T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1471
KARAR NO: 2024/1825
KARAR TARİHİ: 17/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/07/2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2024/716 Esas
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 17/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 17/10/2024
İhtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: İhtiyati haciz isteyen davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket davalı şirketten işletmesi için kullanmak üzere belli aralıklarla motorin satın aldığını, her alışta davalı satıcı şirket tarafından fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından fatura bedellerinin davalı şirketin hesabına ödendiğini, daha sonra yapılan teftiş esnasında müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişki doğrultusunda davalı şirket tarafından yapılan usulsüzlükler nedeni ile taraflarınca gerekli düzenlemelerin yapılmasının talep edildiğini, müvekkili tarafından bu nedenle düzeltme beyannamelerinin verildiğini ve toplamda 06.05.2024 tarihinde 621.420,01 TL vergi ödenmek durumunda kaldıklarını, müvekkili şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, tüm bu nedenlerle davalının mal kaçırması ihtimalinin kuvvetli olması nedeniyle taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
MAHKEMECE: "...,İhtiyati haciz HMK'nın 406/2 maddesinde geçici hukuki koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyati haciz şartları ve etkileri ise İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiştir.
İİK'nın 257. maddesi "rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyati haciz ettirebilir.
Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklindedir.
Gerek birinci, gerek ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için , öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerekir.
Maddenin birinci fıkrasına göre, ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartı ise alacak rehin ile temin edilmemiş olmalıdır.Rehinle temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacize gerek yoktur.
Yukarıda belirtilen şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir.
Somut olayda, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı düzenlenen faturaların ödenmesinden sonra davalının usulsüzlüklerinden doğan verginin davacı tarafından ödendiğinden bahisle başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesiyle itirazın iptali istemli iş bu dava açılmış ve ihtiyati haciz talep edilmiş ise de davaya konu iddialar ve alacak hususu yargılamayı gerektirdiğinden, şu aşamada vadesi geçmiş muaccel bir alacağın varlığına kanaat getirilemediğinden şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebi reddedilmiştir." gerekçesi ile;
"İİK'nın 257. maddesi gereğince davacı vekilinin İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı ihtiyati haciz isteyen davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten mal satın aldığını, buna karşılık kendisine faturalar düzenlendiğini ve bu fatura bedellerinin de yine banka kanalı ile davalı şirkete ödendiğini, daha sonra davalı şirket tarafından vergi kaçırıldığının tespit edilerek ticari ilişki içerisinde oldukları tüm firmaların incelemeye alındığını, müvekkili ile davalı şirket arasındaki işin gerçek bir ticari iş olmasına rağmen, Yatağan Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından 29.03.2024 tarihli yazı ile davalı şirket tarafından yapılan usulsüzlükler nedeni ile taraflarınca gerekli düzeltmelerin yapılmasının talep edildiğini, müvekkili tarafından bu nedenle düzeltme beyannameleri verilmekle, toplamda 06.05.2024 tarihinde 621.420,01 TL vergi ödenmek durumunda kalındığını, her itirazın iptali davasına konu alacağın yargılamayı gerektirdiğini, bunun ihtiyati haciz talebinin reddi için bir gerekçe olmamakla yasada da yerinin olmadığını, ayrıca, ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmemesi" şeklinde bir koşulun kanunda öngörülmediğini, aksine, ihtiyati hacze konu her alacağın, kural olarak İİK'nın 264. maddesi kapsamında "yargılamayı gerektirmesi" olasılığının, kanunda açıkça kabul edildiğini, mahkemece yasada olmayan bir şartın aranarak olmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin satın aldığı mazota karşılık düzenlenen faturalara ilişkin davalıya düzenli olarak ödemelerini yapması karşısında teftiş sonuçları ve müvekkilinin vergi dairesine yaptığı ödeme dekontlarının açık olup, alacağın varlığı ile ilgili yaklaşık ispata dahi gerek olmamakla, ödemelerin yapıldığının sabit olduğunu, bu itibarla, somut olay bakımından İİK nun 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu ve yaklaşık ispat kuralı gözetilerek ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken somut olayda uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şeklide red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, yaklaşık ispat kuralı ihtiyati haciz talebinin kabulü için yeterli olmakla, taraflarınca dosyaya sunulan belgelerle bu şartın sağlandığını belirterek ilk derece mahkemesince ihtiyati haczin reddine dair usul ve yasaya aykırı ara kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, itirazın iptali davası sırasında verilen ihtiyati haciz isteminin reddine yönelik ara karara ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati haciz İİK’nın 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." hükümleri mevcuttur.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Somut olayda; davalı şirketten motorin satın aldığını, davalı satıcı şirket tarafından fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin davalı şirketin hesabına ödendiğini, daha sonra yapılan teftiş esnasında müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişki doğrultusunda davalı şirket tarafından yapılan usulsüzlükler nedeni ile taraflarınca gerekli düzenlemelerin yapılmasının talep edildiğini, bu nedenle düzeltme beyannamelerinin verildiğini ve toplamda 06.05.2024 tarihinde 621.420,01 TL vergi ödenmek durumunda kaldıklarını beyanla davacı tarafından davalı şirket hakkında 24/07/2024 tarihli dava dilekçesi ile icra takibine yapılan itirazın iptali davası açıldığı, mahkemenin 25/07/2024 tarihli tensip ara kararıyla ihtiyati haciz isteminin ara kararla değerlendirilmesine karar verilip, ara karar ile ihtiyati haciz isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesinin ekinde fatura örnekleri, Vergi Dairesi yazısı, tahakkuk fişleri sunulduğu görülmüştür.
Dosyadaki belgelere, ara kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından dosya kapsamına göre yaklaşık ispat kuralının somut olay yönünden gerçekleşmemesine, davacının ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği vergi cezasından davalının sorumluluğu bulunup bulunmadığı, muaccel bir alacağın olup olmadığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/07/2024 Tarih, 2024/716 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talebinin reddine itiraz eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/10/2024