T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1186
KARAR NO: 2025/1385
KARAR TARİHİ: 25/08/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/05/2025
NUMARASI: 2025/392 Esas
DAVANIN KONUSU: İHTİYATİ TEDBİR
BAM KARAR TARİHİ: 25/08/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/08/2025
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... mah....sok. N0 ... Sultanhisar adresinde faaliyet gösteren "..... Şti."nin sahibi, yetkilisi ve sorumlu müdürü olduğunu, ticari çevrede saygın bir iş adamı olduğunu, davalı şirket ile aralarında incir alım-satım işlemlerinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında müvekkili, davalı şirkete 355.000 kg kuru incir sattığını ve karşılığında da OZT2024000000001, OZT2024000000002, ERD2024000000001 ve EFE2024000000009 nolu faturaları düzenlediğini, davalı şirket bu faturaları ticari defter ve kayıtlarına işleyerek bu faturaları resmileştirdiğini, müvekkilinin 11.07.2024 - 16.07.2024 tarihleri arasında gerçekleşen bu kuru incir ticaretinden dolayı davalı şirketten toplamda 44.818.750,00 TL alacağı doğduğunu, bahse konu bu alacaklar için haricen alacak davası da açılacağını, müvekkili aralarında bulunan ticari ilişki nedeniyle davalı şirkete değişik tarihlerde hatır çeki verdiğini, .... Bankası Pazarköy Nazilli/AYDIN Şubesine ait 25.08.2024 keşide tarihli 0016399 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 11.09.2024 keşide tarihli 0016356 seri numaralı 1.600.000,00 TL. bedelli çeki, 15.09.2024 keşide tarihli 0016398 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 30.09.2024 keşide tarihli 0016637 seri numaralı 1.500.000,00 TL. bedelli çeki, 26.09.2024 keşide tarihli 0016357 seri numaralı 1.600.000,00 TL. bedelli çeki, 21.09.2024 keşide tarihli 0016636 seri numaralı 1.500.000,00 TL. bedelli çeki, 15.10.2024 keşide tarihli 0016638 seri numaralı 2.000.000,00 TL bedelli çeki, 09.10.2024 keşide tarihli 0016641 seri numaralı 1.500.000,00 TL. bedelli çeki, 11.10.2024 keşide tarihli 0016642 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 12.10.2024 keşide tarihli 0016644 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 23.10.2024 keşide tarihli 0016393 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 24.10.2024 keşide tarihli 0016639 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 31.10.2024 keşide tarihli 0016640 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, 20.10.2024 keşide tarihli 0016645 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki, .....Nazilli/AYDIN Şubesine ait 20.10.2024 keşide tarihli 6970259 seri numaralı 2.000.000,00 TL. bedelli çeki keşide ederek verdiğini, davalı şirket, müvekkilline 11.07.2024-16.07.2024 tarihleri arasında gerçekleşen kuru incir ticaretinden kaynaklı toplam 44.818.750,00 TL. borcunu müvekkiline ödemediği gibi müvekkilinin hatıra binaen verdiği bedelsiz çeklerle ilgili olarak da icra takipleri başlattığını, müvekkilinden aldığı bedelsiz hatır çekleri ile ilgili olarak Nazilli İcra Ceza Mahkemesine şikayete bulunduğunu, müvekkili davalı şirketten olan toplam 44.818.750,00 TL alacağını tahsil edemediğinden dolayı mali zorluğa girdiğini, ticari işleri bozulduğu ve iflasın eşiğine geldiğini, müvekkilinin, davalı şirkete hatıra binaen verdiği tüm bu çeklerden dolayı herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı şirketin bahse konu çeklerle ilgili olarak Nazilli İcra Ceza Mahkemesine yapmış olduğu şikayetlerle ilgili kovuşturmalar, Nazilli İcra Ceza Mahkemesi'nin 2024/101, 2024/106, 2024/114, 2024/118, 2024/127 esas sayılı dosyaları üzerinden yürütüldüğü ve kovuşturmalar sonunda müvekkili hakkında 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1 maddesi gereğince adli para cezalarına hükmedildiğini, Nazilli İcra Ceza Mahkemesi'nin bu kararlarından 2024/101, 2024/106, 2024/114 ve 2024/127 esas sayılı kararlarına karşı istinaf kanun yoluna gidildiğini, bu kararlardan 2024/101 esas ve 2024/106 esas sayılı kararları lehe bozulduğunu, bozma sonrası Nazilli İcra Ceza Mahkemesinin 2025/29 ve 2025/30 esasına kaydedildiğini ve yargılamalara bu esas numaraları üzerinden devam edildiğini, Nazilli İcra Ceza Mahkemesinin 2024/114 esas 2024/115 karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu esastan reddedildiğini ve karar kesinleşerek infaz aşamasına geldiğini, müvekkili tarafından Nazilli İcra Ceza Mahkemesi'nin 2024/118 esas 2024/104 karar sayılı kararına karşı süresi içersinde kanun yollarına gidilmemiş olmaması nedeniyle ceza kesinleştiğini, infaz aşamasına geldiğini ve para cezası da müvekkilinin ödeme güçlüğü nedeniyle hapis cezasına çevrildiğini, müvekkili davalı şirketten olan alacağını tahsil edemediği gibi bedelsiz hatır çekleri yönünden cezaevine girme tehdidi altında olduğunu, haksız bir şekilde cezaevine girdiği taktirde de bakmakla yükümlüğü olduğu aile bireyleri mali açıdan daha kötü bir duruma düşeceğini, ilerde telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebebiyet vereceğini, bu sebeple müvekkilinin bedelsiz bu çeklerle ilgili olarak daha fazla mağduriyetine sebebiyet verilmemesi açısından, öncelikle Nazilli İcra Ceza Mahkemesi ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Ceza Dairesinde bulunan ceza davalarının, açacakları "Menfi Tespit Davası"nın sonuçlanmasına kadar ihtiyaten durdurulmasını, yine infaz aşamasındaki Nazilli İcra Ceza Mahkemesi'nin 2024/118 esas 2024/104 karar sayılı kararı ile 2024/114 esas 2024/115 karar sayılı kararının teminatsız olarak ihtiyaten infazının durdurulması gereği hasıl olduğunu, müvekkili hakkında Nazilli İcra Müdürlüğünde bulunan icra takiplerinin 2024/5183, 2024/5327, 2024/5594, 2024/5700 ve 2024/5932 sayılı dosyaları, teminatsız olarak ihtiyaten durdurulması gerektiğini, hal böyleyken davalının, borç ödendiği halde bahse konu çekleri icra takibine koyması haksız menfaat temininden başka bir şey olmadığını, müvekkilinin alacağı olan kalan bakiye için de ayrıca alacak davası da açılacağını, bu nedenlerle İİK m.72 hükmü gereğince ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüyle, müvekkilinin mağdur olmaması ve telafisi mümkün olmayan zararlara uğramaması için, açıkça kötü niyetli olarak başlatılan icra takiplerinin durdurulması için teminatsız olarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi talebi zorunluluğu doğduğunu, icra takiplerinin teminatsız olarak durdurulmasını, yargılama neticesinde de müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, müvekkili davalı şirketten olan toplam 44.818.750,00 TL. alacağını tahsil edemediğinden dolayı mali zorluğa girdiğini, ticari işleri bozulduğunu ve iflasın eşiğine geldiğini, piyasaya yüklü miktarlarda borcu olduğunu, bu nedenle ekonomik durumu oldukça kötü olduğunu, bakmakla yükümlü olduğu eşi ve 4,5 yaşında bir çocuğu olduğunu, mali ve ekonomik durumunun kötülüğü nedeniyle üzerinde herhangi bir malvarlığı olmadığını, şirketinin üzerinde bulunan ... ile müvekkilinin üzerinde bulunan ..... plaka sayılı kamyonun üzerinde ise fazla/yüklü miktarda haciz olduğunu, müvekkilinin öncelikli olarak adli yardım kurumundan faydalandırılması gerekli ve dahası elzem olduğunu, adli yardım kurumu esasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde sözü edilen adil yargılama hakkının bir tezahürü niteliğinde olduğunu, zira Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında başvurucudan istenen mahkeme harcının çok yüksek miktarda olması durumunda devletin mahkeme harcı almaktaki menfaati ile başvuranın mahkemeler vasıtasıyla hakkını korumaktaki çıkarları arasında adil bir denge bulunmadığını kabul etmekte ve başvuran yararına ihlalin varlığı sonucuna varılmakta olduğunu, tüm bu nedenlerle adli yardım talebinin ve davanın kabulünü, ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak kabulü ile, müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için takibe konu çekler ve faturalı alacakları dikkate alınarak kötü niyetli olarak başlatılan icra takiplerinin durdurulması için teminatsız ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, teminatsız olarak ihtiyaten durdurulmasına karar verilmesini, davacı müvekkilinin Nazilli İcra Müdürlüğü’nün 2024/5183, 2024/5327, 2024/5594, 2024/5700 ve 2024/5932 takip sayılı dosyalarından ve takibe konu edilen çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Talep; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İİK 72.m. uyarınca açılan menfi tespit davalarında tedbir talepleri değerlendirilirken İİK 72.madde yanında HMK 389 ve devamı maddelerinin de dikkate alınması gerekir.
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
Öte yandan HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden taraf, talep dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
İİK 72. maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
Somut olayda; davaya konu çeklerin hatır çeki olarak verildiği, bedellerinin ödendiği ileri sürülerek icra takibinden sonra menfi tespit davası açılarak dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep edildiği, taraflar arasında incir ticareti olduğunu, davacı tarafça davaya konu çeklerin hatır çeki olarak davalı tarafa verildiğini savunduğu, dava konusu çeklerin hatır çeki olup olmadığı, bedelinin ödenip ödenmediği yargılama ile belirlenebileceği, talep ve ara karar tarihi itibarı ile henüz delillerin toplanmadığı, davacı tarafın haklılığının yaklaşık olarak henüz ispat edilmediği, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözetildiğinde, tedbir taleplerinin reddine " dair Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davaya konu çeklerin bedelinin ödenip ödenmediğinin yargılama aşamasında belli olacağını beyan ettiğini, ancak adli yardıma ilişkin kurulan ara kararda da dava dilekçesinde davacıların dava değerinden fazla alacaklarının olduğunun beyan edilerek haklı iddialarını da doğruladığını, müvekkilin iddiasının da bahse konu çeklerin karşılığında dava dilekçelerinin ekinde sunulan faturaların karşılığında davalıya mal verildiğinin davalının da söz konusu faturaları kendi muhasebe kayıtlarına işlediğini ancak buna ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı yönünde olduğunu, davalı şirketin, anılan faturaları ticari defter ve kayıtlarına işleyerek bu faturaları resmileştirdiğini, yapılan bu ticaret sonrası müvekkil ödeme alamadığı gibi davalının hakkı olmayan çek alacakları karşılığında müvekkil aleyhine başlattığı icra takipleri neticesinde iflasın eşiğine geldiğini, müvekkilin, ticari hayatı davalı firmanın borcunu ödememesi nedeni ile hakkı olamayan çek bedelleri için müvekkil aleyhine açmış olduğu davalar nedeni ile durma aşamasa geldiğini, gerek dava dilekçelerinin ekinde gerekse adli yardıma ilişkin verilen karara yapılan itiraz dilekçelerinin ekinde sundukları belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkilin maliyeye yüklü miktarda vergi borcunun bulunduğunu, davalı firmanın haksız olarak başlattığı icra takipleri nedeni ile müvekkilin ticari hayatta itibarının zedelendiğini, ticaret yapamaz konuma geldiğini, bahse konu çeklerin düzenlenme tarihlerinden sonra kesildiğini ve mahsubu yapılması gereken faturalar olmasına rağmen yerel mahkemenin bu faturalara hiç yokmuş gibi işlem tesis etmesinin ileride telafisi imkansız zararların doğmasına sebebiyet vereceğini, müvekkilin, borcu olmadığı halde hapis tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, yalnızca bu hususun dahi tedbir taleplerinin önemini ve aciliyetini gözler önüne serdiğini, anılan haksız çekler yüzünden ticari hayatı durma noktasına gelen, hapis tehlikesi ile karşı karşıya kalan müvekkilin ileride telafisi imkansız zararlara sebebiyet vermemesi için ihtiyati tedbir talebinin konulmasının elzem olup, usul ve yasaya da uygun olduğunu belirterek, yerel mahkemenin tedbir talebinin reddi yönündeki kararının kaldırılarak tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLER VE GEREKÇE
Talep, menfi tespit davasında verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı ile aralarındaki ticari ilişkide davalıya incir sattığı , karşılığında kestiği faturaların davalı defterlerine kayıtlı olduğu, davalıdan 44.818.750,00 TL alacaklı olduğu davalıya aralarındaki ticari ilişkiye istinaden hatır çekleri verdiği, davalının bunları icraya koyduğu beyanı ile açtığı menfi tespit davasında aleyhine başlatılan icra takiplerinin teminatsız olarak durdurulmasını talep etmiştir.
Mahkemece; davaya konu çeklerin hatır çeki olarak verildiği, bedellerinin ödendiği ileri sürülerek icra takibinden sonra menfi tespit davası açılarak dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep edildiği, taraflar arasında incir ticareti olduğunu, davacı tarafça davaya konu çeklerin hatır çeki olarak davalı tarafa verildiğini savunduğu, dava konusu çeklerin hatır çeki olup olmadığı, bedelinin ödenip ödenmediği yargılama ile belirlenebileceği, talep ve ara karar tarihi itibarı ile henüz delillerin toplanmadığı, davacı tarafın haklılığının yaklaşık olarak henüz ispat edilmediği, değişen koşul ve delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebileceği gözetildiğinde, tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın yargılama gerektirmesine, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, ara kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacının iddiasını yaklaşık ispat düzeyinde ispatlayamadığı , inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/392 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin olarak verilen 22/05/2025 tarihli ARA KARARININ, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 25/08/2025