T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/717
KARAR NO: 2026/1211
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/03/2026
NUMARASI: 2025/917 Esas
DAVA: İtirazın İptali / İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ : 08/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/917 Esas sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın İhtiyati Haciz Talebinin Reddine dair verilen karara karşı İhtiyati Haciz Talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: İhtiyati Haciz Talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin enerji sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı ... A.Ş şirketinin ise yine enerji piyasasında hizmet veren bir şirket olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalı şirkete fatura düzenlediğini, fatura bedellerinin taraflar arasında mutabakat yapılmasına rağmen müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin davalıdan beş fatura ve bir dekont ödemesine ilişkin 166.937,78 Euro + 1.118.648,53 TL ve 800.000,00 TL dekontla gönderdiği bedel kadar alacaklı olduğunu, davalının mutabakat metninde müvekkiline 8.605.593,60 TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, ancak ödemenin yapılmadığını, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/217 D.İş sayılı dosyasıyla ihtiyati haciz talep ettiklerini, talebin reddedildiğini, borçlu aleyhine İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2025/7117 Esas sayılı dosyasıyla takip başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ve itirazın iptaline ilişkin derdest dosya ile dava açtıklarını, davalının davaya cevap verdiğini ve iddiaları ikrar ettiğini, müvekkilinin alacağını dosyaya sundukları delillerle yaklaşık ispat kurallarına göre ispatladığını, müvekkilinin davalıya borçların ödenmesi yönünde 14.08.2025 tarihine kadar süre verdiğini, verilen süre geçmesine rağmen müvekkilinin alacaklarının ödenmediğini, davalının mal kaçırmasının söz konusu olabileceğini belirterek İİK m. 257 vd gereğince 8.605.593,60 TL borcu karşılar nitelikte borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Karşı Taraf vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilinin Almanya’da enerji dağıtım şirketi olduğunu ve Türkiye’de ki iştirakinin davalı şirket olduğu, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösterdiği, Türkiye’de ki iştiraklerin günlük / olağan faaliyetlerinin yönetimi için uzman yöneticilerin atandığını, müvekkili şirketin hukuka aykırı şekilde borçlandırılarak paravan şirketler vasıtasıyla faturalar ihdas edilerek dolandırıldığını, sorumlularının iş akdinin fesih edildiği, şirketin yönetim kurulu üyesi olan ...’un imzasının taklit edilerek sahte kaşe imza oluşturulduğu, resmi ve özel evrak sahteciliğinde kullanıldığı, üçüncü kişilerle sözleşmeler imzalandığı, taahhütler verildiği, borçlandırıldığı, piyasa fiyatının üzerinde fahiş fiyatlarla müvekkili şirket aleyhine düzenlenen faturaların muhasebe kaydına alındığı, müvekkilinin zarara uğratıldığı, merkez arşivden 12.07.2025 tarihinde muhasebe evraklarının çalındığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/120198 sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığı, davalılarında şüpheliler arasında yer aldığı, İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2025/7117 Esas sayılı dosyada 8.605.593,25 TL toplam fatura alacağı üzerinden müvekkil hakkında takip başlatıldığı, ancak şirketin hesaplarında yapılan incelemede bu alacağın bulunmadığının belirlendiği, takibe konu dayanakta mutabık kalınmadığı ve bu nedenle borca 25.08.2025 tarihinde itiraz edildiği, müvekkilinin davacıdan herhangi bir hizmet almadığını, fatura bedellerinin fahiş olduğunu, mutabakat metnine ilişkin olarak 14.07.2025 tarihinde KEP adresinden gönderilen mutabakatın şirket evraklarının şüphelilerce çalındığı, 12.07.2025 tarihinden bir gün sonra olduğu ve bu mutabakatın aslında yapılmadığı, müvekkili adına cevabı yükleyen bilgisayar kullanıcısının müvekkili şirketin imza yetkilisi olmadığını, hileli yollarla düzenlenen bir belge olduğunu, müvekkilinin hızlıca borçlandırıldığı ve sahte mutabakata dayandırılarak dolandırıldığı, 29.09.2023 tarihli 414.839,52 TL’lik faturanın sözleşmesi veya teknik şartnamesi yahut kabul kriteri olmadığı belirlenen düzenleme bir belgeden ibaret olduğunu, güneş enerjisi santral bakımı faturasının fahiş rakamlarda bulunduğu, hayatın olağan akışına aykırı bir bedel düzenlendiği, 29.03.2024 tarihli 1.883.963,94 TL bedelli faturanın sözleşme ve teknik şartnamesi yada kabul kriteri olmadığı anlaşılan düzenleme bir belgeden ibaret olduğu, malzeme temini ve hırsız ihbar fişinin fahiş fatura bedeline ilişkin olduğu, 30.09.2024 tarihli 984.137,26 TL bedelli faturanın sözde GES kurulumu için verildiği, ancak sözleşmesi veya teknik şartnamesi yahut kabul kriteri olmadığı belirlenen düzenleme bir belgeden ibaret olduğu, 08.07.2025 tarihli 3.404.004,00 TL bedelli faturanın kamulaştırma işleri mühendisliği işinin sözleşmesi veya teknik şartnamesi yahut kabul kriteri olmadığı belirlenen düzenleme bir belgeden ibaret olduğu, 14.07.2025 tarihli 1.118.648,53 TL bedelli kur farkı faturasının ise düzenleme tarihi itibariyle şüpheli bir belgeden ibaret olduğu, bu faturanın hangi sebeple düzenlendiğinin belirlenemediği, faturaların TL cinsinden düzenlenmesine rağmen kur farkının nereden doğduğunun belirlenemediği, 14.03.2025 tarihli 800.000,00 TL bedelli faturanın ise cariye ilişkin ödeme açıklamasıyla istendiği, borç dayanağının bilinemediği, aynı zamanda zaman aşımının geçtiği, alacağın likit olmadığı, yargılama gerektiğini belirterek davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Cari hesap alacağına dayalı ihtiyati haciz talebidir.
Davacı dava açmadan önce 2025/217 Diş sayılı dosyası ile 17.08.2025 tarihinde ihtiyati haciz talebinde bulunmuş olup mahkememizce talebi cari hesaba dayalı iddiaların ispatlanamadığı, talepten başka bir delil bulunmadığından talebin reddine karar verildiği, bu karara karşı yargı yoluna başvurulmadığı tespit edilmiştir.
Davacı bu aşamadan sonra;
Davacının mahkememize açmış olduğu 2025/917 Esas sayılı dosyada İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2025/7117 Esas sayılı dosyasında takibe konu yaptığı alacağa ilişkin mutabakata varıldığı ve mutabakat nedeniyle cari hesaptan doğan faturaya dayalı alacağına ilişkin takibe itirazın iptali talepli dava açtığı belirlenmiştir.
Yargılama sırasında davacı taraf bu kez 02.12.2025 tarihli dilekçesi ile yeniden ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ve eski talepleri tekrar etmiştir.
Mahkememizce bu talepler değerlendirilerek 17.12.2025 tarihinde gerek 2025/217 Diş sayılı dosyada 17.08.2025 tarihindeki ve gerekse derdest davada dava dilekçesi ve 03.12.2025 tarihli ihtiyati haciz talep dilekçesinde yeni bir delil bildirilmediği, eski iddialarını tekrar ettiği ve bu taleplerin ve delillerin dışında yeni bir delil ileri sürülmediği tespit edilerek derderstlik dava şartı nedeniyle HMK m. 114/1-ı ve 115/2 gereğince talebin reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Ayrıca ihtiyati haciz talebi değerlendirilirken sadece derdestlik değil dava açılmış olması ve 20.11.2025 tarihli cevap dilekçesi geldiği de değerlendirilerek davacının iddialarına karşılık davalının savunmasında bildirdiği İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/120198 sayılı dosyasına konu olan davalı şirket çalışanlarının davacı ile anlaşarak resmi ve özel evrakta sahtecilik suçu işlediklerinden bahisle soruşturmaya konu edildiği, gerek mutabakatın, gerek faturaların sahte olduğu iddia edilerek davacının mutabakata, faturaya ve cari hesaba ilişkin dayanaklarının bulunmadığı yada tartışma konusu olduğu, böyle bir alacağın bulunup bulunmadığı soruşturmada değerlendirilerek inceleme yapılmasını gerektirdiğinden yaklaşık ispat kurullarına göre ihtiyati haciz şartlarının da bulunmadığı, 17.12.2025 tarihli ara kararda açıklandığı ve bu nedenle dava ve ihtiyati haciz talepli dilekçesindeki iddiaların dışında (soruşturmayı da ortadan kaldıracak davalının kabulünü yada aleyhine hüküm vermesini gerektirecek yeni bir delil) dosyaya sunulmadığından öncelikle dava şartı yönünden inceleme yapılarak derdestlik nedeniyle talebin reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Mahkememizce verilen karar davacı /ihtiyati haciz talep eden tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17. H.D.’nin 2026/138 Esas 206/609 Karar sayılı 09.03.2026 tarihli kaldırma kararında icra takibinin başlatılması, takibe itiraz, arabuluculuk dava şartının tamamlanması, dava ve dilekçeler aşaması dikkate alınarak esas yönünden incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış olup dosya mahkememize iade edilmiştir.
Her ne kadar öncelikle dava şartı olan derdestlik şartının aşılamadığı tespit edilmiş ise de;
Mahkememizce istinaf kararı gereğince davacının ihtiyati haciz talebi incelendiğinde, davalının cevap dilekçesinde bildirmiş olduğu üzere İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/120198 sayılı dosyasında dava açan ve talep eden ..... A.Ş.’nin yetkilisi ....’in Davalı ....AŞ. ve diğer 10 ayrı tüzel kişi ve ....’un şikayetçi olduğu 03.09.2025 tarihli dilekçesiyle, dilekçede yer alan 2 nolu olayda .....’in - ..... A.Ş.’nin yetkilisi olarak usulsüz fatura kesmesine ilişkin şikayetçi olunduğu, şikayet dilekçesinde muvazaalı olarak yüksek fiyatlarla düzenledikleri sahte faturaları müvekkili firmaya gönderdikleri, tahsilat yaptıkları, MASAK tarafından inceleme konusu olduğu, müvekkili şirketi dolandırdıkları iddiası ile suç duyurusunda bulundukları, Cumhuriyet Başsavcılığının bu suç duyurusuna istinaden soruşturmaya başladığı ve soruşturmanın devam ettiği tespit edilmekle; mahkememizde talepte bulunan davacının alacağı konusunda yaklaşık ispat kurallarına göre ileri sürdüğü delillerin alacağını ispatlayacak nitelikte bulunmadığı, mevcut delillere göre İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/120198 sayılı dosyasında belirtilen konularda tahkikatın sonucunda takipsizlik kararı verilmesi yada dava açılması gibi bir sonuçla neticeleneceğinden bu soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiği ya da alacaklının bu alacağını yaklaşık ispatı sağlayan başka bir delille ispatlaması halinde değerlendirilebileceği, somut olayda davacının ileri sürdüğü bu delillerin ihtiyati haciz için yeterli olmadığı tespit edildiğinden talebin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
İhtiyati haciz talep edenin ihtiyati haciz şartları gerçekleşmediğinden reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Karşı yanın cevap dilekçesinde borcu ve faturaları zımnen de olsa ikrar etmesi ihtiyati haciz şartlarını daha da güçlendirdiğini, ceza soruşturmasına ilişkin beyanların ihtiyati haciz talebimize ret gerekçesi olması kabul edilebilir olmadığını, müvekkili şirket adına açılan diğer dosyada ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş olup bu karar dosya içine alındığını, Mahkeme kararında yaklaşık ispat kuralı aşılarak ve ihtiyati haczin niteliğine aykırı hüküm tesis edildiğini,
taraflar arasındaki ticari ilişki, faturaların varlığı, bu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği ve taraflar arasında mutabakat sağlandığı bizzat davalı tarafından ikrar edilmiş olup, alacağın varlığı yaklaşık ispat ölçüsünü fazlasıyla karşıladığını, henüz başlangıç aşamasında olan ve sonucu dahi belirsiz bir ceza soruşturmasına dayanılarak ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi, hem hukuki koruma tedbirlerinin amacına hem de hukuk yargılamasının bağımsızlığı ilkesine açıkça aykırı olduğunu, üstelik aynı nitelikteki alacak ve belgeler bakımından başka bir mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmiş olması da dikkate alındığında, eldeki dosyada verilen ret kararı hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri ile bağdaşmadığını, ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 'Deniz Ticareti' başlıklı beşinci kitabında da gemilere ilişkin ihtiyati haciz düzenlenmiştir Anılan Kanunu'n 1362. maddesi gereğince alacaklının, alacağının 1352. maddeden sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri sunması gerekmektedir. Buna göre, HMK'nın 389. ve İİK'nın 257.maddesinde olduğu gibi talep konusunda yaklaşık ispat gerekli ve yeterlidir.
İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.
Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."
İhtiyati haciz kararına itirazı düzenleyen İİK.'nın 265.maddesinde de ise; "(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.) Menfaati ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyati haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir.
Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder.
İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./63. md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./17.mad) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz." hükümleri mevcuttur.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp yaklaşık ispat ölçülerinde ispat yeterli olacağından, dosya kapsamına göre mevcut ve muaccel bir alacağın varlığı ile bu hususta yaklaşık ispattan söz edilememesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu değişik iş kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih ve 2025/917 Esas sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08/05/2026