T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1072
KARAR NO: 2024/237
KARAR TARİHİ: 30/01/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/11/2019
NUMARASI: 2018/76 Esas 2019/724 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ: 30/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 30/01/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi ...'un davalı bankadan almış olduğu krediye kefil olduğu gerekçesiyle hakkında eşi ile birlikte ilamsız icra takibine girişildiğini, ancak ödeme emrinin mahalle muhtarına bırakılmasından dolayı süresi içinde itiraz edemediğinden takibin kesinleştiğini, müvekkilinin davalı bankaya borcunun bulunmadığını, takip konusu kredi ve kefil veya müşterek borçlu sıfatıyla herhangi bir imza atmadığını, müvekkilinin imzalamadığı bir kredi borcundan dolayı sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin imzaladığı varsayılsa bile sözleşmede kefalet limiti ve sorumluluk miktarı gösterilmeden yapılan kefalet sözleşmesinin geçerli kabul edilemeyeceğini bildirerek müvekkilinin İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8735 sayılı dosyasından dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili bankanın ... şubesi ile dava dışı ... arasında 23/06/2014 tarihinde genel kredi sözleşmesi ve onun eki niteliğine haiz Cari Hesap Kredisi Sözleşmesi imzalandığını ve davacının genel kredi sözleşmesine ve genel kredi sözleşmesinin eki niteliğinde olan cari hesap kredi sözleşmesine, sözleşmelerin tarih ve numarası ile kefil olunan limit miktarı da belirtilerek kefalet sözleşmesini imzalamak suretiyle müteselsil kefil olduğunu, davacının genel kredi sözleşmesi ve eklerini 120.000,00 TL tutar ile sınırlı olmak üzere dava dışı ...'un kullandığı veya kullanacağı her türlü kredilerden doğan tüm borçları ile her ne suretle olursa olsun doğmuş ve doğacak tüm borçlarının, bu borçların faiz, temerrüt faizi, vergi komisyon gibi ferileri ve tahsili için vekalet ücreti ve gerekli masrafları da dahil olmak üzere geri gödenmesine, müteselsil kefil olmayı ödemeyi kabul ve taahüt ettiğini, dava dışı ...'un imzaladığı ve davacı tarafından da müteselsil kefil olunan genel kredi sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde cari hesap sözleşmesi doğrultusunda dava dışı ...'a ticari kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üerine kredi hesaplarının kat edilerek ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine icra takibine geçildiğini, her iki borçluya tebligat yapılarak takibin kesinleştiğini, davacının herhangi bir itiraza uğramayarak kesinleşmiş takip dosyasında 5 ay süre geçtikten sonra haksız ve mesnetsiz olarak iş bu davayı açtığını, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının dava dışı borçlunun imzlamaşı olduğu genel kredi sözleşmesi ve onun eki niteliğindeki cari hesap sözleşmesine imzalamış olduğu kefalet sözleşmesiyle müteselsil kefil olduğunu, müteselsil kefaletin alacaklının ister borçluya isterse kefile herhangi bir sıra gösterilmeden başvurabileceği bir kefalet türü olduğunu, davacının bu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, davacı kefilin kefalet limiti kapsamında dava dışı borçlunun temerrüdünün tüm yasal sonuçlarından sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...İzmir 10 İcra Dairesi'nin 2018/8735 Sayılı dosyasındaki icra takibinin davalı banka tarafından davacı ile dava dışı ... aleyhine 49.998,89 TL asıl alacak, 3.149,30 TL kat öncesi işlemiş gecikme faizi, 16,39 TL faizin %5 gider vergisi, 1.134,35 TL işlemiş gecikme faizi, 56,72 TL BSMV toplamı 51.355,65 TL üzerinden kredi üyelik sözleşmesi ihtarname ve hesap özetine dayalı olarak ilamsız takip yoluyla başlatıldığı belirlenmiştir.
Taraf delilleri dosyaya bildirilmiş, deliller arasında bulunan genel kredi sözleşme örneğinin incelenmesinde sözleşmenin davacı banka ile dava dışı ... arasında düzenlendiği, davacı ...'un 23.06.2014 tarihli kefaletinde kefil olunan miktarın, kefalet türünün yazıyla belirtildiği ve imzalandığı, kefalet limitinin 120.000,00 TL olduğu, kefaletnamenin dava dışı ...'un bankayla akdettiği 23.06.2014 tarih K200131971 nolu kredi sözleşmesiyle söz konusu kredi sözleşmesi kapsamında kredi alanı kullandığı ve / veya kulanacağı nakdi ve / veya gayrinakdi kredilerden kaynaklanan tüm borçlara ilişkin olduğu belirlenmiştir.
Dosya ve banka kayıtları incelenmek suretiyle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda dosyaya verilen 02.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise dava dışı ... ile davalı banka arasında 23.06.2014 tarihinde 120.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefaletname imzaladığı, dava dışı ...'un kredi ve mevduat hesabı türü taksitli kredi türü kredisi kullandığını, 24.10.2017 tarihinde davaya konu 36 ay vadeli 50.000,00 Türk Liralık taksitli ticari kredi kullandığı ve 24.01.2018 tarihinde en son taksidin ödendiği, söz konusu tarihte kalan ana borcun 46.857,81 TL olduğu, banka tarafından 08.05.2018 tarihinde ödenmeyen krediler nedeniyle Beyoğlu 48. Noterliği'nin ihtarının gönderildiği, davalı bankanın 26.06.2018 takip tarihinde alacağının 46.857,81 TL asıl alacak, 4.313,78 TL işlemiş toplam faiz, 215,68 TL toplam BSMV olmak üzere 51.387,27 TL olduğu bildirilmiştir.
Alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde İzmir 10 İcra Dairesi'nin 2018/8735 Sayılı dosyasında dava dışı ... ile davacı aleyhine genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan icra takibinin kesinleştiği, davacının söz konusu takip dosyasından dolayı davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine yönelik iş bu davayı açtığı, takip dayanağının kredi üyelik sözleşmesi olduğu, sözleşmenin dava dışı ... ile davalı banka arasında 23.06.2014 tarihinde düzenlendiği, davacının ise 23.06.2014 tarihinde 120.000,00 TL limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefaletname imzaladığı, kefaletnamede kefalet limitinin 120.000,00 TL olarak ve müteselsil kefalet olarak el yazısıyla belirtildiği, imzalandığı, kefaletname konusunun dava dışı ...'un 23.06.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi ile genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandığı ya da kullanacağı kredilerden kaynaklanan tüm borçlara ilişkin olduğu nazara alındığında davacının kefalet sözleşmesine ilişkin beyanlarının subut bulmadığı bilirkişi raporuyla davalı bankanın takip tarihi itibariyle 46.857,81 TL asıl alacak, 4.313,78 TL işlemiş toplam faiz, 215,68 TL %5 BSMV alacağının bulunduğu, icra takibinde işlemiş faiz miktarı yönünden taleple bağlı kalınarak davalı tarafın takip tarihi itibariyle takip öncesi masraf hariç 51.214.57 TL alacağının bulunduğu, icra takibinin 51.355.65 TL'ye ilişkin olduğu, bu nedenle davanın 141,08 TL üzerinden kabulü fazlaya ilişkin talebin reddi gerektiği ancak kısa kararda hesap hatası sonucu 111,11 TL yönünden davanın kısmen kabulünün zapta geçtiği belirlenerek bu husus tashih edilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın kısmen kabulü ile İzmir 10 İcra Müdürlüğünün 2018/8735 sayılı dosyasında takibe konu edilen alacağın 111,11 TL si yönünden davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, Fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kefaletin borcun belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirli olması halinde geçerli olduğunu, asıl borcun belli olmaksızın sadece kefilin sorumlu olacağı en yüksek meblağ gösterilmek suretiyle verilmiş olan kefaletin geçerli olmayacağı, müvekkilinin asıl borçlu ...'un davalı banka ile imzalamış olduğu 23.06.2014 tarih ve K2 00131971 numaralı Genel Kredi Sözleşmesine kefil olduğu ve bu GKS gereğince alınan 23.06.2014 tarih ve 9420-25527 referans numaralı 75.000,00 TL bedelli kredinin, en son 23.06.2017 tarihinde ödenerek kapatıldığı, işbu kredi kapatıldıktan sonra, dava dışı ...'un aynı bankadan almış olduğu 24.11.2017 tarih ve 9420-48184 referans numaralı İhtiyaç Kredisine kefil olmadığı, kredinin 23.06.2014 tarih ve K2 00131971 numaralı Genel Kredi Sözleşmesine dayanılarak alındığına dair de hiçbir delil de bulunmadığı, kefalet konusu olan borcun belirli veya en azından kefaletin verildiği anda belirli olması halinde geçerli olacağını, asıl borcun belli olmaksızın sadece kefilin sorumlu olacağı en yüksek meblağ gösterilmek suretiyle verilmiş olan kefalet geçerli olamayacağından bahisle İzmir 6. Asliye Tic. Mahkemesi'nin 2018/76 E., 2019/724 K. sayılı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemece re'sen yapılan tashih sonucu davanın kısmen kabulü ile İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/8735 sayılı dosyasında takibe konu edilen alacağın tashih şerhi ile 141,08 TL'si yönünden davacı tarafın davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İşbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
TBK'nın 583. maddesine göre; Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Yine TBK'nın "Eşin rızası" başlıklı 584. maddesine göre " Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır."
Dosyada bir sureti bulunan davaya konu Genel Kredi sözleşmesinin incelenmesinden, dava dışı ... ile davalı banka arasında 23.06.2014 tarihli 120.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, davacı ... tarafından 23.06.2014 tarihinde K200131971 nolu Genel Kredi Sözleşmesinin 120.000,00 TL limitle, kefalet tutarı ve kefalet türü el yazısı ile yazılmak suretiyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı görülmüştür. Yine dosyada bir sureti bulunan 23.06.2014 tarihli muvafakatnamenin incelenmesinden davacı kefilin eşi olan ...'dan davacının kefaleti ile ilgili olarak muvafakatname alındığı görülmüştür. Bu şekilde TBK'nın kefalete ilişikin yukarıda belirtilen ilgili maddeleri gereğince gerekli şekil koşullarına uyulmak suretiyle davacının dava konusu 23.06.2014 tarihli 120.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, yine eş muvafakatının da alındığı, bu şekilde geçerli bir kefaleti bulunduğundan davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre rapora göre davacının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı 23.06.2014 tarihli 120.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçluya 24.10.2017 tarihinde kullandırılan krediden dolayı, davalı bankanın takip tarihi itibarıyla 46.857,81 TL asıl alacak, 4.313,78 TL işlemiş faiz, 215,68 TL BSMV olmak üzere toplam 51.387,27 TL alacağının bulunduğu, davacını da dava dışı asıl borçlu ile birlikte kefalet limiti kapsamında bu tutardan sorumlu olduğu belirlenmiş ve ilk derece mahkemesince iş bu rapor esas alınarak, takip öncesi masraf hariç davalı bankanın işlemiş faiz yönünden takip talepnamesindeki talebi ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak bankacı bilirkişi tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/11/2019 tarih, 2018/76 Esas ve 2019/724 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 30/01/2024