T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1430
KARAR NO: 2024/445
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/05/2017
NUMARASI: 2014/626 Esas 2017/598 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 22/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/02/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı taraf ile davalıya ait araçlardaki dava dışı ... Aş 'ye ait “cihaz taahhütlü araç takip servisi kampanyası taahhütnamesi” kapsamında araç başına aylık 21,00.-TL olmak üzere 15 araç için ayda 315,00.-TL üzerinden 24 aylık süre için anlaşma yaptığını, davalının bildirdiği araçlara söz konusu cihazın montajının yapılıp sistemin aktif hale getirildiğini, bu hizmetin sunumunda fiyat içerisine motor blokaj hizmet bedelinin de dahil olacağının kararlaştırılmadığını, motor blokaj işleminin ayrı bir hizmet olup sözleşme kapsamında bir hizmet olmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında sunduğu hizmete karşılık davalı taraftan olan alacağının tahsili için İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6953 E. sayılı icra takip dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, davalı yanın takibe itiraz ederek araç takip cihazlarının araçların yerlerini doğru göstermediğini, gelen cihazlarda motor blokajlarının olmadığını, ayıplı mal satışı olduğunu ileri sürerek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.
MAHKEMECE: "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeye konu olan işin sözleşmede belirtilen koşullara uygun olarak ifa edilip edilmediği, işin bedeli ve davacının iş bedeline ilişkin icra takip talebinde belirtilen tutar kadar faturalardan kaynaklı alacağının olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
İzmir 6.İcra Dairesinin 2013/6953 esas sayılı tekip dosyası celp edilmiş,tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş,bu amaçla davalı defterlerinin incelenmesi için bulunduğu yer Mahkemesi olan Bandırma Asliye Hukuk mahkemesine talimat yazılmış ise de şerhli davetiyeye rağmen davalı defterlerini ibraz etmekten kaçınmıştır.Bunun üzerine davacı defterleri üzerince bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sözleşmeye konu olan işin sözleşmede belirtilen koşullara uygun olarak ifa edilip edilmediği, işin bedeli ve davacının iş bedeline ilişkin icra takip talebinde belirtilen tutar kadar faturalardan kaynaklı alacağının olup olmadığı konularında bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.bilirkişi heyeti raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin sözleşme ile taahhüt ettiği hizmetlerin arasında “Motor Blokaj Sisteminin”de yer almasına karşın davacı şirketin bu hizmeti sağlamadığı,davacının ticari defterlerinin kendi lehine delil teşkil etme özelliğinin bulunduğu,takibe konu 3 adet faturanın davacının yasal defterlerinde borcunda kayıtlı olduğu,takip ve dava tarihi itibari ile yaptığı hizmet karşılığı 5985,00 TL alacaklı olduğu,davalının uyarılı tebligata rağmen defterlerini ibraz etmediği,dolayısı ile HMK 222/5 maddesi uyarınca kendi ispat yükünü gerçekleştirmiş sayılacağı ,davacının eksik hizmeti nedeni ile davacının sözleşmenin 7.2 maddesine göre muaccel hale geldiği halde ödenmeyen alacakları bakımından %25 oranında cezai şart talep etme hakkının bulunmadığı,sunulan raporun sözleşme hükümleri değerlendirilerek ve mevcut somut duruma uygun olarak hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır, gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile; İzmir 6.İcra MD'nün 2013/6953 E sy takip dosyasında borçlunun itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 5.895,00.-TL üzerinden takibin devamına, alacak bilirkişi incelemesiyle belirlendiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan ... plakalı araçta yer alan motor blokaj sisteminin çalışmadığını, bunun sonucu olarak müvekkiline ait olan aracın 12/11/2012 tarihinden buyana kayıp olduğunu, davacı yanın sözleşme hükümlerine göre üzerine düşen ifayı yerine getirmediğini, aracın hali hazırda bulunmadığı hususunun ise Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/25Esas sayılı dosyası ile açık olduğunu, davacının sözleşme hükümleri uyarınca hizmetini yeterli olarak ifa edemediği gibi ayrıca vekil edeni icraya verdiğini ve fatura bedellerini istediğini, İzmir 6. İcra Müdürlüğü’nün 2013/6953E sayılı dosyasında ki itiraz dilekçesinde de aynı hususlardan bahsettiklerini, davacı vekil eden ile arasında ki hizmet edimini ifa etmediği gibi müvekkilinden fatura bedellerinin istenmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, vekil edenden defterlerini teslim etmesi için Bandırma 1. Asliye Hukuk Mahkemesince talimat müzekkere gittiğini, fakat müvekkilinin yasal işyeri adresi olmasına rağmen söz konusu müzekkerenin ev adresine gönderildiğini, ev hanımı olan eşine bildiri yapıldığını, bunun sonucunda vekili olarak taraflarına herhangi bir bildiri yapılmadığını, söz konusu olarak yasal defterlerin vekil eden olarak taraflarından istenmiş olsa idi mahkemeye elden bizzat teslim etmiş olacaklarını, ayrıca yapılan tebligatın kendilerine usule uygun olmadığını bu sebeple müvekkilinin ticari defterlerini sunmaktan kaçındığı iddiasını kabul etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak açılan davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
HMK'nın 222. Maddesinin 5. Fıkrası taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan tarafın defterlerine münhasıran delil olarak dayanılması halinde defterlerin ibraz zorunluluğunu ve ibrazdan kaçınma halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağını düzenlemektedir.
Bu maddenin uygulanabilmesi için delil bildirimi aşamasında tacir olan karşı tarafın defterlerine tacir olan veya tacir sıfatı bulunmayan tarafın diğer delillerden vazgeçmek suretiyle münhasıran dayanması gerekmektedir. Delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamaz. Bu maddeden yararlanılabilmesi için tacir karşı tarafın ticari defterlerinde olan kaydın kabul edileceğinin açıkça bildirilmesi gerekir. Yargılama aşamasında HMK'nın 196. maddesi gereğince karşı tarafın açık rızası olmaksızın diğer delillerden vazgeçilerek münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanılması mümkün değildir. Ancak karşı tarafın açık rızası halinde iddiasını ispat etmek isteyen taraf karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanabilecektir.
"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)
Somut olayda ; Davacı tarafça, davalı taraf ile davalıya ait araçlardaki dava dışı ... Aş 'ye ait “cihaz taahhütlü araç takip servisi kampanyası taahhütnamesi” kapsamında araç başına aylık 21,00.-TL olmak üzere 15 araç için ayda 315,00.-TL üzerinden 24 aylık süre için anlaşma yaptığını, davalının bildirdiği araçlara söz konusu cihazın montajının yapılıp sistemin aktif hale getirildiğini, bu hizmetin sunumunda fiyat içerisine motor blokaj hizmet bedelinin de dahil olacağının kararlaştırılmadığını, motor blokaj işleminin ayrı bir hizmet olup sözleşme kapsamında bir hizmet olmadığını, sunduğu hizmete karşılık davalı taraftan olan alacağının tahsili için İzmir 6. İcra Müdürlüğü'nün 2013/6953 E. sayılı icra takip dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi hüküm tarihinde HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklindeki değişikliğin yürürlükte olmadığı, delil ikame eden taraf ticari defterler dışında başkaca delillere dayanmış ise HMK'nın 222/5. maddesinden yararlanamayacağı görülmektedir. Taraflar arasındaki hizmetin verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, hizmetin içeriği, ayıplı olup olmadığı, davacının ne oranda ücrete hak kazanacağı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının hizmetin ayıplı olduğu savunmasını kanıtlayamadığından kararın sonucu itibariyle doğru olmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/05/2017 tarih, 2014/626 Esas ve 2017/598 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 402,68 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 100,67 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 302,01 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 22/02/2024