T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1789
KARAR NO: 2024/2281
KARAR TARİHİ: 18/12/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/09/2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2024/760 Esas
DAVA: İtirazın İptali
TALEP: İhtiyati Haciz
BAM KARAR TARİHİ: 18/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 18/12/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2024/7435 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme emri 20.08.2024 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı, 21.08.2024 tarihinde bu takibe itiraz ettiğini, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine, 28.08.2024 tarihinde İzmir Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'na başvuruda bulunduğunu, arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonuçlandığını, icra takibine konu faturalar, icra dosyasında mevcut olup takipten sonraki dönem için faiz talebinde bulunulduğunu, taraflar tacir olduğundan, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 2. maddesi uyarınca davacı avans faizi isteminde bulunmaya hak kazandığını, davalının ödeme emrindeki belgelerin eksik olduğu yönündeki itirazını kabul edilmemesi gerektiğini, itirazın yasal süresi içerisinde yapılmadığı belirterek davalı tarafın üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkulleri üçüncü kişilere devrederek takibi semaresiz bırakma çabası içinde olduğunu bahisle ve emlak komisyoncularına satış için yetki verdiğini, öncelikle teminatsız olarak aksi takdirde uygun görülecek teminat ile ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalının İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2024/7435 E sayılı dosyasına itirazının iptalini ve davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ilişkin hüküm kurulmasını talep etmiştir.
MAHKEMECE: "... Talep: Cari hesaba dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz talebine ilişkindir.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2024/7435 E. sayılı dosyası, İzmir Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'nun 2024/116274 nolu dosyası, Fatura, sevk irsaliyesi, cari hesap evrakları, ticari defter-kayıt ve belgeler ile bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve değerlendirilmiştir.
İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2024/7435 E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı ... AŞ’nin takip borçlusu ... Şti. aleyhine açtığı 09.08.2024 tarihli ilamsız takip talebinde 2ç227ç347.37 TL alacak üzerinden takibe geçtiği, ödeme emrinin borçluya 20.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 21.08.2024 tarihinde takibin tamamına itiraz ettikleri ve takibin 22.08.2024 tarihinde durduğu belirlenmiştir
Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi değerlendirildiğinde; Davalı / Aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafın müvekkilinin gönderdiği faturaların ödenmediğini ileri sürmüş ise de bu iddiası yargılamayı gerektirmektedir.
Davacı / İhtiyati haciz isteyen tarafın alacağını İİK m. 257 vd. göre vadesi gelmiş bir para alacağının bulunması ve bu alacağın teminat altına alınmamış olması şartı aranmaktadır. Vadesi gelmemiş alacaklarda ise borçlunun kaçmaya ya da mallarını kaçırmasına ilişkin faaliyette bulunduğunun ispatlanması gerekir.
Davacı / İhtiyati haciz isteyen tarafın alacağın varlığı ve miktarı yönünden yaklaşık ispata ilişkin bir delil ortaya koymamıştır. Dolayısıyla davalı / aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafın borcunu ödemediği ve belirtilen miktarda alacağın olduğu iddiası yargılamayı gerektirmektedir. Dosyadaki deliller yaklaşık ispat için yeterli değildir. Bu nedenle davacının ihtiyati haciz talebinin şartlarının gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. ' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarda Açıklanan Sebeplerle
Davacının ihtiyati haciz talebinin şartları oluşmadığından reddine, ' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra dosyasında ve mahkeme dosyasında; davalı şirkete kesilen faturaların, cari hesap ekstresinin, davalı şirketin imzalı sevk irsaliyeleri gibi tüm kayıtların sunulduğunu, mahkemece BA-BS kaydı sorgulaması ile faturaların basitçe taraf defterlerinde kayıtlı olduğunun da görülebilir durumda olduğunu, alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispata yarar delillerin dosyada mevcut olduğunu, taraflarınca teminat yatırılacağının da belirtildiğini, bunlara rağmen ihtiyati haciz kararı verilmemesinin takibin semeresiz kalmasına sebebiyet vereceğini belirterek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasını istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali, talep; ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Talep konusu somut olayda; davacı ihtiyati haciz talep eden karşı tarafa mal teslim edildiğini ödeme yapılmadığını iddia ederek takibe konu tüm faturaları ve bu faturalara ilişkin irsaliyeleri sunmuştur. İrsaliyelerin sağ alt köşesinde isim ve imza bulunmaktadır. Ancak bu isim ve imzaların teslim edene mi teslim alana mı ait olduğu bu aşamada anlaşılamadığından, alacak yargılamayı gerektirdiğinden, yaklaşık ispat sağlanmadığından mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunamamıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; yaklaşık ispatın bu aşamada sağlanmamış olmasına, alacağın yargılamayı gerektirmesine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/760 Esas sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 18/09/2024 tarihli ARA KARAR, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanu yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcı alındığından ve yeterli olduğundan, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18/12/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.