T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1312
KARAR NO: 2024/1767
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/07/2024
NUMARASI: 2024/136 D.İş 2024/135 Karar
TALEP: İhtiyati Haciz
BAM KARAR TARİHİ: 10/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 10/10/2024
İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde özetle; İhtiyati Haciz taleplerine dayanak vakıa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 850. Vd. Maddelerinde düzenlenen kara taşımacılığı işi olduğundan aynı kanunun 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince mutlak ticari dava olduğunu, davada mahkememizin görevli olduğunu, müvekkilinin ...l'inde ... parsel numaralı ticarethanenin işletmecisi olduğunu, toptancılık yaptığını, 10/06/2024 tarihinde Antalya'dan muhtelif firmalardan satın aldığı 23.090 KG tonajlı ve 402.481,95-TL satın alım bedelli sebzelerin nakliyesi konusunda ...'ya ait ... plakalı tırın şoförlüğünü nakliye çalışanlığını yapan ... ile ürünlerin ...'indeki ... parsele nakliyesi konusunda sözlü olarak anlaştığını, nakliye sürecinin başlatıldığını, ürünlerin ... plakalı tır ve ona bağlı ... römork ile Antalya'dan İzmir'e getirilirken sürücü ...'ın Antalya ili Aksu ilçesinde tek taraflı ve asli kusurlu şekilde kazaya karışması nedeniyle telef olduğunu, taraflar arasında yazılı nakliye anlaşması olmasa da ürün irsaliye ve e fatura belgelerinin Ticaret Bakanlığı Hal Kayıt Sistemi'nde Zorunlu Tutulan Ürün Künyesi Belgesi, Antalya Serik Hal Faaliyeti raporu, kaza yeri fotoğrafları incelendiğinde müvekkiline ait ürünlerin ... plakalı tır ve ona bağlı ... plakalı römork ile taşınması esnasında sürücünün ağır kusuru ile telef edildiğini, karşı tarafın müvekkilinin zarar tazmini talebine adım atmadıklarını, açıkladığı nedenlerle; 402.481,95-TL tutarında nakliyecilik işinden kaynaklanan ürün bedeli alacaklarının güvence altına alınabilmesi için karşı tarafların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız, aksi halde makul bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1. maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.", 257/2. maddesinde; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa". düzenlemelerine, aynı kanunun 258/1. maddesinde ise; "...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur..." düzenlemelerine yer verilmiştir.
İİK'nın 258/1. maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Yani; alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi gerekli değildir. Yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır. Zira; diğer hukuki koruma tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar vermek ve uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yukarıda yazılı düzenlemelerden yola çıkıldığında ve talep eden vekilinin talep dilekçesinin ekine müvekkili şirkete ait faturalar dışında herhangi bir belge eklemediği talep edenin alacağın varlığı konusundaki iddiasını bu aşamada yaklaşık ispat kuralı gereği ispatlayamadığı, iddianın ve alacağın varlığının yargılama neticesinde ortaya çıkacağı anlaşıldığından talebin reddine karar vererek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.," gerekçesi ile, "Talep eden vekilinin borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına ilişkin talebin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati taciz isteyen vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının gerekçesi okunduğunda dosyanın yeterince incelenmediği ve karar gerekçesinin açıkça hukuka aykırılığının söz konusu olduğunu, başvurularında müvekkilinin Antalya ilinden 7 (yedi) farklı firmadan toptan satın aldığı ürünlerin irsaliyelerinin sunulduğunu, söz konusu belgelerde ürün alıcısı olan müvekkiline ürünlerin fatura edildiği, ürünleri taşıyacak olan aracın da plakasının irsaliyede yazıldığının görüldüğünü, nitekim irsaliyelerde ürünün cinsinin, tonajının, satın alanının ve taşıyanının yazılı olmasının yasal zorunluluk olduğunu, hatta taşımacının da ürün irsaliyelerini taşıma sürecinde yanında bulundurulmasının gerektiğini, bu kurallara uyulmamasının yaptırımının da idari para cezası olduğunu, diğer taraftan 7 farklı firmanın hayal ürünü olarak aynı aracı irsaliyelerinde belirtmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira her firmanın ürünü yüklediği aracı irsaliyede belirmek zorunda olduğu gibi ürünü taşıyanın da irsaliyeyi yanında taşımasının zorunlu olduğunu, kaza tespit tutanağında ve ona ekli resimlerde de nakliye aracının tek taraflı ve asli kusurlu şekilde kazaya karıştığı ve demir bariyerleri delerek yan yattığının anlaşıldığını, hal faaliyet raporlarında hal içerisinden çıkış yapan araçların plakaları ile çıkış tarihi ve saatlerinin kayıt altına alındığını, ürün künyesi ürünün tarladan çıkıp perakende satış noktasına kadar olan tüm zincirleme süreci kayıt altına aldığını, 7 farklı firmanın müvekkiline satış yaptığı ürünleri hal kayıt sistemine bildirdiği ürün künye belgesinden anlaşıldığını, ürün künye belgesi ile faturalarda yazılı ürünlerin birbirini doğruladığını, sunulu fotoğraflarda nakliye aracının yamaçtan aşağı devrildiği, araç römorkunun tentesinin yırtıldığı ve taşınan taze sebze ürünlerinin sağa sola saçıldığı ev ürünlerin zayi olduğunun anlaşıldığını, işbu nedenlerle mahkemenin yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, ürünlerin kaza yapan araçta olduğunu kanıtlayacak mahiyette evrak sunulmadığını gerekçe göstererek taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, can kaybının ve bedensel maluliyetin yaşanmadığı başvurularına konu olayda aleyhine ihtiyati haciz istenen karşı tarafların müvekkilinin zarar tazmini talebine en ufak bir adım atmadıklarını, borçlu tarafların kurumsal şahıslar olmayıp piyasada serbest, ayaküstü nakliyecilik yapan, ürünü teslim ettiği anda nakliye bedelini tahsil eden, yazılı anlaşma usullerini bilmeyen kara düzen çalışan kişiler olduğunu belirterek yerel mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararının kaldırılmasını ve yeniden tesis edilecek hükümde, 402.481,95 TL tutarında, nakliyecilik işinden kaynaklanan ürün bedeli alacaklarının güvence altına alınabilmesi için karşı tarafların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, taşıma işlemi sırasında meydana gelen trafik kazası kaynaklı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, talep dilekçesinin ekine müvekkili şirkete ait faturalar dışında herhangi bir belge eklenmediği, talep edenin alacağın varlığı konusundaki iddiasını bu aşamada yaklaşık ispat kuralı gereği ispatlayamadığından ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı talep eden vekili tarafından süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Dava konusu somut olayda ihtiyati haciz talep eden talep dilekçesi ekinde bulunan malın faturaları, kazaya karışan aracın plakasının bulunduğu irsaliyeleri, kaza tespit tutanağı örneği, araç tescil belgesi örneği, Serik hal faaliyeti raporu ve ürün künye belgesi, kaza yeri fotoğrafları değerlendirildiğinde bu aşamada geçici hukuki koruma niteliğinde olan ihtiyati haciz kararı için gerekli ve yeterli olan “yaklaşık ispat” koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacı tarafça faturalarda gösterilen bedel olan 402.481,95 TL üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen ara kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz isteyen vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/136 D.İş, 224/135 Karar sayılı dosyasında verilen 02.07.2024 tarihli KARARININ KALDIRILMASINA,
2-İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 427,60 TL istinaf karar harcının talep edene iadesine,
3-İhtiyati haciz talep eden tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep edene verilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
1-İhtiyati haciz talep eden alacaklı yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KABULÜ ile,
2-İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı davalı/borçlular ... (TC No: ...) ile ... 'ın (TC No: ...) 402.481,95 TL alacağı karşılayacak haczi caiz taşınır ve taşınmaz mallarının, 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının 402.481,95 TL ile sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE,
3-Davalı/borçlular ... (TC No: ...) ile ... 'ın (TC No: ...) ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 402.481,95 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 60.372,29-TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin talep eden vekiline verilmesine,
4-Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
7-Talep eden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci kısım birinci bölümü uyarınca hesap olunan 7.500,00 TL vekalet ücretinin karşı taraftan alınarak talep edene verilmesine,
8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,
9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 10.10.2024