Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık H. H. Ş. hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2017 tarih ve 2017/65911 Soruşturma 2017/38920 Esas sayılı İddianamesi ile sanık H. H. Ş. hakkında Kullanmak Amacıyla Uyuşturucu Madde Bulundurmak suçundan TCK'nun 191/1-2, 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İzmir 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/12/2018 tarih ve 2017/1003 Esas 2018/1089 Karar sayılı kararı ile sanığın TCK'nun 191/1, 53. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı sanığın yasal süresinde istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24/07/2017 tarihinde Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak suçundan Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı verildiği ve bu kararın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince sanığın bilinen son adresine gönderildiği, ancak muhatap adresinin kapalı olması nedeniyle kararın 10/08/2017 tarihinde mahalle muhtarına tebliğ edildiği, ayrıca İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığa çıkarılan tebligatların 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince doğrudan mernis adresine gönderildiği ve mahalle muhtarına tebliğ edildiği, daha sonra sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmediği gerekçesiyle dosyanın kapatıldığı ve DS dosyasının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında verilen Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararının kaldırılarak sanık hakkında TCK'nun 191/1-2 maddesi uyarınca kamu davası açıldığı anlaşılmış ise de;
7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun; 10. maddesinde “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı, aynı yasanın 21. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlemeler yer aldığı,
Sanık hakkında verilen Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararının önce 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesi gereğince sanığın bilinen son adresine tebligat çıkarılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, bu kez mernis şerhi ile sanığın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligat yapılmasının gerektiği, doğrudan mernis adresine tebligat çıkartılması işleminin yasaya aykırı ve geçersiz bir tebligat olduğu, İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından sanık adına çıkartılan 04.08.2017 tarihli Çağrı yazısı ve 07.09.2017 tarihli Uyarılı Davetname yazısı tebliğlerinin doğrudan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesi gereğince mernis şerhi ile "Bademler mahallesi muhtarına" tebliğ edildiği, bu nedenle Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanık adına çıkartılan Çağrı yazısı ve Uyarılı Davetname yazılarının tebliğinin usulsüz olduğu,
Buna göre;
5237 Sayılı TCK'nun 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, "kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılır." hükmüne yer verildiği, somut olayda sanık adına çıkartılan Çağrı yazılarının tebliğine ilişkin işlemin 7201 Sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olması nedeniyle kovuşturma şartı olan ısrar şartının gerçekleşmemesi nedeni ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8-2.cümle maddesi uyarınca Durma kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup,
TCK'nun 191/4-a maddesinde düzenlenen kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle 5271 Sayılı CMK'nun 223/8. maddesi gereğince davanın durmasına ve sanık hakkında 05.05.2017 tarihli eylemine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri uygulanmasına dair kararın infazının takibi ile sonucuna göre işlem yapılması gerekir iken mahkumiyet hükmü tesis edildiği anlaşıldığından istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmekle, 24/10/2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 Sayılı Kanun'un 27. maddesiyle değişik CMK'nun 280/1-f maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece Mahkemesine gönderilmesine,
5271 Sayılı CMK'nın 284/1 maddesi gereğince KESİN OLARAK, 31.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)