T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/50
KARAR NO: 2024/936
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/12/2020
NUMARASI: 2020/410 Esas 2020/748 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 02/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 02/05/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin Güney Afrika’ ya yaptığı ihracata dair gümrük işlem masraflarının yansıtıldığı faturalar ve cari hesapta görülen alacak için 31.10.2019 tarihinde Ankara 57. Noterliği aracılığı ile gönderilen 32298 yevmiye numaralı ihtar ile davalı ... Şirketinin temerrüde düşürüldüğünü, işbu faturaların 13.06.2019 tarihli gümrük işlem masraflarının yansıtmasına ait 27.06.2019 tarih ve 12759 Sıra No’ lu 3.844,95 TL bedelli, 20.06.2019 tarihli gümrük işlem masraflarının yansıtmasına ait 27.06.2019 tarih ve 12760 Sıra No’ lu 3.263,90 TL bedelli, 28.06.2019 tarihli gümrük işlem masraflarının yansıtmasına ait 28.06.2019 tarih ve 12761 Sıra No’ lu 3.564,4 0 TL bedelli,06.09.2019 tarihli gümrük işlem masraflarının yansıtmasına ait 30.09.2019 tarih ve 12768 Sıra No’ lu 2.161 TL bedelli faturalar olduğunu ve müvekkilinin cari hesabında görülen 504,78 USD alacağın davalı şirket tarafından ödenmediğini beyan ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, toplam 12.834,25 TL ve 504,78 USD’ nin temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderlerinin karşı yana yüklenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında ihraç kayıtlı mal satışına yönelik ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafından müvekkiline taraflar arasında akdi ilişki olmaksızın Güney Afrika'ya yapılan ihracatın gümrük masraflarına dair toplam 12.834,25 TL tutarındaki faturaların gönderildiğini, 12759, 12760 ve 12761 sıra numaralı, toplam 10.673,25 TL bedelli üç adet faturanın müvekkili tarafından davacıya e-posta yoluyla da haberdar edilmek suretiyle 31.07.2019 tarih ve 179220 sıra numaralı iade faturası düzenlenerek iade edildiğini, 12768 sıra numaralı faturanın ise Bornova 3. Noterliği'nin 31.10.2019 tarihli ve 34247 yevmiye numaralı ihtarnamesi ekinde iade edildiğini, ihraç kayıtlı mal satışlarında ve diğer ihracat işlemlerinde gümrük işlem masraflarının, ihracatı yapan tarafa ait olduğunu, malı ihraç eden tarafın davacı olup, gümrük ve/veya her türlü ihracat masrafı kendisine ait olduğunu, tüm bu hususlar ile ilgili İzmir 25. Noterliği'nin 06.11.2019 tarih ve 25733 yevmiye sayılı ihtarnamesinin davacıya tebliğ edildiğini, davacının müvekkili nezdindeki cari hesap alacağının 405,46 USD olduğunu ve bu bedelin müvekkili şirket tarafından 06.11.2019 tarihinde davacının hesabına yatırıldığını beyan ederek haksız ve asılsız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava; davacı tarafından tarafından yapılan gümrük işlem masraflarının yansıtılmasından ve cari hesaptan kaynaklanan alacak davasıdır.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 sy yasanın 23. Maddesi ile eklenen 18/A maddesi ile "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
6100 sy HMK'nun 115/1. Fırkası uyarınca "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." 115/2. Fıkrası uyarınca " Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." denilmektedir.
Somut olaya baktığımızda; dava, nisbi ticari dava olup TTK'nun 5/A maddesi uyarınca arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Mahkememizin 12/08/2020 tarihli tensip tutanağı ile "Davacı vekiline, 7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği: arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini mahkememize ibraz etmesi için 1 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde ibraz edilmediği takdirde davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verileceğinin" ihtarını içerir tensip zaptı ekli davetiyenin davacı vekiline etebliğ yoluyla 22/08/2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen Arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı suretini mahkememize ibraz etmediği, söz konusu düzenlemenin emredici nitelikte olduğu, taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı anlaşıldığından, davacının davasının dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile, "TTK.' nun 5/A maddesi ve HMK' nun 114/2 ile 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan reddine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesi uyarınca taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuş ise de, söz konusu tutanağın aslının dava dilekçesi eki olarak gönderilmediğini, UYAP Sistemi'nde söz konusu arabuluculuk tutanağı dosyayla bağlantılı olduğu için zaten görüntülenebildiğini, usule ilişkin şartın yerine getirilmiş olmasına rağmen sanki getirilmemiş gibi davanın reddine karar verilmesinin hak arama hürriyetini engellediğini, arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olmasına rağmen; UYAP sistemi üzerinden açılan bir davada söz konusu mecrada hali hazırda kayıtlı bulunan bir tutanak tekrar tekrar gönderilmediği için davanın reddedilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini, reddedilen davalarında ise arabuluculuk görüşmelerinin gerçekleştiğini, tarafların mahkemeye başvurmadan önce sulh için gerekli adımları attıklarını ancak olumlu bir sonuç alınamadığını, kanun koyucu tarafından dava şartı olarak arabuluculuk şartının aranmasının davaların eksiklik halinde reddedilebilmesinin önünün açılması değil, aksine davanın adil ve hakkaniyete uygun şekilde görülebilmesi için koşul teşkil ettiğini, uyuşmazlığa konu davada, arabuluculuk şartı yerine getirilmiş olsa da UYAP üzerinden dava açıldığında sistem üzerinden doğrudan eşleşen ve dava açma ekranında hali hazırda görünmekte olan bir evrakın tekrar dava dilekçe ekinde aslına yer verilmemesiyle ilgili olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kanunun ruhuna ve kanun koyucunun bu kanunla hedeflediği olgulara aykırı olduğunu beyanla usul, yasa ve hukukun temel ilkelerine aykırı olarak verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı tarafından tarafından yapılan gümrük işlem masraflarının yansıtılmasından ve cari hesaptan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve usulden red kararına karara karşı davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6102 Sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2.maddesinde" Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. " şeklinde düzenlenme bulunmaktadır.
Bu yasal düzenleme ile ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/932 esas, 2020/5773 karar sayılı ilamında " Taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin/suretinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince bu tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin elden veya UYAP sistemi üzerinden dosya ibrazının gerektiğine ve uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine" karar verilmiştir. Dairenin 2022/3791 esas , 2022/4837 karar sayılı ilamında da aynı yönde daha önce karar verildiğinden yeniden karar verilmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Dava dilekçesi ekinde son tutanak aslı bulunmadığı, mahkemenin 12/08/2020 tarihli tensip tutanağı ile " arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini ibraz etmesi için 1 haftalık kesin süre verilmesine, bu süre içerisinde ibraz edilmediği takdirde davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verileceği" ihtarını içerir tensip zaptı ekli davetiyenin davacı vekiline e-tebliğ yoluyla 22/08/2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği dosya kapsamına göre sabittir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmediği gibi verilen kesin süreye rağmen arabuluculuk son tutanak aslının veya onaylı suretinin mahkemeye sunulmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/12/2020 tarih, 2020/410 Esas ve 2020/748 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,21 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/05/2024