T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/282
KARAR NO : 2025/1327
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2021
NUMARASI : 2020/390 Esas 2021/973 Karar
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Alım Satım)
BAM KARAR TARİHİ : 10/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun süreden beri süre gelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğu ve her iki şirketin cari hesap usulüne göre çalışmakta olduğu, bu çalışma şekline göre davacı şirket tarafından davalıya makine siparişinin verildiği ve davalıya verilen sipariş karşılığında da avans olarak davacı tarafça davalıya 15.10.2019 vade tarihli 40.000 TL bedelli, 15.11.2019 tarihli 40.000 TL bedelli, 15.12.2019 vade tarihli 40.000 TL bedelli, 15.01.2020 vade tarihli 40.000,00 TL bedelli ve 15.02.2020 tarihli 40.000 TL bedelli 5 adet senet verildiği, bu senetlerden 15.10.2019 vade tarihli senedin ödendiği, ancak daha sonra davacı tarafça davalıya siparişi verilen makinanın taraflar arasındaki anlaşmaya ve standartlara uygun şekilde imal edilerek teslim edilmediği, bu nedenle davacı şirketin başka bir firmaya bu makinayı yaptırmak zorunda kaldığı, buna rağmen davalı tarafça bedelsiz kalan senetlerin iade edilmediği ve icra takibine konu edildiğinden bahisle davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2020/3727 Esas sayılı icra takip dosyasına konu 27.03.2019 düzenleme, 15.11.2019 vade tarihli 40.000 TL bedelli, 27.03.2019 düzenleme 15.12.2019 vade tarihli 40.000 TL bedelli, 27.03.2019 düzenleme 15.01.2020 vade tarihli 40.000 TL bedelli ve 27.03.2019 vade tarihli ve 15.02.2020 vade tarihli 40.000 TL bedelli senetler ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının karşı taraftan alacağına ilişkin olarak 15.02.2020 vade tarihli 40.000 TL, 15.01.2020 vade tarihli 40.000 TL, 15.12.2019 vade tarihli 40.000 TL ve 15.11.2019 vade tarihli 40.000 TL senedi aldığı, iş bu senetler incelendiğinde bedelinin "nakden" alındığı ibaresinin görüleceği, dolayısıyla davacı tarafça iddia edildiği şekilde dava konusu senetlerin bir mal karşılığı veya teminat olarak alınmadığı, bu nedenle davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiasının yerinde olmadığı, davaya konu bonoların sebepten mücerret borç senetleri olduğu, HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince senede karşı senetle ispat mecburiyetinin bulunduğu, dolayısıyla davacı tarafın senetle ispat edilen bir hukuki işleme karşı ileri sürülecek senedin gücünü azaltacak, senedin ispat gücünü ortadan kaldıracak her çeşit iddiasının da senetle ispatlamasının zorunlu olduğu, bu kapsamda karşı yanın soyut ve dayanaktan yoksun iddialarının senede karşı senetle ispat zorunluluğu gereğince iddialarını yazılı delille ispat etmesinin gerektiği, bu kapsamda davacının soyut ve dayanaktan yoksun iddialarının kabulünün mümkün olmadığından bahisle açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava ; Davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2020/3827 Esas sayılı icra takip dosyasına konu senetlerden ve takipten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesiyle, taraflar arasında uzun süreden beri süregelen ticari ilişki sırasında davacı tarafça davalıya siparişi verilen makinalar karşılığında takip ve davaya konu 15.10.2019 vade tarihli 40.000 TL, 15.11.2019 vade tarihli 40.000 TL, 15.12.2019 vade tarihli 40.000 TL, 15.01.2020 vade tarihli 40.000 TL ve 15.02.2020 vade tarihli 40.000 TL bedelli 5 adet senedin davacı tarafça düzenlenerek avans olarak davalıya verildiği, iş bu senetlerden 15.10.2019 vade tarihli senedin davalıya ödendiği, ancak davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşme kapsamında kararlaştırıldığı şekilde makinaların anlaşma ve standartlara uygun şekilde imal edilerek davacıya teslim edilmediği, bu nedenle davacı tarafça davalıya verilen her biri 40.000 TL bedelli 4 adet senedin karşılıksız kaldığı, buna rağmen davalı tarafça iade edilmeyerek icra takibine konu edildiğinden bahisle davaya konu senetler ve icra takibinden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, davacı iddialarının yerinde olmadığı, davalının, davacıdan olan alacağına karşılık 15.02.2020 vade tarihli 40.000 TL, 15.01.2020 vade tarihli 40.000 TL, 15.12.2019 vade tarihli 40.000 TL ve 15.11.2019 vade tarihli 40.000 TL dava konusu senetleri davacıdan aldığı, senetlerin tamamında "nakden" ibaresinin bulunduğu, bu nedenle davacı tarafça iddia edildiği şekilde iş bu senetlerin bir mal karşılığı veya teminat olarak davalıya teslim edildiği yönündeki davacı iddiasının yerinde bulunmadığı, davaya konu bonoların sebepten mücerret borç senetleri olduğu, bu nedenle HMK 200 ve devamı maddeleri gereğince senede karşılık senetle ispat kuralı gereğince davacı tarafın bu yöndeki iddiasını yazılı delillerle ispatlamasının gerektiği, bu kapsamda davacı tarafın soyut ve dayanaktan yoksun bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davaya konu İzmir 1. İcra Dairesi'nin 2020/3827 Esas sayılı icra takibine konu senetlerin incelenmesinden her birinin davacı şirket tarafından davalı şirket lehine düzenlenmiş 27.03.2019 düzenleme tarihli 15.11.2019 vade tarihli 40.000 TL bedelli, 15.12.2019 vade tarihli 40.000 TL bedelli, 15.01.2020 vade tarihli 40.000 TL bedelli ve 15.02.2020 vade tarihli 40.000 TL bedelli bonolar olduğu ve bonoların tamamında senet metninde "bedeli nakden alınmıştır." ibaresinin bulunduğu, iş bu senetlerden dolayı faiz ve fer'ileriyle birlikte davacı tarafça davalı hakkında 17.06.2020 tarihinde toplam 170.255,08 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatıldığı dosya kapsamı belgelerle sabittir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, takip ve davaya konu senetlerin, taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davacı tarafça davalıya verilen makina siparişi karşılığında avans olarak düzenlenip davalıya verilip verilmediği, dava konusu senetlerin bedelsiz kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında dava konusu senetlerin her iki tarafa ait ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıtlı olduğunun tespiti açısından mali müşavir bilirkişi marifetiyle her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda davacı şirketin incelenen 2018 ve 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarına göre 2018 yılında davalı tarafça davacı adına 53.100 TL tutarlı "S2448 kömür eleği çelik konstrüksiyon imalatı" açıklamalı 1 adet ve yine "2,4 x 6,00 mt. elek imalatı" açıklamalı toplam 649.000 TL tutarlı 1 adet olmak üzere toplamda 702.100 TL tutarlı 2 adet faturanın düzenlendiği ve her iki faturanında davalı hesabına alacak olarak kaydedildiği, ayrıca 2018 yılı içerisinde davacı tarafça davalıya toplamda 590.000 TL'lik ödemenin kaydedildiği, bu ödemeler düşüldüğünde 2018 yılı itibariyle davacı defterlerine göre davalı şirketin 112.100 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, yine davacı şirketin incelenen 2019 yılı ticari defterlerine göre ise 2018 yılından devreden 112.100 TL'lik davalı alacağı ile başladığı ve 2019 yılı içerisinde yine davalı şirket tarafından "elek çelik kontrüksiyon imalatı" açıklamalı olarak düzenlenen 116.784,60 TL'lik faturanın davalı şirket hesabına alacak olarak kaydedildiği, takip ve davaya konu 27.03.2019 tanzim tarihli ve her biri 40.000 TL bedelli olan 15.11.2019, 15.12.2019, 15.01.2020 ve 15.02.2020 vadeli senetlerin 28.03.2019 tarihinde davacı şirket defterlerine davalı şirkete olan borçlarından mahsup edilmek üzere davalı cari hesabına borç olarak kaydedildiği, yine aynı tarihte dava konusu olmayan 15.10.2019 vadeli 40.000 TL'lik senedi de davalı olan cari hesaptan mahsup etmek üzere davalı hesabına borç olarak kaydettiği, davaya konu senetlerden 15.11.2019 ve 15.12.2019 vade tarihli olan senetlerin daha sonradan karşılıksız çıkması nedeniyle tekrardan davalı cari hesabına alacak kaydettiği ve 2019 yılı içerisinde davalı şirket kayıtları ile birebir uyuşan davalı hesabına borç kaydedilen 2.200,00 TL, 50.000 TL, 50,00 TL, 80.000 TL, 50.000 TL, 10.000 TL, 50.000 TL, 22.957,62 TL hesap hareketleri neticesinde 2019 yılı ticari defterlerine göre 2019 yılının 153.323,02 TL davalıya borç kaydı ile kapatıldığı, daha sonradan 2020 davacı ticari defterlerinin 2019 yılından devreden davalı borç bakiyesi olan 153.323,02 TL ile başladığı ve davaya konu senetlerden daha öncesinde davalı cari hesabına borç olarak kaydedilen 15.01.2020 ve 15.02.2020 vade tarihli senetlerin karşılıksız olması nedeniyle tekrardan davalı cari hesabına alacak olarak kaydedildiği ve bunun neticesinde de 2020 yılı davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 73.323,02 TL cari hesaptan alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu alınan bilirkişi raporu ve rapor içeriğindeki tabloların incelenmesinden anlaşılmıştır.
Yine alınan kök bilirkişi raporunda davalı şirketin incelenen 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarına göre yıl sonu itibariyle davalının davacıya cari hesaptan 112.100 TL borcunun kayıtlı olduğu, bu yıl içerisindeki tüm hesap hareketlerinin davacı şirket defterleri ile aynen uyumlu olduğu, davalı şirketin incelenen 2019 yılı ticari defter ve kayıtlarına göre ise 2018 yılından devreden 112.100 TL 'lik davalı borcunun açılış kayıtlarında mevcut olduğu ve 2019 yılı içerisinde davalı tarafça davacı adına düzenlenen 116.784,60 TL'lik faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve yine davacı şirket defterlerinde de aynen kayıtlı olan ve davacı cari hesabına alacak olarak kaydedilen 2.200 TL, 50.000 TL, 50,00 TL, 80.000 TL, 50.000 TL, 10.000 TL ,22.957,52 TL, 50.000 TL'lik ödemeler ile 40.000 TL'lik senet ödemesinin davalı defterlerinde aynen kayıtlı olduğu ve 2019 yılı itibariyle davalı defterlerine göre davalının davacıya 73.323,02 TL cari hesaptan borcunun bulunduğunun kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök rapora göre takip ve davaya konu olan her biri 27.03.2019 düzenleme tarihli ve 40.000 TL bedelli 15.11.2019 vade, 15.12.2019 vade, 15.01.2020 vade, 15.02.2020 vadeli 4 adet senet ile takip davaya konu olmayan 15.10.2019 vade tarihli 40.000 TL'lik senedin davacı şirket defterlerinde davalının cari hesabında, cari hesap borcuna mahsuben borç olarak kayıtlara alındığı, daha sonradan takip ve davaya konu 4 adet senedin karşılıksız çıkması neticesinde tekrardan davalı cari hesabına alacak olarak kaydedildiği, bu şekilde davalı tarafça düzenlenen faturalar ve davacı tarafça yapılan diğer ödemeler mahsup edildiğinde davacı şirket defterlerine göre netice olarak davacı taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan 73.323,02 TL'lik cari hesaptan alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu 4 adet senedin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak davalı şirket defterlerinde 27.03.2019 tarihinde "senet" açıklamasıyla tek bir adet 40.000 TL'lik senedin davacı şirketin cari hesabına alacak olarak kaydedildiği ve bu senette dahil olmak üzere davalı tarafça düzenlenen faturalar ve davacı tarafça yapılan diğer ödemeler mahsup edildiğinde davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre dava konusu edilen 4 adet senet haricinde cari hesaptan davacının davalıdan 73.323,02 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, bu şekilde dava konusu 4 adet senet haricinde taraflara ait ticari defter ve kayıtlardaki cari hesap hareketlerinin birbiriyle uyum içerisinde olduğu görülmüştür.
Alınan ek raporda da, iş bu senedin davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği ödemesi yapılan dava dışı 15.10.2019 vadeli senet olabileceği, davalı defterlerinde kayıtlı senedin 15.10.2019 vadeli senet veya dava konusu 2020 vadeli senetlerden biri olduğu hususunun davalı kayıtlarında tespitinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında oluşturulan ara kararı gereğince davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 26.03.2021 tarihli dilekçede ise davalı şirket defterlerinde kayıtlı olan senedin 23.03.2019 tanzimli ve 15.10.2019 vadeli senet olduğu bildirilmiştir. Davalı defterlerindeki 40.000 TL'lik senetle ilgili açıklamanın sadece "senet" şeklinde olması nedeniyle ve taraflar arasındaki ticari ilişki sırasında davacı tarafça davalıya dava konusu 4 adet senet dışında 15.10.2019 vadeli 40.000 TL'lik başka bir senedin daha verildiği ve bu senedin de davalı tarafa ödendiği belirtildiğinden davalı şirket defterlerinde kayıtlı olan iş bu senedin dava konusu senetlerden biri olduğu hususunun davacı tarafça ispatlanmasının gerektiği, ancak davacı tarafça bu hususu ispatlar nitelikte yazılı bir delilin dosyaya sunulmaması karşısında davalı şirket ticari defterlerinde davacı cari hesabında kayıtlı olan 40.000 TL'lik senedin dava konusu olmayan ve davacı tarafça davalıya ödendiği belirtilip her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olan 15.10.2019 vadeli senet olduğunun kabulü gerekmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davaya konu senetlerin tamamında senet metninde "bedeli nakden alınmıştır." ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Bu kapsamda dava konusu senetlerin davacı tarafça davalıya verilen siparişler karşılığında davalı tarafça imal edilerek davacıya teslim edilecek makinalara istinaden avans olarak verildiği ve davalı tarafça teslim edilmesi gereken makinaların teslim edilmemiş olması nedeniyle senetlerin bedelsiz kaldığı yönündeki iddianın davacı tarafça yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir. Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde 4 adedi davaya konu edilen ve davacı tarafça davalı lehine düzenlenerek verilen 5 adet senedin davacı şirkete ait ticari defterlerde kayıtlı olmasına rağmen davaya konu 4 adet senedin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, dava konusu olmayan 1 adet senedin davalı şirket defterlerinde davacı cari hesabında kayıtlı olduğu, dava konusu 4 adet senet haricindeki cari hesap ilişkisi kapsamında davacının davalıdan 73.323,02 TL alacaklı olduğu konusunda taraf defterlerinin birbiriyle mutabık olduğu görülmüştür. Ancak dava konusu senetlerin davalı şirket ticari defterlerinde davacı cari hesabında kayıtlı olmaması nedeniyle davacının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça davacıya imal edilip teslim edilecek mallar nedeniyle dava konusu 4 adet senedin davalıya avans olarak verildiği yönündeki davacı iddiasının taraflara ait ticari defterdeki kayıtlarla kanıtlanamadığı, ayrıca dava konusu senetlerin sipariş edilen mallar karşılığında avans olarak davalıya verildiği yönündeki davacı iddiasını kanıtlayacak nitelikte yazılı bir sözleşme veya davalının kabulünde olan başkaca bir yazılı belge davacı delilleri arasında bulunmadığından davacı tarafın her birinde "bedeli nakden alınmıştır" ibaresi yazılı olan dava konusu senetlerin sipariş edilen makinalar karşılığında avans olarak davalıya verildiği ve makinaların teslim edilmemiş olması nedeniyle bedelsiz kaldığı yönündeki davacı iddiasının yazılı delillerle ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı delilleri arasında ayrıca yemin deliline dayanıldığından mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı tarafa yemin deliline dayanılıp dayanılmayacağı hatırlatılmış olup, davacı vekili tarafından mahkememizce yapılan yargılama sırasında 12.10.2021 tarihli celsede yemin deliline dayanmadıklarını bildirdiğinden bu kapsamda davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verme gereği doğmuştur," gerekçesi ile; "Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE, İİK 72/4.maddesi gereğince mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davaya konu senetler üzerindeki iddiasının senetlerin verilen siparişlere ilişkin avans olarak verildiği, karşı tarafın savunmasının ise nakdi olarak verilen borç karşılığında senetlerin alındığı olduğunu, bir şirketin kasasında parası yoksa, hatta normal borçlarını bile (banka borcu dahil) ödeyemeyecek bir haldeyse borç para vermesinin ticari kurallara, teamüle, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda da açıkça borç para alışverişinin ticari defterlere işlenmesinin zorunlu olduğu halde böyle bir kaydın olmadığı, senetlerinde avans olarak verildiğinin ifade edilmiş olmakla zaten davalarının ispatlanmış halde olduğunu, esasen davanın menfi tespit davası olup nitelik itibariyle bir borca itiraz davası olmadığını, bu sebeple mahkemenin sadece senet metnine bağlı kalmayarak, ticari defterler, kasa defterleri ve diğer delilleri de incelemesi, ortaya çıkan sonuca göre davacı şirketin gerçekten borçlu olup olmadığını tespit etmesinin gerektiğini, davalı şirketin ticari defterlerinde takip ve dava konusu 4 adet senetten sadece bir tanesinin kayıtlı olduğunu, kayıtlı olan senedin 15.11.2019, 15.12.2019, 15.01.2020, 15.02.2020 vadeli senetlerden hangisinin olduğu kaydın açıklama bölümüne düşülen “ senet “ ifadesinden anlaşılamadığını, yalnız kayıt edilen hesap kodundan 2020 vadeli iki senetten biri olabileceğinin anlaşıldığını, ayrıca davacı şirket tarafından dava konusu 4 adet senet ile aynı düzenleme tarihinde verilen ve vadesinde tahsil edilen dava dışı 15.10.2019 vade tarihli senedin de davalı ticari defterlerinde kaydının olmadığının tespit edildiğini, her iki tarafın 2020 yılı ticari defterlerinde de; en son kayda göre müvekkili davacı şirketin davalı şirketten 73.323,02-TL. alacaklı olduğu hususlarının tespit edildiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olup yasal delil niteliği taşıdığını, ancak mahkemenin buna rağmen müvekkili şirket defterlerini göz önünde bulundurmadan karar verdiğini, yine 17.08.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda ''davalı şirketin ticari defterlerinin borç ve alacak ilişkilerini açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koyamadığı, davalı defterlerinde kayıtlı senedin dava dışı 15.10.2019 tarihli senet yada dava konusu 2020 vadeli senetlerden biri olduğu hususunun davalı kayıtlarında tespitinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. '' şeklinde tespitte bulunulduğunu, hem davacı müvekkilinin hem davalı şirketin (defterlere kaydetme zorunluluğu olmasına rağmen) ticari defterlerinden, hem de alınan bilirkişi raporlarından senetlerin verildiği zamanda müvekkili şirketin alacaklı konumda bulunduğu, senetlerin sipariş avansı olarak verildiğinin açık olduğunu, davacı müvekkilinin davalı tarafa 5 adet senet verdiğini ve bu senetlerin hepsini kendi defterlerine işlediğini, ancak davalı tarafın bu senetlerden sadece bir tanesini defterlerine işlediğini, davalı tarafça hangi senedin ne şekilde defterine işlediğini, senetlerin tamamını neden defterine işlemediğini, işlenen senedin hangi senet olduğunu bilmesinin davacı müvekkili şirketten beklenemeyeceğini, davalı şirketin basiretli bir tacir olarak aldığı, verdiği tüm senetleri, yaptığı ödemeleri, faturaları vb. her şeyi defterlerine açıkça ve tam olarak işlemesinin gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Bilindiği üzere borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkanı verilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08.02.2022 tarih ve 2021/19-659 Esas ve 2022/82 Karar sayılı ilamı)
Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalıya (alacaklıya) düşer. Alacak kambiyo senedine dayanıyorsa kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Ancak davalı (alacaklı) maddi vakıayı açıklarken ispat yükünü üstlenebilir. "(Bknz.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4112 esas, 2022/8251karar sayılı emsal ilamı)
Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda; davacı "bedeli nakden alınmıştır" ibaresi bulunan bonoların avans olarak verildiği ve teslim edilmesi gereken mallar teslim edilmediğinden bedelsiz kaldığını iddia etmiş olup davalı taraf bonoların düzenlenme amacını talil etmediğinden ispat taraf yükü davacı taraftadır. Davacı tarafça iddialarını kanıtlar nitelikte delil sunulmamıştır. Bono sebepten mücerret olduğundan davacı tarafça da bonoların bedelsiz kaldığı yazılı delillerle ispatlanmadığından ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/6404 esas, 2023/1566 karar sayılı emsal kararı da aynı doğrultudadır)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle somut olaya uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi uyarınca senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin geçerli kesin delillerle ispatlanmasının gerekmesine, elinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerir bir bono bulunan davalının ayrıca alacağının nereden kaynaklandığını açıklama mecburiyeti bulunmadığı gibi bonoda yazılı miktarda alacaklı olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün de bulunmamasına, davacı tarafından dava konusu senetlerin avans olarak verildiği, senetler karşılığında verilmesi gereken malların teslim edilmediği ve senetlerin bedelsiz kaldığı iddialarının kesin delillerle davacı tarafından ispatlanamamasına, davacı tarafından yemin deliline dayanılmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/11/2021 tarih, 2020/390 Esas ve 2021/973 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/07/2025