T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/328
KARAR NO: 2024/1348
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/2020
NUMARASI: 2018/45 Esas 2020/290 Karar
DAVA: İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ: 04/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/07/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin gıda sektöründe faaliyette bulunmakta olup kendisine ait birden çok tanınmış markaya sahip olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu markaları ve bu markalara ilişkin sistem haklarını franchise sözleşmeleri ile belirli süre koşul ve sınırlar içinde bağımsız yatırımcılara kullandırdıklarını, müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında 01/08/2016 tarihinde müvekkili şirketin sistemine ve komşu kahve markasına davalı tarafından danışmanlık sağlanması ve bunları 3. Kişilere franchise sistemi şeklinde pazarlanmasına ilişkin olarak "Marka Danışmanlığı ve Franchise Pazarlama Sözleşmesi" akdedildiğini, müvekkili şirketin söz konusu madde ve aradaki güven ilişkisi çerçevesinde davalı adına 4 adet çek düzenlediğini ve davalıya teslim edildiğini, ancak davalının sözleşme süresi içinde sözleşmenin 5.9 maddesinde belirtilen toplam 188.800,00-TL hizmet bedeline ilişkin çeklerin tahsile geçmesi için " 2 şubeye bayi verilmesi" ön koşulunu sağlayamamasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak çekleri tahsil ettiğini, müvekkili şirket tarafından bu hususun davalı borçluya sözlü olarak defalarca bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafça bu hususun gözardı edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2017/17418 E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve davalının 29/12/2017 tarihinde tebliğ aldığı ödeme emrine karşı itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu belirterek; davanın kabulü ile davalının İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2017/17418 E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ...'nin sahibi olup mahkememizde ikame edilen davanın ... Şirketi'nin ve davacı ...'nın ticari ilişkilerinden doğduğunu, ihtilafın davaya konu sözleşmenin 5.9. Maddesinin uygulaması ve madde içeriğindeki koşuldan kaynaklandığını, davacı tarafından müvekkili aleyhine İzmir 22. İcra Dairesi'nin 2017/7418 E. Sayılı dosyasından 187.026,13-TL üzerinden icra takibine geçildiğini, söz konusu takibe süresi içerisinde itiraz edildiğini, müvekkilinin 01/08/2016 tarihli sözleşmedeki yükümlülüklerini fazlasıyla yerine getirdiğini, müvekkili tarafından sözleşmeye uygun verdiği hizmete karşılık olarak tahsil edilen paranın davacıya iadesinin söz konusu olmadığını, davacının müvekkilinden hizmet aldığı sürece mahkememizde görülmekte olan ihtilaf haricinde ne yazılı ne de sözlü olarak müvekkiline tek bir şikayette bulunmadığını belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE: "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; taraflar arasında imzalanan 01/08/2016 tarihli sözleşmenin 5/9 maddesi uyarınca davalının edimini yerine getirip getirmediği, yerine getirmemiş ise davacının ödemiş olduğu bedellerin iadesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı" şeklinde tespit edilmiştir.
Tarafların göstermiş oldukları tanıklar yargılama aşamasında mahkememizce dinlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanan marka danışmanlığı ve franchise pazarlama sözleşmesi irdelendiğinde sözleşmenin 5.5. maddesinde belirtilen "komşu kahve tarafından bize yönlendirilen bayi adaylarından herhangi bir bedel alınmayacaktır." hükmü kendinden önce düzenlenen sözleşmenin 5.4. maddesi için getirilmiştir. Yani 5.5. madde, 5.4. maddede belirlenen %10'luk ve %20'lik oranlar için getirildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmede davalı ... temel olarak iki ayrı edimi üstlenmiştir. Bundan dolayı da pazarlama ve danışmanlık sözleşmesinin 5inci maddesinde de iki ayrı ücret belirlenmiştir. Pazarlama için satış bedeli üzerinden (marka satışında %20, anahtar teslim satışta %10) yüzde oranı belirlenmiş ve bu yüzdelik oranlarla kararlaştırılan bedel pazarlamaya ilişkindir. Sözleşmenin 5.5.'inci maddesinde pazarlamaya ilişkin ücretin hak kazanılması sözleşme yorumundan sırf müşteriyi davalının bulması gerekmekte olup işverenin yönlendirdiği kişilere yapılan satıştan yüzdelik dilimle belirlenen bedeli alamayacağı kararlaştırılmıştır. Davalının danışmanlık hizmeti için ise 5.9.'uncu maddedeki ücret belirlenmiştir. Danışmanlık ücreti olarak belirlenen ücretin ödenmesi ise ... veya ... markalarından iki tane bayi verilmesi şartına bağlanmıştır. Bu iki şubenin kim ya da kim aracılığı ile getirildiği ya da getirileceği hususunda sözleşmede bir açıklık yoktur. Fakat sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde pazarlama ücretinden ayrık olarak belirlenen danışmanlık ücretinin ödenmesi iki şube/bayi açılışına bağlı olup tüm dosya kapsamına göre sözleşme imzalandıktan sonra iki bayinin açıldığı ve davalının sözleşme ile üstlenmiş olduğu danışmanlık hizmetini davacıya verdiği yapılan toplantılara bizzat katıldığı davacının da danışmanlık ücretini ödediği sabittir. Ödenen danışmanlık ücretinin miktarı açısından taraflar arasında herhangi bir tartışma yoktur. Taraflar arasındaki tartışma konusu olan husus davalının sözleşme ile belirlenen danışmanlık ücretine hak kazanıp kazanmadığı, diğer bir anlatımla davacı tarafından davalıya ödenen danışmanlık hizmet bedelinin iadesi gerekip gerekmediğidir. Taraflar arasındaki sözleşme bir bütün olarak ele alındığında sözleşmenin 5.9.'uncu maddesinde belirlenen danışmanlık ücreti açısından bayilerin kim aracılığı ile geldiği ve kimin aracılığı ile davalı şirketin bayiliğini aldığının bir önemi yoktur. Bu nedenle davacı tarafından davalıya ödenen danışmanlık ücretininde iadesi gerekmemektedir.
Davacı davalıya karşı başlatmış olduğu icra takibinde kötü niyetli olmayıp kendisi açısından yapmış olduğu yorum dolayısı ile icra takibini başlatmıştır. Bu nedenle davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, davalı borçlu ile arasında 01.08.2016 tarihinde müvekkil şirket sistemine ve komşu kahve markasına davalı borçlu tarafından danışmanlık sağlanmasına ve bunların 3. kişilere franchise sistemi şeklinde pazarlanmasına ilişkin olarak marka danışmanlığı ve franchise pazarlama sözleşmesi akdedildiğini, dava konusu sözleşmenin esas unsurunu franchise pazarlaması oluşturduğunu ve buna ilişkin dava konusu taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hizmet bedeline hak kazanma şartının da davalı tarafın müvekkil şirketten tamamen bağımsız 2 adet yatırımcının bulmasına bağlandığını, davanın konusunu ve unsurlarını davalının müvekkil şirkete müvekkil şirketten tamamen bağımsız, müvekkil şirketin aracılığı ve yönlendirmesi olmadan 2 adet yatırımcı bulup bulmadığı oluşturduğunu, sözleşmede hizmet bedelinin tahsili için sadece 2 şubenin bayiye verilmesi şartının öngörüldüğünü ve bu şartın davalı tarafça yerine getirilmediğini, davalı tarafın imzalamış olduğu sözleşmeyle hizmet bedelinin tahsili için 2 şubenin bayiye verilmesi şartını sağlamak için gerekli çalışmayı yapamadığını ve hizmet bedeline de hak kazanamadığını, yerel mahkemeye sunmuş oldukları dellilerin ve özellikle de dinlenen tanıklar ile davalı tarafın iddia ettiği yatırımcısını bulduğu bayilerin açılımını yapmadığını, söz konusu şubelerin yatırımcılarını kendisinin bulmadığını ve söz konusu şubelerin yatırımcılarını müvekkile önermediğinin ispatlandığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; davalı ile aralarında "Marka Danışmanlığı ve Franchise Pazarlama Sözleşmesi" akdedildiğini, müvekkili şirketin söz konusu madde ve aradaki güven ilişkisi çerçevesinde davalı adına 4 adet çek düzenlediğini ve davalıya teslim edildiğini, ancak davalının sözleşme süresi içinde sözleşmenin 5.9 maddesinde belirtilen toplam 188.800,00-TL hizmet bedeline ilişkin çeklerin tahsile geçmesi için " 2 şubeye bayi verilmesi" ön koşulunu sağlayamamasına rağmen sözleşmeye aykırı olarak çekleri tahsil ettiğini, haksız tahsil edilen çek bedellerinin ödenmesini icra yoluyla talep etmiştir.
Davalı taraf ise; sözleşme gereği edimlerini fazlasıyla yerine getirdiğini, davanın reddini talep etmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davalının, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre; taraflar arasındaki davaya konu sözleşmenin 5.9. Maddesi gereği edimlerini yerine getirmiş olmasına, davalının sözleşme gereği danışmanlık ücretine hak kazanmış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2020 tarih ve 2018/45 Esas 2020/290 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 04/07/2024