T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/118
KARAR NO: 2024/903
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/10/2020
NUMARASI: 2018/1260 Esas 2020/582 Karar
DAVA: İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ: 30/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 30/04/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12259 Esas sayılı dosyası ile 143.088,01 TL alacağın tahsili istemi ile davalı hakkında icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalıya 11.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının yasal süre içerisinde borca ve fer'ilerine itiraz ettiği ve takibin durduğu, dava dilekçesinde tek tek dökümü yapılan toplam 35 adet fatura karşılığında davacının davalıya 248.044,09 TL bedelli mal sattığı, davalının nakit ve çek ile yapmış olduğu ödemelerden sonra müvekkilinin 143.088,01 TL alacağının kaldığı, taraflar arasında düzenlenen mutabakat mektubu ile 30.09.2018 tarihi itibariyle davalının borcunun 143.088,01 TL olduğu konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığı, mutabakattan sonra davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle haksız takibin iptaliyle, takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasına rağmen davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.
MAHKEMECE: "...Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle müvekkili olan davacının dava dilekçesi içeriğinde dökümü tek tek yapılan toplam 248.044,09 TL'lik 35 adet faturadan dolayı davalıya mal sattığı ve söz konusu faturalara konu olan ve dava dilekçesinin ekinde sunulan 35 adet irsaliye ile mal tesliminin gerçekleştirildiği, davalı tarafça yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davacının davalıdan143.088,01 TL'lik alacağının bulunduğu, bu husususun taraflar arasında düzenlenen 30.09.2018 tarihli mutabakat mektubuyla da sabit olduğundan bahisle davalının icra takibine vaki itirazının iptaliyle icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasına rağmen davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı, ancak davaya konu icra takip dosyasına sunmuş olduğu 12.10.2018 tarihli itiraz dilekçesinde ise davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından asıl alacak ve fer'ilerine itiraz edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki ihtilaf takip tarihi itibariyle takip ve davaya konu edilen 35 adet faturadan dolayı davacının davalıdan takibe konu edilen tutar kadar alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup,davalı şirket tarafından ticari defter ve kayıtların ibraz edilmemiş olması nedeniyle davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin Ba/Bs kayıtları getirtilmiş olup, davacı şirketin 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları ile karşılaştırılmak suretiyle yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafından davalı şirket adına 2017 yılında düzenlenen ve davacıya ait ticari defterlerde aynen yer alan faturalardan 04.01.2017 tarih 1.367,86 TL, 13.01.2017 tarih 1.258,12 TL, 20.01.2017 tarih 3.123,27 TL olmak üzere toplam 5.749,25 TL'lik 3 adet fatura haricinde davalı tarafça vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, 2017 yılı içerisinde davacının davalıdan toplamda 172.500,00 TL tahsilat yaptığı, davalı tarafça yapılan tahsilatlar mahsup edildikten sonra davacı tarafın 2017 yılı defterlerine göre yıl sonu itibariyle davacının davalıdan 101.729,92 TL alacaklı bulunduğu, bu alacağın aynen 2018 yılına devrettiği, 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarında 2017 yılından devreden alacak olarak açılış bakiyesi olarak yer aldığı, davacının davalı şirket adına 2018 yılında takip ve davaya konu edilen toplam 248.044,09 TL'lik toplam 35 adet fatura düzenlediği, bu faturaların tamamının davacı defterlerinde aynen yer aldığı, davalının vergi dairesinden getirtilen 2018 yılı Ba'larına göre de davacı tarafça davalı adına düzenlenen 35 adet faturadan sadece 10.09.2018 tarihli ve 3.989,58 TL'lik faturanın bildiriminin yapılmadığı, bunun dışındaki tüm faturaların davalı tarafça vergi dairesine bildirildiği, bildirimi yapılmayan 10.09.2018 tarihli ve 3.989,58 TL'lik faturanın eki 07.09.2018 tarihli sevk irsaliyesinde ise teslim alan bölümünde ... isim ve imzasının bulunduğu, davacı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defterlerine göre ise davalıdan alınan 31.07.2018 keşide tarihli 25.000,00 TL, 31.08.2018 keşide tarihli 25.000,00 TL ve 30.09.2018 keşide tarihli 25.000,00 TL'lik çeklerin önce davalıdan alınan tahsilat olarak davalıya alacak kaydedildiği, ancak daha sonra 31.07.2018 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli, 31.08.2018 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çeklerin davalı tarafa iade edilmesi nedeniyle tekrardan borç kaydedildiği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında ...bank İzmir Girne Bulvarı Şubesi'nden gelen yazı cevaplarına göre her iki çekin davalı şirket yetkilisi ... tarafından bankaya teslim edildiğinin bildirildiği, bu nedenle her iki çekinde davalıya iade edildiğinin banka yazısıyla sabit olduğu, yine davalıdan alınan tahsilat olarak davalıya alacak kaydedilen 30.09.2018 keşide tarihli ve 25.000,00 TL'lik çekin ise karşılıksız çıkması nedeniyle tekrardan davalıya borç kaydedildiği, mahkememiz dosyasına getirtilen İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12114 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden iş bu çekin karşılıksız çıkması nedeniyle icra takibine konu edildiği ve daha sonra icra takip dosyasından bu çekle ilgili olarak toplamda 25.000,00 TL'lik tahsilatın yapıldığı ve bu tahsilatlarında davacı defterlerinde 20.10.2018 tarihinde 10.000,00 TL, 05.11.2018 tarihde 10.000,00 TL, 10.11.2018 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL olarak tekrardan tahsilat olarak kaydedildiği, sonuç olarak davalı şirketten 2018 yılı itibariyle toplamda 206.686,00 TL tahsilat yapıldığının davacı defterleri ve dosya kapsamı belgeler ve alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12259 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davacı vekili tarafından icra takip dosyasına sunulan 10.10.2018 tarihli takip talepnamesinde "fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla" toplam 143.088,01 TL'lik asıl alacak için, takip sebebi "alacaklı ve borçlu arasındaki mal satımına ait 35 adet faturadan kaynaklanan alacak bedeli (fatura bilgileri arka sayfada yer almakta olup, faturalara istinaden yapılan ödemeler mahsup edilerek takip yapılmıştır.) şeklindeki açıklamayla icra takip talepnamesinde tek tek dökümü yapılan toplam 248.044,09 TL'lik 35 adet faturadan dolayı davalı hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ve davalıya ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafça süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davacı tarafça mahkememizde açılan iş bu davada davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilinin talep edildiği görülmüştür.
Mahkememizde açılan iş bu dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başkaca belgelere yapılan yargılama sırasında dayanması mümkün değildir. Davacı vekili mahkememizde açılan iş bu itirazın iptali davasına dayanak icra takip dosyasına sunmuş olduğu takip talepnamesinde takibin dayanağı olarak 248.044,09 TL'lik toplam 35 adet faturayı göstermiş ve iş bu 35 adet faturanın tek tek dökümünü icra takip talepnamesinde belirtmiş ve mahkememize açmış olduğu itirazın iptali davası nedeniyle sunduğu dava dilekçesinde de davanın dayanağının davacı tarafça 2018 yılında davalıya satılıp teslim edildiği bildirilen toplam 248.044,09 TL'lik toplam 35 adet faturadan kaynaklandığı belirtilerek davalı ödemeleri mahsup edildikten sonra davacının davalıdan takibe konu edilen 143.088,01 TL'lik alacağın kaldığı iddia olunarak bu tutar üzerinden davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizde açılan iş bu itirazın iptali davasına dayanak İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12259 Esas sayılı dosyasında davacı tarafça takip talepnamesinde takibin sebebi olarak sadece 2018 yılında davacı tarafça davalıya düzenlenen toplam 248.044,09 TL 'lik 35 adet fatura gösterilmiş olduğundan ve itirazın iptali davaları niteliği gereği takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan mahkememizce takip talepnamesinde dayanılan faturalarla bağlı kalınarak davacının takibe konu edilen faturalardan dolayı alacaklı olup olmadığı hususu incelenerek sonuca gidilmiştir.
Yine davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, her ne kadar 30.09.2018 tarihli mutabakattan bahsedilmiş ise de icra takip dosyasına sunulan takip talepnamesinde takibin sebep ve dayanağı olarak olarak belirtilen 35 adet faturalar yanında ayrıca cari hesap mutabakatına dair belgeye dayanıldığına dair bir şerh bulunmadığından bir önceki paragrafta belirtildiği şekilde itirazın iptali davaları niteliği gereği takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan mahkememizce takip talepnamesinde dayanılan faturalarla bağlı kalınarak davacının takibe konu edilen faturalardan dolayı alacaklı olup olmadığı hususu incelenerek sonuca gidilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan kök ve ek raporlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının davalıdan takibe konu edilmeyen 2017 yılı içerisinde düzenlemiş olduğu faturalardan ve bu faturalar karşılığında davalı tarafça yapılan ödemelerden sonra 2017 yılı sonu itibariyle 101.729,92 TL'lik alacağının bulunduğu bilirkişi tarafından bildirilmiş olup, davacı tarafça takip talepnamesinde sadece 2018 yılında düzenlenen 35 adet faturaya dayanıldığından ve ayrıca takip talepnamesinde açık hesap ilişkisine dayanılmadığından 2017 yılı takip ve davamıza konu olmadığından takibe sıkı sıkıya bağlılık ilkesi gereğince takibe ve dolayısıyla davaya konu edilmediği anlaşılan bilirkişi kök ve ek raporlarında belirtilen 2017 yılından devreden davacı alacağı olarak bildirilen 101.729,92 TL'lik tutar hesaplamaya dahil edilmemiştir.
Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından 2018 yılında toplam 248.044,09 TL'lik 35 adet faturanın davalıya düzenlendiği ve bu faturaların tamamının davacı defterlerinde yer aldığı, davalının vergi dairesinden getirtilen 2018 yılı Ba'larında ise bu faturalardan 10.09.2018 tarih 3.989,58 TL'lik fatura haricinde diğerlerinin tamamının vergi dairesine bildirildiği, bu şekilde takibe konu edilen ve 2018 yılında davacı tarafça davalı şirkete düzenlenen toplam 248.044,09 TL'lik 35 adet faturadan 10.09.2018 tarih ve 3.989,58 TL'lik fatura hariç tamamının davalı tarafça vergi dairesine bildirilmekle kayıtlarına alındığının sabit olduğu, davalı taraf kayıtlarında olmadığı anlaşılan 10.09.2018 tarih ve 3.989,58 TL'lik faturanın eki 07.09.2018 tarihli sevk irsaliyesinde ise teslim bölümünde ... imzasının bulunduğu ve mahkememizce yapılan yargılama sırasında bu fatura ile ilgili olarak davalı tarafa isticvap davetiyesi çıkartıldığı, ancak davalının isticvaba rağmen mazeretsiz olarak duruşmada hazır olmadığı, bu nedenle 2018 yılı içerisinde davacı tarafça davalı adına düzenlenen takip ve davaya konu toplam 35 adet faturadan dolayı davacının davalıdan toplam 248.044,09 TL alacağının bulunduğunun kabulünün gerektiği, alınan kök ve ek raporlar ile dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde 2018 yılı içerisinde davacının davalıdan toplamda 206.686,00 TL tahsilat yaptığının sabit olduğu anlaşılmıştır.
Kısmi ifaya ilişkin hükümlerin, takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 100 ve devamındaki maddelerde düzenlendiği, TBK'nun 101/1.maddesi gereğince birden fazla borcu bulunan borçlunun, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya beyan etme hakkına haiz olduğu, aynı yasanın 102/1.maddesine göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı, veya makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde ödemenin muaccel olan borçtan mahsup edilmesinin gerektiği, birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği, takip yapılmamış ise ödemenin vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış sayılacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında 27.10.2020 tarihli celse davacı vekili davalı tarafça çekle yapılan ödemelerin davacı tarafça düzenlenen hangi faturaya ilişkin olarak yapıldığına dair herhangi bir yazılı belge bulunmadığı, davalı tarafça ödemeler yapıldıkça mevcut hesaptan düşümünün yapıldığı, ödemelerin hangi faturaya ilişkin olarak yapıldığına dair dosyaya sunulacak başkaca bir belge olmadığı bildirilmiş olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun aşağıda belirtilen ilgili kararında da belirtildiği üzere takip ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 102/1.maddesi gereğince 2018 yılı içerisinde davalıdan yapılan toplam tahsilat tutarı olan 206.686,00 TL'nin ilk olarak davacı tarafça takibe konu edilen 2018 yılı toplam 35 adet fatura tutarı olan 248.044,09 TL'den mahsup edilmesi gereği doğmuş olup, takip ve davaya konu olan 2018 yılı toplam 248.044,09 TL'lik 35 adet faturadan davalıdan 2018 yılında tahsil edilen toplam 206.686,00 TL'lik tutar düşüldüğünde iş bu davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle takipteki taleple sıkı sıkıya bağlı kalınarak davacının davalıdan takip tarihi itibariyle (248.044,09 TL - 206.686,00 TL=) 41.358,09 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olmakla, davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12259 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle 41.358,09 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 8.271,61 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-919 Esas, 2019/886 Karar ve 17.09.2019 tarihli kararı ve bu karar içeriğinde belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 tarih ve 2006/19-260 Esas, 2006/251 Karar, 09.06.2010 tarih 2010/19-262 Esas, 2010/304 Karar, 27.01.2016 tarih, 2015/15-1830 Esas, 2016/98 Karar, 25.04.2018 tarih, 2017/19-903 Esas, 2018/974 Karar sayılı kararları ve yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/15512 Esas, 2018/313 Karar ve 01.02.2018 tarihli, 2016/4521 Esas, 2017/7823 Karar ve 07.12.2017 tarihli, 2018/3125 Esas, 2018/6553 Karar ve 12.12.2018 tarihli kararları da bu yöndedir.) '' gerekçesi ile;
HÜKÜM /Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12259 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle 41.358,09 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine,
Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 8.271,61 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 27.10.2020 tarihli kararın, Türk Borçlar Kanunu'nun 101 ve 102. maddesinin hatalı yorumlanması sonucunda; mevzuata, kararda atıf yapılan kararlar da dahil olmak üzere Yargıtay kararlarına, hakkaniyete ve dava dosyasında mevcut bilirkişi raporlarına, taraflar arasındaki yazılı mutabakata aykırı ve hatalı olarak düzenlendiğini, duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi sonucunda kararın ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 30.09.2018 tarihi itibariyle, müvekkilinin 143.088,01 TL alacaklı olduğu konusunda, taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, davalının 30.09.2018 tarihinde 143.088,01 TL borcunu kabul etmesine rağmen, tahsilatı geciktirmek amacı ile takip konusu borca kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, ilk derece mahkemesinin de kabul ettiği ve kararında da belirttiği gibi; müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalıdan 143.088,01 TL alacaklı olduğu konusunda tartışma bulunmadığını, itirazın iptali davalarının niteliği gereği takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olmakla birlikte, ilk derece mahkemesinin bu hususu hatalı olarak değerlendirdiğini, müvekkilinin takip konusu 143.088,01 TL alacaklı olduğunun saptanmasına rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilerek hatalı karar tesis edildiğini, müvekkilinin 2017 yılına ait satışlardan 101.729,92 TL alacağının karar tarihi itibariyle mevcut olduğunu, müvekkilinin dilediği takdirde 101.729,92 TL alacağı ile ilgili olarak icra takibi yapabileceğini belirterek, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak, davacının davasının ve taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; takibe konu 35 adet faturadan kaynaklı davalıdan bakiye alacağının olduğunu, taraflar arasında 30.09.2018 tarihi itibariyle davalının borcunun 143.088,01 olduğu konusunda mutabakat sağlandığını, mutabakattan sonra davalının bir ödemesinin olmadığını itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davacının 35 adet faturayı takibe konu etmesi nedeniyle yapılan ödemeleri bu faturalara mahsup ederek davanın kısmen kabulü yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince BK 101 ve 102 maddelerine göre değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuş ise de; davacı tarafça dosyaya sunulan ve isticvap davetiyesiyle de davalı tarafa tebliğ edilen mutabakat belgesine göre davacı davalıdan 143.088,01 TL alacaklıdır. Davalı taraf isticvaba cevap vermeyerek mutabakatı kabul etmiş, yani davacıya mutabakat belgesinde belirtildiği kadar yani 143.088,01 TL borçlu olduğunu kendi imzasıyla ikrar etmiştir.
Bir an için davalı tarafça yapılan ödemelerin davacının takibe konu ettiği faturalar için yapıldığı kabul edilse dahi artık ortada davalı tarafın itiraz etmediği ve yargılamaya da konu edilen mutabakat belgesine göre davacı alacağının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
30.09.2018 tarihi itibariyle davalının borcunun 143.088,01 TL olduğu konusunda taraflar arasında mutabakat sağlandığından, davacı tarafça da bu mutabakattan 10 gün sonra takip yapıldığından, takip tarihi olan 10.10.2018 tarihine kadar da davalı tarafça davacıya bir ödeme yapılmadığından, davalı tarafça dosyaya ödemeye ilişkin yazılı belge sunulmadığından davanın tam kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak, davanın kabulüne, alacak belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2-Davacı vekilinin yatırdığı 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 24,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
B-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/10/2020 tarihli, 2018/1260 Esas 2020/582 Karar
sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
1-Davanın KABULÜ İLE; Davalı borçlunun İzmir 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12259 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle takibin 143.088,01 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına,
143.088,01 TL üzerinden hesaplanan %20 oranında (28.617,60 TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine
2-Alınması gereken 9.774,34 TL harçtan peşin alınan 1.728,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.046,19 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir yazılmasına,
3-Davacı tarafından yatırılan 1.728,15 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 22.894,08 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.052,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2024