Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerinin yaptığı çalışmalar kapsamında alınan istihbari bilgilere göre, Yenişehir Mahallesi 1241/6 Sokak No:12 Konak İzmir adresinde ikamet eden V. S.'un ikametinde zulaladığı uyuşturucu maddeleri sattığının tespit edilmesi üzerine, İzmir 6.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2058 Değişik iş sayılı arama kararına istinaden 21/06/2016 tarihinde söz konusu adrese gidildiği, bahse konu ikametin sonradan merdivenle ayrıldığının tespit edildiği, 1 oda ve terastan oluşan bu kısımda yapılan aramada kuş kümesinin yanında bulunan litrelik su bidonu içerisinde 34 adet satışa hazır meşelenmiş esrar maddesi, 17 adet sonradan esrar olduğu anlaşılan uyuşturucu madde ve poşet içerisinde daralı 9.75 gram esrar maddesinin ele geçirildiği, ikamette devam eden aramalarda başkaca suç unsuruna rastlanılmadığı, polis memurlarının arama yapılan adreste hakkında 18 yaşından küçük olması nedeniyle ayrı soruşturma yürütülen ve KYOK kararı verilen A. Ç. ile karşılaştıkları, A. Ç.'nin dayısı M. İ.'ın bu adreste kuşlara baktığını, kendisinin uyuşturucu maddelerin kime ait olduğunu bilmediğini beyan ettiği, A. Ç.'nin beyanlarına arama tutanağında yer verildiği, A. Ç.'nin bu beyanı üzerine sanık M. İ.'ın da soruşturmaya dahil edildiği,
Sanık V. S.'un soruşturma aşamasında alınan beyanında; oturduğu dairenin kendisine ait olduğunu, üstte bulunan daireyi teyzesi H. P.'dan sanık M.'un kiraladığını, burada 7 aydır yalnız yaşadığını, kuş kafeslerinin M.'a ait olduğunu, uyuşturucu maddeler ile kendisinin ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği,
Sanık M. İ.'ın soruşturma aşamasında alınan beyanında; söz konusu dairede 4 ay oturduğunu, daha sonra bu adreste R. B.'ın oturmaya başladığını, R.'den 250,00 TL kira bedeli aldığını, ancak kuşların ve kafeslerin kendisine ait olduğunu, kafeslerin evin balkonunda bulunduğunu, eve girmeden kafeslerin yanına gidebildiğini beyan etmesi üzerine sanık R. B. hakkında da soruşturma başlatıldığı,
Sanık R. B.'ın soruşturma aşamasında alınan beyanında; Efe Dede lakabı ile tanındığını, M. İ.'ı cezaevi arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, pek çok kez Yenişehir Mahallesi 1241/6 Sokak No:12 Konak İzmir adresine gittiğini, M. ile birlikte uyuşturucu madde kullandıklarını, ancak bu adresi sanık M.'dan kiralamadığını, bu adreste hiç oturmadığını, bulunan uyuşturucu maddeler ile ilgisinin bulunmadığını, M.'un suçu üzerine yıkmaya çalıştığını savunduğu,
Suça sürüklenen çocuk sıfatıyla beyanı alınan A. Ç. soruşturma aşamasında; V. S.'un evinin üst katında oturan elli-altmış yaşlarında olan Efe Dede olarak tanınan amcanın evine sık sık gittiğini, bu evin çatı katında kuş kafesleri bulunduğunu, 21/06/2016 tarihinde bu evde bulunduğu sırada eve polisler geldiğini, çatıda bulunan kümesin anahtarını istediklerini, kendisinin de aşağıya inerek kapının arkasında duvarda asılı bulunan anahtarı polislere verdiğini, uyuşturucu maddelerden haberinin olmadığını beyan ettiği,
İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 27/06/2016 tarih ve İZM-KİM-16-07327 numaralı Uzmanlık Raporuna göre ele geçirilen tüm maddelerin esrar aktif maddelerinden THC içerdiği, elde edilebilecek esrar miktarının 8,934 gram ve 56,7 gram olduğunun belirlendiği,
Yapılan soruşturma sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26/09/2016 tarih ve 2016/56898 Soruşturma, 2016/29232 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar M. İ., V. S. ve R. B.'ın Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29/12/2017 tarih ve 2016/357 Esas, 2017/376 Karar sayılı kararı ile sanıklar M. İ. ve V. S.'un atılı suçtan beraatlerine, sanık R. B.'ın TCK'nun 188/3 maddesi uyarınca neticeten 11 Yıl Hapis ve 2.000,00 TL Adli Para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanıklar M. İ. ve V. S. hakkında verilen beraat kararlarının kesinleştiği, sanık R. B. ve müdafinin istinaf başvuruları üzerine dosyanın dairemize geldiği anlaşılmıştır.
Kovuşturma aşamasında sanık M. İ.'ın suçlamayı kabul etmeyerek uyuşturucu maddelerin sanık R. B.'a ait olduğunu, ancak kuş kafeslerinin kendisine ait olduğunu, uyuşturucu maddeyi kuş kafeslerinin yanına kimin koyduğunu bilmediğini beyan ettiği,
Kovuşturma aşamasında sanık V. S.'un suçlamayı kabul etmeyerek teyzesi H.'in kuş kafeslerinin bulunduğu daireyi önce M.'a, sonra R.'e kiraya verdiğini ancak R.'i kuş kafeslerinin bulunduğu daireye girip çıkarken görmediğini, soruşturma aşamasında sanık M.'un bu evden taşınıp yerine R.'in taşındığını bilmediğini beyan ettiği,
Kovuşturma aşamasında sanık R. B.'ın soruşturma aşamasındaki savunması doğrultusunda suçlamayı kabul etmeyerek bu adreste ikamet etmediğini, ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisinin bulunmadığını savunduğu,
Savunma tanığı İ. T.'ın arama tarihinden geriye doğru bir aydan beri sanık R.'in kümesin bulunduğu odada kaldığını, polislerin kümesin bulunduğu yere doğru merdivenden çıktıkları esnada R. B.'ın da aşağıya inmekte olduğunu, polis memurlarının hiç müdahalede bulunmadığını beyan ettiği,
Tutanak tanığı M. K. Ö.'nin, V. S.'a ait olduğu belirtilen adreste yapılan aramaya katıldığını, çatı katında tek gözlü bir oda ve teras şeklinde bir yer bulunduğunu, buradaki kuş kafesinin yanında su bidonu içerisinde uyuşturucu maddeler bulunduğunu, evde bulunan çocuğun kuş kafesini dayısı M. İ.'a ait olduğunu beyan ettiğini, daha sonra olay yerine gelen V. S.'un da kuş kafeslerinin olduğu yerdeki evi M. İ.'ın kullandığını belirttiğini, kuş kafeslerinin olduğu yere herhangi bir kapı girişinden girilmediğini, direk ulaşılabildiğini beyan ettiği,
Tutanak tanığı T. Ö.'in, V. S.'un evinin yan tarafından merdivenle yukarı çıkılıp birinci ulaşıldığında bir oda gördüklerini, taraça şeklinde bir boşluk bulunduğunu, boşluktaki güvercin kümeslerinin bulunduğu yerde uyuşturucu madde ele geçirdiklerini, oradaki çocuğun kendilerine kümesin dayısı M.'a ait olduğunu, tek göz odayı M.'un kullandığını beyan ettiğini, R. B. ile ilgili kendilerine herhangi bir bilgi gelmediğini, yine bu adresi M.'un kullandığına dair muhtarın imzaladığı bir belge bulunduğunu, daha önceden sanık R.'i tanıdığını, R.'i merdivenden inerken görmediğini, olay yerindeki kalabalık arasında da R.'i görmediğini beyan ettiği anlaşılmış,
Yapılan yargılama sonucunda tanıklar İ. T. ve A. Ç.'nin arama yapılan adreste sanık R. B.'ın ikamet ettiğine ilişkin beyanlarına itibar edilerek sanıklar V. S. ve M. İ.'ın beraatlerine, sanık R. B.'ın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.10.2010 tarih, 2010/8-134 esas- 2010/217 karar sayılı içtihadında; ‘Şüpheden sanık yararlanır ilkesi' özet olarak aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
Latince ‘in dubio pro reo' olarak ifade edilen ve masumiyet (suçsuzluk) karinesinin bir uzantısı olan ‘şüpheden sanık yararlanır ilkesi' ceza yargılaması hukukunun evrensel nitelikteki önemli ilkelerinden biridir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, teorikte olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir.
Anayasanın 38/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2. maddelerinde düzenlenmiş bulunan suçsuzluk karinesi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçsuz sayılması gerektiğini ifade etmektedir. Bu karine uyarınca, suçsuz olduğu varsayılan kişinin suçlu kabul edilmesi için kesin hükümle mahkum olması, mahkumiyet için de fiilin ispatlanması, yani şüphenin bertaraf edilmesi gerektiğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi suçsuzluk karinesinin bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Prof. Dr. H. Hakeri; Şüpheden Sanığın İstifade Etmesi İlkesini; ‘Mahkeme, Muhakeme Hukuku açısından kullanılmasına izin verilen bütün delilleri dinlediği halde, maddi mesele hakkındaki şüphesini yenemezse, suç fiilini sanığın lehine olacak şekilde karara bağlar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2 maddesindeki ‘suçsuzluk karinesi', şüpheden sanığın faydalanmasını gerektirir' şeklinde özetledikten sonra; Şüpheden sanık yararlanır kuralının anlamını şu şekilde açıklamıştır:
"Şüpheden sanık yararlanır" ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır. Buna göre, bir suç işlediği iddiasıyla yargılanan kimse hakkında mahkûmiyet kararının verilebilmesi için, o kimsenin o suçu işlediğinin yüzde yüz oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki yüzde birlik şüphe dahi, sanığın beraat etmesine yol açar.
Böylece masum bir kimsenin cezalandırılmasındansa, suçlu bir kimsenin serbest bırakılması daha üstün tutulmaktadır. Nitekim jüri sisteminin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde jürinin tek görevi, sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda, yani ispat hususunda karar vermektir. Jüri 11 üyeden oluşmaktadır ve bir kimsenin suçu işlediğine karar verilebilmesi için 11 üyeden, 11'inin de sanığın suçu işlediğine kanaat getirmesi gerekir. 10 üye sanığın suçu işlediği; ancak bir üye işlemediği yönünde oy kullandığı takdirde, sanığın beraatına karar verilir. Bu örnek, şüphenin yüzde yüz oranında yenilmemesi dolayısıyla, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay da benzer olaylardaki pek çok kararlarında bu ilkeye gerekli önemi vermektedir. Çeşitli kararlarda bu husus söyle ifade edilmiştir:
Ceza yargılamalarında amaç, gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılmasıdır; şüphenin bulunması halinde, mahkûmiyet kararı verilmesi ceza yargılaması hukukunun genel ilkelerine aykırıdır; şüpheden sanığın yararlanacağı evrensel bir ceza yargılaması hukuku ilkesidir ve varsayımlara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Tüm bu tespitler ışığında;
Sanık R. B.'ın uyuşturucu madde sattığına ilişkin herhangi bir teknik takip ve fiziki izleme, telefon dinlemesi, kamera kaydı gibi somut bir delilin mevcut olmadığı, uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği terasın kapısının bulunmayıp merdivenle çıkılan bir alan olduğu, herkesin bu alana ulaşma imkanının bulunduğu, sanığın aşamalarda değişmeyen istikrarlı savunmalarında suçlamayı kabul etmeyerek uyuşturucu maddelerin kendisine ait olmadığını savunduğu, uyuşturucu maddelerin sarılı bulunduğu her hangi bir materyal üzerinde sanığın parmak izinin bulunmadığı, soruşturma aşamasında beyanı alınmayan yargılama aşamasında savunma tanığı olarak ismi bildirilen tanık İ. T.'ın beyanına, soruşturma aşamasında arama esnasında arama konusu yapılan adreste olduğu tespit edilen A. Ç.'nin aşamalarda değişen çelişkili beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, sanık M.'un beyanlarının da atfı cürum mahiyetinde olduğu, uyuşturucu maddelerin bulunduğu yerdeki kuş kafesinin sanık M. tarafından kullanıldığının kendi beyanı ile de sabit olduğu, sanık R. B.'ın uyuşturucu madde sattığı herhangi bir şahıs bulunmadığı, bir an için sanığın söz konusu adreste ikamet ettiği kabul edilse bile uyuşturucu maddelerin oda içerisinde bulunmayıp herkesin erişebileceği terasta ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, söz konusu uyuşturucu maddelerin sanık R. B.'a ait olduğuna ve ticaret kastı ile bulundurduğuna dair şüphe oluştuğu," şüpheden sanık yararlanır" evrensel ilkesi doğrultusunda sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak yeterli ve kesin delil elde edilemediği, bu nedenle sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, sanık R. B.'ın üzerine atılı suçtan CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan hususun dosya içeriği ve delil durumuna göre; yeniden yargılamayı gerektirmediği ve olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından 7035 Sayılı Kanun ile değişik 5271 Sayılı CMK.nın 303/1-a. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olmakla;
1-)Sanık R. B. hakkında İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29/12/2017 tarih ve 2016/357 Esas 2017/376 Karar sayılı kararı ile verilen MAHKUMİYET HÜKMÜNÜN KALDIRILMASINA,
2-)Sanık R. B.'ın üzerine atılı Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair, cezalandırılması için yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
3-)İzmir Adli Emanetin 2016/8415 sırasına kayıtlı suça konu 10,89 gram bitki parçası, 52,7 gram katı madde parçaları ile İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından muhafaza edilen şahit numunelerin TCK'nun 54/4 maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,
İzmir Adli Emanetin 2016/8415 sırasına kayıtlı bulunan vücut izleri, muhtelif sayıda şeffaf jelatin ve 2 adet poşetin DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANILMASINA,
4-)Beraat eden sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 3.960,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
5-)Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
6-)Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
SONUÇ: Dair; İstinaf kararının sanığa ve sanık müdafine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunmak ve tutanağı hakime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olarak 16/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)