T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/282
KARAR NO: 2025/907
KARAR TARİHİ: 29/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/12/2024
NUMARASI: 2018/599 Esas 2024/954 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ: 29/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 30/04/2025
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu hakkında başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli itiraz ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, itirazın iptali amacıyla davanın açılması zaruretinin doğduğunu, davacı firma ile borçlu karşı taraf firma gıda sektöründe çalışan ve karşılıklı süre giden alış verişleri olan firmalar olduğunu, bu kapsamda karşı tarafın davacı firmadan birçok mal alışı olduğunu, bunların değişik ödemeler ile bir cari hareket raporunda gözüktüğünü, karşı şirketin, davacı şirketten 25/06/2014 tarihli fatura ile aldığı mallarda karşı tarafın kendince ayıba karşı sorumluluk kapsamında şikayetlerinin var olduğunu, bu durum hakkında davacı şirkete yönelik İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1317 Esas sayılı dosyasında 24/10/2014 tarihinde açmış olduğu bir menfi tespit davasının bulunduğunu ve bu davanın derdest halde olduğunu, dava kapsamında teslim edilen 3 adet çeke yönelik tedbir talebinin mahkeme tarafından uygun görülmediğini ve karşı taraf günü gelen 3 adet çeki zamanında ödediğini, ancak davanın konusu faturaların anılan dava ile hiçbir alakasının bulunmadığını, karşı şirketin, davacı firmadan 18/08/2014 tarihinde 518,26 TL bedelli C828176 no'lu 29/09/2014 tarihinde 16.200,00 TL bedelli C828357 no'lu faturalarla ihtilaftan tamamen ayrık olarak başkaca malları da aldığını ve dava konusu icra takibinin dayanağının bu faturalar olduğunu, bu malların önceki dava konusu mallar ile bir alakasının bulunmadığı ve anılan faturalar kapsamında davalı tarafa teslim edilen mallar hakkında taraflar arasında hiçbir ihtilafın bulunmadığını, karşı tarafça hiçbir ayıp veya kusur iddiasının dile getirilmemiş olduğunu, davacı şirket bir süre üzerinde ihtilaf bulunmayan bu faturalar bedellerinin ödenmesini beklemiş, ancak bir ödeme yapılmadığını görünce aralarındaki cari hareket durumun, ileterek 18/12/2014 tarihinde karşı taraf firmadan bir mutabakat bilgisi istemiş, karşı taraf bu mutabakat raporunu 18/12/2014 tarihinde "mutabıkız" notu ile imzaladığını, yine makul bir süre beklendiğini, ve yine ödeme yapılmadığı görülünce taraflarınca 20/01/2015 tarihinde İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2015/943 sayılı İcra dosyasından faturaya dayanan alacaklarda olduğu gibi 7 örnek genel takip yolu üzerinden icra takibinin başlatıldığını, borçlu tarafın ise tebliğden itibaren 7 günlük itiraz süresi içinde "herhangi bir borç bulunmamaktadır" şeklinde haksız bir şekilde itiraz etmekle takibin durmasına eden olduğunu, oysa tacir olan tarafların ticari defterleri ve Vergi Dairesi kayıtları hesap bilirkişisi tarafından incelendiğinde davacı şirketin haklılığını ve halen parasını alamadığının açıkça anlaşılacağını, bu itirazdan sonra da uzun süre taraflarınca itirazın iptali davası açılmadan davacı tarafın ödeme ve anlaşma konusunda karşı şirketçe oyalandığını, davacı şirketin yine iyi niyetli olarak ödeme beklemiş ise de aradan geçen sürede yine ödeme olmadığını ve bu itirazın iptali davası süresi içinde açılmak zorunda kaldığını, borçlu şirketin yaptığı itirazda faize ve faiz oranında da itiraz ettiğini, ancak icra dosyasından da görüleceği üzere her iki tarafı ticari şirket olan ilişkide icra takibinde "değişen oranlarda ticari işlerde temerrüt faizi" talep edildiğini, itirazın haksız olduğunu, yapılan itirazın kötü niyetli ve takibin durmasına neden olduğunu bu nedenle itirazın iptali ile durma nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı ve re'sen nazara alınacak nedenler ile itirazın iptalini, takibin durması nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemeye tevzi edilmiş dosya ile davacı şirketin, davalı şirket Aleyhine İzmir 19. İcra Dairesi'nin 2015/943 sayılı İcra takip dosyasına haksız olarak itiraz edildiğinden bahisle itirazın iptali davası açılmış olup, açılan davanın usul ve yasaya aykırı olup reddinin gerektiğini, davacı şirket tarafından, takibe konu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesaba dayalı olduğu, davalı şirketin davacı şirketten bir çok mal alışlarının olduğu, davalı şirketin, davacı şirketten alınan bir kısım mallar için ayıp nedeniyle meni tespit davasının açıldığını, işbu davanın derdest olduğu, ancak davaya konu alacağın ihtilaflı olmadığının iddia edilerek 2 adet fatura bedelinin ödenmediğinden bahisle işbu davanın açıldığı beyan edilmişse de davacı şirketin, davaya dayanak olarak gösterdiği bu hususların kabulünün mümkün olmadığını, nitekim davacı şirket tarafından da belirtildiği üzere taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut ve davalı şirket taleplerinin cari hesaba dayanmakta olduğunu, davacı şirketin cari hesaba dayalı bu alacağın ihtilaflı bulunmadığı iddiası üzere taraflar arasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1317 Esas sayılı dosyasıyla menfi tespit olarak açılmış ancak tedbir taleplerinin reddedilmesi nedeniyle çek bedelleri ödendiği için istirdat olarak devam eden davanın bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirket arasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1317 Esas sayılı dosyasıyla görülen davanın konusu, tarafların 06/06/2014 tarihinde "kükürtlü kuru domates" alım-satımı konusunda anlaştıkları malın 25/06/2014 tarihinde davalı şirkete teslimi ve dökme olarak yüklemesi yapılması ile mal karşılığında davacı şirketin cari hesapta da açıkça görülen 3 adet çek ile ödeme yapılmışsa da malların ayıplı çıkması ve ayıbın davacı şirketten kaynaklandığının raporla da anlaşılması üzerine davacı şirkete verilen çeklerin semeresiz kalması nedeniyle açılan menfi tespit davası olduğunu, bu davanın menfi tespit davası olarak açılmışsa da Mahkemece tedbir taleplerinin reddedilmesi üzerine ödeme yapılması nedeniyle istirdat davasına dönüştüğünü, davacı şirket tarafından her ne kadar taraflar arasında mevcut ve devam etmekte olan davanın bu dava ile ilgili bulunmadığı, davanın iki adet faturaya dayalı olduğu iddia edilmişse de, işbu davanın taraflarınca açılan davadan bağımsız değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, her iki dava da taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesaba dayandığını, yine taraflarınca davacı şirket aleyhine açılan davanın konusunu karşılıksız kalan cari hesaba konu çeklere dayalı olarak davacı şirkete yapılan fazla ödemenin istirdadı oluşturmakta olduğunu, bu davanın taraflar arasındaki cari ilişkiye göre davalı şirketin alacaklı olması gerekirken, davacı şirket aleyhine ikame edilen işbu davanın haksız olup reddinin gerektiğini, davacı şirketin taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için taleplerinin kabulü halinde dahi davacı şirketten İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1317 Esas sayılı dosyaya konu 107.518,97 TL alacaklarının mahsubu gerekeceğinden işbu davanın bu yönüyle de reddinin gerekmekte olduğunu, işbu sebeple İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Mahkeme nezdinde görülen dava aynı cari hesaba dayanması sebebiyle bu davaların birleştirilmesini talep ettiklerini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı tarafları konusu ve dayanağı aynı olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1317 Esas sayılı dosyasıyla davanın birleştirilmesini, davacı şirket tarafından açılan haksız davanın reddini, aksi kanaat halinde takas mahsup taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirket tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dava cari hesaptan kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen 14/02/2017 tarih ve 2015/237 Esas ve 2017/91 Karar sayılı kararı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 12/04/2018 tarih, 2017/1157 Esas ve 2018/553 Karar sayılı ilamı ile "...Davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişki olduğu, davalının açtığı ve sonradan istirdada dönüştüğü ileri sürülen aynı mahkemedeki açtığı davanın derdest bulunduğu, anılan bu davadan sonra da ticari ilişkinin devam ettiği ve işbu davanın konusu faturaların da bu kapsamda düzenlendiği yönleri dosya kapsamıyla sabittir. Davalı taraf, aynı ilişkiye dayalı olarak istirdada dönüşen menfi davası bulunduğunu, anılan davanın da aynı mahkemenin 2014/1317 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu dosyadaki alacağını takas-mahsup edilmesini ve davaların birleştirilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, takas-mahsup talebiyle ilgili olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış, birleştirme talebi de ayrı alacaklar olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.'nın 139. maddesi hükmü uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirlerine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her bir alacağını borcuyla takas edebilecektir. Ayrıca, anılan maddenin 2. fıkrasında alacaklardan biri çekişmeli olsa bile, takasın ileri sürülmesi mümkün olabilecektir. Nitekim, Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir (Bkz., Y. 11. HD.'nin 05/02/2015 Tarih, 2014/2858 Esas-2015/1361 Karar sayılı karar, Y. 19. HD.'nin 10/09/2014 Tarih, 2013/16646 Esas-2014/13244 Karar sayılı kararı). O halde, taraflar arasındaki işbu davaya konu uyuşmazlığın süregelen ticari ilişkiden kaynaklandığı, davalı tarafın takas def'ine konu davasının da aynı ticari ilişkiden doğduğu, her iki davanın konusun da aynı cins para alacağına ilişkin bulunduğu, verilecek kararların birbirlerini etkileyebileceği dikkate alınıp, eldeki bu davanın HMK.'nın 166/4. maddesi uyarınca davalının takas def'ine konu aynı mahkemenin 2014/1317 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi veya bekletici mesele yapılması, davalının takas def'inin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir." bozularak Mahkememizin yukarıdaki esas sayılı dosyasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı tarafından taraflara arasındaki ticari ilişki kapsamında alınan mallarda ayıp olduğuna ilişkin iddia ve takas talebi bulunması nedeniyle davalı tarafından Mahkememizin 2014/1317 Esas, 2018/272 Karar sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında" ..Tarafların kükürtlü kuru domates alım-satımı konusunda anlaşmaya vardıkları, dava konusu ürünlerin 25/06/2014 tarihinde davalı tarafından davacıya tesliminin yapıldığı, davacı vekili her ne kadar müvekkiline satışı yapılan ürünlerin ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de bilirkişiler tarafından "davalının işletmesinde mevcut üretim tesisinin gıda üretimine uygun bir tesis olduğu, üretim izin ve belgelerinin bulunduğu, kalite izleme sistemi olan BRC belgesine sahip olduğu, davaya konu orta nemli domateslerin numunelerinin +5 derece orijinal ambalajında uygun şartlarda saklandığı, ambalajları üzerinde üretimin yapıldığı tarihi gösteren uygun ürün kodlamalarının yapıldığı" hususlarının belirlendiği, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getiren davalının dava konusu ürünlerle ilgili sorumluluğunun ürünlerin davacıya teslimi ile birlikte sona erdiği, bu aşamadan sonra özen borcunun taşıyıcıya geçtiği, üründeki ayıbın ya da bozulmanın Avustralya'ya gemiyle gönderilmesi sürecindeki saklama koşullarından kaynaklanmış olabileceği, dolayısıyla dava konusu ürünlerdeki ayıbın davalının kusurundan ya da eyleminden kaynaklandığı hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile reddedilmiştir. Davanın reddine ilişkin verilen karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 14/01/2021 tarih, 2018/2128 Esas, 2021/55 Karar sayılı ilamı ile Davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, Davacı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2023 tarih, 2021/5609 Esas ve 2023/80 Karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Kanun'un 370.'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmasına karar verildiği ve hükmün 10/01/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu dosyada İtirazın iptali istenen İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2015/943 sayılı İcra dosyasında davacı vekili tarafından feragat edilmesi nedeniyle 27/07/2017 tarihinde feragat nedeniyle dosyasının kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin 28/11/2024 tarihli duruşmada Mahkememizce önceden verilen karar doğrultusunda davalı tarafından fatura bedeli, icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin taraflarına ödendiği, bu davada sadece yargılama giderleri açısından devam ettiklerini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının ayıplı mal ve takas-mahsup talebine ilişkin açtığı davanın reddine ilişkin karar verildiği, kararın kesinleştiği, bu davada daha önce verilen hüküm doğrultusunda icra takibine ve davaya konu fatura bedeli, icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin ödendiği beyan edildiğinden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, icra inkar tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davacının bu davayı açmakta haklı olduğu tespit edildiğinden davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. " şeklindeki gerekçe ile;" Dava konusuz kaldığından davanın esası ve icra inkar tazminatı konusunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 08/05/2024 tarihli beyan dilekçesinde de belirttikleri gibi, İlk derece mahkemesinde görülmekte olan itirazın iptali davasında, davacı tarafından ''Davacı vekili; 20/02/2015 tarihli dilekçesinde davalı tarafın İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2015/943 takip sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.'' ancak davacı vekili Av. ... tarafından dava konusu olan İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2015/943 takip sayılı dosyasına sunmuş olunan takipten feragat dilekçesi 27/07/2017 tarihinde sunulmuş ve İcra Müdürlüğü tarafından talep kabul edilerek icra takibinin feragat ile kapatılmasına karar verilmiş olup davanın davacının icra takibinden feragati nedeniyle reddine karar verilmesini karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi hususunda beyanda bulunduklarını, konusuz kalan davada işbu kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini, bu nedenle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/599 E. 2024/954 K. sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine kadar verilmesini ve istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icra takibinin geri bırakılmasına karar verilmesi amacıyla istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, tehiri icra taleplerinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar icra takibinin geri bırakılmasına karar verilmesine,
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/599 E. 2024/954 K. sayılı kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Dava konusuz kaldığından davanın esası ve icra inkar tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına," karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ilk derece mahkemesince 2015/237 Esas, 2017/91 Karar ve 14/02/2017 tarihli karar ile "davanın KISMEN KABULÜ ile; İzmir 19 İcra Müdürlüğünün 2015/943 takip sayılı dosyasında takibe yapılan 16.324,54 TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile ; takibin 16.324,54 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüd faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesi için takibin devamına, alacak faturaya dayandığından , 16.324,54 TL asıl alacağın %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine "şeklinde karar verildiği, iş bu kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2017/1157 Esas, 2018/553 Karar ve 12/04/2018 tarihli kararı ile, " Dava, ticari satımdan kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, davalının, bu ilişkiye bağlı olarak davacı tarafa aynı mahkemenin 2014/1317 Esas sayılı dosyasında önceden açtığı ve sonradan istirdada dönüştüğü bildirilen menfi tespit davasının derdest olduğu, anılan davada ayıplı mal tesliminin ileri sürüldüğü, işbu davanın konusunun da menfi tespit davasının konusu faturalardan sonra devam eden ticari ilişki kapsamındaki iki ayrı fatura bedeline ilişkin olduğu, davalı tarafın da istinafa konu bu davada kendi davasına konu alacağına ilişkin süresinde takas-mahsup talebinde bulunduğu, davaların birleştirilmesi gerektiğini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, davacı tarafından icra takibine konu iki ayrı faturadan dolayı davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı, davalının aynı ilişkiye dayalı olarak açtığı menfi tespit davasına konu alacağının işbu davada takas-mahsuba konu olup olamayacağı ile davaların birleştirilerek görülüp görülemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
İstinaf incelemesi, davalı vekilinin istinaf dilekçesindeki sebepler ile HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin hususlar çerçevesinde yapılmıştır.
Davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişki olduğu, davalının açtığı ve sonradan istirdada dönüştüğü ileri sürülen aynı mahkemedeki açtığı davanın derdest bulunduğu, anılan bu davadan sonra da ticari ilişkinin devam ettiği ve işbu davanın konusu faturaların da bu kapsamda düzenlendiği yönleri dosya kapsamıyla sabittir. Davalı taraf, aynı ilişkiye dayalı olarak istirdada dönüşen menfi davası bulunduğunu, anılan davanın da aynı mahkemenin 2014/1317 Esas sayılı dosyasında derdest olduğunu, bu dosyadaki alacağını takas-mahsup edilmesini ve davaların birleştirilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, takas-mahsup talebiyle ilgili olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamış, birleştirme talebi de ayrı alacaklar olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi hükmü uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirlerine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her bir alacağını borcuyla takas edebilecektir. Ayrıca, anılan maddenin 2. fıkrasında alacaklardan biri çekişmeli olsa bile, takasın ileri sürülmesi mümkün olabilecektir. Nitekim, Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir (Bkz., Y. 11. HD'nin 05/02/2015 Tarih, 2014/2858 Esas-2015/1361 Karar sayılı karar, Y. 19. HD'nin 10/09/2014 Tarih, 2013/16646 Esas-2014/13244 Karar sayılı kararı). O halde, taraflar arasındaki işbu davaya konu uyuşmazlığın süregelen ticari ilişkiden kaynaklandığı, davalı tarafın takas def'ine konu davasının da aynı ticari ilişkiden doğduğu, her iki davanın konusun da aynı cins para alacağına ilişkin bulunduğu, verilecek kararların birbirlerini etkileyebileceği dikkate alınıp, eldeki bu davanın HMK'nın 166/4. maddesi uyarınca davalının takas def'ine konu aynı mahkemenin 2014/1317 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi veya bekletici mesele yapılması, davalının takas def'inin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durum karşısında, davalının savunmasında geçen takas def'inin değerlendirilmemesi, bu yönüyle takasa konu alacağın yargılama konusu dava olması ve bu yönüyle delillerin esaslı değerlendirilmemesi nedeniyle davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına" şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 08/05/2024 tarihli dilekçede davacı vekili tarafından davaya konu İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nün 2015/943 Esas sayılı dosyasına sunulan 27/07/2017 tarihli dilekçe ile icra takibinden feragat edildiğinin ve bu kapsamda feragat nedeniyle icra dosyasının kapatıldığının bildirildiği görülmüştür. Bu hususta ilk derece mahkemesince yazılan yazıya İzmir 19.İcra Müdürlüğü'nce gönderilen 23/12/2024 havale tarihli cevabi yazıda alacaklı vekilinin 27/07/2017 tarihli dilekçesiyle icra takibinden feragat ettiği bu nedenle aynı tarihte feragat nedeniyle takip dosyasının kapatıldığı bildirilmiştir. Cevabi yazı ekinde gönderilen davacı vekili Av.... tarafından İzmir 19.İcra Müdürlüğü'ne sunulan 27/07/2017 tarihli dilekçenin incelenmesinden, takipten feragat edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında 28/11/2024 tarihli duruşmada davacı vekili mahkemece daha önce davacı lehine verilen karar nedeniyle davaya konu fatura bedeli icra inkar tazminatı ve yargılama giderlerinin davacıya ödendiği bildirilerek bu davada sadece vekalet ücreti taleplerinin bulunduğunun beyan edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince de davacı tarafın davaya konu icra takibinden feragat etmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası ve icra inkar tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair istinaf incelemesine konu kararın verilmiş olduğu görülmüştür.
Dava İİK 67.maddesine göre açılmış olan itirazın iptali davası olup geçerli bir icra takibinin varlığı dava şartlarındandır. Davaya konu icra takibinin davacı alacaklı vekilinin icra takip dosyasına sunmuş olduğu feragat dilekçesi nedeniyle kapatıldığı icra müdürlüğünden gelen yazı cevabından anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı tarafça davaya konu icra takibinden feragat edilmiş olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve bu kapsamda davacının bu davayı açmakta haklı olduğu gerekçesiyle davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ayrıca davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 08/05/2024 tarihli dilekçede davacı vekilinin davaya konu icra takibinden feragat etmesi nedeniyle davanın reddine ve ayrıca bu nedenle davalı aleyhine ve lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine de hükmedilmemesi talep edilmiş olduğundan ve ayrıca dosyaya sunulan istinaf dilekçesinde de davacının icra takibinden feragati nedeniyle davanın reddine karar verilmesi ve karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi hususunda dosyaya daha önce beyanda bulunulduğundan yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı belirtilmiş olduğundan bu beyan davalı tarafı bağlayacağından davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜNE,
1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2-Davalı vekilinin yatırdığı 1.683,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
B-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarih 2018/599 Esas 2024/954 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1- Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan peşin olarak yatırılan 204,46 TL'nin mahsubuyla, bakiye kalan 410,94 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali/iadesi ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2025