T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/958
KARAR NO: 2024/260
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/02/2020
NUMARASI: 2017/834 Esas 2020/117 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 01/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 01/02/2024
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketler bünyesinde çalışan ... tarafından müvekkili idare aleyhine izmir 7. iş Mahkemesinin 2014/418 E. sayılı dosyası ile açılan işçi alacaklarına istinaden açılan davada, mahkemenin 2015/443 K. sayılı kararı iie 61.413,57 -TL. kıdem tazminatının iş aktinin feshi tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile; 236,55.-TL. emeklilik teşvik priminin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile; 2.000,00.-TL. izin ücreti alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile; 7.789,21.-TL. izin ücreti alacağının ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile; 52,44-TL. genel tatil ücreti alacağının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verildiğini; mahkemenin bu kararının alacaklısı tarafından izmir 28. İcra Müdürlüğünün 2015/10926 sayılı dosyası ile işleme konulduğunu; müvekkili idare tarafından bu takip dosyasına 20.03.2015 tarihinde 107.732,56.-TL., 09.09.2015 tarihinde 707,73.-TL. ödeme yapıldığını; davacı tarafından ayrıca 708,02.-TL damga vergisi ve 4,703,99.-TL. olmak üzere toplam 5.418,01.-TL.nın vergi dairesine 18.08.2015 tarihinde ödendiğini beyanla 107.732,56.-TL.nın 20.08.2015 tarihinden, 707,73.-TL. nın 09.09.2015 tarihinden ve 5.418,01.-TL.nın 18.08.2015 tarihinden işleyecek faizi ile davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; 6552 sayılı yasa anlamında davanın reddinin gerektiğini, ihale kanunu uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatının toplam çalışma süresi esas alınarak kamu tarafından ödeneceğinin açıkça düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin ayrı tüzel kişiliği, kadrosu, işleyişi ve hukuksal bağımsızlığı olan bir Anonim şirket olduğunu, davacı kurum ile aralarında geçerli bir üst-alt işveren-asıl ilişkisi bulunmadığını, ... ' ın müvekkili şirkette çalıştığı dönemin 01/01/2011 -26/05/2014 tarihleri arasında olduğunu, bahsi geçen işçinin 01/01/2011 tarihinde önce ihale kazanmış taşeron şirketlerde çalışmasından dolayı haklarını bu şirketlerden ve üst işverenden talep etmesi gerektiğini, müvekkili tarafından işçinin kazanmış olduğu kıdem tazminatı tutarının kendisine ödendiğini, işçinin kullanılmayan izin ücreti ödemesinin de eksiksiz bir şekilde yapıldığını ve işçi tarafından detaylı ibranamenin imzalandığını beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı .... Şti.cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin müvekkili şirket bünyesinde müvekkili ile davacı kurum arasında imzalanan sözleşme uyarınca, ... Genel Müdürlüğü Hizmet alanında bulunan İzmir su sayaçlarını açma -kesme, sayaç okuma ve ihbar dağıtma işinde çalıştığını, ihale konusu işin müvekkili şirket bünyesinde kalmaması ve işin süresinin bitmesi üzerine dava dışı işçinin iş akdinin ihbar sürelerine uyularak fesih edildiğini, dava konusu olayda davacı kurum ile müvekkili arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olduğunu, davalı asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı İş Kanunundan kaynaklanan yükümlükler nedeniyle alt işveren ile birlikte müteselsilen sorulu olduğunu, davacı iş sahibi ile yükleniciler arasındaki ilişkinin iş mevzuatından değil ihale sözleşmesinden doğmakta olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmede dava dışı işçiye, davacı kurum tarafından kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapılmış olması halinde davalı alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalılar ... Şti., ... Şti., ... A.Ş.ve .... Şti. davaya cevap vermemiştir.
MAHKEMECE: "...Dava, dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen davalılardan tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.
Davacı tarafça dava dışı işçi ...' ın kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve hafta tatil ücreti alacağına ilişkin İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2014/418 esas sayılı dosyasına dava dışı işçi ... tarafından açılan dava nedeniyle İzmir 28.İcra Müdürlüğü' nün 2015/10926 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu ödemenin diğer davalılardan rücuen tahsilini talep etmiştir.
İzmir 7. İş Mahkemesi'nin 2014/418 esas sayılı dosyasında dosyamız davacısına karşı dava dışı işçi ... tarafından dava açıldığı ve Mahkemenin 09/05/2012 tarihli kabul kararı ile 33.364,50-TL kıdem tazminatı, 2.147,60-TL ihbar tazminatı, 15.108,60-TL yıllık izin ücreti, 24.610,12-TL fazla mesai ücreti alacağı, 6.465,81-TL hafta tatil ücreti alacağının dosyamız davacısından tahsili ile dava dışı işçi ...' a verilmesine dair karar verildiği, kararın 21/12/2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Davacı tarafça İzmir 28.İcra Müdürlüğü' nün 2015/10926 esas sayılı dosyasına istinaden toplam 127.270,30 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
TBK nun 167/2 maddesinde; "Kendisine düsen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödedigi fazla miktarı diger borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Mahkememizce davacının davalılardan rücuen talep edebileceği bir bedel olup olmadığının tespiti için bilirkişi ...' den aldırılan raporun ve ek raporun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle itibar edilmiş, davacı kurum ve davalı şirketler arasında yapılan sözleşmeler doğrultusunda hüküm altına alınan tazminat ve işçilik haklarına ait sorumluluğun yüklenicilere ait olduğu, dava konusu uyuşmazlığın borçlar hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinin Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu, İş Kanununun 2. maddesi gereği işçilik alacaklarından müteselsil borçluluğun işçi ile işverenler arası ilişki bakımından geçerli olduğu, borçluların (alt işverenlerin) kendi aralarındaki ilişki bakımından ise müteselsil borçluluk değil kısmi borçluluk olgusunun söz konusu olacağı, dava dışı işçinin 01/03/2000 tarihinden önceki dönemlerde alt işverenler bünyesinde çalışmadığı anlaşıldığından davacının dava dışı işçinin 2.644 günlük çalışma süresine ait alacaklarına ilişkin tutarı davalılara rücu edemeyeceği anlaşıldığından, davanın kısmen kabulü ile 31.821,65 TL alacağın 26.936,59 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 176,96 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 1.354,68 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 3.353,42 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şti den alınarak davacıya verilmesine, 7.426,14 TL alacağın 6.286,12 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 41,30 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 316,14 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 782,58 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Şti den alınarak davacıya verilmesine, 5.944,17 TL alacağın 5.031,66 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren,33,05 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 253,05 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 626,41 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş. Ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine, 6.465,30 TL alacağın 5.472,79 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 35,95 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 275,23 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 681,33 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... Şti den alınarak davacıya verilmesine, 12.344,32 TL alacağın 10.449,30 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 68,64 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 525,51 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 1.300,87 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine, 20.210,17 TL alacağın 17.107,63 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 112,39 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 860,36 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 2.129,79 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine," gerekçesi ile, "davanın kısmen kabulü ile; 1.821,65 TL alacağın 26.936,59 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 176,96 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 1.354,68 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 3.353,42 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... Şti den alınarak davacıya verilmesine, 7.426,14 TL alacağın 6.286,12 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 41,30 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 316,14 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 782,58 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş. Ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine, 5.944,17 TL alacağın 5.031,66 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren,33,05 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 253,05 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 626,41 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... İnş. Ltd. Şti den alınarak davacıya verilmesine, 6.465,30 TL alacağın 5.472,79 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 35,95 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 275,23 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 681,33 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... Şti den alınarak davacıya verilmesine, 12.344,32 TL alacağın 10.449,30 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 68,64 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 525,51 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 1.300,87 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine, 20.210,17 TL alacağın 17.107,63 TL sinin 21/08/2015 tarihinden itibaren, 112,39 TL sinin 09/09/2015 tarihinden itibaren, 860,36 TL sinin 15/08/2015 tarihinden, 2.129,79 TL sinin 02/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.752,50-TL harçtan peşin alınan 1.944,42-TL harç ile 229,10-TL olarak yatırılan ıslah harcının mahsubu ile bakiye eksik kalan 3.578,98-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, peşin harç ve ıslah harcı için yapılan toplam 2.173,52-TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davanın kabul ve reddedilen bölümü orantılı olarak nazara alınıp bir kısım yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak 1.103,80.-TL yargılama giderinden 730,35.-TL yargılama giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince davanın kabul edilen bölümü üzerinden hesap edilen 11.747,43.-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalılar .... A.Ş. ' nin ve .... Şti.nin kendilerini bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından hüküm tarihindeki AAÜT gereğince davanın reddedilen bölümü üzerinden hesap edilen 6.397,74-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar .... A.Ş. ve .... Şti. ' ne verilmesine, kararın kesinleşmesi halinde, ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının derhal taraflara iadesine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davacı ile davalılardan ... A.Ş.vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketler bünyesinde işçi olarak çalışan dava dışı işçi ...'ın idare aleyhine İzmir 7.İş Mahkemesinin 2014/418 Esas, 2015/443 karar sayılı ilamının Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 21/12/2017 tarihli 2017/14450 Esas, 2017/30657 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, iş bu davaya konu rücu alacağının dayanağı olan mahkeme ilamının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olmasına rağmen dosyaya sunulu bilirkişi raporunda dava dışı işçinin davalılar bünyesindeki toplam çalışma süresi olan 7811 gün yerine, 5171 gün üzerinden hesaplama yapmasının hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, İdarelerince yapılan ödemenin dayanağının da Yargıtay onama ilamı ile kesinleşen bu mahkeme ilamı olduğunu, buna rağmen bilirkişi raporundaki "... Dava dosyası kapsamında 01.03.2020 tarihinden önceki dönemde alt işveren ile yapılmış sözleşme olmadığı gibi, alt işverenlerin dönemsel değişikliklerinde arada kalan boş sürede alacaklı işçinin çalışması devam ettiğinden 2644 günlük bu sürelere ait işçi alacaklarından davacının sorumlu olacağı kanısına varılmasının tespit ve değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, idareleri tarafından kesinleşmiş bir mahkeme ilamına dayalı olarak ödeme yapılmış olup bilirkişi tarafından bu ilamın dayanağı olan bilirkişi raporu ile yapılan tespitlerden farklı bir değerlendirme ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dava dışı işçi ...'ın davalılar nezdinde toplam çalışma süresinin 01.01.1993 ile 26.05.2014 tarihleri arası 7811 gün olduğunu, bu nedenle bilirkişi tarafından dava dışı işçinin çalışma süresinin 7811 gün olarak kabul edilerek hesaplama yapılmasının gerektiğini belirterek hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olup bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme tarafından hükme alınan gerekçeli kararda müvekkili şirket arasında imzalanmış teknik şartnamede yer alan yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin hükmün kapsamı irdelenmeksizin dava dışı işçinin çalıştığı dönemlere göre davalıların sorumlu tutulması gerektiğine kanaat getirildiğini, ancak yerel mahkeme tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretinin teknik şartnamenin ilgili maddesi kapsamında kalıp kalmadığı hususu ile 6552 sayılı yasanın ilgili maddesi ve 4857 sayılı yasaya eklenen “ Bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı Madde 112’de kıdem tazminatının ilgili kamu kurumu tarafından ödeneceğinin açıkça belirtildiğini, dolayısıyla işbu madde hükmü ortada iken davacının taraflarından kıdem tazminatını rücu edemeyeceğinin aşikar olduğunu, bilirkişi tarafından her ne kadar dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesi müvekkili şirketin sorumlu tutulduğu kıdem tazminatı hesabından mahsup edilmişse de cevap dilekçeleri ve işyeri şahsi dosyası içerisinde sunulan dava dışı işçinin imzasını havi ibranamenin göz ardı edilerek yıllık izin ücretinden de müvekkili şirkete sorumluluk atfedildiğini, halbuki dava dışı işçi ...’a kıdem tazminatı ödemesi ile kullanılmayan izin ücreti ödemesinin eksiksiz şekilde yapıldığını ve detaylı ibraname kendisi tarafından imzalanmış olup dava dışı işçinin müvekkili şirketten fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacağının da bulunmadığını, tüm bu hususların yanında müvekkili şirket tarafından dava dışı işçiye tüm ödemeler eksiksiz şekilde yaptığı halde son alt işveren sıfatı ile diğer alt işverenlerin borçları da dahil olmak üzere tüm borçtan sorumlu olduğunun tespitinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin Büyükşehir Belediyesinin açtığı ihaleyi kazanarak 01.01.2011 tarihinden başlamak üzere Büyükşehir Belediyesine hizmet vermeye başladığını, davacının da müvekkili şirkette işe başlamasının da bu tarih olduğunu, dolayısıyla davacının daha önceki dönemde müvekkili davalı şirkette çalışmadığını, bu sebeple, müvekkili şirketin kıdem tazminatı sorumluluğunun 02.07.2012 ila 10.08.2015 dönemi olduğunu, davacı tarafın müvekkili ihbar olunan şirket döneminde hafta tatili çalışması yapmadığını, ...’ın kullanılmayan izin ücreti ödemesinin de eksiksiz şekilde yapılmış ve detaylı ibranamenin kendisi tarafından imzalandığını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Dava konusu olayda davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenler ile birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim Türk Borçlar Kanununun 167. maddesinde düzenlenen, "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de belirtilmiştir.
Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/2245 esas 2020/3609 karar sayılı emsal kararında "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir." şeklinde karar verildiği görülmüştür.Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2019/1093 esas 2020/2269 karar sayılı kararı da aynı yöndedir.
Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/3256 esas 2022/3847 karar sayılı emsal ilamında "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, işçi ile işveren arasında uygulanması gereken kanun maddeleri gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, sözleşme ve eki genel şartname hükümlerine göre, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen tazminat bedelinden alt iş veren davalı tarafın çalışılan dönemler kapsamında sorumlu olduğunun, dava dışı işçinin davalı alt işverenler bünyesinde çalışmadığı döneme ilişkin ödediği tutar yönünden davalılara rücu edemeyeceğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2020 tarih, 2017/834 Esas ve 2020/117 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş. den alınması gereken 1.380,55 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.439,00 TL istinaf nispi harcı ile 3.579,00 TL bakiye karar harcı olmak üzere toplam 5.018,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.637,45 TL.nin istek halinde davalı ... A.Ş.'ye iadesine,
4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 01/02/2024