T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2020/1138
KARAR NO: 2024/866
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/04/2019
NUMARASI: 2017/20 Esas 2019/537 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2024
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/20 Esas ve 2019/537 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili şirket yurt dışında mükim ihracatçı olduğunu, davalı şirketin siparişi üzerine 05/04/2013 tarihli R0725100 nolu 18.483,57 Euro bedelli, 28/05/2013 tarihli R0749440 nolu 63.505,76 Euro bedelli, 29/05/2013 tarihli R0750266 nolu 48.255,57 Euro bedelli, 16/07/2013 tarihli R0775120 nolu 806,00 Euro bedelli, 16/07/2013 tarihli R0775119 nolu 61.395,40 Euro bedelli, 17/07/2013 tarihli R0775898 nolu 150,00 Euro bedelli faturalar muhteviyatı emtia gönderdiğini, bu emtia bedellerinden kaynaklanan 195.804,08 Euro alacağın tahsili amacı ile İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2015/10780 esas sayılı dosyası ile genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, sonuç olarak; davanın kabulü ile davalı şirketin itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı yana icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; taraflar arasında takip konusu borcu doğuracak nitelikte bir ticari ilişki olmadığını, kendilerine fatura tebliği de olmadığını, davacının ticari ilişkiye dair belgelerini dosyaya ibraz etmediğini, iddiasını ispat edemediğini, dava konusu borç kendileri tarafından ödenmekle, ticari ilişkinin bitirildiğini, faturaların defterlerinde de yer almadığını, faturanın bir akit olmayıp, bağlanması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmesinin gerektiğini, tek başına fatura düzenlenmesinin alacağı ortaya koyamayacağını, muayyen likit bir alacağın da olmadığını, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlığın tespiti; davacının dava ve takipte belirttiği emtiaları gönderip göndermediği, teslim borcunu yerine getirip getirmediği, davalının borcunun doğup doğmadığı, var ise miktarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Dava; davalının icra takibinde yapmış olduğu itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptaline yöneliktir.
Dosya içerisinde bulunan İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2015/10780 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı ... tarafından davalı ... İnş. San. Tic. A.Ş. aleyhine, cari hesap ilişkisine istinaden 7 örnek genel haciz yolu ile; asıl alacak olan 566.382,88 TL'nin tahsili için icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 25/02/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 01/03/2016 tarihinde itiraz ettiği, itirazın süresinde olduğu ve davanın 05/01/2017 tarihinde, bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı görülmüştür.
Taraf defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişinin sunmuş olduğu kök ve ek raporda özetle; davalının ihtaratlı davetiye rağmen defterlerini ibraz etmediği, davacı kayıtlarına göre davacının davalıdan 192.356,26 Euro alacaklı olduğu, ek rapor ile bu miktarın 554.582,33 TL karşılığı belirlenmiştir.
Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.
Satım sözleşmesi, tarafların karşılıklı öneri ve kabul iradelerin birleşmesiyle kurulan sözleşmeler olduğu, buna göre, satıcının malı teslim ettiğini kanıtlaması, malın teslim edildiği sabit olduğu takdirde de alıcı bedeli ödediğini ispatlaması gerekecektir. Taraflar arasındaki ispatın yükümlülüğü bu yöndedir.
Somut olayda; davalı her ne kadar, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bir sözleşmeye dayanmayan faturanın soyut olarak muhatabına gönderilmesi ve muhatabın faturaya itiraz etmemiş olması onun kesinleştiği sonucunu doğurmayacağını savunmuş ise de; taraflar arasındaki ilişkinin, fatura kapsamı malların niteliği ve gümrük kayıtlardan satım akdi niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, davacı tarafından ... Noteri tarafından dökümü yapılmış, ... Konvansiyonu gereği Apostil şerhinin düşüldüğü defter kayıtlarının incelenmesinde; 120720 cari hesap numaralı alıcı ... ... A.Ş.'ye açık hesap satış kayıtlarının bulunduğu, bu faturaların ... Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 05/02/2018 tarihli müzekkere cevabı ve ekindeki ... Gümrük Müdürlüğünün yazısında belirtilen ithalat beyannameleri ile örtüştüğü, davalı şirketin ise ihtaratlı davetiye rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği ve yerini bildirmediği, buna göre, gümrüğe teslim edilen mallara dair faturaların gümrük idaresi tarafından tetkiki sonrasında faturalarla ilgili beyannamelere dair ithalatların gerçekleşmiş olduğu, başka bir ifadeyle malların gümrükten geri dönmediği, davalı tarafından gümrükten çekildiği ve teslim alındığı sonucunun ortaya çıktığı, böylelikle davacının davalıdan 192.356,26 euro karşılığı olan 554.582,33 TL alacaklı olduğu davalının takibe konu fatura konusu malları teslim aldığı halde fatura bedillerini ödemediği sabit olmakla davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İtirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için usule uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Söz konusu tazminat hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Ayrıca, takibe konu alacağın likit olması gerekir. Borçlu tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak icra takibi yapmıştır. Bu nedenle borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumdadır. O halde, %20 oranında icra inkar tazimanıtının kabulü cihetine gidilmiştir.
'' gerekçesi ile; Açılan davanın Kısmen kabulü ile, davalının İzmir 4. İcra Dairesi'nin 2015/10780 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 554.582,33.TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, Fazla istemin reddine, Kabul edilen 554.582,33-TL üzerinden %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yurt dışında mukim ihracatçı konumunda bulunan müvekkili şirket tarafından davalı şirkete satılan bir kısım emtea bedellerinden kaynaklanan 195.804,08.-EUR alacağın, TBK md 99/II uyarınca fiili tahsil anında cari TCMB EUR efektif satış kuru karşılığı üzerinden tahsili talebiyle İstanbul 13 İcra Müdürlüğü’nün 2014/24100 Esas sayılı takip dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, yetki itirazı üzerine dosyanın İzmir İcra Müdürlüklerine gönderilerek İzmir 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/10780 Esasına kaydedilerek borçlu şirkete yeniden 7 örnek ödeme emri gönderildiğini, davalı/borçlu tarafından süresi içinde takibe ve borca itiraz etmesinden dolayı itirazın iptali davasının açıldığını, yapılan yargılama neticesi davanın kısmen kabulü ile itirazın 584.582,33.-TL üzerinden iptali ile duran takibin devamına karar verildiğini, TBK'nun 99. maddesindeki, "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmü gereğince takip dosyasında taleplerinin EUR para birimi alacağın fiili tahsil anında cari TCMB EUR efektif satış kuru üzerinden tahsili şeklinde olduğunu, sırf davalı şirketin muhasebe kayıtlarına EUR cinsi faturaların hesaplara işlendiği tarihteki kur karşılığı üzerinden TL olarak işlenmiş olmasına dayalı olarak davalı ticari defter kayıtlarında yer alan 554.582,33.-TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı)
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, bilirkişi rapor ve ek raporunda belirtilen alacak miktarının davacı vekili tarafından kabul edilmesine, her ne kadar davacı alacaklı vekili tarafından davalı borçlu aleyhine fatura alacağından kaynaklı olarak 195.804.08.Euro (takip tarihi itibariyle TL karşılığı 566.382.88.TL) alacağın tahsili için İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2014/24100 Esas sayılı takip dosyasında ilamsız icra takibi yapılmasına rağmen davalı borçlu vekilinin yasal süresi içinde yetki ve borca itiraz etmesinden dolayı davacı alacaklı vekilinin borçlunun yetki itirazını kabul ederek yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini istemesi üzerine yetkili İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/10780 Esas sayılı takip dosyasında döviz alacağı ve miktarı açıkça belirtilmeden sadece 566.382.88.TL asıl alacak yönünden 23.07.2015 tarihli ödeme emrinin düzenlendiği ve bu ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilmesi üzerine davalı borçlunun borca ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine davacı alacaklı tarafından İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2015/10780 Esas sayılı takip dosyası yönünden itirazın iptalini istemesine, davacı alacaklı ve vekili tarafından İzmir 4. İcra Müdürlüğü tarafından 2015/10780 Esas sayılı takip dosyasında döviz alacağı belirtilmeksizin sadece 566.382.88.TL alacak yönünden düzenlenen 23.07.2015 tarihli ödeme emrinin iptali için bugüne kadar İcra Hukuk Mahkemesi'nde herhangi bir davanın açılmamasına ve eldeki dava ile bu ödeme emrine itiraz üzerine duran icra takibinin iptalinin istenmesine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/04/2019 tarih ve 2017/20 Esas 2019/537 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 24/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.