T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/252
KARAR NO: 2024/1318
KARAR TARİHİ: 04/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/10/2020
NUMARASI: 2019/27 Esas 2020/621 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
BAM KARAR TARİHİ: 04/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/07/2024
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı-alacaklı şirketin davalı tarafa iş makinesi kiralandığını, taraflar arasında kiralama sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenmesi hususunda görüşmeler bulunsa da iş makinesinin teslimine rağmen davalı- borçlu şirketin herhangi bir sözleşme imzalamaya yanaşmadığını, Davalı- borçlu şirket tarafından iş makinesi kullanıldığı, ödenmesi gerekin kira bedeli , mesai ücretleri ve iş makinesi fırça bedeline ilişkin ödemelerin bir kısmının davacıya yapılmadığı, davalı borçlu şirketin yapması gereken ödemeler konusunda davacı şirketin faturalar keşide ettiğini ve bu faturaları davalıya tebliğ ettiğini, davacı- alacaklı ihtarname keşide ederek davalı - borçlu şirketin ödemesi gereken borcu konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirdiğini, İhtara rağmen ödeme yapmadığından İzmir 9. İcra Müd. 2017/2224 E. Sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalının takibe haksız olarak kısmen itirazda bulunduğunu, Davalının , davacıya olan toplam borcu 16.472.85-TL olduğunu, davacı tarafşça iade faturası mahsup edilmediği için hatalı olarak icra takibinin 19.025.36-TL üzerinden açıldığını hata durumu davalı borçluya bildirildiğini, davalı borçlunun borcun 1.347.22-TL kısmı haricindeki borca ve ferilerine itiraz ettiğini, icra dosyasından 1.347.22-TL Tahsil harcı kesintisi sonrası 1.258.98-TL olarak taraflarına ödendiğini, ayrıca davacı asile 21.04.2017 tarihinde 2.546-TL ödeme yapıldığını, iade faturaları ve mahsuplardan sonra müvekkile 12.667.17-TL davalı şirketin borcu bulunmadığını belirterek açıklanan nedenlerle icra takibinin 12.667.17-TL asıl alacak ve 12.667.17-TL borç işlemiş ve işleyecek yasal faiz. 16.472.85-TL. üzerinden ödenmesi gereken icra harç ve masrafları ve avukatlık ücreti yönünden devamına, % 20 icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.
MAHKEMECE: "..., Dava İtirazın İptali davasıdır.
Davacı tarafından davalı aleyhine açılı takip tarihinin 22/02/2017 olduğu, davalı tarafından icra dosyasına 06/03/2017 tarihinde 1.347.22 TL'nin yatırıldığı ve ancak davacı tarafça yasal kesintilerden sonra 09/03/2017 tarihinde bu tutarın 1.258.98 TL olarak tahsil edildiği, davacı tarafından davalıdan harici tahsilat yolu ile 24/04/2017 tarihinde 2.546,70 TL tahsil edildiği, iş bu dava tarihinin 07/08/2017 olduğu göz önüne alındığında söz konusu tahsilatların icra takibi ile dava tarihi arası bir dönemde yapılmış olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasında 30/01/2017 tarihli mutabakat belgesinin imzalandığı ve bu belgeye göre davalının davacıya bu tarih itibariyle borcunun 10.553,52 TL olduğu görülmüştür.
Bahse konu sözleşme nedeniyle iş makinesinin kullanımının tasarrufunun davalı tarafa bırakıldığı, taraflar arası karşılıklı gönderilen ihtarnamelerin incelenmesinde ise; ilişkinin devamında davalı tarafından İzmir 25. Noterliğinin 30/01/2017 tarih ve 2996 yevmiye sayılı ihtarnamesinin davacı tarafa gönderildiği ve ihtarname ekinde 21/01/2017 tarih, 553666 fatura nolu, 10.553,27 TL'lik yansıtma faturası gönderilerek davacının kayıtlarına işlemesi gerektiğinin ihtar edildiği, bunun üzerine davacı tarafından Bornova 5. Noterliğinin 06/02/2017 tarih ve 3262 yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalı tarafa gönderildiği ve önceki ihtarname ekinde gönderilen faturanın kayıtlara işlenemeyeceği, 31/01/2017 tarihli mutabakat belgesi uyarınca 10.553,27 TL'nin (21/01/2017 tarihli ve ... seri numaralı 10.553,27 TL bedelli fatura) ödenmediği gibi faturanın da ihtarname ekinde iade edildiğinin bildirildiği, ayrıca davacı tarafından davalıya kesilen 5.919,33 TL'lik, 2.478,00 TL'lik ve işlenmeden iade edilen 10.553,27 TL'lik faturaların tebliğden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalı tarafından İzmir 25. Noterliğinin 14/02/2017 tarih ve 4609 yevmiye sayılı ihtarnamesinin davacı tarafa gönderildiği ve ihtarnamede Bornova 5. Noterliğinin ihtarnamesini kabul etmedikleri, 5.919,33 TL'lik ve 2.478,00 TL'lik faturaların iade edildiği, yansıtma faturasının kesilme nedeninin bu faturaya neden olan faturanın imzalanmış bir hak edişe dayanmaması ve davacı adına yaptırılan 2.100,00 TL + KDV fırça bedeli ile 1.513,00 TL yemek bedelinin düşülmesi nedeniyle yapıldığı, mutabık kalınan 10.553,52 TL'den 2.100,00 TL + KDV fırça bedeli ile 1.513,00 TL yemek bedelinin düşülmesi neticesi kalan bakiye borcun davacı tarafa ödeneceği, dolayısı ile davacı ile arasındaki cari hesabın 6.920,52 TL olduğunun ihtar edildiği, davalı tarafından İzmir 25. Noterliğinin 21/02/2017 tarih ve 5390 yevmiye sayılı ihtarnamesinin davacı tarafa gönderildiği ve ihtarnamede davalı tarafından düzenlenen 11/02/2017 tarihli 1.518,48 TL bedelli yemek gideri yansıtma faturasının ekte gönderilerek davacı kayıtlarına işlenmesinin ihtar edildiği, davacı tarafından Karşıyaka 5. Noterliğinin 22/02/2017 tarih ve 5589 yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalı tarafa gönderildiği ve ihtarnamede 27/07/2016 tarihli sözleşmenin taraflarca imzalanmadığı, dolayısı ile bu sözleşmeye istinaden gönderilen faturaların da kabul edilmediğinin ihtar edildiği görülmüştür.
Her ne kadar davacı tarafından yukarıda bahsedilen ihtarname ile söz konusu sözleşmenin imzalanmadığı belirtilmiş ise de yine yukarıda bahsedildiği gibi davalı tarafa gönderilen Bornova 5. Noterliğinin 06/02/2017 tarih ve 3262 yevmiye sayılı ihtarnamesindeki faturaların mini yükleyici fırça bedeline ilişkin olduğunun belirtildiği, dava dilekçesinde ise söz konusu sözleşmenin davalı tarafından imzalanmadığı ancak iş makinesinin davalı tarafa tesliminin yapıldığının ve bu teslimin davalı tarafından kabul edilmesi neticesinde taraflar arasında her ne kadar yazılı olmasa da teslime bağlı bir ilişkinin kurulduğu ve bu ilişkinin dosyaya sunulu sözleşmenin kurulduğu anlaşılmıştır.
Davacı defter ve belgelerine göre davalı ile ticari ilişkisinin 10/01/2016 tarihli ilk kayıt ile başladığı, 2016 yılı sonu itibariyle davacı alacağının 10.553,52 TL olduğu, bu tutarın 2017 yılına devirde de aynı tutarda olduğu, 2017 yılındaki alacak ve borç tahsilatları neticesinde 2018 yılına devir alacağının 12.667,17 TL olduğu, icraya konu edilen 2 faturanın da davacı kayıtlarında bulunduğu, icra takibi açılmasından sonraki 2 adet ödeme kaydının da davacı kayıtlarında olduğu, davalı defter ve belgelerine göre davacı ile ticari ilişkinin 01/01/2016 tarihli ilk kayıt ile başladığı, 2016 yılı sonu itibariyle davacı alacağının 10.553,27 TL olduğu, bu tutarın 2017 yılına devirde de aynı tutarda olduğu, 2017 yılındaki alacak ve borç tahsilatları neticesinde yıl sonunda davacı alacağının sıfır (0) bakiyeye ulaştığı, icra takibine konu 2 adet faturanın davalı kayıtlarında olmadığı, icra dosyasına yapılan ödeme tutarının yasal kesintiler haricindeki kısım olarak 1.347,22 TL olarak gözüktüğü harici olarak hesaba gönderilen 2.546,70 TL'nin davalı kayıtlarında olmadığı, davalı kayıtlarında ayrıca 1.518,48 TL'nin de davacı kayıtlarında olmadığı görülmüştür.
Her ne kadar davalı tarafından iş makinesi sözleşme aslı dosyaya sunulmuş ise de davacı tarafından söz konusu sözleşmenin imzalanmadığı belirtilmiş, bu hususun aksinin davalı tarafından ileri sürülmemesi neticesinde söz konusu sözleşme ve içeriği dikkate alınmadan dosya kapsamındaki mevcut deliller uyarınca uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve ancak taraflar arasında teslime bağlı olarak iş makinesi kiralama sözleşmesinin bulunduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu açıklama adı altında dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacı kayıtlarında olup da davalı kayıtlarında olmayan 2 adet faturadan kaynaklı olarak davacı tarafa tahkikat aşamasında davalı tarafa teslimi yönünde ispata yarar bilgi ve belgelerin sunulması için süre verilmiş, davacı tarafından 13/10/2020 tarihli dilekçe sunulmuştur. Söz konusu dilekçenin dosya arasında bulunan ihtarnameler ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde takibe konu edilen 2 faturanın da davalı tarafından davacı tarafa usulüne uygun olarak iadesinin yapıldığı, bu fatura içeriği hizmetin davalı tarafa verildiği ya da tesliminin yapıldığı yönünde davacı tarafından irsaliye vb bilgi ya da belgenin sunulmadığı gibi yemin deliline de dayanılmadığı görülmekle icra dosyasına dayanak faturaların davalı tarafa tesliminin yada içeri hizmetin verilmediği kanaatine varılmıştır. Buna benzer olarak davalı kaydında görünen ve davacı taraf kaydında bulunmayan 1.518,48 TL bedelli fatura yönünden de Mahkememizce aynı kanaate varıldığı ve davacı tarafa tesliminin ya da içeriği hizmetin verilmediği kanaatine varılmıştır. Ancak bununla birlikte dosyaya sunulu mutabakat metnine taraflarca bir itiraz olmadığı gibi davacının 2017 yılı devir alacak tutarının 10.553,52 TL, davalının 2017 yılı devir borç tutarının 10.553,27 TL olduğu, belirtilen tarihin mutabakat metni tarihine denk geldiği her ne kadar taraf defterleri arasında 0,25 TL'lik bir fark bulunmakta ise de davacı tarafından davalı tarafa gönderilen Bornova 5. Noterliğinin 06/02/2017 tarih ve 3262 yevmiye sayılı ihtarnamesinde mutabık kalınan tutarın 10.553,27 TL olarak belirtilmesi karşısında artık Mahkememizce bu tutar baz alınarak her iki taraf defterinde de sabit olduğu üzere 2017 yılı başlangıcında davacının davalıdan olan alacağının 10.553,27 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı kaydında icra dosyasına yapılan ödeme kaydı her ne kadar yasal kesintiler hariç olmak üzere kayıtlı ile ise de davacı eline geçen net tutar olan 1.258,98 TL'nin baz alınması gerektiği diğer ödemenin de davalı kaydında olmasa da davacı kaydında bulunduğundan ve ödemenin her iki tarafça da beyan edildiği anlaşıldığında ve bu tutar hesaba gönderilme şeklinde yapıldığından doğrudan tutarın baz alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı tarafından icra dosyasına dayanak teşkil eden asıl alacak kalemleri arasında 2 adet fatura bulunmakta ise de yukarıda açıklandığı gibi söz konusu faturaların davalı kayıtlarında bulunmadığı gibi davalı tarafından yasal süresinde de iadesinin yapıldığı ve bu aşamadan sonra bunların davalı tarafa tesliminin yapıldığı ya ad içeriği hizmetin davalı tarafa verildiğinin kanıtlamadığı anlaşılmakla bu faturalardan kaynaklı davacının alacağının olmadığı, yukarıda açıklandığı gibi 2017 yılı başı itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 10.553,27 TL olduğu, davalı tarafta kayıtlı olan anca davacı tarafta kayıtlı olmayan hususlar yönünden de ispatın yapılamadığına kanaat edinildiği, devamındaki süreçte icra takibinin açılmasından sonra davalı tarafa farklı tarihlerde icra dosyasına yatırılan 1.258,98 TL ve harici hesaba yatırılan 2.546,70 TL olduğu, bu tutarların dosyaya sunulu 01/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda BK 100 uyarınca hesaplandığı şekilde alacaktan düşürülmesi neticesi davacının davalıdan olan alacağının dava tarihi itibariyle 6.995,73 TL olduğu ve bu tutara karşılık gelen işlemiş faizin de 336,38 TL olduğu anlaşılmakla açılı davanın kısmen kabulü ile; İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2224 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 6.559,35 TL asıl alacak ve 336,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.995,73 TL üzerinden devamına icra dosyasına ödenen 1.347,22 TL'nin ve davacı asile harici ödenen 2.546,70 TL'nin harç masraf ve vekalet ücretinin 10.553,27 TL üzerinden icra müdürlüğünce hesaplanmasına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine, davalı tarafça cevap verilmemiş olması nedeni ile kötü niyet tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, "Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/2224 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 6.559,35 TL asıl alacak ve 336,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.995,73 TL üzerinden devamına icra dosyasına ödenen 1.347,22 TL'nin ve davacı asile harici ödenen 2.546,70 TL'nin harç masraf ve vekalet ücretinin 10.553,27 TL üzerinden icra müdürlüğünce hesaplanmasına, fazlaya ilişkin iptal talebinin reddine, Alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin REDDİNE, Davalı tarafça cevap verilmemiş olması nedeni ile kötü niyet tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı- borçlu arasında yazılı kiralama sözleşmesinin olmadığını, ilk derece mahkemesi kararında bu hususun tespiti yapılmış olmakla birlikte dosya kapsamındaki diğer deliller ve uyuşmazlığın değerlendirilmesinde müvekkili ile davalı taraf arasında ticari teamüller gereği sözlü olarak teslime bağlı iş makinesi kiralama sözleşmesinin bulunduğunun tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karardan ve dosyadaki mevcut delillerden de anlaşılacağı üzere davalı taraf ile müvekkili arasındaki güvene dayalı olmak üzere sözlü iş makinesi kiralama sözleşmesinin bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin yapmış olduğu incelemede yalnızca yukarıda bahsi geçen mutabakat mektubunu esas aldığını, sundukları faturalara destekler nitelikle irsaliye vb. belgelerin sunulmadığı gerekçesi ile kurmuş olduğu hükmü de bu doğrultuda verdiğini, ancak bilindiği üzere ticari ilişkilerin genel anlamda ticari güven doğrultusunda ilerlediğini, davalı yanın taraflar arasında, davalı aleyhine cari 10,553,52 TL borç bakiyesini içeren mutabakat mektubundaki alacak için bile yansıtma faturası gönderdiğini ve müvekkiline bu faturanın kayıtlara işlenmesi gerektiğini belirttiğini, gönderilen bu ihtarname üzerine müvekkili adına Bornova 5. Noterliği'nin 06/02/2017 tarih ve 3262 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 31/01/2017 tarihli mutabakat belgesi uyarınca 10.553,27 TL'lik davalı tarafça gönderilen faturanın kayıtlara işlenemeyeceğini, işbu faturanın davalı ihtarname eki ile birlikte iade edildiğini ve ayrıca davalı aleyhine kesilen sözlü iş makinesi sözleşmesinden kaynaklı 5.919,33 TL'lik ve 2.478,00 TL'lik işlenmeden iade edilen faturaların tebliğden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, davalı yanın davalı aylehine taraflar arasındaki mutabık kalınan cari hesap alacağı için bile ihtarname gönderme yoluna gittiğini ve bu şekilde kendisine haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, bu hususun hakkaniyet ilkesine aykırılık teşkil etmek ile birlikte davalının kötüniyet ile hareket ettiğinin açık kanıtı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından, taraflar arasındaki sözleşme değerlendirilmeden, hükme esas alınmadan karar verildiğini, davacı tarafın bu sözleşmeyi kabul etmediğini beyan ettiğini, müvekkili şirket ve davacı şirket arasında imzalanan bu sözleşmenin , taraflar arasındaki uyuşmazlık da değerlendirilmemesinin taraflarınca anlaşılamadığını, davacı tarafın "bu sözleşmeyi kabul etmiyoruz " şeklindeki beyanının, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde ve sözleşmenin uygulanmasına engel olamayacağını, söz konusu motorin fişleri incelendiğinde görüleceği üzere motorinleri teslim alanın ... olup müvekkili şirket tarafından sözleşme gereği davacı çalışanına teslim edilen motorinlerin değerinin 5.573,30 TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacının çalışanına 1.518,00 TL 'lik yemek hizmeti verildiğini, davacı tarafa ait makinenin fırçası için müvekkili şirket tarafından 2.478,00 TL ödendiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre, bu ödemeler mahsup edildikten sonra, müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcunun olmadığının sabit olduğunu, davacı şirketin, 2017 yılı içerisinde kira sözleşmesi uyarınca müvekkiline herhangi bir hizmet vermediğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, yerel mahkeme tarafından, taraflar arasındaki sözleşme yok hükmünde değerlendirilerek, sözleşme gereği davacının alacağından düşülmesi gereken 1.518,00 TL yemek bedeli, 2.478,00 TL makine fırça bedeli ve 5.573,30 TL motorin bedeli düşülmeden hüküm tesis edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesi kaynaklı cari hesaba ve faturaya dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.
Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)
İzmir 9. İcra Müdürlüğü 2017/2224 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı ... San. Tic. Ltd. Şti. Tarafından davalı ... San ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 8.397.33 TL fatura, 10.553.27 TL cari hesap alacağı ve 74.76 TL %9 İşlemiş faiz olmak üzere toplam 19.025.36 TL Toplam alacağın tahsilinde tekerrür olmamak kaydı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve iş bu davanın yasal süresinde açıldığı görülmüştür. Takibe dayanak asıl alacağın 10.553,27 TL'sinin cari hesap alacağından, diğer 8.397,33 TL'sinin ise; 06/02/2017 düzenleme tarihli A-093150 nolu 5.919,33 TL'lik ve 06/02/2017 düzenleme tarihli A-093149 nolu 2.478,00 TL'lik faturalardan kaynaklandığı görülmüştür. Dava 07/08/20017 tarihinde 12.667,17 TL üzerinden harçlandırılarak açılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, 31/12/2016 tarihi itibariyle davacının davalıdan olan alacağının 10.553,27 TL olduğu hususunda mutabakat bulunmasına, davalı yansıtma faturalarının davacı taraf defterinde kayıtlı olmamasına, denetime elverişli bilirkişi heyeti rapor doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/10/2020 tarih, 2019/27 Esas ve 2020/621 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 477,88 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 95,57 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 382,31 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 04/07/2024