayılı iddianamesi ile; sanıklar Ö. B. ve Ö. B.ün Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama ve 2313 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08/05/2018 tarih, 2018/10 Esas 2018/174 Karar sayılı kararı ile sanık Ö. B.'ün atılı suçlardan beraatine, sanık Ö. B.'nun 2313 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan 2313 Sayılı yasanın 23/5-1.cümlesi ve TCK'nın 62/1 maddesi uyarınca neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezası ile, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçundan TCK'nın 188/3 ve 62/1 maddeleri gereğince neticeten 8 yıl 4 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafinin süresinde yaptığı istinaf talebi üzerine dosyanın Dairemize geldiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 tarih, 2010/8-134 esas- 2010/217 karar sayılı içtihadında; ‘Şüpheden sanık yararlanır ilkesi' özet olarak aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
Latince ‘in dubio pro reo' olarak ifade edilen ve masumiyet (suçsuzluk) karinesinin bir uzantısı olan ‘şüpheden sanık yararlanır ilkesi' ceza yargılaması hukukunun evrensel nitelikteki önemli ilkelerinden biridir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir.
Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2. maddelerinde düzenlenmiş bulunan suçsuzluk karinesi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçsuz sayılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu karine uyarınca, suçsuz olduğu varsayılan kişinin suçlu kabul edilmesi için kesin hükümle mahkum olması, mahkumiyet için de fiilin ispatlanması, yani şüphenin bertaraf edilmesi gerektiğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi suçsuzluk karinesinin bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Prof. Dr. H. Hakeri; Şüpheden Sanığın İstifade Etmesi İlkesini; ‘Mahkeme, Muhakeme Hukuku açısından kullanılmasına izin verilen bütün delilleri dinlediği halde, maddi mesele hakkındaki şüphesini yenemezse, suç fiilini sanığın lehine olacak şekilde karara bağlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 maddesindeki ‘suçsuzluk karinesi', şüpheden sanığın faydalanmasını gerektirir' şeklinde özetledikten sonra; Şüpheden sanık yararlanır kuralının anlamını şu şekilde açıklamıştır:
'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır. Buna göre, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkûmiyet kararının verilebilmesi için, o kimsenin o suçu işlediğinin yüzde yüz oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki yüzde birlik şüphe dahi, sanığın beraat etmesine yol açar. Böylece masum bir kimsenin cezalandırılmasındansa, suçlu bir kimsenin serbest bırakılması daha üstün tutulmaktadır. Nitekim jüri sisteminin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde jürinin tek görevi, sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda, yani ispat hususunda karar vermektir. Jüri 11 üyeden oluşmaktadır ve bir kimsenin suçu işlediğine karar verilebilmesi için 11 üyeden, 11'inin de sanığın suçu işlediğine kanaat getirmesi gerekir. 10 üye sanığın suçu işlediği; ancak bir üye işlemediği yönünde oy kullandığı takdirde, sanığın beraatına karar verilir. Bu örnek, şüphenin yüzde yüz oranında yenilmemesi dolayısıyla, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay da benzer olaylardaki pek çok kararlarında bu ilkeye gerekli önemi vermektedir. Çeşitli kararlarda bu husus söyle ifade edilmiştir:
Ceza yargılamalarında amaç, gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılmasıdır; şüphenin bulunması halinde, mahkûmiyet kararı verilmesi ceza yargılaması hukukunun genel ilkelerine aykırıdır; şüpheden sanığın yararlanacağı evrensel bir ceza yargılaması hukuku ilkesidir ve varsayımlara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Dosyanın incelenmesinde;
09/02/2017 tarihinde 156 Jandarma ihbar hattını arayan bir şahsın sanıklar Ö. B. ve Ö. B.'nun kenevir bitkisi ekerek kubar esrar elde ettikleri, bu kubar esrarı Ö. B.'ün kendi evinde ve annesinin evinde, sanık Ö. B.'nun kendi evinde ve kardeşi S.’ın evinde sakladıkları, satarak ticaretini yaptıkları ihbarında bulunduğu, bunun üzerine Ödemiş Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/650 Değişik İş Sayılı kararına istinaden 10/02/2017 tarihinde sanık Ö. B.'nun ikametinde arama yapıldığı, yapılan arama sonucunda oturma odasında hassas terazi, bahçede poşet içerisinde 110 gram kubar esrar, 1 gram kenevir tohumu bulunduğu, yapılan araştırma sonucunda sanığın evinin 300 metre kadar uzağında 300 adet pet bardak içerisine ekilmiş yeni filizlenmiş hint keneviri bitkilerinin ele geçirildiği,
Ele geçirilen kenevir bitkilerinden alınan numune üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucunda, söz konusu bitkilerin hint kenevir bitkisi fideleri olduğu, küçük olmaları nedeniyle esrar elde etmeye elverişli olmadıkları, hint keneviri bitkisi tohumlarının uyuşturucu madde içermediği, keza yeşil renkli bitki parçalarının esrar aktif maddelerinden THC ihtiva eden bitki parçası olduğu ve elde edilebilecek esrar miktarının 59,4 gram olduğunun tespit edildiği,
Sanığın alınan savunmalarında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, söz konusu hint keneviri bitkilerini kendisinin ekmediğini, evinin bahçesinde bulunan esrar maddesinin kendisine ait olmadığını, bir dönem esrar maddesi kullandığını, hassas teraziyi incir satışında kullandığını beyan ettiği,
CMK'nın 75.maddesi kapsamında sanık Ö. B.'ndan alınan idrar örneği üzerinde yapılan analiz sonucunda düzenlenen rapora göre, sanığın idrarında kokain ve THC maddelerinin pozitif olduğu,
Sanığın idrar tahlili ile tespit edilen esrar ve kokain maddesi kullanımına ilişkin olarak soruşturma aşamasında tefrik kararı verildiği, sanık hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından KDAE kararı verildiği,
Olay yerinde ele geçirilen poşet üzerinde parmak izi bulunmadığı,
Mahallinde yerel mahkeme tarafından keşif yapıldığı, keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre, sanık Ö. B.'nun ikametinin kamu arazisi içerisinde ele geçirilen pet bardaklarda dikili 300 adet hint keneviri bitkisinin ele geçirildiği yere olan uzaklığının kuş uçuşu 300 metre civarında olduğu, sanığın evi ile bu alan arasında asfalt yol bulunduğu, sanığın evinde ele geçirilen hassas terazinin 5 gram ile 40 kg arasındaki ağırlıkları tartabileceğinin belirlendiği anlaşılmıştır,
Tüm bu tespitler ışığında yapılan değerlendirme sonucunda;
Sanığın aşamalarda değişmeyen atılı suçları işlemediğine dair savunmaları, dosyada mevcut kolluk araştırmasına göre söz konusu hint keneviri bitkilerini eken kişilerin tespit edilemediği, olayı aydınlatabilecek herhangi bir iz veya emareye rastlanmadığına dair tutanak, sanığın ikameti ile hint keneviri bitkilerinin dikili olduğu kamu arazi arasında kuş uçuşu 300 metre mesafe olması, aradan asfalt yolun geçtiğinin tespiti, suça konu kenevir bitkilerinin sanık tarafından dikildiğini, bakımının yapıldığını gören herhangi bir tanığın bulunmaması, kenevir bitkilerinin sanığa aidiyetini gösterir parmak izi vb. delil bulunmaması karşısında, sanığın üzerine atılı 2313 Sayılı Kanuna Muhalefet suçunu işlediğine dair soyut iddia dışında, savunmasının aksine, cezalandırılmasına yetecek, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, "şüpheden sanık yararlanır" evrensel prensibi de gözetilerek sanık Ö. B.'nun üzerine atılı 2313 Sayılı Kanuna Muhalefet suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, suç konusunu oluşturan esrar maddesinin miktarı, ele geçiriliş biçimi, ele geçen madde miktarının sanığın kişisel kullanma sınırları içinde kalması, zaman zaman esrar maddesi kullandığını beyan eden sanığın idrar analiz sonucuna göre esrar kullandığının sabit olması, uyuşturucu madde ticaretinde kullanıldığı belirtilen terazinin sanığın savunmasında belirttiği üzere incir tartmak için kullanılabilecek büyüklükte 40 kilograma kadar tartım yapabilen nitelikte olup hassas terazi niteliğinde olmaması, sanık hakkında teknik ve fiziki takip bulunmaması, uyuşturucu maddenin toplu halde olup satışa hazır paketler halinde olmaması, paketlemeye yarayan herhangi bir malzeme ele geçirilememiş olması, sanığın uyuşturucu madde sattığı herhangi bir şahıs bulunmaması karşısında, sanığın esrar maddesini satma veya başkasına verme gibi kullanma dışında, ticari amaçla bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil elde edilemediği, sanığın eyleminin Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçunu oluşturduğu, ancak sanığın aynı tarihli kullanım raporu doğrultusunda verildiği anlaşılan KDAE kararı bulunduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama suçunun sübut bulmadığı, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varıldığından sanık Ö. B.'nun atılı suçtan CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği, sanık müdafinin istinaf taleplerinin yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu husus dosya içeriği ve delil durumuna göre; yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadığından 7035 Sayılı Kanun ile değişik 5271 Sayılı CMK'nın 303/1-a maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olmakla;
1-)Sanık Ö. B. hakkında Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 08/05/2018 tarih, 2018/10 Esas, 2018/174 karar sayılı mahkumiyet hükmünün KALDIRILMASINA,
2-)Sanık Ö. B.'nun üzerine atılı Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama ve 2313 Sayılı Yasaya Muhalefet suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla CMK' nın 223/2-e maddesi gereğince atılı suçlardan AYRI AYRI BERAATİNE,
3-)Ödemiş Adli Emanetinin 2017/341 ve 2017/464 sırasında kayıtlı bitki tohumları ve bitki parçaları ile İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından şahit numune olarak alıkonulan hint keneviri bitkilerinin bizatihi suç teşkil etmeleri nedeniyle TCK'nın 54/4 maddesi gereğince MÜSADERESİNE,
Ödemiş Adli Emanetinin 2017/228 sırasında kayıtlı 1 adet terazinin bizatihi suç teşkil etmediği ve suçta kullanıldığı sabit olmadığından sanığa İADESİNE,
4-)Beraat eden sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.360,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanık Ö. B.'na verilmesine,
5-)Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
6-)Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
SONUÇ: Dair; İstinaf kararının sanık müdafine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunmak ve tutanağı hakime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olarak 16/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)