Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık E. S. hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2013 tarihli 2013/1418 Soruşturma ve 2013/538 Esas sayılı iddianamesi ile; sanık E. S. hakkında 03.07.2012 tarihinde işlemiş olduğu Kullanmak İçin Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Satın Almak suçu nedeniyle TCK'nun 191/1-2, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Muğla 1. Ceza Mahkemesi'nin 15/12/2016 tarih ve 2013/96 Esas ve 2016/343 Karar sayılı kararı ile sanığın sabit olan Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Satın Almak suçundan 6545 Sayılı kanun ile değişik TCK'nun 191/8 maddesi yollamasıyla 6545 Sayılı kanunla değişik TCK'nun 191/2 maddesine göre sanık hakkında CMK'nun 231. Maddesine göre 5 Yıl Süre ile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 15.02.2017 tarihinde kesinleştiği, ancak sanığın tedavi ve denetimli serbestlik süresi içerisinde 13.10.2017 ve 09.11.2017 tarihli usulüne uygun yapılan tebliğlere rağmen Bodrum Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmeyerek denetimli serbestlik tedbiri gereklerine uygun davranmaması nedeniyle infaz dosyasının kapatılarak Muğla C. Başsavcılığına ihbarda bulunulması üzerine yapılan yargılama neticesinde, Muğla 1. Ceza Mahkemesi'nin 15/11/2018 tarih ve 2018/132 Esas ve 2018/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Satın Almak suçundan verilen HAGB hükmünün ortadan kaldırılarak sanığın 6545 Sayılı yasa değişikliğinden önceki metne göre TCK'nun 191/1. maddesi gereğince neticeten 1 Yıl Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı sanık müdafiinin yasal süresinde istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece sanık hakkında eylemine uyan TCK'nun 191/1. maddesi gereğince CMK'nun 223. maddesine uygun gerekçeli bir hüküm tesis edilmeden "...6545 Sayılı kanun ile değişik TCK'nun 191/8 maddesi yollamasıyla 6545 Sayılı kanunla değişik TCK'nun 191/2 maddesine göre sanık hakkında CMK'nun 231. maddesine göre 5 YIL SÜRE İLE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA," şeklinde karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda fiilin nitelendirilmesinden sonra infazı kabul bir hükmün kurulmadığı, oysa sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına uymaması halinde sonucunun ne olacağını, ne kadar ceza alacağını bilmesinin gerekli olduğu, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 17.01.2018 tarih ve 2017/1665 Esas 2018/305 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, CMK'nun 231/11. maddesi uyarınca önceki hükmün aynen açıklanmasının gerektiği, sanık E. S. hakkında verilen Tedavi ve Denetimli Serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeni ile Bodrum Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından DS dosyasının kapatılmasının ardından dosyanın mahkemesince yeniden ele alınması aşamasında CMK'nun 231/11. maddesi gereğince önceden verilen ve 6545 Sayılı kanunla değişik TCK'nun 191/8. maddesi yollamasıyla 6545 Sayılı kanunla değişik TCK'nun 191/2. ve CMK'nın 231. maddelerine göre açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasıyla yetinilmesine karar verilmesinin gerektiği, bu aşamada yeni bir hüküm tesis edilemeyeceğinin yasanın amir hükümleri ve Yüksek Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla sabit olduğu anlaşılmakla, CMK'nun 280/1-d ve 289/1. maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın sanık E. S. hakkında CMK'nun 223. maddesine uygun bir hüküm kurulup yeniden CMK'nun 231/5. maddesi gereğince karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nun 286/2-a. maddesi gereğince KESİN OLARAK, 19/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)