T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1597
KARAR NO: 2024/2060
KARAR TARİHİ: 12/11/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/09/2024
NUMARASI: 2024/391 Esas
TALEP: İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ
BAM KARAR TARİHİ: 12/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 12/11/2024
İhtiyati tedbir kararına itiraz eden vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle;Müvekkili davacıların babası müteveffa müvekkili ... aleyhine Bismil İcra Müdürlüğü'nün 2023/418 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takipten müvekkilin banka hesaplarına haciz konulması ile haberdar olunduğunu, usulsüz tebliğ edildiğini iddia ettiği bu takibe yetki itirazında bulunarak Bismil İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/44 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, dosya alacaklısı olarak görünen ... ile müvekkili müteveffa ...'in bir bağı bulunmadığını, müvekkili ile bir alışverişleri olmadığını, takip konusu 10.01.2023 keşide tarihli bono üzerine 1.200.000,00-TL gibi bir alacak kaydını 10.07.2023 vade tarihini yazarak işlem başlatıldığını, müvekkillerinin icra takibine konu miktarı ödemek zorunda bırakılması halinde davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, bu nedenle İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2024/1103 E. sayılı dosyasına konu alacak miktarından müvekkilleri adına borçlu olmadıklarının tespiti ile davalı tarafın kötü niyet tazminatına hükmedilmesinine ve yargılama süresince icra takibinin tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Aleyhine İhtiyati tedbir talep edilen davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; Verilen tedbir kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, icra veznesinde borca yetecek kadar alacak bulunmadığını, bu husus araştırılmadan tedbir kararı verildiğini, İcra İflas Kanunu'nun menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72. maddesinin 3. fıkrası hükmü gereği mahkemece tedbir kararı verilirken asıl alacak hakkında icra dosyasında bilgi dahi alınmadan açıkça hukuka aykırı karar verildiğini, borçlu tarafça Bismil İcra Hukuk Mahkemesinde 12.10.2023 tarihinde dava açıldığını, tedbir talebinin de reddedildiğini, sonrasında borçlunun doktora başvurmuş olup istek üzerine kendisine reçete yazılarak evrak düzenlendiğini, aldırılan reçete ve raporun kurul tarafından düzenlenmiş evraklar olmayıp mahkemece kurulacak ara kararlarda esas alınmaması gerektiğini, ayrıca borçlu tarafın sulh hukuk mahkemesinde kısıtlandığına ilişkin dava dosyası da bulunmadığını, hastaneler tarafından düzenlenen bir kurul raporunun da bulunmadığını, tüm bu hususlar ışığında irdeleme yapıldığında borçlu tarafların belirttiği tüm hususların yersiz olduğunun görüleceğini, müvekkili hakkında Bismil Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunulduğunu, dosyada takipsizlik kararı verildiğini, ayrıca aynı borç sebebiyle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023 / 209 Esas, 2023 / 209 Karar sayılı kararı ile tedbir kararı verildiğini, icra takibinin kambiyo senetlerine dayandığını, verilen tedbir kararlarının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafların yaklaşık ispat şartını da yerine getirememiş olduğunu, tarafların dava veya hukuki koruma tedbir talepleri yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve bölge adliye mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğunu, bu hususun kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alınması gerektiğini, bu anlamda istinaf kanun yoluna tabi olan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının HMK’nın 391/2 ve 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararların Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini beyanla verilen ihtiyati tedbir kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini Mahkememizden talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "... Dava, Menfi Tespit davasıdır. Mahkememizce İhtiyati tedbire itirazın duruşmada değerlendirilmesine karar verilmiştir. 12/09/2024 tarihli Mürafaa duruşmasında hazır bulunan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili; önceki beyanlarını tekrarla, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiş, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tedbirin itirazları doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesi talepli mesleki mazeret dilekçesi sunmuştur. Mahkememizce 02/07/2024 tarihinde verilen ara karar ile; dava icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup takip durdurulamayacağından davacının takibin durdurulması yönündeki talebinin reddine, ancak davacının ileride haklı çıkması halinde zarara uğraması ihtimali bulunduğundan İİK nun 72/3 maddesi gereğince davalı borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılaması ve İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2024/1103 esas sayılı takip dosyasında takip talebindeki alacak tutarının % 20 si oranında teminat yatırması şartıyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde her ne kadar davalı/karşı tarafça ihtiyati tedbir kararına itiraz ile İİK 72/3 kapsamındaki tedbir kararının kaldırılması talep edilmiş ise de davacı tarafça muris tarafından muzayaka altında imzalanarak boş olarak verilen bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve davacılar murisinin bononun tanzim tarihinde akli melekeleri yerinde olmadığı şeklinde ileri sürülen vakıaların yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle devam eden süreçte herhangi bir hak kaybına neden olunmaması adına İİK nun 72/3 maddesi hükmü gereği mahkemizce teminat karşılığı verilen tedbir kararının yerinde olduğu, mahkememizce takdir edilen teminatın da icra takibinde talep edilen alacak üzerinden hesaplandığı, davalı tarafın muhtemel zararlarının olması durumunda davacı tarafça yatırılan teminattan bu zararların karşılanabileceği değerlendirtilerek Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu anlaşıldığından itirazın REDDİNE" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İhtiyati Tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece itirazın reddinde ilişkin gerekçeli kararda '' davacının ileride haklı çıkması halinde zarara uğraması ihtimali bulunduğundan iik nun 72/3 maddesi gereğince davalı borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılaması ve İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2024/1103 esas sayılı takip dosyasında takip talebindeki alacak tutarının % 20 si oranında teminat yatırması şartıyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır.'' şeklinde olup dosyada gerekçede yazılan teminat miktarı bulunmadığını, yasa koyucu tarafından HMK madde 390. maddesinin 3. fıkrası "tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' şeklinde hüküm altına alınmış olup davacı taraflar yaklaşık ispat şartını yerine getiremediğini,
icra takibi kambiyo senetlerine dayanmakta olduğunu, davacının tarafların yaklaşık ıspat şartını da yerine getiremediğini, davacı tarafların tüm iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup buna ilişkin yerel mahkemeye delil de sunulmadığını,
yerel mahkemece itirazın reddine ilişkin gerekçeli kararda '' yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde her ne kadar davalı/karşı tarafça ihtiyati tedbir kararına itiraz ile iik 72/3 kapsamındaki tedbir kararının kaldırılması talep edilmiş ise de davacı tarafça muris tarafından muzayaka altında imzalanarak boş olarak verilen bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve davacılar murisinin bononun tanzim tarihinde akli melekeleri yerinde olmadığı şeklinde ileri sürülen vakıaların yargılamayı gerektirdiği, bu nedenle devam eden süreçte herhangi bir hak kaybına neden olunmaması adına İİK'nun 72/3 maddesi hükmü gereği mahkemizce teminat karşılığı verilen tedbir kararının yerinde olduğu, mahkememizce takdir edilen teminatın da icra takibinde talep edilen alacak üzerinden hesaplandığı, davalı tarafın muhtemel zararlarının olması durumunda davacı tarafça yatırılan teminattan bu zararların karşılanabileceği değerlendirtilerek mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu anlaşıldığından itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.'' şeklinde olup davacılar tarafından davanın esası yönünden kendilerinin haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek bir delil de mahkemeye sunulmamış olup verilen tedbir kararı açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçlu tarafın sulh hukuk mahkemesinde kısıtlandığına ilişkin dava dosyası da bulunmadığını, yasa koyucu tarafından medeni kanunda hüküm altına alındığı gibi kısıtlılık durumlarının ortaya çıkması halinde sulh hukuk mahkemesince kısıtlının haklarının korunması için vasi veya kayyım atanması gerektiği hüküm altına alındığını, hastaneler tarafından düzenlenen bir kurul raporu da bulunmadığını, tüm bu hususlar ışığında irdeleme yapıldığında borçlu tarafların belirttiği tüm hususların hukuki dayanaktan yoksun olduğu sabit olduğunu, müvekkili hakkında Bismil Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunulmuş olup bu dosyada takipsizlik kararı verildiğini, ayrıca aynı borç sebebiyle İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023 / 209 esas, 2023 / 209 karar sayılı kararı ile tedbir kararı (icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına dair ) verildiğini, davacı tarafların tüm iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olup mükerrer tedbir talepleri de İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesince kabul edilmiş olup müvekkilinin alacağı hukuka aykırı olarak sürüncemede bırakıldığını, ihtiyati tedbir kararının muhtevası özel olarak HMK'nin 391/2. maddesinde belirtilmiş olmakla, genel olarak mahkeme kararlarının neleri kapsaması gerektiği HMK'nın 297. maddesinde düzenlendiğini, ayrıca anayasa’nın 141. maddesi; “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” hükmünü amir olduğunu, HMK'nın 297/1-c maddesinde; hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörüldüğünü, kararlarda bulunması gereken gerekçeler sayesinde taraflar, hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi, karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da kanun yolu incelemesi bu gerekçe ve hüküm sonucuna göre yapılabileceğini,
tarafların dava veya hukuki koruma tedbir talepleri yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve bölge adliye mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunlu olduğunu, bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alındığını, bu anlamda istinaf kanun yoluna tabi olan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının HMK’nın 391/2 ve 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve avrupa insan hakları sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini, tüm bu hususlar ısığında dava dosyası irdelendiğinde verilen tedbir kararının açıkça hukuka aykırı olduğu görüleceğini belirterek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin dava dilekçesinde talep etmiş olduğu ihtiyati tedbir isteminin 02/07/2024 tarihli karar ile kısmen kabulüyle davaya konu İzmir 7.İcra Müdürlüğü'nün 2024/1103 Esas sayılı takip dosyasında, takip talebindeki alacak tutarının%15 oranındaki (183.000,00 TL) teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına, icra takibinin durdurulması yönündeki talebin ise reddine karar verildiği görülmüştür.
Yine ilk derece mahkemesince mürafaalı olarak yapılan inceleme neticesinde 12/09/2024 tarihli karar ile ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin itirazının reddine karar verildiği görülmüştür.
İş bu karar muteriz davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosyaya sunulan beyan ve belgeler kapsamında, davanın İİK 72.maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde olduğu görülmüştür.
İİK 72/2 maddesine göre" İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Yine İİK 72/3. maddesine göre de " İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararı karşılamak ve alacağın alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
HMK 389. maddesine göre "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir."
HMK’nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı muteriz vekilinin ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verilen kararına karşı sunulan istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih, 2024/391 Esas sayılı kararına karşı ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
İstinaf kanun yoluna başvuran hakkında ihtiyati tedbire itiraz eden taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan hakkında ihtiyati tedbire itiraz eden tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 12/11/2024