T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1984
KARAR NO: 2025/912
KARAR TARİHİ: 29/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/11/2024
NUMARASI: 2024/601 Esas 2024/726 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
BAM KARAR TARİHİ: 29/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 29/04/2025
Davacı tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında davacının yetkilisi bulunduğu "... Ltd.Şti." adına sözlü yapılan bir anlaşma ile süreklilik arz eder nitelikte cari hesap çalışması başlatılarak akaryakıt alım satımı konusunda anlaşma yapıldığını, müvekkili adına kayıtlı olan araçlara davalı şirketten akaryakıt alımları yapıldığını, bu sözlü anlaşmaya istinaden müvekkili ve bu iş kapsamında harici ortağı olan ... tarafından anılan şirkete 1.000.000,00 TL teminat niteliğinde senet ile yine bir tane tarih kısmı ve bedel kısmı boş bir senedin teminat olarak verildiğini, taraflar arasındaki cari hesap çalışma şeklinin sonlanması üzerine müvekkili ve ortağının talebi doğrultusunda alınan teminat senetleri kendilerine verilmemesi üzerine müvekkili ile ... tarafından ortak keşide edilen Aliağa 3.Noterliği'nin 10.11.2023 tarih ve 11698 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek taraflar arasındaki cari anlaşmanın sonlanması ve 20.04.2023 tarihinden itibaren akaryakıt alım ve satımlarının olmaması, durması hasebi ile teminat olarak alınan 1 adet 1.000.000,00 TL bedelli senet ile 1 adet tarihi ve bedel kısmı boş olan senedin müvekkile iadesine dair ihtarname keşide edildiğini, iş bu ihtarnameye istinaden bir adet 1.000.000,00 TL teminat senedi olarak verilen senet ile 10.000,00 TL bedelli bir adet senet iadesinin müvekkiline sağlandığını, diğer 1 adet tarih ve bedel kısmı boş olan senedin ise kendi uhdelerinde bulunmadığından bahisle iadesinin müvekkil ve diğer dava dışı ortağı ...'na yapılmadığıni, bunun üzerine davalı şirket yetkililerine güvenen müvekkili ve ortağının bu hususta ticari anlaşmanın sonlandığını da bildiklerinden başkaca herhangi bir işlem yapmadığını, sonrasında davacı müvekkilinin borçlu olarak gösterildiği senet üzerinde vade tarih kısmı ve bedel kısmı boş olan senede 300.000,00 TL bedel yazmak sureti ile ve tanzim tarihinin de tarafların cari alım satım işlerinin bitmesinden çok sonraki bir tarihi 01.02.2024 tarihini atarak Aliağa İcra Müdürlüğü'nü kullanmak sureti ile anılan müdürlüğün 2024/3454 E. Sayılı dosyası üzerinden icrai takibat başlatıldığını, anılan takibe konu olmuş senet ile teminat niteliğindeki diğer iade alınan senetlerin üzerindeki lehdar kısımlarına bakıldığında aynı kalemle "... Şti." yazısının yazılı olduğunu, diğer kısımlardaki yazıların takip öncesi davalı şirket yetkilileri tarafından veyahut şüphelilerin şirketinde görevli kişi/kişilerce doldurularak takibe konu edildiğinın anlaşıldığı, davalı şirket yetkililerinin yapmış oldukları bu eylemler neticesinde hem bedelsiz bir senedi takibe koyma suçunu, hem resmi evrakta sahtecilik suçunu ve hem de resmi bir kurum olan Aliağa İcra Müdürlüğünü kullanmak sureti ile dolandırıcılık fiilini işlediklerini, bu nedenle Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/7126 Sor. Sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı müvekkilinin yetkilisi bulunduğu "... Şti." ne ait ticari defter ve kayıtları ile davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtları incelendiğinde anılan senede ilişkin veyahut başkaca ihtarname içeriğinde gösterildiği şekilde 20.04.2023 tarihinden sonraki tarihte herhangi bir ticari alış verişin olmadığının görüleceğini beyanla, öncelikle Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2024/3454 E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin bedelsiz senede baliğ olduğu, davalı şirket yetkilileri hakkında gerek bu suçtan gerek resmi evrakta sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları kullanılmak sureti ile dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunulduğu, bedelsiz senedin kambiyo vasfı taşımayacağı hususları birlikte değerlendirilip müvekkil davacının ileride telafisi güç zararlarının önlenmesi açısından re'sen gözönüne alınacak sebepler de gözetilerek takibin tedbiren dava sonuçlanıncaya kadar teminat şartı aranmaksızın durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmesine, aksi düşünce halinde uygun bir teminat miktarı belirtilmek sureti ile takibin durdurulmasına yönelik tedbir kararı verilmesine, olmadığı takdirde icra müdürlüğü dosyasına girecek paraların alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davacı nın Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2024/3454 E. sayılı dosyası üzerinden borçlu olmadığının tespiti ile ilgili icra müdürlüğü dosyasının iptaline, takipte talep edilen asıl alacak bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalı şirketten tahsiline, yargılama gideri ile ücret-i vekaletin karşı yan üzerinde tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde iddialarının dayanağı olarak sunduğu Aliağa 3.Noterliğinden çekilen 10.11.2023 tarih ve 11698 yevmiye numaralı ihtarnameki ifadelerden, müvekkili şirketten iki senedin iadesinin talep edildiği sonucuna varıldığını, bu senetlerin ... tarafından imza edilen tarih kısmı boş olan 1 (bir) adet senet ve ... tarafından imza edilen, tarih kısmı boş olarak düzenlenmiş 1.000.000,00 TL bedelindeki 1 adet senet olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki ifadelerden, Aliağa 3. Noterliği'nin 10.11.2023 tarihli ve 11698 yevmiye numaralı ihtarnamesinde belirtilen senetlerin davalı müvekili tarafından iade edildiğinin davacı tarafça kabul edildiğini, ayrıca, davacı tarafın dava dilekçesinin EK-3’ünde, üzeri çizilmiş, 10.000 TL tutarındaki senet, ... ve ... tarafından keşide edilmiş olup, tarih kısmı boş, 1.000.000 TL bedelli senedin ise yalnızca ... tarafından keşide edilmiş ve tarih kısmı boş senetler olduğunu, bu nedenle, ihtarnamede iadesi talep edilen iki senedin zaten iade edilmiş olduğunu, işbu davaya konu ... tarafından müvekkili şirkete verilen davacının anlattığı hususlar ile uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını, davacının dayanak olarak sunduğu ihtarnamede toplam iki senetin taraflarında bulunduğunu ve iadesinin istendiğini, senetlerden yalnızca birinin ...’a ait olduğunun belirtildiğini, ihtarnamede iadesi istenen söz konusu senetlerin zaten iade edildiğinin mahkemece de anlaşılacağını, buna rağmen, davacı tarafın, dava dilekçesinde kötü niyetli ve dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde, ihtarnamede davanın konusu olan kambiyo senedinin iadesinin istendiği izlenimini yaratmaya çalıştığını, hem ihtarname hem de iade edilen iki senet incelendiğinde, ihtarnamede iadesi istenen başka bir senet bulunmadığının açıkça görüleceğini, ancak davacının dava dilekçesinde üçüncü bir senedin ihtarnamede istendiği ve tarafımızca verilmediği izlenimini uyandırmaya devam ettiğini, sonuç olarak, ihtarnamede ve dava dilekçesinde yer alan ifadeler arasındaki bu tutarsızlıkların, davacı tarafın gerçek niyetlerini ortaya koymakta ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiklerini gösterdiğini, müvekkili şirketin bir akaryakıt istasyonu olduğunu ve bu istasyonda araçlar için yıkama üniteleri bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde de yetkilisi olduğunu beyan ettiği ve ikrar ettiği ... Şti. ile müvekkili arasında bu yıkama ünitelerinin kiralanması amacıyla bir kira sözleşmesi imzalandığını, kira sözleşmesi ve kira sözleşmesinin 6. maddesinden de anlaşılacağı üzere davacının müvekkili şirkete ait yıkama yağlama ünitelerini kiraladığını ve makineler ile birlikte işletmeye başladığını, sözleşmeden de açıkça anlaşıldığı üzere bu yıkama ünitelerinin sözleşme sona erdiğinde davalı müvekkiline bırakılacağını, ayrıca kira bedelinin çok ucuz bir şekilde 1.000,00-TL olarak belirlendiğini, bunun nedeninin yıkama ünitelerinin mülkiyetinin sözleşme sonunda davalı müvekkiline geçecek olması olduğunu, davacı ile müvekkili davalı şirket arasında yıkama ünitelerinin müvekkilin mülkiyetine geçeceğine dair yazılı sözleşme ve anlaşma olmasına rağmen, davacının borçlu olarak bulunduğu bir icra dosyası nedeniyle yıkama ünitelerinin 2023'ün Aralık ayında müvekkiline ait istasyondan müvekkilinin hiçbir kusuru, bilgisi ve dahili olmaksızın icra dairesi tarafından haczedildiğini, bu haciz işleminin işbu davanın davacının borcuna karşılık yapıldığını, müvekkili şirket ile bir alakasının bulunmadığını, işbu davanın davacısının borcu yani kusuru yüzünden müvekkilinin yıkama ünitelerini kaybettiğini, bunun üzerine müvekkilinin yıkama ünitelerinin sözleşme sonunda maliki olamadığını, sözleşmeye aykırılık meydana geldiğini, davacının müvekkili şirkete borcunun doğduğunu, müvekkilinin maddi zararının oluştuğunu, 2023 yılının Aralık ayında meydana gelen bu maddi zararın ardından davacı yıkama ünitelerinin zararını gidermek amacıyla müvekkili şirkete işbu davaya konu 01.02.2024 düzenlenme, 01.03.2024 ödeme tarihli senedinin verildiğini, davacının borcuna karşılık vermiş olduğu bu senede dayanarak Aliağa İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlatıldığını, ancak davacı tarafından işbu icra takibine karşılık işbu haksız, hakkaniyetsiz ve mesnetsiz davanın açıldığını, davacının dava dilekçesinde işbu senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettiğini, bu iddiasını yazılı bir delille ispatlaması, senedin hangi alacağa teminat olarak verildiğini yazılı bir belge ile ispatlamasının gerektiğini, işbu davaya konu senedin davacının bahsettiği iddialarla bir ilgilisinin bulunmadığını, teminat senedi olarak verilmediğini, senedin davacının müvekkili şirkete olan borcuna karşılık verildiğini, davacının tanık deliline dayandığını, ancak HMK 200. maddesinde senetle ispat zorunluluğu hükümlerine göre davacının tanık deliline dayanmasının mümkün olmadığını ve muvafakatlarinin bulunmadığını beyanla, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, davacının tüm alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "....Dava, İİK.'nun 72.madde hükmüne göre açılmış, icra takibine konu senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Öncelikle çözülmesi gereken sorun; kiralama ilişkisinden kaynaklanan işbu davaya bakma görevinin mahkememize mi yoksa sulh hukuk mahkemesine mi ait olduğu noktasındadır.
6100 sayılı HMK'nun 4.madde hükmü uyarınca, dava konusunun değerine ve tutarına bakılmaksızın İİK'na göre yapılan takiplere ilişkin tahliye hükümleri dışında kalan tüm taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin kira ilişkilerinden kaynaklanan davalara bakma görevi sulh hukuk mahkemelerine aittir. Tarafların tacir olup olmaması, kira sözleşmesinin ticari işletme ile ilgili olup olmaması ya da işin TTK.'da düzenlenmiş olması sonuca etkili değildir.
Görev, kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemecede re'sen dikkate alınır(HMK.m.114/1-c,115/2).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi” başlıklı 4. maddesinde;
“ (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b)Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler” amir hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere tahliye, alacak, tazminat, kiracılık sıfatının tespiti gibi tüm kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri sulh hukuk mahkemesi olarak gösterilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 301. Maddesine göre ise "Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamaz.
"
Somut olay incelendiğinde, davaya konu kambiyo evraklarının taraflar arasındaki kiralama ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda görevli mahkeme HMK'nun 4/1-a maddesi gereğinceSulh Hukuk Mahkemesidir. Hal böyle olunca davanın ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı, takibe dayanak belgenin kambiyo evrakı olmasının tek başına uyuşmazlığı ticari uyuşmazlık haline getirmeyeceği ve mahkememizin görevli olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar mahkememizce ara karar ile birlikte tedbir kararı verilmiş ve davalının itirazı üzerine tedbire itirazın duruşmalı olarak değerlendirilmesine karar verilerek duruşma günü verilmiş ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması dikkate alındığında, tedbire itirazın da görevli mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle tedbire itiraz ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu itibarla, işbu davaya bakma yetkisinin ve görevinin mahkememize değil, Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşıldığından, TTK'nun 4 ve 5. madde hükümleri çerçevesinde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçe ile;"Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden REDDİNE,
Görevli ve yetkili mahkemenin Karşıyaka Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğuna, " karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İş bu kararın hukuka aykırı olduğunu, bu gerekçe ile kaldırılması gerektiğini, işbu dava müvekkiline yönelik açılan icra takibine karşı müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti için açılmış menfi tespit davası olduğunu, dava dilekçesin de tüm detayları ile izah edildiği üzere dava ve icra takibine konu senetler müvekkili ile davalı arasındaki ticari işe ilişkin verilmiş ve dava tarihinden çok önce iadesi istenilen senetlerden biri olup, uyuşmazlığın kira hukuku ile bir alakası olmadığını, hali hazırda davalı karşı yan haksız olarak takibe konu etmiş olduğu senetlere kendince yasal zemin oluşturma çabası içerisinde senetlerin kira ilişkisi için verildiğini iddia ettiğini, ancak önemle belirtmek gerekir ki her ne kadar karşı taraf senedin kira ilişkisi sebebiyle verildiğini iddia etmiş olsa da kira sözleşmesinde böyle bir senedin varlığından bahsedilmediğini, yine aynı şekilde davalı karşı yan ticaret şirketi olup bahse konu senedi ticari defterlerine de işlediğini, bu haliyle senedin bir kira ilişkisi sebebiyle verildiğine dair dosyada yeterli delil olmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında yerel mahkemenin uyuşmazlığın kira hukukundan kaynaklandığı gerekçesi ile görevsizlik kararı vermesi hukuka aykırı olduğundan bahse konu kararın kaldırılmasını ve dosyanın esastan görülmesi için yerel mahkemeye geri gönderilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davaya konu Aliağa İcra Müdürlüğü'nün 2024/3454 Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Göreve ilişkin dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, görevli ve yetkili mahkemenin Karşıyaka Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğuna," karar verilmiştir.
İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili taraflar arasında akaryakıt alımı konusunda anlaşma sağlandığı, bu anlaşma kapsamında davacı adına kayıtlı olan araçlara davalı şirketten akaryakıt alımı yapıldığı, davaya konu senedin de bu kapsamda vade, tarih ve bedel kısmı boş olarak sadece senet metnine 300.000,00 TL bedel yazılmak suretiyle teminat senedi olarak davalı tarafa verildiği, ancak davalı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkinin son bulmasına rağmen davaya konu teminat senedinin iade edilmeksizin takibe konu edildiği iddiasıyla davaya konu senet ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya konu senedin teminat senedi olduğu yönündeki davacı iddiasının yerinde olmadığı, davalı şirkete ait istasyonda bulunan yıkama ünitesinin davacının yetkilisi olduğunu belirttiği ... Ltd.Şti'ye kiralanması konusunda davalı şirket ile davacı arasında kira sözleşmesinin düzenlendiği, ancak davacı tarafın borçlu olarak bulunduğu icra takibi nedeniyle davalıya ait istasyondaki yıkama ünitelerinin icra dairesi tarafından haczedildiği, davacı tarafça bu zararın giderilmesi amacıyla davaya konu senedin verildiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde bir sureti sunulan kira sözleşmesinin incelenmesinden, kiralanan aracın cinsinin davalı şirkete ait akaryakıt istasyonunu yıkama servisi, kiracının ... Şti adına ..., aktin başladığı tarihin 20/04/2022 olarak gösterildiği, sözleşmenin davalı şirket ve sözleşmede kiracı olarak gösterilen ... Şti kaşe ve imzasıyla imzalanmış olduğu görülmüştür.
Davaya konu senedin incelenmesinden, davacı ... tarafından davalı şirket lehine keşide edilmiş 01/02/2024 düzenleme, 01/03/2024 vade ve 300.000,00 TL bedelli senet olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlıklı 4.maddesine göre; " Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler." şeklinde düzenlenmiştir.
Davalı vekili, davalı şirkete ait istasyonda bulunan yıkama ünitesinin davacının yetkilisi olduğunu belirttiği ... Şti'ye kiralanması konusunda davalı şirket ile davacı arasında kira sözleşmesinin düzenlendiği, ancak davacı tarafın borçlu olarak bulunduğu icra takibi nedeniyle davalıya ait istasyondaki yıkama ünitelerinin icra dairesi tarafından haczedildiği, davacı tarafça bu zararın giderilmesi amacıyla davaya konu senedin verildiği iddia edilmiş ve cevap dilekçesi ekinde de kira sözleşmesinin bir sureti sunulmuştur. Her ne kadar ilk derece mahkemesince davalı vekilinin bu savunması karşısında iş bu davada görevli mahkemelerin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça dava konusu senedin cevap dilekçesinde belirtilen kira sözleşmesi kapsamında verilmiş bir senet olduğu yönündeki davalı savunmasının kabul edilmediği, davalı tarafça sunulan kira sözleşmesinin incelenmesinden, davacının sözleşmeyi dava dışı ... Ltd.Şti adına imzaladığı, dolayısıyla davacının kira sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi kira sözleşmesi içeriğinde dava konusu senede yapılmış bir atfında bulunmadığı görülmüştür. Bu nedenle ilk derece mahkemesince iş bu davada Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın gereği için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/11/2024 Tarih, 2024/601 Esas ve 2024/726 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-3 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
2-HMK'nın 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararı gereğince davanın görülmesi için dava dosyasının MAHKEMESİNE İADESİNE,
3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına
4-Kararın re'sen kaldırılması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının yatıran tarafa iadesine,
5-İstinaf kanun yolu başvurusu aşamasında istinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderinin yerel mahkemece verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,
7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/04/2025