T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2020/1168
KARAR NO: 2024/783
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/02/2020
NUMARASI: 2016/1107 Esas 2020/170 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 04/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/04/2024
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1107 Esas ve 2020/170 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin Türkiye'nin ilk ve en eski şarap üreticisi olan ... A.Ş nin ürettiği ve ithal ettiği tüm şarapların yurtiçindeki tek satıcısı olduğunu, müvekkili tarafından davalı borçlunun ... adlı işletmesine satışı ve teslimi yapılan malların karşılığında yükümlülüğünde bulunan bakiye 5.719,24 TL tutarında ödemeyi gerçekleştirmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün 2014/18793 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ve davalı tarafından yetki itirazında bulunulduğunu, dosyanın yetki itirazı üzerine İzmir'e gönderildiğini ve İzmir 10 İcra Müdürlüğünün 2015/18205 Esas sayılı dosyası ile gönderilen ödeme emrine 24/12/2015 tarihinde itiraz ettiklerini ve itirazın durduğunu, bu nedenle İzmir 10 İcra Müdürlüğünün 2015/18205 esas sayılı dosyası ile 5.719,24 TL tutarında yapılan icra takibine ilişkin yapılan itirazın iptaline, % 20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesine, takibin devamına ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle yetkisiz İcra Müdürlüğünde açılan takibin yetkisine itiraz ettiklerini ve dosyanın İzmir 10 İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, İzmir 10 İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrine itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, davacının müvekkil nezdinde herhangi bir hak ve alacağının olmadığını, davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından müvekkiline teslim edilmiş ve ücreti ödenmemiş olan herhangi bir ürün olmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre daval ıtarafın tektaraflı olarak düzenlediği faturanın tek başına alacağın varlığını göstermediğini, davalının gerek icra takibinde gerekse fatura konusu malın davalı müvekkiline teslim ettiğine dair sevk irsaliyesi düzenlendiğini ve davalı tarafça imzalandığının ispatla yükümlü olduğunu, bu nedenle haksız ve hukuka aykırı olan davanın Reddine, İzmir 10 İcra Müdürlüğünün 2015/18205 Esas sayılı dosyanın iptaline, % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
İcra Dosyası : Mahkememizce dosya arasına getirtilen İzmir 10 İcra Dairesinin 2015/18205 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, ... Aş tarafından ... aleyhine 5.719,24 TL üzzerinden İstanbul 21 İcra Dairesinin 2014/18793 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı ...'a 13/10/2015 tarihinde tebliğ edildiği, ...'ın vekili aracılığıyla öncelikle yetkiye itiraz ederek, borca faize ve takibe , birikmiş faize ve borcun tüm ferilerine 19/10/2015 tarihinde itiraz ettiği , İstanbul 21 İcra Dairesinin 2014/18793 Esas sayılı dosyasında 28/10/2015 tarihinde borçlu hakkındaki icra takibinin durdurulmasına, borçlu ...'ın itirazının kabulüne, itiraz hükümden düşürülünceye kadar ...'a hiçbir icra takip işlemi yapılmamasına karar verildiği ve dosyanın İzmir 10 İcra Müdürlüğüne tevzi edildiği , İzmir 10 İcra Müdürlüğünce ödeme emrinin davalı borçlu ...'a 29/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve ...ın vekili aracılığıyla borca , faize ve tüm ferilerine itiraz ettiği ve takibin durduğu görülmüştür.
Vergi Dairesi :İzmir/Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından mahkememize gönderilen 05/05/2017 tarihli cevabı yazıda ...'ın tarh dosyasının ve bilgisayar kayıtlarının tetkikinde 01/02/2012 ile 31/12/2013 tarihleri arasında Gelir Vergisi yönünden kayıtlı mükellefleri olduğunu, gerçek usulde Gelir Vergisi Mükellefi olduğunu, ödevlinin elektonik ortamnda dairelerine gönderdiği yıllık gelir vergisi beyannamelerinden 2011 yılında işletme hesabı esasına (2.sınıf tacir) 2012 yılında ise bilanço esasına (1. Sınıf tacir) göre defter tuttuğunun bildirildiği;
İzmir/Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen 15/03/2018 tarihli cevabı yazsında da; ...'ın Evdo kayıtları tetkikinden 01/02/2012 tarihinden itibaren ... mah. ... cad.No.../... ... ... adresinde gerek usulde gelir vergisi mükellefi iken 31/12/2013 tarihinde işini bıraktığı, ...'ın imzalamış veya yazmış olduğu belge asıllarının ...'ın tarh dosyasında bulunan 1 adet imza sirküleri aslı, 1 adet yoklama fişi aslı, 1 adet işe başlama bildirimi aslı, 1 adet yazarkasa bildirim dilekçesi aslı, 1 adet ÖKC izin dilekçesi aslı,1 adet fatura cildi ilan bildirim dilekçesi aslı ve 1 adet işi terk dilekçesi aslının gönderildiğini görülmüştür.
İzmir/Bornova Vergi Dairesi'nin 14/11/2019 tarihli cevabı yazısında; ...'ın 31/12/2013 tarihinde işini bıraktığı , ...'ın tarh dosyasında bulunan 20/10/2014 tarihli 2014/722 Esas sayılı İzmir 6 İcra Ceza Mahkemesinin yazısında marketi devir alan kişi olarak ... TC kimlik numaralı ...'nün geçtiğinin ve karar örneğinin mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Faturalar :Dava konusu olan, davacı tarafından davalı adına keşide edilen faturaların 7.3.2014 tarih ve J-583700 Nolu 2.128 TL bedelli fatura, 7.3.2014 tarih ve J-583701 Nolu 2.019,36 TL bedelli fatura, 7.3.2014 tarih ve J-583702 Nolu 385,86 TL bedelli fatura,7.3.2014 tarih ve J-583703 Nolu 335,80 TL bedelli fatura, 7.3.2014 tarih ve J-583704 Nolu 397,19 TL bedelli fatura, 7.3.2014 tarih ve J-583705 Nolu 453,12 TL bedelli faturalar olduğu görülmüştür.
Tarım ve Orman Bakanlığı; Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığının 29/08/2019 tarihli cevabı yazısında ... adına 21/02/2012 tarihinde alınmış 35300415P sicil numarmalı satış belgesinin olduğu, mezkur belgenin ise 2014 yılı süre uzatım işlemlerin yapılmamış olması nedeniyle geçerliliğini yitirmiş olduğunun bildirildiği görülmüştür.
İmza Örnekleri :Mahkememizce 06/12/2017 tarihinde davalı ...'ın sağ el ile, ayakta, sağ el ile oturarak, sol el ile ayakta ve sol ile oturarak yazı ve imza örneklerinin alındığı görülmüştür.
Bağlar Askerlik Şubesi Başkanlığının 04/12/2019 tarihli cevabı yazısında ...'ın askere sevk tarihinin 06/02/2013, Terhis Tarihinin 06/02/2014 olarak bildirildiği görülmüştür.
Ceza Dosyası : Dosya arasına UYAP sistemi üzerinden gönderilen 6 İcra Ceza MAhkemesinin 2014/722 Esas, 2015/79 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden... A.Ş tarafından ... aleyhine alacaklıyı zarara uğratmak için mevcutu eksiltmek suçundan 18/08/2014 tarihinde dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanığın vergi dairesi bildirilerine göre 31/12/2013 tarihinde bakkaliye işini terk ettiği, işi ... isimli kişiye devrettiği, ...'nün 24/02/2014 tarihinde işe başlama bildirdiği, sanığın 06/02/2013 tarihinde askere gidip, 06/02/2014 tarihinde terhis olduğu takibin 16/06/2014 tarihinde yapıldığı, malların teslimine ilişkin tesellüm fişinde müşteki ünvanının ... yazıldığı, ancak teslim alan kısmındaki kaşenin tam olarak çıkmadığı, imzanın ise İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/396 sayılı dosyasında ki ... adı altındaki imzaya çıplak göz ile benzemediğinin anlaşıldığı görüldüğünden sanığın beraatine karar verildiği, kararın 06/02/2015 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Adli Tıp Raporu : Mahkememizce 12/06/2018 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak ve mahkememiz kasasında bulunan irsaliyeli fatura asılları ve davalı ...'a ait imza ve yazı asılları gönderilmiş olup, 07/03/2014 tarihli 583705 numaralı irsaliyeli fatura, 07/03/2014 tarihli 583701 numaralı irsaliyeli fatura, 07/03/2014 tarihli 583704 numaralı irsaliyeli fatura, 07/03/2014 tarihli 583703 numaralı irsaliyeli fatura, 07/03/2014 tarihli 583702 numaralı irsaliyeli fatura, 07/03/2014 tarihli 583700 numaralı irsaliyeli faturalardaki teslim alan kısmında el yazısıyla yazılan ... yazısının davalı ...'ın eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesi istenmiş olup, İstanbul Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından hazırlanan raporda; inceleme konusu irsaliyeli fatura karbon nüshalarında E.Teslim Alan bölümlerinde yazı yada imza bulunmadığını, dosya kapsamında yer alan aynı tarih ve seri nolu fatura fotokopilerindeki teslim alan bölümlerinde adres, isim yazısı bulunan fatura asıllarının gönderilmesi halinde istem doğrultusunda inceleme yapılabileceği hususlarında rapor düzenlendiği görülmüştür.
Dava; alım satım ilişkisi kapsamında 5 adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Davalı gerçek kişi yönünden tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve 1. sınıf tacir olduğu tespit edildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu, davacı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davacı taraf, icra takibine konu ettiği faturalarda belirtilen malları davalıya sattığını ancak bedelini alamadığını ileri sürmektedir. Buna göre işbu davada ispat yükü davacıya düşmektedir. Davacı taraf, sözkonusu malları davalıya sattığı ve teslim ettiği hususunda faturaların sarı renkli teslim alan kısmı kaşesiz ve imzasız olan karbon nüshaları ile teslim alan kısmı kaşeli olan fatura fotokopileri dışında herhangi bir delil göstermemiştir. İrsaliyeli Faturaların karbon nüshalarında teslim alan kısmında davalıya ait kaşe, el yazısı ve imza bulunmamaktadır. Faturaların asılları davacı tarafça bulunamamış ve dosyaya sunulamamıştır. Davalı taraf fatura fotokopilerinde teslim alan kısmında yer alan "..." el yazısının kendisine ait olmadığını, faturalara konu malları kendisinin teslim almadığı, ... isimli işyerini ...'ye askere gitmeden devrettiği savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı tarafça takip-dava konsu 5 adet faturanın asılları ibraz olunmadığından irsaliyeli faturalar altındaki "..." el yazısının davacılının eli ürünü olup olmadığı tespit edilememiştir. Davalının kayıtlı olduğu vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre davalının ... isimli işyerindeki bakkaliye işini 31/12/2013 tarihinde terk ettiği, işi ... isimli kişiye devrettiği, ...'nün 24/02/2014 tarihinde işe başlama bildiriminde bulunduğu, davalının 06/02/2013 tarihinde askere gidip, 06/02/2014 tarihinde terhis olduğu, takip-dava konusu irsaliyeli faturaların ise 07/03/2014 tarihli olduğu, fatura ve teslim tarihi itibariyle malların teslim edildiği ... isimli işyerinin dava dışı ... tarafından işletildiği, davalının bu iş yeri ile bağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalı hakkında mevcudu azaltmak suçundan yapılan şikayet üzerine İzmir 6 İcra Ceza Mahkemesinin 2014/722 Esas ve 2015/79 karar sayılı dosyasında da aynı tespitlere yer verilerek sanığın beraatine karar verilmiştir. İrsaliyeli faturalardaki malın davalıya satıldığını ve teslim edildiğinin yazılı delillerle ispatlanması gerekli olup bu hususta tanık dinlenmesi de mümkün değildir. Davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığından davanın kanıtlanamaması nedeniyle reddinin gerektiği, İİK 67/2. Maddesindeki kötüniyet tazminatının şartları gerçekleşmediği'..'' gerekçesi ile; Davacının, itirazın iptali davasının REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminat talebinin, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından, davalı borçlunun ... adlı işletmesine satışı ve teslimi yapılan malların karşılığında yükümlülüğünde bulunan bakiye 5.719,24.TL tutarında ödemeyi gerçekleştirmediğini, davalı aleyhine yapılan icra takibine de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkili şirket kayıtlarında yer alan ve davalı tarafça imzalanan 6 adet fatura ve cari hesap dökümüne göre alacaklı olduklarının ispatlandığını, davalı vekili tarafından imzaya yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu, faturaya konu ürünlerin markette bulunan çalışan ve/veya akraba, o esnada markette bekleyen, bulunan yetki verilen herhangi bir kişi tarafından teslim alınmasının ülkemiz şartlarında örf, adet haline gelmiş olduğunu, yapılan itiraza savunmanın genişletilmesi yasağı uyarınca muvafakatlerinin bulunmadığını, davalı vekili tarafından soyut beyandan ibaret devir ve devrettiği kişi tarafından zarara uğratıldığına dair herhangi bir kaydında dosyaya sunulmadığını ayrıca fatura tarihleri itibariyle Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği gereğince davalıya verilen alkollü içki satış belgesini dava dışı kişi/kişilere kullandıran davalının müvekkili şirketi zarara uğratma niyetiyle birlikte hareket ettiğini, davalının fatura tarihleri itibariyle askerlik görevini ifa edip terhis olduğunu, davalının ödemelere ilişkin bir itirazının da bulunmadığını, aynı gün içinde birden fazla fatura kesilmesinin, her faturadaki ürünlerin farklı ürünler olmasından kaynaklandığını, dosyaya sundukları belgelerin en azından yazılı delil başlangıcı kabul edilerek tanıklarının dinlenmesi gerektiğini, cari hareket dökümüne esas kayıtlar , BA-BS kayıtları incelenmeden, ticari defter ve kayıtlar için bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura bakiye alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.
TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.
Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davacı tarafından faturalara konu malların davalıya satıldığının ve teslim edildiğinin usulüne uygun kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2020 tarih ve 2016/1107 Esas 2020/170 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.