T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/462
KARAR NO : 2025/1328
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/10/2020
NUMARASI : 2016/1325 2020/593
DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin ... plaka sayılı ...marka, tipi ..., ... model, ... cinsi olan aracı 22/12/2014 tarih b seri 189452 sıra nolu fatura ile satın aldığını, satış ve fatura bedelinin 11.750,00 TL olduğunu, söz konusu aracın ... plakalı ile trafikte .....adına tescil ettirdiğini, aracın ruhsat ve resmi kayıtlarda minibus olarak görünmesine rağmen gerçekte kamyon olduğunu, dava konusu aracı 14/12/2015 tarihinde rutin muayene işlemine götürdüğünü, muayene sırasında aracın mekanik süspansiyon sistemi havalı süspansiyon sistemi ile onaysız olarak değiştirilmiş olması sebebiyle ağır kusurlu olarak görüldüğünü ve periyodik muayenesinin yapılamadığını, davacı şirketin bu durumu giderebilmesi için hem satıcı firma hem de diğer mekanikçilerle defalarca görüşme yaptığını, ancak araç üzerindeki bu kusurun giderilebilmesi için satıcı firmanın yetki belgesinin istendiğini, fakat satıcı firmanın ne de üretici firmanın yetki belgesine sahip olmaması sonucu bu sorunu giderme imkanı bulunamadığını, davalı taraf ile pek çok kez görülüşülmesi ve yazılı ihtar gönderilmesine rağmen bugüne kadar bir sonuç alınamadığını, aracın muayenesi yapılamadığından trafiğe çıkma imkanının bulunmadığını belirterek aracın gizli ayıplı olması sebebiyle ayıpsız misli ile değiştirilmesine, değiştirilme imkanı olmaması halinde 11.750,00-TL bedelinin ticari faizleriyle tahsiline, davacının yaşamış olduğu 10.000,00-TL ticari zararın ve araca yapmış olduğu sigorta poliçeleri giderinden oluşan 3.651,30-TL giderin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı "Ayıplı malın değiştirilmesi yada bedel iadesi " talep ettiğini, konusu itibari ile iş bu davaya bakmaya görevli olan mahkemenin Ticaret Mahkemesi olmayıp, Tüketici Mahkemesi olduğunu, bu nedenlerle; öncelikle görev bakımından dosyanın incelenerek görevli ve yetkili İzmir Tüketici Mahkeme' lerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı yanca açılan davayı kabul etmediklerini, davalı firma ikinci el ve sıfır oto alım satım işi ile ilgilendiğini, davacı da; davalı firmanın ...firmasındaki filo indirim anlaşmasından faydalanarak istediği aracın alınması hususunda davalı firma ile anlaştığını, davacı şirketin talebi üzerine söz konusu şirketten, davacı şirketin marka ve modelini belirlemiş olduğu dava konusu araç, 15/12/2014 tarih 31242 yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile, .... plaka sayılı, ...marka, ... tipi, .... model, motor no: .... şasi no:... olan cinsi... olarak belirtilen aracı davalı şirket tarafından satın alındığını, davacı şirketin talebi üzerine satın alınan bu araç, 22/12/2014 tarihinde yapılan araç satım sözleşmesi ile, davalı tarafından, davacı şirket vekili ....’ a satıldığını, davacı yan temsilcisi, bu işlemlerin tamamında bulunduğunu ve hepsine onay verdiğini, aracı da kendisinin gördüğünü ve onayladığını, davalı şirket adına; davacı şirket tarafından gönderilmiş olan İhtarnameye cevaben; İzmir 27. Noterliği' nin 29/06/2016 tarih ve 13805 Yevmiye numaralı ihtarnamesinde de bu hususları belirttiğini ve söz konusu ayıplı malla ilgili husumet yöneltilinebilecek tarafın davalı değil, üretici firma olan .... olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, buna rağmen iş bu davanın yalnızca davalı firmaya yöneltilmiş olması davacı şirketin kötüniyetini gösterdiğini, söz konusu araçtaki ayıbın davalı şirketin öngörebileceği bir ayıp olmadığını, aracın satım sözleşmesi ve tescil belgesinde minibüs olarak göründüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dosyamız kapsamında bulunan tüm belge ve bilgiler ile aldırılan bilirkişi raporlarına göre; davacıya satılan aracın gizli ayıplı olduğu, davacının araçtaki gizli ayıbı öğrenmesi üzerine davalı ve diğer mekanikçilerle sorunun çözümü için Bursa 10. Noterliğinin ihtarnamesi keşide edilinceye kadar devam ettiği hususuna ilişkin iddiası davalı tarafından inkar edilmemesi sebebiyle ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü ile araç bedelinin iadesi yönünde karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile birlikte talep ettiği 10.000,00-TL ticari zararlarının daha sonradan atiye bıraktığı yönündeki beyanı karşısında 6100 sayılı HMK'da atiye bırakma kurumunun yer almaması sebebiyle bu talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacının davaya konu araç için yaptırılan zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortalarına ilişkin olarak talep ettiği zararın aracın davacı yedinde bulunduğu sürelere denk gelmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-... plakalı ...... marka... model,.... motor ve .... şase nolu araçtaki gizli ayıp nedeni ile 11.750,00-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-01/11/2016 havale tarihli dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydı ile talep edilen 10.000,00-TL ticari zarara ilişkin talebin hukuk usulünde atiye bırakma kurumunun bulunmaması sebebi ile bu talep yönünden DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
3-Davacının sigorta poliçelerinden kaynaklandığını ifade ettiği 3.651,30-TL zarar yönünden davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davaya konu araç için yaptırılan zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortalarına ilişkin olarak talep ettiği zararın reddine karar verildiğini, red gerekçesini de bu sigorta poliçelerine ilişkin ödemelerin dava konusu aracın davacının yeddinde bulunduğu süreye denk gelmesine dayandırdığını, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bu red gerekçesinin yerinde olmadığını, iş bu poliçe giderlerinin ... plaka sayılı aracın davacı müvekkili şirket tarafından kullanıldığı sürede yapılmış olduğunu ancak bu kullanım süresinde ne yazık ki araçta yer alan gizli ayıp nedeniyle araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını, ilk muayene tarihi ile ortaya çıkan ayıp neticesinde aracın bir daha trafikte seyir edemediğini, poliçelerin sağladığı faydadan yararlanamadığını, ilk derece mahkemesi talep edilen bedelin iadesine karar verirken işleyecek faize dava tarihinden itibaren hükmettiğini, oysa ki dava tarihinden önce karşı tarafa ihtarnamenin tebliği edildiğini, işleyecek faize ihtarname tebliği tarihinden itibaren karar verilmesinin gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının davacı açısından reddedilen hükümlerinin bozularak kaldırılmasına kararı verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin usule ve esasa aykırı kararının kabulünün mümkün olmadığını, davacının satın aldığı dava konusu aracı 14.12.2015 tarihinde rutin muayene işlemi için ...'ne götürüldüğünde, aracın mekanik süspansiyon sisteminin havalı süspansiyon sistemi ile onaysız olarak değiştirildiği tespitinin yapıldığını, arkadaki körüğün uygunsuz göründüğünü ve periyodik muayenesinin yapılamadığını, araçta bulunan ve çıplak gözle görülemeyecek ayıbın aracın periyodik muayenesi sırasında çıktığı ve bu nedenlerle dava açmak zorunda kalındığını beyan ettiğini, davacının 14.12.2015 tarihinde aracı götürdüğü periyodik muayenesinde tespit edilen gizli ayıptan haberdar olduktan 6 ay sonra; 14.06.2016 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile müvekkili şirkete ayıp ihbarında bulunduğunu, taraflarınca davacıya verilen cevap ihtarnamesi ile müvekkili şirketin ...'den araç alımında, indirimden faydalanma imkanının bulunması sebebiyle ve davacının talebi üzerine ilgili şirketten 15.12.2014 tarih, 31242 yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile dava konusu aracın satın alındığı ve yine davacının talebine istinaden 22.12.2014 tarihinde, araç satış sözleşmesi ile ve aynı bedelle davacı şirket yetkilisine devir işleminin yapıldığı, müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı, husumet yöneltilecekse de .....'ye yöneltilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, davanın ayrıca ....'ye ihbar edildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda, ayıbın gizli olduğu, imalatçı firma olan .... belgeleri ile araç cinsi ve yolcu sayısının uyuşmadığı, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, sorumluluğun imalatçı olan ve aracın ilk satışını gerçekleştiren .....'ye ait olduğu ifadelerine yer verildiğini, alıcının üzerine düşen külfet ve yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiği şartı özelinde; muayene ve ihbar külfetinin bulunduğunu, ayıp, normal (olağan) bir muayene ile anlaşılabilir nitelik taşımıyorsa, alıcının, ileride ortaya çıktığı andan itibaren yine derhal satıcıyı haberdar etmesi gerektiğini, aksi takdirde yine malı ayıplı hâliyle kabul etmiş sayıldığını, TBK 228/1. maddesinde, olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılabilecek ayıpların “uygun bir süre içinde” satıcıya bildirilmesi öngörüldüğü hâlde, olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak ayıplarda “hemen” bildirme şartının bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin, davacının iddialarının davalı tarafından inkar edilmemesi, ihbarın süresinde yapıldığını kabulüne karar vermek gerektiği yönündeki gerekçesinin usule aykırı olduğunu, davacının, dava konusu aracı 22.12.14 tarihinde satın aldığını, aracın muayenesini 14.12.15 tarihinde yaptırdığını, müvekkili firmaya 14.06.16 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğunu, imalatçı firmaya ise ayıp ihbarında dahi bulunmadığını, davcının bir tacir olarak, satın aldığı araç üzerinde 1 yıl boyunca herhangi bir kontrol ve muayene yaptırmadığı gibi, sorunsuz şekilde kullandığını, davaya konu ettiği ayıp iddiasını öğrenir öğrenmez başvurmak yerine ise, 6 ay herhangi bir başvuru ya da ihbarda bulunmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı araç satışı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, istinaf aşamasında davacı vekili tarafından sunulan 01/03/2023 tarihli dilekçe ile 30/10/2020 tarih 2020/1325 esas ve 2020/593 karar sayılı ilamı ile ilgili tarafların karşılıklı olarak taleplerinden, ilam ferilerinden vazgeçtiklerini, tarafların talepleri doğrultusunda karar verilmesini" talep ederek sulh sözleşmesi örneği sunmuştur. Davalı vekili tarafından da 04/07/2025 tarihli dilekçe ile sulh protokolü uyarınca taraflar karşılıklı olarak taleplerinden vazgeçtikleri, sulh protokolü uyarınca karar verilmesi talebi beyan edilmiştir.
01/03/2022 tarihli "Sulh/Protokol" başlıklı sözleşmede," İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 30/10/2020 tarih 2020/1325 esas ve 2020/593 karar sayılı ilamı ile ilgili düzenlendiği, ... plakalı araç ile ilgili birbirlerini ibra ettikleri, karşılıklı olarak istinaf taleplerinden vazgeçtikleri " belirtilmiştir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun "Sulh" başlıklı 313. maddesi "(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." hükmünü,
Aynı Kanunun "Sulhun zamanı" başlıklı 314. maddesi "(1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir.
(2)Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir.
(3) Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir." hükmünü,
"Sulhun etkisi" başlıklı 315. maddesi ise, "(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." hükmünü içermektedir.
Davacı vekilinin Bursa 16. Noterliğinin 14/06/2016 tarihli ve 24294 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; ibra, feragat, kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.
Davalı vekilinin İzmir 25. Noterliğinin 10/09/2009 tarihli ve 24834 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; sulh, ibra, feragat, kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür.
Bu durum karşısında, tarafların protokol ile karşılıklı olarak istinaf taleplerinden vazgeçtikleri anlaşıldığından 6100 sayılı HMK’nın 349. maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 349. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Davacının yatırmış olduğu;
a-220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına,
b-80,70 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya ödenmesine,
3-Davalının yatırmış olduğu;
a-220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına,
b-119,96 TL istinaf nispi karar harcı ile 80,70 TL istinaf maktu karar harcının istemi halinde davalıya ödenmesine,
4-İstinaf eden tarafların yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2025