Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunanın istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanık A. G. hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Sanık A. G.'nun 23/09/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan cezalandırılması istemiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığının 01/12/2014 tarih 2014/8031 soruşturma 2014/2878 esas sayılı iddianamesi ile ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 26/05/2015 tarih 2014/786 esas 2015/432 karar sayılı karar ile sanığın duruşmaya katılmaması nedeniyle dinlenmesinden vazgeçilerek savunması alınmadan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediği sorulmadan 2313 Sayılı kanunun 23/5 ve TCK'nın 62/1 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına sanığın yokluğunda karar verildiği, bu kararın 07/07/2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 07/11/2017 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi üzerine yapılan ihbar nedeniyle yargılamaya devam edilerek ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01/11/2018 tarih 2018/608 esas 2018/1273 karar sayılı kararı ile hükmün açıklanması ile sanığın 2313 Sayılı yasanın 23/5 ve TCK'nın 62/1 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın yasal süresi içerisinde istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
5271 Sayılı CMK'nın 191. maddesinde duruşmaya başlanmasına ilişkin kurallar ile sanığın sorgusunun nasıl icra edileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiş, anılan Kanunun 193/1. maddesinde ise, kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamayacağı belirtilmiştir. Kanunun ayrık tuttuğu hallere ise 5271 Sayılı Kanun'un 193/2 ve 195. maddelerinde yer verilmiştir.
CMK'nın 195. maddesindeki düzenlemeye göre, suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi halinde, sanık gelmese de duruşma yapılabilecektir, ancak maddenin uygulanabilmesi için iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir. Bunlardan ilki, suçun yaptırımın adli para cezası veya müsadereden ibaret bulunması, ikinci koşul ise, sanığa gönderilecek davetiyeye gelmese de duruşmanın yapılacağı ihtarının yazılmış olmasıdır.
193. maddenin 2. fıkrasında ise, “Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler yüz yüze yargılama ilkesinin istisnasını oluşturmakta ise de, somut olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
5271 Sayılı CMK'nın “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231. maddesinin 1. fıkrasında "Duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır." 2. fıkrasında "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir." 4. fıkrasında "Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir."6/c. fıkrasında "Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." 11. fıkrasında “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç islemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, 2313 Sayılı yasaya muhalefet suçundan sanık A. G. hakkında yapılan yargılama sırasında, savunmasının alınması için adresine zorla getirme ihtarlı tebligat çıkarıldığı, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak sanığın duruşmaya katılmaması üzerine, yokluğunda yargılamaya devam edilerek savunma alınmadan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediği sorulmadan ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26/05/2015 tarih ve 2014/786 esas 2015/432 karar sayılı kararı ile sanığın 2313 Sayılı yasaya muhalefet suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın 5 yıllık denetim süresi sona ermeden, kasıtlı bir suç işlediği ve bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde mahkemesine ihbar yazısı gönderildiği, ihbar yazısı üzerine ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince, duruşma açılarak önceki hükmün açıklanmasına karar verildiği görülmektedir.
Sanığa ait mahkumiyet kararı, açıklandığı tarihten itibaren hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı için, açıklanması yönünden CMK'nın 231/1-4 maddesinde öngörülen yönteme bağlıdır. Deneme süresi içerisinde suç işlenmiş olması nedeniyle yeniden duruşma açılmasının amacı, oluşan yeni durum karşısında duruşma açıldığından ve yargılamaya devam olunduğundan sanığın bir şekilde haberdar edilmesini ve bu şekilde savunma hakkının kısıtlanmasını önlemektir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği yargılama sırasında sanığın sorgusu yapılmış olması kaydıyla, deneme süresi içinde yeniden suç işlediğinin ihbarı üzerine yapılan yargılamada, duruşmanın usulüne uygun olarak sanığa bildirilmesine karşın duruşmaya katılmaması halinde, önceki savunması ile yetinilerek, hüküm kurulabilir ise de, sanığın sorgusu yapılmadan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediği sorulmadan hüküm kurulması açıkça hukuka aykırı olup, bu itibarla, CMK'nın 193/1. maddesinde yazılı olup, savunma hakkı yanında yargılama yönteminin temel ilkelerinden olan “doğrudan doğruyalık, vasıtasızlık ve yüzyüzelik” ilkelerinin gerçekleştirilmesi amaçlarına da yönelik bulunan; "hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz" hükmüne uyulmayarak, sanığın isnat edilen suçlardan mahkemece sorgusu yapılıp, savunması alınmadan, mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırıdır.
SONUÇ: Sanığın duruşmada hazır bulundurularak savunmasının alınması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediği sorularak sonucuna göre hüküm kurulmasında yasal zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla CMK'nın 280/1-d maddesi delaletiyle aynı yasanın 289/1-e-h maddesi uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 5271 Sayılı CMK'nın 284/1 Maddesi gereğince KESİN olarak 05.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)