(5271 S. K. m. 75, 280) (5237 S. K. m. 43) (7201 S. K. m. 10, 21, 23) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16)
Yerel Mahkemece verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
SSÇ .... hakkında Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
04/05/2016 tarihinde ihbar üzerine SSÇ'nin sokakta yerde yatar vaziyette bulunduğu, Cumhuriyet Savcısı huzurunda müdafii eşliğinde vermiş olduğu beyanı kapsamında kaldığı yetiştirme yurdundan kaçarak uyuşturucu madde kullandığını beyan ettiği, Cumhuriyet Savcısı talimatıyla idrar örneğinin alındığı, Sulh Ceza Hakimliğinin CMK 75 maddesi uyarınca karar vermiş olduğu, İzmir ATK'nın 13/05/2016 tarihli raporuna göre SSÇ ....'in kan ve idrarında olan zapine, MDA, MDMA, THC-COOH etken maddelerinin pozitif çıktığı, SSÇ'nin 26/12/2003 doğumlu olduğu, İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 04/05/2016 tarih 2016/5887 sayılı raporuna göre SSÇ'nin …… raporunun temini bakımından tam teşekküllü hastanenin çocuk psikiyatri kliniğine sevkinin uygun olacağının mütalaa edildiği, SSÇ'nin bu konuda rapor tanzimi için hastaneye sevk edildiği, fakat muayene olmadan kurumdan ayrıldığı, sonuç olarak dosya kapsamında SSÇ'nin 04/05/2016 tarihli eylemi bakımından .... raporunun bulunmadığı, SSÇ'nin 04/05/2016 tarihli eylemi ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/40918 soruşturma sayılı evrakı kapsamında 13/06/2016 tarihli KDAE kararının SSÇ'nin bizzat bildirdiği adrese ve fakat bu adresin mernis adresi olduğunu belirten meşruhatı içeren davetiye ile tebliğe çıkarıldığı, 19/07/2016 tarihinde TK'nın 21/2. Maddesi uyarınca tebliğ edilmiş olduğu, bu anlamda yapılan tebligatın usulsüz olduğu, zira;
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiğinin gözetilmediği,
Kaldı ki, SSÇ'nin 04/05/2016 tarihli eylemi ile ilgili olarak KDAE kararının bizzat SSÇ'ye tebliğinin yukarıda belirtilen gerekçeye göre usulsüz olduğu gibi 04/05/2016 tarihli eylem ile ilgili olarak KDAE kararının SSÇ müdafiine tebliğ edilmediği,
09/05/2017 tarihinde SSÇ'nin annesi olan ....'in cezaevinden gönderdiği dilekçe ile kızı olan SSÇ'nin uyuşturucu madde kullandığından bahisle tedavi olmasını talep ettiği, bu dilekçe üzerine müdafii eşliğinde SSÇ'nin Cumhuriyet Savcısı huzurunda beyanının alındığı, Falez Yetiştirme Yurdunda kaldığını ve uyuşturucu madde kullandığını ifade etmesi üzerine Cumhuriyet Savcısı talimatıyla SSÇ'nin idrar örneğinin alındığı, Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/3547 D.iş sayılı kararı ile CMK 75 maddesi uyarınca karar verilmiş olduğu, SSÇ'den numunenin 21/06/2017 tarihinde alındığı, ATK Antalya Grup Başkanlığının 13/07/2017 tarih 1699 sayılı raporuna göre SSÇ'nin kan ve idrarında THC, MDA, MDMA, morfin, eroin, kodein, kokain etken maddelerinin tespit edildiği, SSÇ'nin bu tarihli eylemiyle ilgili .... raporunun mevcut olduğu, bu tarihli eylem yönünden cezai ehliyetinin tam olduğunun belirtildiği, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/40038 soruşturma sayılı evrakı kapsamında 20/10/2017 tarihli yetkisizlik kararının verildiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu dosyanın ilk KDAE dosyası ile (İzmir CBS 2016/40918 Soruşturma) birleştirildiği, her ne kadar dosya kapsamında bu eylemle ilgili olarak suç tarihi 09/05/2017 olarak gösterilmiş ise de, bu eylem bakımından suç tarihinin numunenin alındığı tarih olan 21/06/2017 olarak kabulünün gerektiği,
25/10/2017 tarihinde SSÇ'nin Antalya Falez Yurdunda kaldığı sırada yurt idaresi tarafından kontrol amacıyla hastaneye götürüldüğü esnada kaçarak savuştuğu, 07/11/2017 tarihinde bulunduğu, Cumhuriyet Savcısı huzurunda müdafii refakatinde alınan beyanında 25/10/2017 tarihinde kaçtığını, uyuşturucu aldığını ve kullandığını ifade etmiş olup, SSÇ'nin 07/11/2017 tarihinde bulunduğu sırada üzerinde ele geçen uyuşturucu madde olmadığı anlaşılmış, bu tarihli eylem bakımından kan ve idrar örneğinin alınmadığı, tahlil yapılmadığı görülmüş, ancak bu tarihli eylem açısından .... raporunun alındığı, cezai ehliyetinin tam olduğunun belirtildiği görülmüştür. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/84845 soruşturma sayılı evrakı kapsamında 28/11/2017 tarihinde yetkisizlik kararı ile dosyayı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu dosyanın ilk KDAE dosyası ile (İzmir CBS 2016/40918 Soruşturma) birleştirildiği,
09/08/2017 tarihinde SSÇ'nin kaldığı yetiştirme yurdundan kaçtığı, kayıp ihbarı üzerine aranmasının devam ettiği sırada 23/10/2017 tarihinde polis tarafından devriye görevi esnasında şüphe üzerine durdurulmak suretiyle bulunduğu, 23/10/2017 tarihinde SSÇ'nin üzerinde suç unsuru bulunmadığı,
Ayrıca, adli olay bildirim formu içeriğine göre SSÇ'nin 04/08/2017 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde eroin ve kokain kullanımı nedeniyle yoğun bakıma alınmış olduğu, ancak dosya kapsamında hastane evrakının ve uyuşturucu madde kullanımına dair tahlil sonucunun bulunmadığı,
Cumhuriyet Savcısı huzurunda müdafii eşliğinde alınan beyanında SSÇ'nin 04/08/2017 ve 23/10/2017 tarihlerinde eroin kullandığını kabul ettiği, bu tarihli eylemle ilgili .... raporunun da bulunmadığı, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/77097 soruşturma sayılı evrakı kapsamında 23/11/2017 tarihinde yetkisizlik kararı verdiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ve bu dosyanın ilk KDAE dosyası ile (İzmir CBS 2016/40918 Soruşturma) birleştirildiği,
İddianamenin tanziminden sonra SSÇ'nin savunmasının yakalama emri üzerine müdafii eşliğinde alındığı, ikrar içeren beyanda bulunduğu, hakkında TCK 43 maddesinin tatbiki ihtimail ile ek savunma hakkının da alındığı, yargılama sonucunda sir raporu alınmaksızın SSÇ'nin mahkumiyetine karar verilmiş olduğu anlaşılmış ise de, SSÇ'nin 21/06/2017, 25/10/2017, 04/08/2017 tarihli eylemleri bakımından müstakil KDAE kararlarının bulunmadığı, tüm bu eylemlerin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/40918 soruşturma sayılı evrakı ile birleştirildiği, bu numaralı evrak kapsamında KDAE kararının SSÇ'ye tebliğ şeklinin usulsüz olduğu gibi, SSÇ müdafiine de KDAE kararının tebliğ edilmediği, bu şartlar altında devam eden diğer eylemlerden ilkinin ihlal unsuru kabul edilemeyeceği, denetim dosyasının dosya arasında mevcut olmadığı, celbinin icap ettiği, ısrar koşulunun gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceği, buna göre SSÇ'nin 04/05/2016, 21/06/2017, 04/08/2017 tarihli eylemleri bakımından (04/08/2017 tarihli eylemine lişkin hastane evrakı sonucuna göre) yeniden KDAE kararı verilmesinin gerektiği,
Öte yandan, Dairemiz karar içeriğinde belirtilen eksikliklerin de ikmalinin gerektiği,
Kovuşturma şartı olan ısrar koşulu oluşmadığından durma kararı yerine SSÇ'nin yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup, SSÇ müdafiinin istinaf iddialarının bu itibarla yerinde olduğu görülmekle, 24/10/2019 tarih ve 7188 sayılı kanunun 27. Maddesi ile değişik CMK'nın 280/1-f maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece Mahkemesine gönderilmesine,
5271 Sayılı CMK'nın 284/1 Maddesi gereğince KESİN OLARAK, 28/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)