T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1814
KARAR NO: 2024/2256
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/04/2024
NUMARASI: 2023/443 Esas 2024/212 Karar
DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 13/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 13/12/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nün, uzun yıllardır gıda ticareti ile uğraştığını, kendisi 19.09.2018 tarihinde "... Şirketi"'ni kurduğunu ve Kayseri Ticaret odasına tescilinin yapıldığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin borçlu şirketin kurucusu olduğunun görüleceğini, davalı takip alacaklısı "... Şirketi" şirketi tarafından "... Şirketi" aleyhinde İzmir 22. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1107 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, takibin kesinleştiğini, akabinde davalı "... Şirketi" tarafından borçlu şirket kurucusu olan müvekkiline birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri gönderdiğini, müvekkilinin beyanına göre borçlu şirketin kendisinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, hukuki bilgisizliği neticesinde haciz ihbarnamelerine süresi içerisinde itiraz edemediğini, müvekkilinin beyanına göre dava dışı borçlu şirketin müvekkilden sermaye borcu yada başka bir ad altında hak ve alacağı bulunmadığını, mahkemece dava dışı "... Şirketi"'nin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu hususun ortaya çıkacağını, bu nedenle haklı davalarının kabulü ile müvekkilinin dava dışı şirkete borçlu olmadığının tespitinin gerektiğinden, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3. maddesinde belirtilen sürede müvekkilin takip borçlusu ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespit edilmesi, müvekkiline gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesinin iptali ve davalı aleyhinde %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın 89 haciz ihbarnamesinden kaynaklanan menfi tespit davasına ilişkin olup iş bu davada ticaret mahkemesinde görüldüğünü, Yargıtay'ın son dönem kararlarına bakıldığında menfi tespit davalarında arabuluculuk müessesesinin zorunlu hale geldiğinin görüldüğünü, davacının dava dilekçesinin incelendiğinde arabuluculuk aşamasına başvurulmadığının görüldüğünü, bu sebeple davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının davaya konu icra takibi dosyasında borçlu olarak bulunan ... Şti. nin kurucusu olduğunu, şirkete ait yapılan ödemeler davacı ...nün banka hesaplarına yapılmakta olduğunu, kendisinin borçlu şirketin kurucusu olup davalı alacaklı müvekkiline borcu olmadığı beyanının afaki ve gerçeklikten uzak olduğunu, nitekim davacının bu hususun ispatına yönelik de herhangi bir yazılı delil sunmadığını, Yargıtay kararlarının esas alındığı üzere 89 haciz ihbarnamelerine dayanan menfi tespit davalarında 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen 3. Şahıs borçlunun borçlu olmadığını ispatı kendi üzerinde olup iş bu hususu yazılı delille ispatlaması gerektiğini, kabul etmemekle beraber mahkemece davanın kabulüne karar verilecek ise de davanın açılmasına sebebiyet verecek kusurlarının bulunmadığından taraflarına aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmemesi gerektiğini, nitekim Yargıtay'ın yeni tarihli ve süregelen kararları da bu şekilde hüküm kurulması gerektiğini belirttiğinden, haksız davanın reddini karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...davacının dava dışı borçlu ... Ltd. Şti'ne borcunun olmadığını belirterek davalı alacaklıya karşı menfi tespit davası açtığı, dosyada alınan bilirkişi raporundan davacının icra takip borçlusu ... Tic. Ltd. Şti'ne haciz ihbarname tarihleri itibariyle ve halen borcunun bulunmadığı anlaşılmakla davasının kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay 3.HD'nin 2021/1662 Esas, 2023/1662 karar sayılı ilamında " Üçüncü kişinin, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmemiş olması hâlinde, kendisine gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde menfi tespit davası açma hakkı bulunmaktadır. Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olması dolayısıyla kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin, 2004 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi hükmü uyarınca açtığı menfi tespit davasının tamamen ya da kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda, sırf birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresi içinde ya da usulüne uygun olarak itiraz etmediği, kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu olacağı yönünde bir kabul, 6100 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesine aykırı olduğu gibi 2004 sayılı Kanun'un 89/3 üncü maddesi hükmünde açıkça tanınan dava hakkının kullanılmasına bir kısıtlama oluşturacaktır...."şeklinde olduğu, bu Yargıtay kararı nazara alındığında yargılama giderlerinden davalının sorumlu olmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur... "şeklinde karar verilmiştir,
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar verdiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde , davacı ... ile dava dışı .... Şti. arasında oluşan banka kayıtlarının ticari deftere işlenmediği belirtildiğini, bu durumda yalnızca ticari defterin incelenmesinin eksik ve hatalı olduğunu, bu hususa yönelik bilirkişi raporuna süresinde itiraz edildiğini ve davacı ile dava dışı şirket arasında oluşan tüm banka kayıtlarının celbinin talep edilmesi ve bu şekilde yeniden rapor alınması gerektiği talep edildiğini, mahkemenin itirazlarını reddettiğini ve davanın kabulüne karar verdiğini, davacı dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, resmi ticari deftere işlenmeyen banka kayıtlarının mevcut olduğunu, eksik inceleme ve hatalı şekilde karar verildiğini, kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nın 89/3-son maddesi uyarınca üçüncü kişinin menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/11/2023 tarih, 2023/5228 esas ve 2023/6468 karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine ilişkin ilamında da "...2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına" karar verilmiştir.
Somut olayda davacının asıl talebi İİK'nın 89/3. Maddesi uyarınca gönderilen haciz ihbarnameleri kaynaklı dava dışı şirkete borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, dava konusu uyuşmazlıkta Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek, esastan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
HMK'nın 20, 355 ve 353/1-a-3 maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; görevsiz mahkemenin esasla ilgili kararının İstinaf Dairesince kaldırılarak görevli Mahkemeye dosyanın res'en gönderilebileceğinden, istinaf istemine ilişkin diğer sebepler incelenmeksizin, istinaf başvurusunun kabulüne; kararın HMK'nın 353/1-a-3. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Aydın Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2023 Tarih, 2023/443 Esas ve 2024/212 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-3 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince davanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için dava dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere AYDIN HUKUK TEVZİ BÜROSUNA GÖNDERİLMESİNE,
3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına
4-Karardan bir örneğin istinaf kaydının kapatılması için Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
5-Kararın re'sen kaldırılması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran davacıya iadesine,
6-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/12/2024