T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1187
KARAR NO: 2024/444
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/11/2019
NUMARASI: 2017/1408 Esas 2019/1131 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 22/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 22/02/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... kendine ait ... plakalı ... marka, ruhsatında kullanım amacı ticari nitelikli okul servisi olarak gözüken otobüs ile yolcu taşıma servis hizmeti sağladığı, davacının da yolcu taşıma servis hizmeti yaptığı, bu hizmeti, yolcularının taşınmasını istediği firmalarla okullarla vs yerlerle yolcu taşıma sözleşmeleri yaparak kendine ait araçlara şöför temin etmek suretiyle yerine getirdiği, davacının yapmış olduğu servis hizmetine dair ilgili belgelerin dilekçe ekinde yer aldığı, davacının servis hizmetlerinin yoğunluğu sebebiyle hizmetlerin aksamaması davalı ile, kendi belirlediği güzergahlarda ve işlerde davalıya ait araç ile servis hizmeti sağlaması için anlaştığı ve taraflar arasında 12/04/2017 tarihli "personel taşıma sözleşmesi" isimli sözleşme imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 31/10/2017 tarihinde davalı ... tarafından haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmede kararlaştırılan ihbar süresine uyulmaksızın tek taraflı olarak feshedildiği, bu nedenle sözleşmeye aykırı davranıldığı, öncelikle davalı yana ait ... plaka sayılı araç kaydına, üçüncü kişilere devri önler mahiyette ihtiyati tedbir konulmasını, davalı tarafından 31/08/2017 tarihli kesilen faturada 8.087,80 TL, 30/09/2017 tarihli kesilen faturada 7.624,55 TL, 31/10/2017 tarihli kesilen faturada 7.346,60 TL olmak üzere toplam 23.058,95 TL olduğu, sözleşmeyi ihbar süresine uymaksızın haksız olarak fesheden davalıdan tahsilini, sözleşmenin ihbar süresine uyulmadan feshedilmesi sebebiyle davacının uğramış olduğu cezai şart bedelini aşan zararına ilişkin hakların saklı tutulması talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğu, davalının ... Servis işletmesi adı altında yolcu taşıma ve servis işiyle uğraştığı, davalı ile davacının sözlü olarak anlaştıkları, davacının davalıya günlük az bir giriş, bir çıkış olmak üzere iki tek iş vereceğini tahaahüt ettiğini, davacının davalıya başlangıç olarak ... Şirketinin çalışanlarının işe giriş ve çıkış saatlerinde taşınması işini verdiğini, ilerleyen zamanlarda bu şekilde günlük bir giriş çıkış olacak şekilde bir iş daha vereceğini tahaahüt ettiğini, tek bir iş içinde yani tek bir giriş taşıması yada tek bir çıkış taşıması için 90,00 TL, giriş - çıkış için toplam 180 TL ödeneceği hususunda anlaştıklarını taraflar arasında iddia edilen şekilde yazılı sözleşmenin olmadığını, cezai şart ile ilgili konuşulmadığını, davacı ile davalının taşıma işinin başlamasından sonra davacı tarafından başka bir iş vereceği yönünde vaatte bulunduğu ve bu nedenle anlaştıklarını ancak işlerin bu şekilde gelişmediğini, Haziran 2017 itibariyle çıkış servisinin davalıdan alındığını, davalının tam anlamıyla iş yapması gereken servis saatinde davalıya iş verilmediğini, davacının bu şekilde davalıyı oyaladığını, davacının tahaahüdüne uymadığını, yapılacak ödemenin süresinde yapılmadığını, davacı tarafından edimin ne tam nede zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle aralarındaki anlaşmanın bozulmasına davacının sebebiyet verdiğini, taraflar arasında dava dilekçesine ekli olarak sunulan sözleşmenin taraflar arasında kurulmadığını, davacının imzasının olmadığını, kabulü mümkün olmamak ile birlikte sözleşmede tarafların edimleri arasında dengesizlik olduğunu, TBK md 25 e göre, hükümlerin geçersiz kabul edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi isteminde bulunulduğu görülmüştür.
MAHKEMECE: "...Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı tarafça taraflar arasında personel taşıma sözleşmesi başlıklı 12/04/2017 tarihli ve 12/04/2017-12/04/2018 tarihleri arasında geçerli olduğu beyan edilen sözleşme gereğince davalının haksız yere sözleşmeyi feshi nedeniyle sözleşmede bulunan cezai şart hükümlerine göre hesaplanan 23.058,95 TL bedelin davalıdan tahsili istemi ile iş bu davanın açıldığı, davalı tarafça her ne kadar taraflar arasında yazılı sözleşmenin olmadığı beyan edilmiş ise de davalının bizzat, dava dilekçesinde dayanak sözleşmeyi vergi dairesine sunarak vergi iadesinden faydalandığı ve bu şekilde sözleşmenin varlığının kabulü gerektiği görülmüştür.
Davalının sözleşmede belirlenen süreden önce sözleşmeyi tek taraflı olarak fes etmiş olması nedeniyle yine sözleşmede bulunan hükümlerin değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış buna göre ihbar süresine uymadan sözleşmenin fes edilmiş olması nedeniyle son bir aylık hak edişin ödenmemesi ve 3 aylık hakediş tutarında cezai şartın davalıdan tahsilinin talep edilebileceği tespit edilmiştir. Tarafların sıfatı dikkate alındığında TBK md 25 hükmünün uygulanmasını gerektirir bir husus olmadığı görülmüştür. Davalının süresinden önce sözleşmeyi fes ettiği ve gerekli fesih koşullarını sözleşme yönünden uygulamadığı, iddia ettiği şekilde kendisine verilecek işler yönünden hangi işlerin vadedildiği ve verilmediği hususunu ispatlaması gerektiği, ancak bu ilişkin herhangi bir delillin dosya içerisinde olmadığı, sözleşme hükümlerine bağlı kalınarak sözleşmenin feshi sonrası cezai şart hesaplamasının yapılması gerektiği, buna ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafından talep edilen bedelin doğru şekilde hesaplandığının belirlendiği, talep edilen bedele sözleşmenin fesh edildiği tarih olan 31/10/2017 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerektiği bu haliyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği," gerekçesi ile, davanın kabulüne, 23,058,95 TL cezai şartın 31/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili ve davacı taraf arasındaki yazılı sözleşmeyi kabul etmediklerini, taraflar arasındaki yapılan anlaşmanın sözlü bir anlaşma olduğunu, davacı tarafın dosyaya sunduğu sözleşmeler incelendiğinde, davacının dosyaya iki farklı sözleşme sunduğunu ve bu sözleşmelerin arasında farklılıklar bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, ayrıca bu sözleşmelerde müvekkilinin kaşesi dışında imzasının bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafla dosyaya sunulan yazılı sözleşmeyi imzalamadığını, sözleşmedeki hükümleri kesinlikle kabul etmediklerini belirtmekle birlikte, sözleşmedeki hükümlerin taraflar arasında açıkça bir dengesizlik yarattığının aşikar olduğunu, sözleşmenin hukuka aykırı edimleri içerdiğini, ayrıca sözleşme maddelerine bakıldığında davacı taraf için sözleşmeyi fesih etmede hiçbir koşul aranmazken müvekkilinin sözleşmeyi fesih etmesinin konulan hükümlerle olanaksız kılındığını, ayrıca mahkeme kararında taraflar arasında her ne kadar taraflarınca kabul edilmese de, yazılı sözleşmenin varlığının kabul edildiğini, mahkemenin verdiği kararda müvekkilini bu sözleşmeye binaen 23.058,95 TL cezai şartı 31.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte haksız bir ödeme yükümlülüğü altına soktuğunu, sözleşmeye bağlı cezai şart hesaplanırken sözleşmede tarafların mutabık olduğu ... Depolarına ait taşımacılık sözleşmesinin dışına çıkılarak, müvekkilinin ödemesi gereken cezai şartı ve taraflar arasındaki sözleşmeyi kabul etmemekle birlikte, müvekkiline sözleşme hükümlerine aykırı ödemesi gerekenden daha ağır bir cezai şart bedelini çıkardıklarını, taraflar arasında husumete konu olan ve sözleşmeye bağlandığı iddia edilen işin sadece ... depoları ile ilgili taşıma işi olduğunu, bunun dışında taraflar arasında ticaretin genelinde olan bütün alışverişi bu sözleşmeye dahil edip müvekkiline bir külfet olarak bunun yüklenmesinin hakkın kötüye kullanılmasından başka bir şey olmadığını, taraflar arasında bir sözleşme olduğunun varsayımı yapılsa dahi bu sözleşmenin taşıma işlerinden dolayı kurulan bir sözleşme olduğunu ve taşıma işlerinden dolayı iki tarafı da ticari olarak bağlayacağını, hükmedilen 23.058,95 TL değerindeki cezai şart hesaplanırken sözleşme dışı kalemlerde hesaplamaya dahil edilerek bulunmuş bir bedel olduğunu belirterek ve açıklamış oldukları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, şayet istinaf incelemesi sonucu dava ret olmayacak ise hüküm altına alınan 23.058,95 TL bedelin ret edilerek, 7.046,00 TL cezai şart tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı taraf, taraflar arasında 12/04/2017 tarihli "personel taşıma sözleşmesi" isimli sözleşme imzalandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 31/10/2017 tarihinde davalı ... tarafından haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmede kararlaştırılan ihbar süresine uyulmaksızın tek taraflı olarak feshedildiği, bu nedenle sözleşmeye aykırı davranıldığı, davalı tarafından 31/08/2017 tarihli kesilen faturada 8.087,80 TL, 30/09/2017 tarihli kesilen faturada 7.624,55 TL, 31/10/2017 tarihli kesilen faturada 7.346,60 TL olmak üzere toplam 23.058,95 TL olduğu, sözleşmeyi ihbar süresine uymaksızın haksız olarak fesheden davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı taraf, davacı ile sözlü olarak anlaştıkları, davacının davalıya günlük az bir giriş, bir çıkış olmak üzere iki tek iş olarak anlaştıkları, cezai şart ile ilgili konuşulmadığını, davacı ile davalının taşıma işinin başlamasından sonra davacı tarafından başka bir iş vereceği yönünde vaatte bulunduğu ve bu nedenle anlaştıklarını ancak işlerin bu şekilde gelişmediğini, Haziran 2017 itibariyle çıkış servisinin davalıdan alındığını, davalının tam anlamıyla iş yapması gereken servis saatinde davalıya iş verilmediğini, davacının tahaahüdüne uymadığını, yapılacak ödemenin süresinde yapılmadığını, davacı tarafından edimin ne tam nede zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle aralarındaki anlaşmanın bozulmasına davacının sebebiyet verdiğini, taraflar arasında dava dilekçesine ekli olarak sunulan sözleşmenin taraflar arasında kurulmadığını, davacının imzasının olmadığını, kabulü mümkün olmamak ile birlikte sözleşmede tarafların edimleri arasında dengesizlik olduğunu, TBK md 25 e göre, hükümlerin geçersiz kabul edilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının kaşe ve imza bulunan sözleşmeyi Konak Vergi Dairesine vererek kullandığı, sözleşmedeki cezai şartın hesaplanmasının davalı tarafından düzenlenen fatura hak edişlerine göre yapıldığı, sözleşmedeki cezai şarta ilişkin hükmün dürüstlük kurallarına aykırı olarak konulduğunun kabul edilemeyeceği, ihbar süresine uyulmadan sözleşmenin fesh edilmiş olması nedeniyle cezai şart isteminin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/11/2019 tarih, 2017/1408 Esas ve 2019/1131 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.575,15 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 394,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.181,15 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 22/02/2024