T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2020/1510
KARAR NO: 2024/912
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/03/2020
NUMARASI: 2018/532 Esas 2020/160 Karar
DAVA: TAZMİNAT
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/532 Esas ve 2020/160 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kuyumculuk imalat ve satış işi ile istigal ettiğni, üretimde kullandıkları ve icra ettikleri iş için fazlası ile ihtiyaç duydukları 1 adet Y00-... 3B Yazıcı ... ... ve 1 adet Kg K00-... ... ... Döküm reçinesinden oluşar ... ... 3 boyutlu yazıcıNIN 12.04.2018 tarihinde yaşanan basit bir arızanın tamiri amacıyla ... Mahallesi ... Cad. No.... Kat.... .../... adresinde bulunan ... Şirketine teknik servis hizmeti almak amacıyla gönderilmesi sırasında davalı korgo şirketine teslim edildiğini, davacının dava konusu cihazın davalı kargo şirketine muhafazalı bir şekilde teslim edildiğini, cihazır zarar görmemesi için koruyucu önlemlerin alınması amacıyla uyarıların yazıldığını ve dava konusu cihazın 02.05.2018 tarihinde 45.000-TL.mahiyete sahip olduğunu, dava konusu cihazın davalı kargo şirketi tarafından 13.04.2018 tarihinde ... Şirketine kırılmış, tamiri mümkün olmayacak şekilde hasar görmüş bir halde getirildiğini, ... Şirketi çalışanlarınca davalı kargo şirketi çalışanına dava konusu cihazın kırılmış olması nedeniyle tutanak düzenlenmesi istenildiğinde ise davalı kargo şirketi çalışanının dava konusu cihazı ... Şirketinde bırakarak kaçtığını, ... Şirketi tarafından ürünün durumu hakkında fotoğraf ve video görüntüleri alındığını, davalı kargo şirketinin özensiz vetedbirsiz davranışlarından dolayı davacıya ait 3 boyutlu yazıcıyı kullanılmak hale getirildiğini, davalı kargo şirketi ile davacının görüşmeleri sonucunda bir netice alınamadığını, davacının kuyumculuk imalat ve satış işine devam edebilmesi amacıyla yeni bir cihaz kiralamak zorunda kaldığını ve bu cihaza da aylık 400-USD.kiralama bedeli ödediğini bildirerek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000-TL.üzerinden 12.04.2018 tarihinden geçerli olmak üzere işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı şirket tarafından tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili aracılığı ile sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu uyaşmazlıkta davalının yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunu, davaya konu cihazın A815653 seri numaralı taşıma faturasına sahip olduğunu, kargonun taşınmasının sağlıklı bir şekilde gerçekleşmediğini, 16.04.2018 tarihinde davacı imzasına ihtirazı kayıtsız teslim edildiğini, müvekkili şirketin kayıtlarında iddia edilen hasara ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığını, teslim edilen tüm kargoların geçtikleri birimler ve aktarma merkezlerinde kontrol edildiğini, dış ambalajında ezik, yırtık, patlak vs.durumlarının görülmesi halinde durumun tutanak altına alındığını, davaya konu cihazın A815653 seri numaralı taşıma sırasında bu gibi durumlarla rastlanmadığından tanzim edilen herhangi bir hasar tespit tutanağının bulunmadığını, dava konusu cihazın taşındığı A815653 seri numaralı kargonon alıcı tarafından açıldığında hasarın bulunduğunu belirtmiş olmasına rağmen kargonun tesliminde davalı kargo şirketine TTK 889.maddesindeki öngörülen bildirim süresi içerisinde ihbar yapılmadığını, bu nedenle kargonun sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği sonucunun ortaya çıktığını, davacı tarafça teslimattan sonra ürüne ait olarak çekildiği iddia edilen fotoğrafların delil niteliğinin bulunmadığını, iletilen fotoğrafların hiçbirinde tarih ve saat bilgisi bulunmadığını ve dava konusu cihazın kargo teslimatından sonra da üçüncü kişilerce de darbeye maruz bırakılmış olabileceğini, TTK' ya göre davaya konu cihazın davalı kargo şirketi tarafından taşınmadan önce davacı tarafça ambalajlandığı, bu konuda sorumluluğun davacıya ait olduğu, hasarın yetersiz ambalajdan kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı, ayrıca davacı tarafça dava konusu cihazın zaran görmesinden bahisle aynı özellikteki ürünleri kiralamak zorunda kaldıkları konusunda davacı ve yerine cihazın satın alındığı şirket arasında gerçekleşen sözleşmede bir yürürlük tarihi bulunmadığını, 16.04.2018 tarihinden sonrasında imzalanmış olduğunun ispatının gerektiğini ileri sürerer davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilgisayar mühendisi bilirkişi ..., makine mühendisi bilirkişi ..., kuyumcu bilirkişi ... ve taşıma konusunda uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 04.03.2019 tarihli raporda sonuç olarak; davacı gönderene ait dava konusu üç boyutlu yazıcının İzmirden İstanbul'a dava dışı gönderilenin adresine taşınması ve teslimi işinin davalı tarafça üstlenildiği, taşımaya konu eşyanın arızalı bir şekilde taşımaya verildiği, davacıya ait işyerinde gerçekleştirilen tespit sonucunda davaya konu cihazın yazdırma kafasının doğru konumlanamaması nedeniyle yazdırma kafasının, yazdırma işlemi sırasında doğru çalışmadığı ve bu nedenle gerek yazdırma işlemi , gerekse de istenen üç boyutlu nesneyi yazdırmak becerisinden uzak olduğu, dava konusu cihazın parçalanan mekanizmasının tamirinin mümkün olmadığı, mümkün olması halinde ise piyasadaki muadilleri ile aynı hassasiyet ve başarıda üç boyutlu ve 25 mikron seviyesinde çıktı alabilecek duruma gelemeyeceği için hurdaya terk edilmesinin gerektiği, işbu cihazın aynı modelinin tam ve çalışır vaziyette 2. El satışlarda piyasa rayicinin 21.000,00 TL olduğu buna karşılık hurda değerinin sadece 1.000,00 TL üzerinden alıcı bulabileceği, aynı özelliğe sahip bir 3 boyutlu yazıcının aylık kira bedelinin 978,00 TL , 9 aylık kira bedelinin ise 8.802,00 TL olduğu, davacının kiraladığı cihazın 10 mikron seviyesinde dava konusu arızalı ve hasarlı cihazdan daha hassas, donanımlı ve daha üstün işlem yapabilmesi nedeniyle kiralama bedelinin değerlendirme dışı tutulduğu, davaya konu cihazın davacı gönderini eliyle orjinal ambalajlamaya uygun olarak değil , özellikle üst kısmından gelen hasarlara karşı darbeye maruz dayanıksız bir şekilde yetersiz ambalajlandığı ve bu haliyle taşımaya verildiği, taşıma senedinde eşyanın 14 kg olması gereken net ağırlığının brüt 43,54 TL olarak gösterildiği bu hususa bir izahat getirilemediği , ücrete esas ağırlıkta gerçeğe aykırılık söz konusu olduğu bu kapsamda davacınında kusurlu görüldüğü, ayrıca davalı taşıyıcının kontrol yükümlülüğü kapsamında herhangi bir itirazi kaydına rastlanmadığı, buna karşılık eşya itirazi kayıt düşülmeksizin dava dışı göndereni eliyle teslim alındığı gibi, hasar ile ilgili olarak yasal süresi içinde yazılı bir ihbar işlemininde bulunmadığı, eşyanın taşınması esnasında hasar meydana geldiği, edimin kötü ifa edildiği, davalının yüke özen borcunun kusurlu olarak yerine getirdiği, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki piyasa değerinin 5.250,00 TL olarak düşünüldüğü, davacının bu telafi kusur oranının% 50 olarak dikkate alındığı buna göre davalı taşıyıcının sorumluluk sınırının gönderenin net olmayan ağırlığının her bir kg için 8.33 SDR tutarıyla sınır olduğu, bu durumda davalı şirketin sorumluluğunun üst sınırının hasar tarihi olan 12.04.2018 tarihi itibarıyla hurda değeri hariç 1.155,27 TL ve rapor yazım tarihi itibarıyla da 1.411,71 TL olarak hesap edildiği, eşya hurda vaziyette gönderilene ulaştığı için kısmi taşıma yerine getirildiği şekliyle dikkate alındığı, davacının mütefarik kusurununda aynı rakamlara tekabül ettiği, buna karşılık davacı tarafın 30.000,00 TL maddi tazminat talebinin dayanağı olarak eşyanın 21.02.2017 tarihinde orjinal ve çalışır halde 26.620,16 TL bedel ile satın alındığına dair irsaliyeli faturasını delil olarak ibraz ettiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Yine aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup düzenlenen 20.06.2019 tarihli ek rapor dosyaya eklenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, KABUL:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava konusu üç boyutlu yazıcının 12.04.2018 tarihinde İstanbulda bulunan dava dışı teknik servise gönderilmek üzere davalı kargo şirketine teslim edildiği ve dava konusu cihazın 13.04.2018 tarihinde tamiri mümkün olmayacak şekilde kırılmış bir vaziyette teslim edildiği, bu hususa ilişkin tutanak düzenlenmek istenmiş ise de davalı kargo şirketi elemanın kargoyu bırakarak kaçıp gitmesi nedeniyle tutanağın düzenlenemediği, taşımaya konu cihazın dava konusu taşıma işlemi sırasında kullanılmayacak ve tamir edilemeyecek derecede hasarlanması nedeniyle davacı şirketin başka bir ürün kiralamak zorunda kaldığı ve bu kapsamda zarara uğradığı iddiasıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL ürün bedeli ile davacının cihaz kiralamak zorunda kalmasından dolayı ödemek zorunda kaldığı kiralama bedelinin hasarın oluştuğu tarih olan 12.04.2018 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ve sunmuş oldugu 28 .10.2018 tarihli dilekçesi ile de talebini 26.620,15 TL ürün bedeli, 3.379,85 TL olarakta kiralama bedeli olarak açıklamıştır.
Davalı vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle; Öncelikli olarak davalı şirketin merkezi itibarıyla İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu ayrıca TTK 889 maddesi gereğince davacı tarafça davalıya kargonun hasarlı olduğuna dair süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı, dava konusu cihazın ambalajlama sorumluluğunun tamamen gönderici firma olan davacıda olduğu bu nedenle kargonun taşımaya uygun ambalaj ile teslim edildiğinin kanıtlanmasının gerektiği gibi talep edilen tazminat miktarınında yerinde olmadığı ayrıca TTK 880 maddesi gereğince davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olduğunu ve yine ürünün kargoya verildiğinde kullanılmış ve arızalı 2. el ürün olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davacı şirket tarafından davaya konu 2. el kullanılmış 3 boyutlu yazıcının 12.04.2018 tarihinde İstanbulda ki teknik servis olan dava dışı alıcıya ulaştırılmak üzere davalı taşıyıcıya teslim edildiği ve kargonun 13.04.2018 tarihinde dava dışı İstanbulda'ki alıcıya teslim edildiği, ürünün teslimi sırasında taşıma sırasında oluştuğu iddia olunan hasarla ilgili olarak itirazi kayıt düşüldüğüne dair herhangi bir tutanağın dosya kapsamı içerisinde mevcut olmadığı, davalı tarafça bu taşıma işlemi nedeniyle 12.04.2018 tarih ve 126,78 TL tutarlı navlun faturasının düzenlendiği dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf, dava konusu taşıma işlemi sırasında taşımaya konu cihazda hasar meydana gelip gelmediği, bir hasar oluşmuş ise oluşan bu hasarda tarafların kusurlarının bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacı tarafça talep edilen hasara ilişkin tazminat isteminin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı vekilinin yetki itirazının TTK 890. Maddesi gereğince malın taşınmak üzere teslim alındığı yer mahkememiz yargı alanında bulunduğundan yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nın 880. maddesine göre taşımadan kaynaklı tazminatın eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanmasının gerektiği, yine aynı kanunun 882 maddesi uyarınca da tam ziya halinde ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her kilogramı için 8.33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu düzenlenmiş olup, ayrıca yine 6102 Sayılı TTK'nın 886. maddesinde ise taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir.
Yine 6102 Sayılı yasanın 889. maddesi ile, " eşyanın ziyaı veya hasara uğramış olduğu açıkca görülüyor ise gönderen veya gönderilen en geç teslim anına kadar ziyaı veya hasarı bildirmezse eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Bildirimde zararın gerekli açıklıkla belirtilmesi ve nitelendirilmesi şarttır. Birinci fıkradaki karine ziyaı veya hasarın açıkça görülmemesi ve eşyanın tesliminden sonra 7 gün içinde bildirilmemesi halinde de geçerlidir" şeklinde düzenleme mevcut olup, bu kapsamda 6762 Sayılı eski TTK'nın 788. maddesinden farklı olarak dava konusu somut olaya uygulanması gereken 6102 Sayılı TTK'nın 889. maddesinde yer alan ihbar mükellefiyeti dava hakkını düşürmeyi hasarın taşıma sırasında meydana gelip gelmediğine ilişkin bir karineye işaret etmektedir. Gönderilen mal teslim alınırken itirazi kayıt konulması halinde malın taşıma sırasında hasara uğradığı, itirazi kayıtsız teslim alınması halinde ise maldaki hasarın taşıma sırasında oluşmadığı yönünde bir karine oluşur, ancak bu karinenin aksinin ispatı her zaman mümkündür.
Yine 6102 Sayılı yasanın ''Diğer giderlerin tazmini'' başlıklı 883. maddesinde ise hasar halinde aynı maddenin birinci cümlesi uyarınca yapılacak ödemelerin 880. maddenin 2.fıkrasına göre saptanacak bedel ile orantılı olarak belirleneceği, başkaca zararların karşılanmayacağı şeklinde düzenleme mevcuttur.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup alınan raporda, TTK 878/1 maddesine göre gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamadan doğan ziyaı ve hasar hallerinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı, ancak bu durumun taşıyıcının nezaret sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, dava konusu somut olayda, dava konusu cihazın davacı gönderici tarafından orjinal ambalajlamaya uygun olarak değil özellikle üst kısımdan gelen hasarlara karşı darbeye dayanıksız bir şekilde yetersiz ambalajlandığı, ancak davalı taşıyıcının TTK 875. maddesi gereğince eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından veya teslimdeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu, dava konusu taşıma işleminin kötü ifa edildiği zira taşıma sırasında eşyanın arka kısmı aşağıya gelecek şekilde düşmüş olabileceği, cihazın hem arka hem de ön tarafından oluşan hasardan hareketle üst kısmından baskı görmüş ya da yuvarlanmış olabileceği, bu kapsamda davalı taşıyıcının sorumluluğunun yüke özen borcunu kusurlu olarak ihlal etmesine bağlandığı buna göre dava konusu taşımadaki hasardan dolayı tarafların mütefarik kusurlarının her bir taraf için %50, oranında olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olup dava konusu taşımadaki tarafların %50'şer oranında kusurlu olduklarına ilişkin müterafik kusur oranı yönünden bilirkişi raporu aynen benimsenmiş olup hükme esas alınmıştır.
Yine alınan bilirkişi raporunda TTK 880 ve 881. maddeleri uyarınca ödenecek tazminatın eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağı ve TTK'nın 882/1 maddesi gereğince de göndereninin tamamının ziyaı veya hasarı halinde net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8.33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olduğu, dava konusu eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki 2. el piyasa rayiç değerinin 21.000,00 TL olduğu ancak dava konusu cihazın arızalı olması nedeniyle %50 oranında değerinin azaldığı ve tamir edecek bir servis bulunmadığı ve tamiri mümkün görülmediği için %25 oranında değer kaybına uğradığı gözetilerek dava konusu cihazın değerinin 5.250,00 TL olarak belirlendiği bildirilmiş olup bilirkişi raporunda dava konusu cihazla ilgili olarak tespit edilen bu tutar aynen benimsenip hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan kök ve ek raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu taşıma işleminde davaya konu cihazda meydana gelen hasar nedeniyle tarafların her birinin %50 oranında müterafik kusurlu olduklarının kabulünün gerektiği, dava konusu 2. el cihazın taşıma esnasında kullanılamayacak derecede tamamen hasarlandığı, bilirkişi raporuyla TTK 880. maddesi gereğince dava konusu cihazın bedelinin 5.250,00 TL olarak tespit edildiği, bu nedenle tarafların dava konusu taşımada %50 oranında müterafik kusurlu olmaları nedeniyle davacının dava konusu taşıma nedeniyle eşyanın ziyaından dolayı uğradığı zararın (5.250,00 TLx%50=) 2.625,00 TL olduğu mahkememizce belirlenmiş ise de, TTK 882. maddesi gereğince gönderinin tamamen ziyaı ve hasarı halinde ödenecek tazminatın gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kg için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınır olduğu yönündeki düzenleme karşısında bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu gönderinin ağırlığı dikkate alınarak 43,54 kgx8,33SDR=3626882 SDR olup, dava konusu gönderinin teslim edildiği tarihli 12.04.2018 tarihi itibarıyla TCMB döviz kurları dikkate alınarak, 1 SDR karşılığının 6.0121 Türk Lirası olduğundan mahkememizce yapılan hesaplama neticesinde (3626882 SDRx6.0121=) 2.180,51 TL olduğu, buna göre davalı taşıyıcının TTK 882. maddesi gereğince sorumluluğunun 2.180,51 TL ile sınırlı olduğu, TTK'nın 883. maddesi kapsamında da dava konusu taşıma nedeniyle diğer zararların talep edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davanın kısmen kabulüne, 2.180,51 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur.
Her ne kadar bilirkişi raporunda eşyanın hurda olarak teslim edilmesi nedeniyle taşımanın kısmi olarak yerine getirildiği varsayılarak yerine getirilmeyen kısma ilişkin iade edilecek navlun bedeli 63,40 TL olarak hesaplanmış ise de davacı tarafça dava dilekçesinde bu yönde bir talepte bulunulmadığı...'' gerekçesi ile; Davanın KISMEN KABULÜNE, 2.180,51.TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkiline ait cihazın taşıma işlemi için davalı kargo şirketine verilmeden önce, taşımaya konu cihazın niteliğinin müvekkili şirket tarafından davalı kargo şirketine açıkça belirtildiğini ve müvekkili tarafından eşyayı zıya ve hasardan koruyacak, taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamanın yapıldığını ayrıca müvekkili şirketin, taşıma konusu cihazın davalı kargo şirketi tarafından uygun şekilde işleme tabi tutulabilmesi için gerekli işaretlemeleri de yaptığını ve ambalajın üzerine 'dikkat kırılabilir' ibaresi yapıştırdığını, müvekkiline %50 kusur verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, cihazda meydana gelen hasarın oluşmasında davalı kargo şirketinin tam kusurlu olduğunu, davalı kargo şirketinin zarara kasten ve pervasızca davranışı nedeniyle sebebiyet verdiğinden oluşan zarardan TTK'nun 886. maddesi gereğince tüm değeri ile sorumlu olduğunu, ilk derece mahkemesince davalı çalışanının taşımaya konu eşyanın tesliminden sonra tutanak tutmamak için kaçmasının değerlendirilmediğini, bu hususta yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, taşımaya konu cihazın, taşımaya verildiği yer ve zamanki değerinin 5.250,00.TL gibi düşük bir bedel olmasının mümkün olmadığını, taşımaya konu cihazın, 27.02.2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından 26.620,15.TL bedelle satın alındığını, dava tarihi olan 02.05.2018 tarihinde de taşımaya konu cihazın bedelinin yaklaşık 45.000,00.TL olduğunu, taşıma konusu cihazda davalı kargo şirketine teslim edildiği yer ve zamanda tamiri mümkün olmayan herhangi bir hasarın bulunmadığını, ilk derece mahkemesince TTK'nın 883. maddesi kapsamında dava konusu taşıma nedeniyle diğer zararların talep edilemeyeceği kanaatininde yerinde olmadığını ileri sürerek yerel mahkemenin kısmen kabul kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin yetkisiz olduğunu, kargonun itirazi kayıtsız ve hasarsız olarak teslim edildiğini ayrıca kargonun tesliminde müvekkili şirkete TTK 889. maddesindeki öngörülen bildirim süresi içinde ihbar yapılmadığını, teslimattan sonra ürüne ait olarak çekildiği iddia edilen fotoğrafların delil niteliğinin bulunmadığını, ambalaj sorumluluğunun davalı gönderici şirkete ait olduğunu, davacının talep ettiği tazminat miktarının dayanağının bulunmadığını, zarardan sorumluluklarının olmadığını ancak aksi halde dahi taşıyıcı olarak kanunen belirlenen limitle sınırlı olarak sorumluluklarının olabileceğini, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kargo taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;
02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasa ile değişik HMK 341/2. maddesinde öngörülen istinaf sınırı, yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında karar tarihi olan 2020 yılı için 5.390.00-TL'dir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.180.51.TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş olmakla, davalı tarafından istinafa konu kısmen kabul edilen 2.180.51.TL maddi tazminat yönünden 11.03.2020 tarihli karar, miktar yönünden kesin niteliktedir.
Kesin olan kararların istinaf istemleri hakkında HMK 346/1. madde uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilir.
Bu itibarla, davalı vekilinin kısmen kabul edilen 2.180.51.TL maddi tazminat yönünden istinaf kanun yolu başvurusunun, kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusu yönünden;
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi gereğince davalı taşıyana teslim edilen malın hasara uğramasında tarafların %50 oranında müterafik kusurlarının bulunmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, zarar hesabının TTK'nun 882. maddesine uygun olarak SDR (özel çekme hakkı) dikkate alınarak yapılmasına, hükme esas alınan bilirkişi heyet rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince davalı şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kararın istinaf edenin sıfatına göre miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Peşin alınan harcın davalı şirkete iadesine,
3-Davalı şirket tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
B-1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2020 tarih ve 2018/532 Esas 2020/160 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı şirket vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
C-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
D-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali/iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.