T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/412
KARAR NO: 2024/1374
KARAR TARİHİ: 10/07/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/09/2020
NUMARASI: 2018/95 Esas 2020/414 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 10/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/07/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında tarihsiz bayilik sözleşmesi düzenlediğini, 08/04/2016 tarihinde de bu sözleşmeye ilişkin ek protokol imzalandığını, daha sonra davalının Karşıyaka 5. Noterliğinin 15/08/2017 23537 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15/09/2017 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki ek protokolün tek taraflı olarak fesh edildiğini davacı şirkete bildirdiğini, davacı şirket tarafından da davalı tarafa Karşıyaka 1. Noterliğinin 07/12/2017 tarih 17342 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeye aykırılık ve sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararların ödenmesi istemli ihtarname gönderildiğini, ihtarnamenin 14/12/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameye cevap verilmediğini, ihtarnamede belirtildiği üzere ek protokolün asıl bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde olup ana sözleşmedeki sürelere riayet edilmesi gerektiğini, Bayilik Sözleşmenin 38. maddesinde sözleşmenin geçerlilik tarihi, sözleşmenin bitiminden kaç gün önce fesh edileceği konusunun belirsiz olduğunu, taraflardan birinin yazılı olarak sözleşmeyi fesh etmemesi durumunda müteakip yıllarda da aynı süre ve şekilde sözleşme fesh edilmez ise sözleşmenin aynı süre uzayacağını belirttiğini, bayilik sözleşmesinin 08/04/2016 tarihinde imzalanan ek protokol ile aynı anda yapıldığı kabul edilir ise 08/04/2017 tarihinde sözleşmenin bir yıl yenilendiğinin açık olduğunu, davalı tarafın ihtarname keşide etse bile davacının 08/04/2018 tarihine kadar uğrayacağı zararların da davalı tarafından tazmini gerektiğini, ek protokolün 1. Maddesinde davacının satış operasyon bölgelerinin belirlendiği ancak belirlenen Konak, Karabağlar, Buca , Gaziemir, Menderes, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Seferihisar, Urla ilçelerinde operasyona başlandığını, sözleşmede yazılı olmayan Çeşme bölgesininde araç ve satış temsilcisi ilave edilerek operasyona ilave edildiğini, ancak sözleşmede yer almasına rağmen Karşıyaka, Menemen , Çiğli ve Foça ilçelerinde satış operasyonunun başlamasına davalı tarafından izin verilmediğini, bu ilçelerde başlatılmayan satış operasyonu nedeniyle oluşan ciro ve ciro üzerinden kar oranlarına tekabül eden miktarların davalı tarafından tazmininin gerektiğini, davalı yöneticilerin hazırladığı tabloda belirlenen cirolardan hareketle 08/04/2016 ile 01/03/2017 tarihleri arasında sözleşmede olmasına rağmen davacının operasyona başlatılmamasından kaynaklı oluşan gelir kaybının 4 araç ile ilgili aylık 355.000,00 TL olduğunu, 11 aylık süreçte oluşan gelir kaybının 3.905.000,00 TL olduğunu, sözleşmede davacının kar marjının tüm maliyetlerin davalı şirket tarafından ödenmesinden sonra ciro üzerinden % 3,5 olarak kararlaştırıldığını, bununda 136.675,00 TL olduğunu, 01/03/2017 tarihinde tüm bölgeler ile Bayraklı, Bornova ilçeleri de ilave edilmek suretiyle davalı şirket yöneticisinin hazırlamış olduğu tablo doğrultusunda elde edilecek olan ciroların belirlendiğini, bu tarih itibariyle davacının hazır bir şekilde işe başlanmasını beklediğini, davalı şirketin iç yazışmalarında planın onaylandığı ancak sözleşme süresi dolmadan davalı şirket tarafından çalışma şeklinin değiştirilmek istenildiğini, davacının Mart ayı dahil olmak üzere gelir kayıpları ve zararları oluştuğunu, 01/05/2017 tarihinde ise davalının davacıyla mutabakat sağlamadan tek taraflı olarak sistem değişikliğine gidilmesine karar verdiğini, bu değişiklik ile 01/05/2017 tarihinden itibaren daha önceden kararlaştırılan ve tüm maliyetlerin davalı şirket tarafından karşılanmasına yönelik anlaşmanın davalı şirketçe tek taraflı olarak değiştirildiğini, maliyetleri karşılamama kararı aldığını, 01/03/2017-01/10/2017 tarihleri arasında davacının oluşan gelir kaybının 281,314,00 TL zarar toplamının 172.421,00 TL, 2017 yılı sonuna kadar oluşacak olan gelir kaybının tahmini 157.500,00 TL civarında olduğunu, tek taraflı sistem değişikliğine ilişkin davacı şirketin itirazlarını ve Mayıs ayındaki zararlarını davalı şirketin yetkili olan satış müdürü ...'e iletmek üzere randevu talep ettiğini, randevu talepli e -postadan sonra davalı şirket yöneticisi tarafından davacı şirket yetkilisine imzalanması amacıyla geçmiş 26/04/2017 tarihli fesih tutanağı teslim edildiğini, ancak görüşmenin 05/07/2017 tarihinde gerçekleştiğini, görüşmede fiyatlarda iyileşme yaparak Temmuz ayının sonuna kadar çalışma talebinde bulunduğunu, davalı şirketin davacı şirketin zarar etmesi halinde yine maliyetlerin tamamını karşılayarak davacı şirketin yapmış olduğu satış cirosu üzerinden % 3.5 kar payı ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak bu taahhüdün yerine getirilmediğini, Temmuz ayı sonunda yapılan görüşmelerde Ağustos ayında davacı şirket ile çalışılmayacağının ilk sinyallerinin anlaşıldığını, akabinde Eylül ayında yeni bir bayi ile çalışmaya başlayan davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin piyasada satmış olduğu ürünler nedeniyle kendi adına cari hesap alacağı doğduğu ancak davalı şirketin uygulamış olduğu politika nedeniyle cari hesap alacaklarını tahsil edemediğini, bu tahsilatların yapılamadığı gibi bayisi olduğu, diğer firma ve perakende satış noktaları nezdinde itibar kaybı yaşadığını, , bu konudaki alacak miktarının yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebileceğini, bayilik sisteminin devreye girmesine rağmen satış operasyonunun başlatıldığı bölgelerde önceki toptancı ve spot usulü çalışan firmalara da davalı şirket tarafından mal verilmeye devam edildiğini, davacı şirketin bilgisayar sistemine davalı şirket tarafından yüklenen fiyat listelerinde davacı şirketin herhangi bir değişiklik yapamadığı buna rağmen aylık bazda takip eden ayın başında zamlı fiyatlara geçilmesi nedeniyle davalı şirketin önceki ayın sonlarına doğru spot piyasalara eski fiyattan mal yüklemesi yaptığı ve bu nedenle davacı şirketin hedeflenen satışları yapamadığını, ciro ve gelir kaybına uğradığını, farklı fiyat politikasının davalı şirketin kendi kadroları tarafından spot piyasaya verilen ürünler sebebiyle oluştuğunu, davacının 20 yıldır Türkiye çapında faaliyet gösteren firmaların distribütörlüğünü yaptığını, davalı şirket bölge müdürü ... ile yapılan sözlü görüşmede davacı şirkete çeşitle vaatlerde bulunulduğunu, davalı şirket ile uzun yıllar çalışma stratejisi ile bayilik sözleşmesi yapıldığını ancak davalı tarafından tek taraflı olarak yapılan fesih nedeniyle davacının maddi ve manevi büyük zarara uğradığını belirtmiş , tüm alacak kalemleri için davacının davanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak koşulu ile HMK 107. Maddesi gereğince şimdilik 08/04/2016 ile 01/03/2017 tarihleri arasında sözleşmede belirlenen bölgelerde operasyona başlatılmaması nedeniyle oluşan gelir kaybı miktarı olarak 80.000,00 TL' nin davalı şirket tarafından tek taraflı olarak alınan kararla sistemde yapılan değişiklik nedeniyle 01/03/2017-01/10/2017 arası oluşan gelir kaybı toplamı 70.000,00 TL, zarar toplam miktarı 50.000,00TL nin 2017 yılının sonuna kadar oluşacak olan gelir kaybı toplam miktarı 17.000,00 TL' nin sözleşme sonu erme tarihi 08/04/2018 yılına kadar uzadığı kabul edilecek olur ise gelir kaybı toplamı 18.000,00 TL' nin davacının ticari itibarinin zedelenmesi yeni sözleşme sırasında yaşadığı zorlukların tazmini açısından 100.000,00 TL manevi tazminatın, ihtarname tebliğ tarihi olan 14/12/2017 tarihinden itibaren ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında belirli bölgelerde bayilik faaliyetinin gerçekleştirilmesi amacıyla genel çerçevesi ile " Bayilik Sözleşmesi " imzalandığı ve bu sözleşmeye binaen her sene yeniden düzenlenmek üzere ücrete ilişkin hükümler ve koşulları içerir 26/04/2016 tarihli ek protokol düzenlendiğini, bayilik bölgesine ilişkin hususların 26/04/2016 tarihli ek protokol ile düzenlendiğini, tarafların ileride davalı şirket tarafından uygun görülmesi halinde artırılmak üzere 5 bölgede operasyon yapılması konusunda anlaştıklarını, ek protokolün 1. Maddesinde sözleşme çerçevesinde faaliyet yürütülebilecek bölgelerin sayıldığını ancak bu maddenin tüm bölgelerde operasyon yönetilmesine ilişkin verilen bir taahhüt olmadığını, operasyon bölgelerinin Konak (Alsancak), Karabağlar, Balçova, Narlıdere ve Buca olduğunu, ek protokolde yazılı olmayan Çeşme bölgesi için ise operasyon başlangıcında taraflar arasında mutabakat sağlanarak bölgenin operasyona dahil edildiğini, Karşıyaka, Menemen , Çiğli ve Foça bölgeleri için davacı firmaya her hangi bir taahhüt verilmediğini , 2017 yılında davacı tarafça Karşıyaka bölgesinde operasyon başlatılmasının talep edildiğini, taraflarca mutabık kalınarak geçilen yeni sistem ile birlikte 2017 yılının Mayıs ayında operasyonun davalı şirketin onayının ardından başladığını, Karşıyaka bölgesinin taraflarca başlangıçta kararlaştırılan bölgeler içerisinde yer almamakla birlikte davalı şirketin o dönemde aynı bölgede başka bir bayi ile çalışılmasına rağmen bu talebin kabul edildiğini ancak davacının Karşıyaka bölgesinde ciroyu tutturamadığını, sonrasında da bölgeden çekilmek istediğini davalı şirkete bildirdiğini, taraflar arasında imzalanan 26/04/2016 tarihli ek protokolün 1 yıl süreyle geçerli olduğunu, sürenin geçmesiyle tarafların ikinci dönemde yeni bir sistemde karşılıklı olarak anlaştıklarını, taraflar arasında ki mail yazışmaları sonucunda mutabık kalınan konular arasında 2. dönemde operasyon yapılacak bölgeler arasında Gaziemir ve Menderes bölgelerinin eklendiğini, boş olmayan bölgeler bakımından davalının herhangi bir taahhüdü bulunmamakla birlikte Karşıyaka bölgesinde operasyona başlayan davacı firmanın daha rahat satış yapmasını sağlamak amacıyla Karşıyaka bölgesinde faaliyet göstermekte olan asıl bayi ...ya Karşıyaka bölgesi için verilen ürün miktarının azaltıldığını, davacı tarafından bayilik sistemi devreye girmesine rağmen satış operasyonunun başlatıldığı bölgelerde önceki toptancı ve spot usulü çalışan firmalara da mal verilmeye devam edildiğinin ifade edildiğini ancak bu iddianın kötü niyetli olduğunu, davacı firmaya ürün fiyatlarında iyileştirmeler yapıldığını, davacı tarafından farklı fiyat politikaları uygulandığının iddia edildiğini, davalı şirketin hiçbir zaman sözleşme kurallarına ve taraflar arasında mutabık kalınan koşullara aykırı hareket etmediğini, bayilik sözleşmesinin 17. Maddesinde " bayi fiyat listesi KDV hariç şekilde bayiye yazılı olarak bildirilecektir, bayii fiyat listesini peşinen kabul etmiş olup söz konusu fiyat listesine ve bu listeye göre düzenlenmiş fatura içeriğine hiç bir itirazının olmayacağını, bunların dışında bir itirazının olması halinde TTK'ya göre en geç 8 gün içinde itiraz edeceğini, şayet bu sürede de itiraz etmez ise tüm haklarından vazgeçmiş sayılacağını kabul ve taahhüt etmiştir" dendiğini, davacının dava tarihine kadar böyle bir itirazda bulunmadığını, davacı tarafından devamlı olarak sözleşme çerçevesinin dışında taleplerde bulunulduğunu, ancak bu talepleri gereğince mutabık kalınan yeni koşullar çerçevesinde yeni bir ekip dahi kurmadığını, davacı firmanın gerekli performansı gösteremediğinin farkına vararak bayiliği tamamen bırakma kararını davacı şirkete bildirdiğini, bu doğrultuda davalı şirket tarafından sözleşme ve protokolün davacı firmanın carisini toplaması için bir ay süre verilmek suretiyle sözleşme maddesine uygun şekilde fesh edildiğini, yapılan fesih işleminin hakkaniyete ve sözleşme koşullarına uygun olduğunu, davacı firmanın talep ile karşılıklı anlaşılarak gerçekleştirilen fesih işlemi ile beraber davalının hiç bir yükümlülüğü bulunmadığı halde davacı firmanın sözleşme için yaptığı amortismana tabi olan bir takim masrafları davacıya fazlasıyla ödediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamı esnasında ve sona ermesinin ardından davacı firmanın herhangi bir zarara uğramasının söz konusu olmayıp bu husustaki iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı firmanın davalı şirketin ticari itibarını zedelemesi sebebiyle zarara uğradığını iddia ettiğini, davacının bu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, ticari itibari zedelenenin davalı şirket olduğunu, davalı şirket Ege Bölge Müdürlüğü yönetici kadrosunun sözlü görüşmelerde davacı firmaya hiç bir şekilde vaadde bulunmadığını, şirket kurumsallığı çerçevesinde sözleşme ve protokoller düzenlenmesini sağlayarak belirlenen hükümlere göre aralarındaki ticari ilişkiyi yürüttüklerini belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE: "...Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça taraflar arasında imza altına alınan bayilik sözleşmesinin davalı tarafça ihlal edildiği, bu ihlal ve yine davalı tarafça yapılan fesih nedeniyle maddi ve manevi zarara uğrandığından bahisle oluşan zararın giderilmesine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, taraflar arasında tarihsiz bayilik sözleşmesi ve tarihi taraflar arasında ihtilaflı ek protokolün imza altına alındığı, sözleşmenin davalı tarafça Karşıyaka 5. Noterliğinin 15/08/2017 tarih 23537 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15/09/2017 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki ek protokolün tek taraflı olarak feshedildiği, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin 40. Maddesinde " şirket bayi ile arasında yapılmış olan iş bu sözleşmeyi herhangi bir neden belirtmeksizin lüzum görmesi halinde 1 ay önceden haber vermek kaydı ile tek taraflı olarak feshedebilir. Şirketin iş bu tek taraflı feshini bayii kabul etmek yükümlülüğünde olup sözleşmenin sona ermesi nedeniyle her türlü iadeyi şirkete yapmayı ve şirketin uğradığı zararları karşılamayı kabul ve taahhüt eder " hükmünün bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen ek protokolün 21. maddesinde " ... Ltd Şti firması ile bayi arasındaki bayilik sözleşmesine ek olup imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süre ile geçerli olup 1 yıl sonunda sona erer " şeklinde ifade edildiği, davacı şirkete davalı tarafından Karşıyaka 5. Noterliğinin 15/08/2017 tarih 23537 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamede 15/09/2017 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesi ile eki niteliğindeki ek protokolün tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, haklı fesih ile ilgili bayilik sözleşmesinin 40. Maddesi ve ek protokolün 21. Maddesi uyarınca fesih yönünden 1 aylık süreye uyulduğu ve yapılan fesih işleminin haksız fesih niteliğinde olmadığı , davacı tarafça ek protokol sözleşmesinde belirtildiği üzere operasyon bölgelerinin Konak, Karabağlar, Buca, Gaziemir, Menderes, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Seferihisar, Urla ,Karşıyaka , Menemen, Çiğli ve Foça olarak belirlendiği, sözleşmede yazılı olmayan Çeşme bölgesinin de operasyona ilave edildiği ancak sözleşmede yer almasına rağmen Karşıyaka, Menemen, Çiğli ve Foça ilçelerinde satış operasyonunun başlamasına davalı tarafından izin verilmediği, bu ilçelerde başlatılmayan satış operasyonu nedeniyle ciro ve ciro üzerinden elde edilecek kar oranları dolayısıyla zarara uğrandığı ve bu zararın giderilmesinin gerektiğinin iddia edildiği, operasyon bölgesi açısından davacı tarafça sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde davalı tarafa yapılmış herhangi bir itiraz veya ihtarın bulunmadığı ve söz konusu bölgelerde satış operasyonunun başlatılmamasına davacı tarafça zımni muvafakat gösterildiği, davacı tarafça ayrıca sözleşmenin yürürlükte kaldığı dönemde davalı şirket tarafından tek taraflı olarak sistem değişikliğine gidildiği, ödenmesi gereken kar payının düşürüldüğünden bahisle zarar oluştuğunun iddia edildiği, fiyat politikası açısından sözleşmenin 17. Maddesinde " fiyat listesi, KDV hariç şekilde yazılı olarak bildirilecektir, bayi fiyat listesini peşinen kabul etmiş olup söz konusu fiyat listesine ve bu listeye göre düzenlenmiş fatura içeriğine hiç bir itirazının olmayacağını, bunların dışında bir itirazın olması halinde TTK ya göre en geç 8 gün içinde itiraz edeceğini, şayet bu sürede itiraz etmez ise tüm itiraz haklarından vazgeçmiş sayılacağını kabul ve taahhüt etmiştir " hükmünün bulunduğu, davacı tarafça bu madde doğrultusunda davalı tarafa her hangi bir itirazda bulunulmadığı ,bütün bunların yanında bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere davacının bayilik yaptığı 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir tabloları incelendiğinde brüt karlılık oranının aynı olduğu, faaliyet karının bulunduğu ve davacı şirketin ilgili dönemde zarar etmediğinin tespit edildiği, davacı firmanın faaliyet zararı olmadığı, bunun yanı sıra işe başlaması ile birlikte yapmış olduğu yatırımların kendisine ödendiğinin tespit edildiği, davacının talep etmiş olduğu bayilik başlangıcında yapılan görüşmelerde projeksiyon olarak belirlenen cirolardan elde edilmesi muhtemel karlara ilişkin zarar konusundaki talebinde ise ön görülen kazancın ticari beklenti karı olup fiktif olduğu, bu hali ile hesaplamayı gerektirecek somut bir zarar oluşmadığından hesaplanacak bir zarar veya tazminat bulunmadığı davacının dava dilekçesinde iddia ettiği maddi zararların varlığını ispat edemediği, davacı tarafça manevi tazminat talebinde de bulunulduğu ancak davalı tarafça yapılan fesih işleminin haksız fesih niteliğinde olmadığı, sözleşmeye aykırılığın söz konusu olmadığı gibi sözleşmeye aykırılık söz konusu olsa bile sözleşmeye aykırılık nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi için sözleşmeye aykırı davranışın, kişilik haklarının zedelenmesine neden olması gerektiği, davacı tarafça kişilik haklarının zedelendiği ve manevi olarak zarar gördüğü iddialarının ispatlanamadığı ve davacının manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığı incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, " şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından yerine getirilmeyen edimlerin irdelenmediğini, ek protokolün 22. maddesinde anılan sözleşmenin imzalandığı anda yürürlüğe gireceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin kararlaştırıldıktan sonra belirlenen bölgelerde satış operasyonuna başlanamamasının ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, satış operasyonuna hangi gerekçe ile başlanmadığına ilişkin yazılı delilinin ek protokol olduğunu, ek protokolde davalı şirket tarafından satış operasyonu başlatılmasının imza anında taahhüt edilmiş ise operasyona başlanmamasının nedenini davalı şirketin ispatlamak zorunda olduğunu, bilirkişilerin ısrarı ile davalının kesmiş olduğu faturayı dayanak alıp 1-2 ay sonra dava dışı firma tarafından davalıya kesilen geri dönüş faturası ile herhangi bir kaydı değerlendirmeye almadıklarını, bilirkişi raporunda dava dilekçelerindeki alacak kalemlerinin tamamının ayrı ayrı değerlendirilerek inceleme yapılması gerekmekte iken inceleme yapılmadığını, sözleşmede belirlenen bölgelerde operasyonun başlatılmaması nedeni ile oluşan gelir kaybı zararının, davalı şirket tarafından tek taraflı olarak alınan kararla sistemde yapılan değişiklik nedeni ile oluşan gelir kaybı ve zararların, davalı şirket tarafından uygulanan farklı fiyat politikası nedeni ile oluşan ciro kaybı zararlarının, müvekkil şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeni ile oluşan zararın ek rapora yapılan itirazlarının ve farklı bir heyetten rapor taleplerinin de dikkate alınmadığını belirterek, eksik inceleme ile yapılan bilirkişi raporuna itiraz ederek, yeni bir ehil bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: sözleşmeye aykırılık nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin davalı tarafça ihlal edildiğini, davalı tarafça yapılan fesih nedeni ile maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını talep etmiştir.
Davalı taraf ise; sözleşmeye uygun olarak fesih yapıldığını, davacının bir zararının oluşmadığına davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince ; tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyeti raporunda; dosya kapsamındaki davacı ve davalı arasında imzalanan tarihsiz bayilik sözleşmesinin 40. Maddesinde " şirket bayi ile arasında yapılmış olan iş bu sözleşmeyi herhangi bir neden belirtmeksizin lüzum görmesi halinde 1 ay önceden haber vermek kaydı ile tek taraflı olarak feshedebilir, şirketin iş bu tek taraflı feshinin bayii kabul etmek yükümlülüğünde olup sözleşmenin sona ermesi nedeniyle her türlü iadeyi şirkete yapmayı ve şirketin uğradığı zararları karşılamayı kabul ve taahhüt eder " hükmünün bulunduğu, iki firma arasında düzenlenen ek protokolün 21. maddesinde " .... Şti firması ile bayi arasındaki bayilik sözleşmesine ek olup imzalandığı tarihten itibaren 1 yıl süre ile geçerli olup 1 yıl sonunda sona erer " şeklinde ifade edildiği, davacı şirkete davalı tarafından Karşıyaka 5. Noterliğinin 15/08/2017 tarih 23537 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamede 15/09/2017 tarihi itibariyle bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki ek protokolün tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, haklı fesih ile ilgili bayilik sözleşmesinin 40. Maddesi ve ek protokolün 21. Maddesi uyarınca fesih yönünden 1 aylık süreye uyulduğu, bunun dışında haklı fesih koşulunun değerlendirilmesinin yorumunun mahkemeye ait olduğu, tazminat yönünden ise davacının bayilik yaptığı 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir tabloları incelendiğinde brüt karlılık oranının aynı olduğu, faaliyet karının bulunduğu ve davacı şirketin ilgili dönemde zarar etmediğinin tespit edildiği, davacı firmanın faaliyet zararı olmadığı, bunun yanı sıra işe başlaması ile birlikte yapmış olduğu yatırımların kendisine ödendiğinin tespit edildiği, davacının talep etmiş olduğu bayilik başlangıcında yapılan görüşmelerde projeksiyon olarak belirlenen cirolardan elde edilmesi muhtamel karlara ilişkin zarar konusundaki talebinde ise ön görülen kazancın ticari beklenti karı olup fiktif olduğu, bu hali ile hesaplamayı gerektirecek somut bir zarar oluşmadığından hesaplanacak bir zarar veya tazminat bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporuna itiraz üzerine aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda; davacının bayilik yaptığı 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin gelir tabloları incelendiğinde brüt karlılık oranının aynı olduğu faaliyet karının bulunduğu ve davacı şirketin ilgili dönemde zarar etmediğinin tespit edildiği, davacı firmanın faaliyet zararı olmadığı bunun yanı sıra bu işe başlaması ile birlikte yapmış olduğu yatırımların kendisine ödendiğinin tespit edildiği, davacının talep etmiş olduğu bayilik başlangıcında yapılan görüşmelerde projeksiyon olarak beklenen cirolardan elde edilmesi muhtemel karlara ilişkin zarar konusundaki talebinde ise ön görülen kazancın ticari beklenti karı olup fiktif olduğu bu hali ile hesaplamayı gerektirecek somut bir zarar oluşmadığından kök raporu tekrar ederek hesaplanacak bir zarar veya tazminat bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesince aldırılan rapor ve ek raporun denetime elverişli ve açık, dosya kapsamına uygun olduğu, mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacının, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında bir zarara uğradığını ispatlayamamış olmasına, davalının sözleşmenin feshi iradesinin sözleşme hükümlerine uygun olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/09/2020 tarih, 2018/95 Esas ve 2020/414 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 368,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2024