T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1786
KARAR NO: 2024/648
KARAR TARİHİ: 20/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/04/2020
NUMARASI: 2017/908 Esas 2020/229 Karar
DAVA: Tazminat
BAM KARAR TARİHİ: 20/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 20/03/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ... ... adresinde bulunan ... nın kantinini işletmek üzere ... ile 2016 yılının Mart ayında sözleşme imzaladığı ve sözleşmeye müteakip kantinin işletmesine başladığı, ...nın kantinine mal temin edilmesine ilişkin ihaleyi ise ... San. Ve Tic. A.Ş nin kazanması sebebiyle, davacı şirketin kantinde satılmak üzere söz konusu ürünleri bu tedarikçiden alması ... tarafından zorunlu kılındığı, davacı şirketin davalılardan 08/08/2016 tarihinde 011882 nolu faturaya konu 24 adet coca cola marka ürünü 1.062,72 TL bedelle satın aldığı, söz konusu kolalar satış yapılmak üzere dolaba yerleştirilmek üzere kasadan çıkarıldığından kolaların içerisinde cismin ne olduğu, şişelerin açılmamış olması sebebiyle davacı şirket tarafından anlaşılamadığı, bu haliyle kolaların sağlığa zararları olduğu, satışa ve pazarlamaya uygun olmadığı, markanın uluslararası standartlarını taşımadığı ve söz konusu kolalardan davacının maddi anlamda zarara uğradığı, davalı şirket ile telefon üzerinden görüşerek kolanın görsel halini de göndererek davalı şirkete bildirildiği, davalı şirketin gelip alacağını söylemesine rağmen gelmediği, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/976 D.İş sayılı dosyası ile davacı şirketçe kolanın ayıplı olduğunun tespitinin talep edildiği, mahkemece yapılan analiz neticesinde, ...da gözle görülür miktarda tortu bulunması, yapılan analiz sonucunda 1600000 kob/ml küf üremesi nedeniyle ürünün kendine özgü görünüşte olmadığı ve Türk Gıda Kodeksi Alkolsüz İçecekler Tebliği md 5-1/a da verilen ürün özelliklerini taşımadığı kanaatini bildirdiği, davacı şirketin sözleşme gereği başka bir firmadan ..., fanta ve sprite satın alamadığı dolayısıyla davalı şirketin satmış olduğu ayıplı ürün neticesinde maddi zarara uğradığı ve toplam maddi zararın 20.862,72 TL olduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.062,72 TL sinin satım tarihi olan 08/08/2016 tarihinden itibaren 19.800,00 TL sinin 31/12/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı şirketin yaşadığı ticari itibar kaybının bir nebze olsun tazmini için 5.000,00 TL manevi tazminatın satım tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, ürün sevkiyatının hiçbir aşamasında yer almayan davalı firmanın hukuken ayıplı mal sebebi ile sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davacının dilekçesindeki iddiaların gerçeği yanıtmadığını, davacı firmaya ürün değişimine hazır olunduğunun bildirildiği, davacı tarafın ticari kazanç kaybı olarak istemiş olduğu tazminat bedelinin haksız ve fahiş olduğu, davacı tarafın kendisinin kazanç kaybı oluşmasına sebebiyet verdiği, satışa sunulmayarak ayrılan ürünler sebebi ile ticari itibar kaybı yaşanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça 1 yıl boyunca hiçbir hukuki işlem yapılmadığını, ürünlerde oluşan gaz kaybı ve küfün sebebi davacının saklama ve depolama koşullarının yetersizliği olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... A.Ş cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süresi geçildikten sonra açıldığını, davacının İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/976 d.İş sayılı dosyası ile yaptırılmış olan delil tespitine itiraz edildiği, yapılan tespitin usule ve hukuka aykırı olup eksik inceleme yapıldığını, davaya konu meşrubat şişesinin davalı firma tarafından üretilmiş ise üzerinde veya kapak kısmında üretim tarihi, tavsiye edilen tüketim tarihi ve davalı şirketin hangi fabrikasında üretildiğini gösteren kodlamaların bulunması gerektiği, bilirkişi raporunda tavsiye edilen tüketim tarihi belirtilmekle beraber, üretim yerini gösterir kodlamaların belirtilmediği, davaya konu olan ürünün fotoğrafında çok açık olarak görüldüğü üzere ürünün kapak kısmından darbe aldığı kapağın sağ tarafta yüksek hale geldiğinin açıkça anlaşılacağı, davalı şirketin uluslar arası standartlara göre çalışan köklü bir firma olduğu, tazminat talep edilmesi için üretim sonrası üçüncü kişilerin müdahalelerinin de araştırılması gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın oluşmasında davalının herhangi bir kusuru olmaması sebebiyle hukuken hiçbir illiyet bağının bulunmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili tarafından verilen 16/10/2017 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; dava açısından zamanaşımının dolmadığını, davacı şirket tarafından delil tespiti talebinde önce ve yasal ihbar süreleri içerisinde davalı şirkete ayıba yönelik bildirimde bulunulduğu ve davalı şirketin de açıkça kabulü olduğu, davalı yanın açık ikrarı karşısında ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususunda tereddüt bulunmadığı, davacının satış rakamları ve aylık cirosu hakkında en güvenilir ve doğru veriler elbette davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarından elde edilebilecek olup anılan defter ve kayıtların tümü bir bütün halinde incelendiğinde davacı dört ay boyunca sayılan üç ürünü satamamakla mahrum kaldığı kar oranının talep ettikleri rakamla örtüştüğünün subüt bulacağı, bilirkişi tarafından gerek barkod numarasının davalı ... şirketi kayıtları ile karşılaştırması yoluyla gerekse alınan numune görselinin ... orijinal şişeleriyle karşılaştırılması yoluyla ürünün ... şirketinin orijinal ürünü olduğu orijinal ... ürünü olmaması halinde zararların sorumluluğu davalı ... ya ait olduğunu beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava, davalı ... A,Ş. tarafından üretimi gerçekleştirilen ve davalı ... A.Ş. tarafından satışı gerçekleştirilen içecek ürünlerinde ayıp nedeniyle davacının satış yaptığı kantinde satış yapamadığı, bu nedenle maddi zarara uğradığı, ayrıca yapabileceği satıştan mahrum kalması nedeniyle menfi zararının oluştuğu, davacının ayrıca ticari itibarının zarar gördüğü iddiası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.
Davacı şirket ile davalı ... A.Ş. Arasında imzalandığı taraflarca da kabul edilen sözleşme uyarınca davalı ... A.Ş. Tarafından üretimi gerçekleştirilen ürünlerin davalı ... A.Ş. aracılığı ile davacı şirkete satışının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı şirket ile dava dışı ... arasında ... ait kantinde bu ürünlerin satışı konusunda yapılan sözleşme yapıldığı görülmüştür.
Davacı tarafça satın alınan ürünler ile ilgili tespit istemi üzerine İzmir 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/976 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte mahkemece tutulan keşif tutanağında inceleme bölümünde Davacı tarafça satın alınan ürünlerden kola şişesinde kapağı kapalı olmasına rağmen içinde farklı bir maddenin bulunduğu ve normal sıvı seviyesinden aşağıda olduğu, bu şişeye numune 1 adı verildiği, ayrıca normal görünümlü bir şişenin numune 1 adı ile teslim alındığı belirtilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda küf üremesi nedeniyle ürünün kendine özgü görünüşte olmadığı, Türk Gıda Kodeksi Alkolsüz içecekler Tebliği md.5-1/a 'da verilen ürün özelliklerini taşımadığı, ürünün insan tüketimine uygun olmadığı yönünde kanaat bildirir raporun düzenlendiği görülmüştür.
Dava konusu ürünün satın alındığı tarihin düzenlenen 011882 nolu faturaya göre 08/08/2016 olduğu davacı tarafça dava dilekçesinde belirtilmiştir. Davalı ... A.Ş.(önceki ünvanı ile ... A.Ş.) ye satışa konu şişedeki hususun Watsapp mesajı ile 15/08/2016 tarihinde bildirildiği görülmüştür. Akabinde davacı tarafça 19/08/2016 tarihinde delil tespiti isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır. Belirlenen tarihlere ilişkin taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı tarafından teslim alınan ürünlerin kontrol edilerek varsa ayıplı ürünlere ilişkin bildirimin hangi sürede ve ne şekilde olması gerektiği hususu davanın görülebilmesi için önceliklidir. Zira tacirler arası bir satımın olduğu, bu satıma dayalı teslim edilen üründe ayıp olduğu ve bu ayıp nedeniyle hangi istemlerde bulunulabileceği, bu istemlerin, hangi sürede ve hangi usullerde ileri sürülebileceği sorularının yanıtlanması gereklidir.
TTK md. 23 ile ayıbın hangi sürede bildirilmesi gerektiği belirtilmiş açık ayıplarda 2 gün, inceleme ile tespit edilecek ayıplarda ise 8 günlük bir süre belirlenmiştir. Gizli ayıplar için ise TTK md. 23 yollaması ile TBK md.223 e göre ayıbın tespiti ile hemen bildirim yükümlülüğü olduğu düzenlenmiştir.
Bunun yanında bildirimin usulü yönünden TTK md.18/3 ile getirilen düzenleme mevcut olup buna göre bildirimin noter aracılığı ile, taahhütlü mektupla, telgrafla, güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi kullanılarak yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bildirimin yapılma yönteminin ispat hukuku yönünden özellikle uyuşmazlığın belirlenmesinde ana unsur olduğu görülmüştür.
Dava konusu olayda davacı tarafından yapılan bildirimin Watsapp olarak bilinen ve sosyal iletişim aracı olarak kullanılan yöntemle davalı ... A.Ş. ye bildirimde bulunulduğu tespit edilmiştir. Yasal düzenleme dikkate alındığında ihbarın geçerli olması şartını sağlamadığı tespit edilmiştir. Yerleşik Yüksek Mahkeme kararları ışığında ihbarın geçerli kabul edilebilmesi için TTK md. 18/3 hükmünde gösterilen şekilde olması gerektiği halde dava konusu uyuşmazlıkta bu şartın yerine gelmediği görülmüştür.
Bunun yanında davacı tarafça yapılan tespitte tespite konu şişenin bir tane olduğu belirlenmiş ancak bu şişenin üretim silsilesinin tespitini sağlayacak(üretim tarihi, parti numarası, üretildiği fabrika bilgisi) başkaca hiçbir verinin dosyada olmadığı, dava konusu şişe haricinde aynı içerikte başkaca ürünlerin varlığını gösterir bilgi veya kayıtların olmadığı görülmüştür.
Davacı tarafça her ne kadar satış yapılan kantinde satışın komutanlık tarafından durdurulduğu beyan edilmiş ise de bu konuda bir delilin dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Yine davacı şirketin itibar kaybına uğradığı iddia edilmiş ise de davalı taraflarca davacının iddia edilen şekilde zarara uğramasına neden olabilecek ihmali veya icrai bir eylemin mevcut olmadığı tespit edilmiştir.
Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre davacı tarafça davalılar aleyhine açılan davada iddia edilen zarar kalemleri yönünden maddi zarar istemlerinin dayanağı olan ayıp ihbarının yasal koşulları taşımadığı görülmekle istemlerin reddine, manevi zarar isteminin ise yine iddia zarar ile davalı işlem ve eylemleri arasında ilişkinin tespit edilememesi ve iddiasının ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
DAVANIN REDDİNE,
Peşin alınan harcın red harcına mahsubu ile 387,28 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükmün usule ve kanuna aykırı düzenlenmiş olan bilirkişi raporuna dayandırıldığını, verilen kararın iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının aşılması sonucunu doğurduğunu, bununla beraber ürünün üretici veya sağlayıcı firma nezdindeyken ayıplı hale gelmiş olmasının davalı firmaların tamamen iç ilişkisini ilgilendiren bir durum olduğunu, uygun saklama koşullarını sağlamış olan ve dolayısıyla meydana gelen zararda hiçbir kusuru bulunmayan müvekkilinin zararının tazmininden davalı şirketlerin müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini
istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; denetime elverişli ve açık bilirkişi raporuna, ayıbın açık ayıp olmasına TTK 23. Madde gereği ayıbın 2 günlük süre içerisinde davacı tarafça bildirilmemiş olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/04/2020 tarih ve 2017/908 Esas 2020/229 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/03/2024