T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1724
KARAR NO: 2025/19
KARAR TARİHİ: 14/01/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/01/2025
NUMARASI: 2024/869 Esas 2025/25 Karar
TALEP: Konkordatodan kaynaklı geçici koruma kararı
ARA KARAR TARİHİ: 25/10/2024
BAM KARAR TARİHİ: 21/01/2025
Davacılar tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davada talepleri üzere "geçici mühlet" kararı verildiği ve tedbir talepleri ile ilgili bir kısım talepler hakkında karar verilmediğini, talep dilekçelerinin en son paragrafında " İ.İ.K. 307. maddesi gereğince müvekkil şirketlerden ... A.Ş ve ... Ticaret Ltd. Şti. ihtiyati tedbir yoluyla Finansal Kiralama yoluyla alınan ve henüz mülkiyeti şirketlere geçmemiş ve işletmelerin devamı için mecburi olan araç ve makinaların rehinli malların muhafaza ve satışlarının karardan itibaren ertelenmesine..." şeklinde talepleri hakkında müspet - menfi bir karar verilmediği için yeniden talepte bulunma zarureti doğduğunu, gerçekten de, konkordato talep eden müvekkili şirketlerin hepsi tek ortaklı ve tek temsilcili şirketler olup fiilen grup şirketler olarak faaliyet gösterdiklerini, özellikle 60 ' a yakın personel istihdam eden bu şirketlerin yönetiminin tek yerde olduğunu, bu itibarla giderlerin de ortak karşılandığını, Konkordato Güvence Raporunda da ayrıntılı olarak izah edildiği üzere ağırlıklı gelir kaynağı oto kiralama iştigali üzerine kurulan grup yapısının halen 31 adet kiralamada kullanılan aracı leasingli olduğunu ve leasing kiralarının bugüne kadar ödenegeldiğini, herhangi bir gecikmiş ödemesi olmadığını, filonun neredeyse 1/3 oranını kapsayan bu lesaingli araçların işletilmesi halinde leasing kiralarının rahatlıkla ödenebileceği gibi artan gelirle konkordato projesinde belirtilen borçların ödenmesine katkısının büyük olacağını belirtmiş bu itibarla -tekrardan kaçınmak için- yukarıda 1.paragrafta ve dava dilekçesinin son paragrafında dile getirilen leasingli taşıtlar hakkındaki tedbir taleplerinin kabulü ile "...henüz mülkiyeti şirketlere geçmemiş ve işletmelerin devamı için mecburi olan leasingli araç ve makinaların muhafaza ve satışlarının tedbiren ertelenmesine, muhafazaya alınanların şirket yetkilisine teslimine..." karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece " ........Davacılar vekili Mahkememize verdiği 24/10/2024 tarihli dilekçesinde; 18.10.2024 tarihli dilekçeleri üzerine 21.10.2024 tarihinde talebin reddine karar verilmiş ise de bu taleplerinin yeniden gözden geçirilmesini talep etmek zarureti doğduğunu, taleplerinin, "...muhafaza tedbirlerinin borçlunun mülkiyetinde olan mallar için verileceği ve dolayısıyla İİK 287. maddesi gerekçe gösterilerek ..." red edilmiş ise de taleplerinin dayanağı olan İİK 307.maddesi, İİK 287. maddesine göre ÖZEL hüküm olduğunu, gerçekten de İİK 307. madde başlığı incelendiğinde görüleceği üzere; İİK 307 madde başlığı: Rehinli malların muhafaza ve satışı ile finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenmesi. ...şeklinde olduğunu , madde metninde ; Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında finansal kiralama konusu malların iadesi, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir: a) Borçlu finansal kiralama sözleşmesinin aynen ifasını 294 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca üstlenmiş olmalıdır. b) Finansal kiralamadan doğan kira alacağı konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır. c) Ödenmemiş kira borcu, üç aylık tutarı aşmamalıdır. d) Bu erteleme nedeniyle finansal kiralama konusu malın değer kaybından kaynaklanabilecek zarar, teminat altına alınmış olmalıdır. e) Borçlu finansal kiralama konusu malın işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve iade edilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır .... Şeklinde olduğunu, madde metninde belirtilen şartlardan bir çoğunun zaten oluşmuş durumda olduğunu, muaccel olan kira borcu olmadığı gibi çoğu taşıtın 24 ay vade ile alınmış olduğu gözetildiğinde bir çoğunun yarı nispette borcu ödendiğinin projeden belli olduğunu, bu araçların çalışmaya devam ettiği müddetçe vadesi gelen kira borçları da ödeneceğini, güvence raporunda bu hususun açıklandığını, mülkiyet hususu da askıda olup leasing borcu biten araçların da mülkiyetinin müvekkil şirketlere geçeceğinde duraksama olmadığını, bu itibarla konunun önemine binaen ve tekraren ; gerekirse Komiser Heyetinden görüş de almak suretiyle İİK 307.maddesinin kıyasen uygulanarak ; "...henüz mülkiyeti şirketlere geçmemiş ve işletmelerin devamı için mecburi olan leasingli araç ve makinaların muhafazaya alınmasının önlenmesine, muhafaza alınmış olanların satışlarının tedbiren ertelenmesine, muhafazaya alınanların şirket yetkilisine teslimine..." karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının incelemesinde; davacı tarafça konkordatonun tasdiki istemi ile Mahkememize dava açıldığı, Mahkememizin 17/10/2024 tarihli tensip ara kararı 8, 9, 10, 11, 12 ve 13 nolu bentlerinde ihtiyati tedbirler ile ilgili düzenleme yapıldığı, davacı tarafça henüz mülkiyeti şirketlere geçmemiş ve işletmelerin devamı için mecburi olan leasingli araç ve makinaların muhafaza ve satışlarının tedbiren ertelenmesine, muhafazaya alınanların şirket yetkilisine teslimine yönünde ek tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, Mahkememizin 21/10/2024 tarihli ara kararı ile İK. 287. maddesi gereğince tedbir kararlarının borçlunun mal varlığı ile ilgili verilebileceği, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman Ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ' nun 23/1 maddesi gereğince finansal kiralama konusu malın mülkiyetinin kiralayana ait olduğu, bu husus göz önüne alınığında mülkiyeti davacı tarafa ait olmayan araçlar ile ilgili tedbir kararı verilemeyeceği bunun yanında talebin niteliği göz önüne alındığında maddi hukuka yönelik talep niteliğinde bulunduğu ve maddi hukuka yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşıldığından yasal koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, talep ile ilgili karar verilmiş olduğu gibi verilen kararın usul ve yasaya uygun olup değiştirilmesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış , davacı talebi ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle 1-Talep ile ilgili kesin olmak üzere karar verilmiş olduğundan YENİDEN KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dair, tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi." karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
İstinaf yoluna başvuran davacılar vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ilk derece mahkemesi nezdinde görülen davada konkordato talebinde bulunduğunu ve mahkemece 17/10/2024 tarihli ara kararı ile müvekkillerine geçici mühlet verildiğini, ancak işbu geçici mühlet kararı içerisinde muhafaza altına alınmış leasingli taşıtların müvekkillerine teslimi konusunda bir tedbir kararı mevcut olmadığını, 17/10/2024 tarihli kararda leasingli araçlar ile ilgili tedbir kararı mevcut olmadığından taraflarınca ek tedbir kararı verilmesi talep edildiğini, ancak mahkemece 21/10/2024 tarihli ara kararı ile "leasingli araçların mülkiyetinin kiralayan firmalarda olduğu, konkordato sürecinde yalnızca borçlunun mal varlığında bulunan mallar için tedbir kararı verilebileceği" gerekçeleri ile talebin reddine karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin işbu kararından sonra aynı talebin tekrardan mahkemeye sunulduğu, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından 25/10/2024 tarihli ara karar ile daha önce talep hakkında karar verildiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığında dair karar verilmiş olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen gerek 21/10/2024 tarihli ara karar gerekse 25/10/2024 tarihli ara kararın hatalı olduğunu, zira konkordatonun, tacir yahut gerçek veya tüzel kişi bir borçlunun, borçlarını ödeme şekliyle ilgili yaptığı teklifin, kanunda öngörülen çogunlukla alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve yetkili mahkeme tarafından tasdik edilmesi sonucunda, borçlunun tüm adi borçlarını ödeyebileceği koşullar göz önüne alınarak, kararlaştırılan sürede ve/veya miktarda ödemesini mümkün kılan bir hukuki müessese olduğunu, konkordatonun amacının borçluyu borçlarından ve eğer iflas şartlarını taşıyorsa muhtemel bir iflastan kurtarmak, alacaklıların da belirli bir vadede ve/veya indirimle alacaklarını tahsil etmelerini sağlamak olduğunu, müvekkili şirket ... San. A.Ş. ticaret unvanından da anlaşılacağı üzere araç kiralama ve alım satım üzerinde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, o halde işbu şirketin ticari faaliyetlerine devam etmesi ve iflastan kurtulmasının tek çaresi -araç kiralama- yapmak olduğunu, bu sebepledir ki mahkemeden leasing yolu ile işletilirken muhafaza altına alınan ve bundan dolayı artık işletilemeyen araçların tedbiren müvekkiline teslimi talep edildiğini, keza, şirketin batmamasının ve gelir elde etmeye devam etmesinin ve dahi konkordato talebine bağlı kalmasının tek yolu araç kiralama yapması olduğunu, ancak mahkemece tedbir talepleri reddedildiğinden müvekkili şirketin mevcut durumda konkordato sürecine bağlı kalamamakta ve adım adım iflasa sürüklenmekte olduğunu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi tarafından talepleri "...muhafaza tedbirlerinin borçlunun mülkiyetinde olan mallar için verileceği ve dolayısıyla İİK 287. maddesi gerekçe gösterilerek ..." red edilmiş ise de talep dayanağı olan iik 307.maddesi olup, mezkur hüküm iik 287. maddesine göre özel hüküm olduğunu, özel hükmün genel hükümden öncelikle uygulanacak olup, işbu iik 307. madde başlığı ise, rehinli malların muhafaza ve satışı ile finansal kiralama konusu malların iadesinin ertelenmesi gerektiğini, muaccel olan kira borcu olmadığı gibi çoğu taşıtın 24 ay vade ile alınmış olduğu gözetildiğinde bir çoğunun yarı nispette borcu ödendiğinin projeden belli olduğunu, bu araçların çalışmaya devam ettiği müddetçe vadesi gelen kira borçları da ödeneceğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından tedbir taleplerinin reddedilmesi konkordato kurumunun temel saikine ters düşmekte ve kanunun borçluya sağlamaya çalıştığı kolaylığı borçlunun elinden alıkoymak olduğunu ve tedbir istenen araçların müvekkiline teslimi ve işletilmesi hususunun müvekkili şirketin ticari hayatının devamı ve konkordatonun amacına ulaşması için elzem olduğu da dikkate alınarak İİK 307.maddesi kıyasen uygulanmak sureti ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, leasingli araç ve makinaların muhafazaya alınmasının önlenmesine, muhafaza alınmış olanların satışlarının tedbiren ertelenmesine, muhafazaya alınanların şirket yetkilisine teslimine..." karar verilmesini, aksi kanaat hasıl olur ise Komiser Heyetinden görüş almak ve/veya bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tedbir talebi hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, davacılarca açılan konkondatonun tastikine ilişkin dava dosyasında, davacıların geçici hukuki korumaya ilişkin talepleri ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince verilen ara kararının kaldırılması istemine yöneliktir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
HMK'nun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341/(1). maddesi, "İlk Derece Mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir.
Yine İİK'nun 7101 Sayılı Yasa ile değişik "Geçici Mühlet" başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, " Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.
...Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz." hükmünü içermektedir.
Pozitif hukukta aynı konuyu düzenleyen birden fazla yasal düzenlemenin bulunması durumunda, hangi düzenlemenin uygulanacağı konusunda özel yasa, genel yasa ölçütü esas alındığında özel yasa hükmünün; önceki yasa, sonraki yasa ölçütü bakımından değerlendirme yapıldığında ise sonraki yasa hükmünün uygulanması gerektiği genel hukuk ilkelerindendir. Buna göre, 6100 Sayılı HMK'nun 12.01.2011 tarihinde kabul edildiği ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girdiği, 2004 Sayılı İİK'nin 287. maddesinin dava konusu somut olaya uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 Sayılı Yasanın ise 28.02.2018 tarihinde kabul edilerek 15.03.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır. Buna göre 2004 Sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Ayrıca 6100 Sayılı HMK, hukuk davalarındaki yargılama usulünü düzenlemesi bakımından genel bir kanun iken, 7101 Sayılı Yasa ile değişik 2004 Sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrası usule ilişkin özel bir düzenlemedir.
Bu durumda, HMK'nin 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerin kabul/reddine ilişkin kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir.
Gerek özel yasa, genel yasa ilişkisi, gerekse önceki yasa, sonraki yasa ilişkisi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince verilen konkordato istemi sırasındaki geçici hukuki korumaya yönelik istemlere ilişkin kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır.
İstinaf kanun yolu kapalı olmasına rağmen ilk derece mahkemesince kararda istinaf kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de yasada mevcut olmayan istinaf kanun yoluna başvurma hakkını bahşetmez.
Mahkemece verilen kesin nitelikli kararlara karşı yapılan istinaf kanun yolu başvuruları hakkında HMK'nın 346. maddesi uyarınca bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebilecektir.
İstinaf incelemesine tabi somut olayda, ilk derece mahkemesince verilen istinaf incelemesine konu 25/10/2024 tarihli ara kararı, İİK 287/son fıkrası gereğince kesin karar niteliğinde olduğundan bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir. Bu nedenle HMK 341. ve İİK 287/son madde hükümleri dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesine konu kararı, istinafa tabi kararlardan olmadığından Dairemizce incelemesi mümkün değildir.
Bu itibarla, talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun istinaf istemine konu ara kararın 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/son maddesi gereğince kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar karar verilmesi gerektiği aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/01/2025 tarih, 2024/869 Esas 2025/25 Karar sayılı karar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/son maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından talep eden davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle peşin alınan harcın talep halinde iadesine,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/01/2025