T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/850
KARAR NO: 2024/2272
KARAR TARİHİ: 17/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/03/2024
NUMARASI: 2023/23 Esas 2024/213 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ: 17/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 17/12/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." isimli işletmenin sahibi olup işletmesinde motosiklet kiralama ve motosiklet kıyafetleri, kask ve benzeri ekipman satışı yaptığını, davalı kurumun yasal mevzuata uygun 2022-30-014 sayılı "Doğrudan Temin Yoluyla Alım" işi kapsamında teklif verdiğini, en uygun teklifin kendisinde kalması nedeniyle sözleşmeye davet edildiğini, malzemeleri davalı kuruma teslim ederek belirtilen sürede fatura düzenlediğini, ödeme yapılmadığından İzmir 22. İcra Dairesi 2022/11009 E. Sayılı dosyası ile İcra takibi başlatıldığını, davalı kurumun 02.09.2022 tarihli dilekçesi ile borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğinden takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, davalı kuruma ... adına birim fiyat teklif mektubu sunularak motorcu üst kıyafeti, motorcu baş koruyucusu, el koruyucusu, diz koruyucu donanım birim fiyatları gösterilmiş ve belirlenen adet üzerinden KDV hariç olmak üzere 144.100,00TL bedel karşılığında ifanın yerine getirileceği kabul ve taahhüt edildiğini, bunun üzerine taraflar arasında sipariş/sözleşme bildirim tutanağı imzalandığını, davalı kurumun 13.04.2022 tarihinde müvekkili ile yaptığı görüşme sonrası varılan mutabakat ile ürünleri satın aldığını, satın alınan ürünlere yönelik 01.05.2022 tarihli e-arşiv faturasını düzenlediklerini, davalı kurumun, müvekkilden KDV dahil edildiğinde toplam 155.077,20TL değerinde ürün satın aldığını, satın alma faturalarının, müvekkili ve davalı kurum tarafından muavin defterlerine işlendiğini, söz konusu malların taraflar arasındaki anlaşmaya binaen süresinde teslim edilmesine ve 01.05.2022 tarihinde fatura düzenlenmesine ve faturaya itiraz edilmemesine karşın 01.07.2022 tarihinde ödeme gerçekleştirilmeyerek temerrüde düşülmüş olduğunu, davalı kurum yetkilileri ile defalarca görüşüldüğünü, müvekkilinin malları eksiksiz bir biçimde davalı kurum çalışanlarına teslim ederek çalışanların her birinden teslim alındığına dair imzalı belge aldığını, davalının itirazında haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız olduğunu, 6183 sayılı kanun gereğince ödeme yapmasan önce SGK ve vergi borcu olup olmadığının sorgulandığını, davacının "borcu yoktur" yazısını icra takibini açtığı gün yani 26.08.2022 tarihinde kuruma gönderdiğini, 26.08.2022 tarihli ödeme emrinin kayıtlarına 31.08.2022 tarihinde girdiğini, icra takibinin açılmasına kendilerinin sebebiyet vermediğini, icra masraflarından sorumlu olmadıklarını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava; davacı tarafından faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, akdedilen sözleşme kapsamındaki ticari ilişkinin mevcudiyeti ve fatura konusu malın teslimi hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu gereği davacı tarafından başlatılan takibin kabul edilebilir olup olmadığı, takip tarihi itibariyle ifa zamanının gelip gelmediği hususunda toplanmaktadır.
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun un 22/A maddesinde "Maliye Bakanı, aşağıdaki ödeme ve işlemlerde, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile kesintilere asgari tutar ve oran getirmeye, kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar, ödeme ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yasada 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin yapacağı her türlü ödemelerin madde kapsamında olduğu ifade edilmiştir.
23.12.2017 tarihinde yürürlüğe giren Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliğinde 01.01.2018 tarihinden geçerli olmak üzere 5018 sayılı kanuna tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin, kaynağına bakılmaksızın hak sahiplerine 2.000,00 TL'nin üzerinde yapacakları ödemelerden Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu getirilmiştir.Tebliğde istenen belge talep eden borçlulara başvuracakları tahsil dairesi tarafından verilecek olup tanzim edildiği andan itibaren 15 gün geçerliliği bulunmaktadır.
O halde 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında çıkartılan Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği ile 5018 sayılı Kanuna tabi kamu kurumlarının yapacakları ödemelerde ilgililerin Maliye Bakanlığına borcu olmadığına dair belge ibraz etmeleri aynı zamanda 5502 sayılı yasanın 36. Maddesi kapsamında kuruma yapılacak başvurunun yerine getirilmiş sayılması yani kurum tarafından ödeme yapılabilmesinin koşullarının oluşması için zorunlu olmakla, ilgili belge olmadan yapılan başvuru kanuni sonuçlarını doğurmayacağından, takip tarihi itibari ile kuruma yapılan bir başvuru bulunmakta ise de takip tarihi ile başvuru tarihinin aynı tarihte olduğu, yapılan başvuru neticesinde kurumca bir ödeme yapılıp yapılamayacağı hususunda yöntemince bir değerlendirme yapılması beklenmeksizin eş zamanlı olarak takibin başlatıldığı, ayrıca celp edilen davalı kayıtlarından davacının 6183 sayılı Kanunun 22/A maddesi kapsamında vadesi geçmiş borcunun mevcut olduğu anlaşıldığından takip tarihi itibariyle henüz ifa zamanı gelmemiş bir alacak için talepte bulunulduğundan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 18/02/2022 tarih 2019/5 Esas 2022/1 Karar sayılı kararı da gözetilerek
davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile;
"1-DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Koşulları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisinden alınan malları eksiksiz bir biçimde davalı kurum çalışanlarına teslim ettiğini ve çalışanların her birinden teslim alındığına dair imzalı belge alındığını, ancak davalı kurumun ürün satışı sonrasında borcunu ifa etmeyerek temerrüte düştüğünü, satıcının TBK hükmü gereğince asli görevinin eşyanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmesi, alıcının ise buna karşılık bir bedel, ödeme borcunu ifa etmesinin gerekli olduğunu, taraflar arasında gerçekleştirilen bildirimler ile davalı kuruma karşı her türlü bilgilendirmenin yapıldığını, bu şartlar altında anlaşma sağlandığını, dolayısıyla davalı kurumun tüm bu hususları bilmediğine yönelik iddiaları, icra dosyası kapsamında borca ve her türlü fer'isine karşı yapılan itirazın yerinde olmayıp davalı kurumun basiretli tacir sıfatı ile çelişkiye düştüğünün kabulünün gerektiğini, davalı kurumun borca haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz ettiğinden İİK m. 67/2 hükmü gereğince davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkum edilmesinin gerekli olduğunu, davalı kurumun borcu bilmesine ve ürünleri teslim almasına karşın borcunu inkar ettiğini, bu durumun istisnasını teşkil edecek şekilde taraflar arasında gerekli bildirimler ile davalı kuruma karşı her türlü bilgilendirmenin yapıldığını, bu şartlar altında anlaşma sağlandığını, ihaleye girerken ve ihale sonrasında birden fazla defa SGK-Vergi Dairesi kayıtları teslim edildiğini, müvekkilinin birden fazla defa vergi borcunun bulunmadığına ilişkin yazıyı teslim etmiş olmasına karşın yazının geçerlilik süresinin 15 gün olması ve davalı kurumun hukuka aykırı şekilde ödemeleri geciktirmesi nedeniyle alacağına kavuşamadığını, aksi kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davalının ödemeyi bu sebeple geciktirdiği iddiası değerlendirilecek olsa dahi bu kapsamda davalı tarafından borcun yalnızca ferilerine itiraz etmesinin gerektiğini, ancak davalının borcun tamamına haksız bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin tamamının durmasına sebebiyet verdiğini, bununla birlikte müvekkilinin vergi borcunun bulunmasının da ifaya engel bir durum teşkil etmediğini, zira yasal mevzuat uyarınca müvekkilinin hak edişi olan bedelin; kuruma sunulan vergi borcu mahsup edilerek ödenmesinin de mümkün olduğunu, bu durumun dayanak gösterilerek hüküm tesisinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davacı taraf, davalı kurumun yasal mevzuata uygun "Doğrudan Temin Yoluyla Alım" işi kapsamında teklif verdiğini, en uygun teklifin kendisinde kalması nedeniyle sözleşmeye davet edildiğini, malzemeleri davalı kuruma teslim ederek belirtilen sürede fatura düzenlediğini, ödeme yapılmadığından İzmir 22. İcra Dairesi 2022/11009 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğu iddiası ile itirazın iptali için dava açmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde 6183 sayılı kanun gereğince ödeme yapmasan önce SGK ve vergi borcu olup olmadığının sorgulandığını, davacının "borcu yoktur" yazısını icra takibini açtığı gün yani 26.08.2022 tarihinde kuruma gönderdiğini, 26.08.2022 tarihli ödeme emrinin kayıtlarına 31.08.2022 tarihinde girdiğini, icra takibinin açılmasına kendilerinin sebebiyet vermediğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, fatura bedeli ödemesinin yapılabilmesi için vergi borcu olmadığına dair yazının ibraz edilmesi gerektiğinin, anılan vergi borcu bulunmadığına dair yazı ibraz edilmeden davalı alacaklıya ödeme yapılmasının 6183 sayılı yasa gereğince mümkün olmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/03/2024 tarih, 2023/23 Esas ve 2024/213 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/12/2024