T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/85
KARAR NO: 2024/879
KARAR TARİHİ: 24/04/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2020
NUMARASI: 2018/984 Esas 2020/420 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 24/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/04/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin demir çimento, hazırbeton vs. alım satımı işi ile uğraştığını, davalıların ... Semt Garajı inşaatı için gerekli olan demiri müvekkili şirketten satın almak için müvekkiliyle anlaştıklarını, davalıların aldıkları mala ve faturalara karşılık 22/06/2018 tarihinde 50.000,00 TL, 09/07/2018 tarihinde de 17.378,00 TL olmak üzere toplamda 67.378,00 TL ödemede yaptıklarını, 20/07/2018 tarihi itibariyle cari hesap bakiyelerinde 103.788,84 TL borçları bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine davalılar hakkında Torbalı İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirket yetkililerinin zaman kazanmak amacıyla takibe itiraz ettiklerini ve ihale kurumundan alacaklarını tahsil etmelerinden sonra ödeme yapacaklarını beyan ederek müvekkilinden 20.172,20 TL'lik daha mal aldığını, davalıların müvekkiline toplamda 123.960,94 TL borçlu olduğunu, davalıların itirazının haksız olduğunu, para alacağı söz konusu olduğu için Torbalı İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, alacaklarının faturaya dayandığını ve malların davalılara teslim edildiğinin sevk irsaliyeleri ile sabit olduğunu belirterek 123.960,94 TL'nin 103.788,84 TL'sinin icra takip tarihi olan 20/07/2018 tarihinden itibaren bakiye 20.172,20 TL'sinin ise dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin ticari merkezi ve tek adresinin Ankara olduğunu, taraflar arasında düzenlenmiş ve geçerli herhangi bir yetki sözleşmesinin de bulunmadığını, davanın yetkisiz İzmir Mahkemelerinde açıldığını, yetkili mahkemelerin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkillerinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, fatura ve irsaliyelerde müvekkil şirket yetkililerinin imzası olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Davacının, davalıların oluşturduğu iş ortaklığına 2018 yılında muhtelif tarihlerde faturalı şekilde sattığı mallara karşılık kısmi ödeme aldığı, bakiye alacağı bulunduğu gerekçesiyle iş bu alacak davasını ikame ettiği, davalıların mahkememizin yetkisine itirazda bulunduğu ve borçlu olmadıklarını savunduğu, dava dilekçesinin davalı ... Ltd. Şti'ye 10/09/2018, diğer davalı ... Ltd. Şti'ye ise 03/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekilinin yetki itirazını 25/03/2019 tarihli dilekçe ile ileri sürdüğü, yetki itirazının yasal süresinde olmadığı, bu nedenle mahkememizin dava konusu uyuşmazlık bakımından yetkili olduğu, davalıların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davaya dayanak 23/06/2018 tarih ve 19234 nolu 87.378,00 TL'lik faturanın davalıların ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve BA formu ile bildirildiği, 11/07/2018 tarih ve 19344 nolu 83.788,74 TL ve 07/08/2018 tarih ve 19557 nolu 20.172,20 TL bedelli faturaların davalıların kayıtlarına işlenmediği, ancak sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak görünen kişilerin davalıların çalışanları olduğu, davalılar tarafından davacıya 22/06/2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 09/07/2018 tarihinde 17.378,00 TL olmak üzere toplam 67.378,00 TL ödeme yapıldığı, davalıların 20.000,00 TL borçlu göründüğü, davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde ise davaya dayanak 23/06/2018 tarih ve 19234 nolu 87.378,00 TL, 11/07/2018 tarih ve 19344 nolu 83.788,74 TL ve 07/08/2018 tarih ve 19557 nolu 20.172,20 TL bedelli faturaların davacının kayıtlarına işlendiği, davalılar tarafından davacıya 22/06/2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 09/07/2018 tarihinde 17.378,00 TL olmak üzere toplam 67.378,00 TL ödeme yapıldığı, davalıların 123.960,94 TL borçlu göründüğünün tespit edildiği, buna göre tarafların ticari defter ve kayıtlarında yer alan ve davalılar tarafından BA formu ile bildirilen 23/06/2018 tarih ve 19234 nolu 87.378,00 TL'lik fatura ve 22/06/2018 tarihinde 50.000,00 TL ve 09/07/2018 tarihinde 17.378,00 TL olmak üzere toplam 67.378,00 TL olarak yapılan ödeme konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, bu faturadan kaynaklı olarak davacının 20.000,00 TL alacaklı olduğu, davalıların ticari defter ve kayıtlarına işlenmemekle birlikte 11/07/2018 tarih ve 19344 nolu 83.788,74 TL ve 07/08/2018 tarih ve 19557 nolu 20.172,20 TL bedelli faturalara konu malların davalılara teslim edildiğinin dava dilekçesi ekinde sunulan imzalı sevk irsaliyeleri ve 04/12/2019 tarihli bilirkişi raporunun ekinde yer alan davalılara ait SGK kayıtları ile sabit olduğu, bu nedenle bu faturalar yönünden malların iade edildiğinin veya bedelinin ödendiğinin davalılar tarafından ispat edilmesi gerektiği, davalılar tarafından 04/01/2020 tarihli dilekçe ekinde sunulan sevk irsaliyesine göre 5350 kg'lık demirin 02/10/2018 tarihinde davacıya iade edildiği, malı iade alan kişinin davacının sigortalı çalışanı olduğu, 17/06/2020 tarihli bilirkişi raporuna göre davalılarca iade edilen malın bedelinin 16.692,00 TL olduğu, davalılarca ödeme ve/veya iadeye ilişkin başkaca bir delil sunulmadığı, böylece davacının üç faturadan kaynaklı davalılardan bakiye 107.268,94 TL alacaklı olduğu, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından adi ortaklığı oluşturan kişilerin TBK'nın 638/3. maddesi uyarınca adi ortaklığın borçlarından birlikte sorumlu olduğu, her ne kadar davacı davalıların icra takibi ile temerrüde düştüğünü ileri sürmüşse de takibin adi ortaklık aleyhinde yapıldığı, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından usulüne uygun bir takipten söz edilemeyeceği ve bu nedenle temerrüdün dava ile gerçekleştiği, ayrıca davacı avans veya reeskont faizi talebinde bulunmadığından ticari faiz talebinin yasal faiz olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla usulüne uygun tutulan ve sahibi lehine tarihi delil olma vasfına haiz taraf ticari defterleri ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile, "Davanın KISMEN KABULÜ ile 107.268,94 TL'nin dava tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin faize yönelik gerekçesi ve kararının kanuna, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu müvekkili hakkında verilen yasal faiz kararının, taleplerine ve emsal karara aykırılık teşkil ettiğini, gerek takipte gerekse dava dilekçesinde ticari temerrüt faizi ve ticari avans faizi olarak faiz kaleminin talep edildiğini, müvekkili şirketin, emsal kararda da belirtildiği üzere tacir olup, davalıların da tacir olduklarından aradaki işin ticari iş olduğunun da aşikar olduğunu, buna rağmen gerekçeli kararda, ticari temerrüt faizinin yasal faiz olarak değerlendirmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının " yasal faiz " ile kısmının kaldırılarak, faize yönelik taleplerinin ticari faiz olan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satımdan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 107.268,94 TL'nin dava tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili faizin türünün avans olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf isteminde bulunmuştur.
TTK'nın 19. Maddesi " (1) Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.
(2) Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." şeklindedir.
Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2023/4462 esas, 2024/493 karar sayılı emsal ilamında" Davacı tarafça dava konusu edilen alacağa ticari faiz talep edildiği mahkemece kısmen kabule karar verilen miktar yönünden yasal faize hükmedildiği anlaşılmaktadır. Davalılar tacir olup dava konusu alacak ticari işletmesi ile ilgili olduğundan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2.maddesine göre; taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır ve dava konusu alacak için ticari (avans) faizi istenebilir. Hal böyle olunca mahkemece hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.
Somut olayda taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunmakta olup her iki tarafta tacir olduğundan davacının avans faizi talep edilebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı taraf dava dilekçesinde ticari temerrüt faizi talebinde bulunmasına rağmen yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2010/8081 esas, 2012/1547 karar sayılı, 2023/2134 esas, 2024/361 karar sayılı ilamları da aynı yöndedir.)
HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiş olup, anılan yasal düzenleme ve yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜNE,
1-Davacı vekilinin yatırmış olduğu 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2-Davacı vekilinin yatırdığı 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 16,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
B-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2020 tarih, 2018/984 Esas ve 2020/420 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 107.268,94 TL'nin dava tarihi olan 29/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alınması gereken 7.327,54 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 2.116,95 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.210,59 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 2.116,95 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 2.116,95 TL peşin harç, 800,00 TL bilirkişi ücreti ve 234,00 TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 3.186,85 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (107.268,94/123.960,94=0,86) 2.757,72 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-2 uyarınca red edilen miktar üzerinden hesaplanan 16.692,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderleri iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/04/2024