T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/214
KARAR NO : 2025/1323
KARAR TARİHİ : 10/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/09/2021
NUMARASI : 2020/358 Esas 2021/603 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)
BAM KARAR TARİHİ : 10/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sigortalısı 52749576/0 nolu emtia nakliyat abonman kati sigorta poliçesi ile sigortalısı ... A.Ş adına sigortalı 960 adet 24.480 Brüt 24.000 KG net mikronize barit emtiasının davalının taşıyan olarak sorumluluğunda İzmir’den Fransanın.... isimli gemi ile MEDU3649911 nolu konteynıra nakliyesi sırasında emtianın bir kısmının (6.000KG) nın hasara uğradığını, sigortalı emtia alıcısının 10.04.2019 tarihinde malı hasarlı olarak teslim aldığını, bu hasarın fotoğrafları çekilerek palette ıslanma nedeniyle meydana geldiğinin belgelendiğini, davalıya ihtarname gönderildiğini, bu hasarın ekspertiz incelemesiyle 2.448 Euro olarak tespit edilmesiyle, 01.07.2019 tarihinde sigortalıya ödendiğini, sigortalının emtiada meydana gelen hasara ilişkin olarak müvekkilinin TTK m. 1472'e göre halef olduğunu, bu miktarın 3095 sayılı kanun m.4/a gereğince işleyen faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini, taraflar arasında ki arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek 2.448 Euro'nun 01.07.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m.4/a ya göre işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının doğrudan .... A.Ş. ye husumet yönelttiğini, ancak müvekkiline doğrudan dava açılamayacağını .... A.Ş. nin ....SA'nın acentesi olduğunu ve taşıyana izafeten acenteye karşı dava açılabileceğini, bu nedenle davada pasif husumetin olmadığını, emtianın taşındığı, konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47 de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, davanın esası yönünden ise; TTK m. 1185 e göre bir usulüne uygun ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit bulunmadığını, farkın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, FLC/FCL ve Shıpper Load Stow And Count yani yükledi, istifledi, saydı klozuyla yükleme ve boşaltma limanında malların niteliğine ilişkin bir kayıt bulunmadığını, ayrıca konteynırın hasar gördüğüne ilişkin bir tutanak tutulmadığını belirterek davanın pasif husumet, yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasara uğramasına istinaden açılan rücuen açılan tazminat davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlık sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarlanmasına istinaden rücuen açılan tazminat davasında pasif husumet, yetki ve esasa ilişkindir
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
Poliçe, ihtarname, faturalar, konşimento, ekspertiz raporları, fotoğraflar incelenmiştir.
Dosyaya ibraz edilen konişmento da yer alan yetki ilk itirazı incelendiğinde; bu halde yetkili mahkemenin m.10/3'e göre MEDUIS597689 numaralı deniz yük senedin (Sea waybıll) da yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk Hukukunu Doğrudan Uygulanan Kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir.
Olayda deniz yük senedinde yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu deniz yük senedi tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Londra mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratmaktadır.
Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konşimentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2012/147 Esas, 2-) 2012/148 Esas, 3-) 2012/201 Esas, 4-) 2012/205 Esas, 5-) 2012/230, Esas 6-) 2012/236 Esas, 7-) 2012/247 Esas, 8-) 2012/249 Esas, 9-) 2012/312 Esas, 10-) 2012/313 Esas, 11-) 2012/317 Esas, 12-) 2012/319 Esas, 13-) 2012/342 Esas, 14-) 2013/10 Esas, 15-) 2013/12 Esas, 16-) 2013/18 Esas, 17-) 2013/37 Esas, 18-) 2013/49 Esas, 19-) 2013/51 Esas, 20-) 2013/52 Esas, 21-) 2013/54 Esas, 22-) 2013/55 Esas, 23-) 2013/74 Esas, 24-) 2014/16 Esas, 25-) 2014/22 Esas, 26-) 2014/42 Esas, 27-) 2014/56 Esas, 28-) 2014/73 Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin – 1-) 2014/428 Esas, 2-) 2014/443 Esas, 3-) 2014/483 Esas, 4-) 2014/1370 Esas, 5-) 2015/22 Esas, 6-) 2015/23 Esas, 7-) 2015/206 Esas, 8-) 2015/469 Esas, 9-) 2015/503 Esas, 10-) 2015/667 Esas, 11-) 2015/1200 Esas, 12-) 2015/1210 Esas, 13-) 2015/1211 Esas, 14-) 2015/1444 Esas, 15-) 2016/898 Esas, 16-) 2016/1009 Esas, 17-) 2016/1454 Esas, 18-) 2018/144 Esas, 19-) 2018/386 Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmaktadır. Bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmamaktadır.
Ayrıca, Deniz Yük Senedinde yer alan yetki kaydı incelendiğinde "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londro Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve ingiliz kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacak taşımalara ilişkin dava, münhasıran NewYork Güney Bölgesinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede dava açmamayı ve başka bir mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder.
Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir diğer tutarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur.
Sonuç olarak; MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince somut olayda yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
Bununla birlikte biraz önce açıklandığı üzere .... AŞ somut olayda konşimentoda yer aldığı üzere acente olması nedeniyle açılacak davada husumetin ... SA ’ya karşı izafeten yükleme acentesi olan ....AŞ ye karşı dava açması gereklidir. Davaya konu deniz yük senedi üzerinde yapılan incelemede taşıyanın .... SA olduğu bu deniz yük senedinde yükleme acentesinin SC asıl taşıyan .... SA’ya karşı husumet göstermesi ve ona izafeten TTK m.105/2’ye göre ....AŞ’ye karşı dava açması gerektiği ....AŞ nin ise bu şirket adına acente sıfatıyla hareket edildiği belirlendiğinden, ve davacı tarafından da 12.10.2020 tarihli dilekçe ile HMK m.124/3 e göre maddi bir hatadan kaynaklanan sebepten dolayı taraf değişikliği yapılarak davanın ... SA ya izafeten ... AŞ ye husumet yöneltmiş ve husumette değişiklik meydana getirerek bu eksikliği gidermiştir.
Böylece mahkememizce verilen 10.12.2020 tarihli 3 nolu ara karar kapsamında bilirkişi incelemesi yapılmış ve teknik bilirkişi ..., kaptan ... ve kimya mühendisi ...'dan alınan 27.04.2021 tarihli raporda; ekspertiz raporlarının incelendiği DAP Fransa İncoterms satış şekliyle 9.792 Euro 20 kap 960 adet 24.840 kg bürüt 24.000 net kg barit madeninin 25 kg lik torbalarla konteynır içinde ... firmasına satıldığı ancak konteynır içindeki emtiyanın ıslandığı ıslaklık sebebinin konteynırın delik olmasından malın büyük kısmının hasar gördüğü hasarın 20 palet üzerinde 48 adet torbada 6.000 kg lik malda meydana geldiği bu miktar malın ret edildiği ve sovtaj değerinin bulunmadığı, 2.448 Euro hasar bedelinin olup bu miktara KDV nin dahil olmadığı yapılan incelemede ekspertiz raporu tespitleri de dikkate alınarak tespit edilen hasar miktarının piyasa şartlarına uygun olduğu konteynır içi istifin yapılırken göz testi/ışık testi veya hortum/su testi gibi olası yöntemlerle test edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı davalı firma tarafından işletilen .... isimli gemiye 18.03.2019 tarihinde yüklendiği konşimentoda herhangi bir hasar kaydının olmadığı temiz konşimentoyla yüklendiği geminin tahliye limanına 07.04.2019 tarihinde vardığı herhangi bir hasar kaydının bulunmadığı geminin ağır hava ve deniz şartlarına maruz kaldığına dair bir belge bulunmadığı konteynırın tahliye limanı ile alıcı firma tesisleri arasındaki iş nakliyesini taşıyan firma tarafından yapıldığı tahliye limanında hasar kaydının bulunmadığı Fransa ya varışta çekilen fotoğraflardan ıslanma özelliğinin tespit edildiği 15.06.2019 tarihli ekspertiz raporunda hasar tespit tarihi olarak 10.04.2019 tarihinin kaydedilmiş olduğu konteynırın tutanaksız ve hasarsız kayıtlı olarak alıcı firmaya teslim edildiği 10.04.2019 tarihinden 14 gün sonra 24.04.2019 tarihinde hasarın belirlendiği sigortalı firmaya e posta ile 06.05.2019 tarihine kadar ihbar edildiği davaya konu yükün hasarlandığı davacının ihbar yükümlülüğünün uymamış olması nedeni ile karinenin yer değiştirdiği ve davalı taşıyan aleyhine çürütülmüş olup olmadığı incelendiğinde; TTK M.1185/1 fıkra uyarınca ziya veya hasarın en geç gönderilene teslim sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi gerektiği hasar ve zarar haricen belli değil ise bildirimin teslim tarihinden itibaren 3 gün içerisinde yapılması gerektiği davacının zarar ve hasarı bildirmediği ve tespit ettirmediği TTK m. 1185/2 fıkra gereğince tarafların katılımı ile mahkeme veya yetkili makam veya resmen atanmış uzmanlar tarafından inceleme yapılması halinde bildirime gerek olmadığı ihbar süresine uyulmaması dolayısıyla ortaya çıkan karinenin ancak tarafların katılımı ve mahkeme/yetkili makam/uzman tarafından inceleme ile bu karinenin aksinin kanıtlanabileceği oysaki davacının hasar ihbarında bulunmadığı usule uygun tarafların katılımıyla bir tespit yapılmadığı zararın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirlenemediği belirtilerek TTK M.1185 ile davalı taşıyan lehine doğan karinenin aksinin ispatlanamadığı belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekilinin 07.05.2021 tarihli beyan dilekçesinde; teslimat sırasında her ne kadar hasar tutanağı düzenlenmemiş ise de konteynır içine giren su nedeni ile malın hasarlandığı TTK m.1178 gereğince taşıyanın sorumlu olduğu konteynırdaki deliğin davalı taşıyanın sorumluluğunda bulunduğu konteynırın taşıyan tarafından temin edildiği gemi yoluyla yapılan taşımanın davalının sorumluluğunda yapıldığı belirterek yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekilinin 02.02.2021 tarihli beyan dilekçesinde; davacı tarafın malların hasarına ilişkin hasar kaydının bulunmadığı davaya konu taşımanın deniz yolu ile yapıldığı ancak bilirkişi raporunda yer aldığı üzere konteynırın müşteriye sağlam ve nakliyeye uygun olarak teslim edildiği, ....SA tarafından düzenlenen konşimentoda taşımanın FCL/FCL (Full container load) olarak yapıldığını ve konşimento üzerinde Shıpper Load Stow And Count yani yükledi, istifledi, saydı klozunun bulunduğunu, konteynırın müşteri tarafından doldurulduğunu, davacı tarafın hasarlandığını iddia ettiği emtiaların taşındığı konteynırın ne yükleme limanında ne de boşaltma limanında hasar kaydının bulunmadığını hasarsız bir şekilde konteynırın teslim edildiğini, malların neden ve nasıl ıslandığının tespit edilemediği, müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, hal böyle iken ispat yükünün yer değiştirdiğini müvekkilinin ticari bir kusurundan kaynaklandığı iddiasının davacı tarafından ispat edilemediğini bu nedenle davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
Taraflara itirazları nedeni ile bilirkişilerden 11.08.2021 tarihli alınan ek raporda tarafların itirazları incelenerek yapılan incelemede TTK M.1178 uyarınca davalı taşıyan sorumluluğunun bulunduğuna dair davacının iddiasının kabul edilemeyeceğini zira ihbar külfetinin yerine getirilmediğini, TTK M.1185/3 fıkra gereğince karinenin çürütülmesi gerektiği taşınmanın hangi aşamasında zararın meydana geldiğinin belirlenemediği konteynırın teslim alınması sırasında sağlamlık ve uygunluk kontrollerinin yapıldığına dair bir kayıt bulunamadığı, konteynır iç dolumunun yükleten firma tarafından hangi tarihte yapıldığına dair bir bilgiye rastlanmadığı yükleten firmanın konteynırın sızdırmazlığını tespit edecek bir belge bulunmadığını, böylece nakliyeye uygun olarak konteynırın teslim edildiği, konteynırın 07.04.2019 tarihinde tahliye limanına vardığı ve emtianın hasar gördüğüne dair herhangi bir tutanak bulunmadığı hasarsız ve sağlam olarak tahliye edildiği konteynırın gemiye hasarsız olarak yüklendiğini ve tahliye edildiğini konteynırın teslim tarihinin ekspertiz raporu ile uyumlu olduğu tahliye limanı ile alıcı firmanın tesisleri arasındaki iç naklinin taşıyan firma tarafından yapıldığı bu nedenle emtiadaki hasara yol açan deliğin taşıyanın sorumlu olduğu bir sebepten ileri geldiğinin ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddinin gerektiği belirtilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; davacının sigortalısının dava konusu olan MEDU3649911 numaralı konteynıra yüklediği mikrolinize barut emtiasının FCL/FCL ve Shıpper Load Stow And Count yani yükleyici yükledi, istifledi, saydı klozu ile yüklendiği gerek yüklemede gerekse tahliye limanında malın hasarlandığına ilişkin herhangi bir kayıt tutulmadığı ayrıca konteynır teslim alınırken göz testi/ışık testi veya herhangi bir su testi yapılmadığı konteynırın sağlam ve iç doluma uygun olarak teslim alındığı zararın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirlenemediği davacının sigortalısının TTK m.1184 ve 1185 e uygun olarak eşyayı teslim almada önce eşyanın hal ve durumunun 3 günlük yasal süresi içinde tespit ettirilmediği hasar ihbarının yük teslim edildikten 1 ay sonra 17.05.2019 tarihinde ihbarname ile acenteye bildirildiğini, tarafların katılımıyla bir tespit yapılmadığı davalı lehine eşyayı denizde taşıma senedinde olduğu gibi teslim etmiş ve bu eşyada oluşan zarardan dolayı sorumlu olmadığı karinesinin doğmasına sebebiyet verildiğini, durumun aksinin ispat edilemediğini, zararın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirlenemediği anlaşıldığından gerek asıl ve gerekse ek raporda belirtildiği üzere malın alıcı firmaya sağlam ve hasarsız teslim edildiği sonucunun doğduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "Davacının ispatlanamayan davasının reddine, şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının, olaya, usul ve yasaya, yüksek mahkeme kararlarına aykırı, eksik ve hatalı inceleme ve değerlendirmeye dayalı bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarına dayandığını, hasara uğrayan davaya konu emteanın taşındığı konteynerin davalının sorumluluğundaki gemiye hasarsız olarak yüklendiğini, taşıma esnasında konteynerin su geçirdiğinin, davalı tarafından taşıyıcısı olduğu davaya konu olayda konteynerdeki davaya konu emteanın ıslanarak kullanılmaz hale geldiğinin tespit edilmiş olmasına rağmen, bilirkişi heyeti ek raporunda, konteynerin varma limanına hasarsız ve sağlam olarak tahliye edilmiş olduğu, aksine yönelik bir kanıta ulaşılamadığından taşıyan davalı firmanın dava konusu konteyneri alıcı firmaya sağlam ve hasarsız teslim ettiği kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, davaya konu olayda taşımaya ilişkin konteynerin davalı taşıyan tarafından tedarik edildiğinin, gemi yoluyla taşımanın da davalının sorumluluğunda yapıldığı ve davaya konu hasara davalı taşıyan tarafından tedarik edilen konteynerin delik/yıpranmış olması nedeniyle su geçirmesinin sebebiyet verdiğinin dosya kapmanındaki delillerle sabit olduğundan, TTK. hükümleri ve bu yöndeki yerleşmiş mahkeme kararları da göz önüne alınarak davalı taşıyanın davaya konusu hasar tazminatının ödenmesinden müvekkili şirkete karşı sorumlu olduğunun açık ve net olduğunu belirterek ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
06102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1185. maddesi " (1) Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir.
(2) Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur.
(3) Gerçek veya muhtemel bir zıya veya hasarın söz konusu olması hâlinde taşıyan ve gönderilen, eşyanın incelenmesi ve koli sayısının belirlenmesi için birbirlerine uygun olan her türlü kolaylığı göstermekle yükümlüdürler.
(4) Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir." şeklindedir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu ve ek raporun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, süresinde hasar ihbarında bulunulmamasına, taşıyan, eşyanın zıyaı veya hasarından doğan zararlardan, eşyanın taşıyanın hâkimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olup taşıma konusu emtianın hasara uğramasında davalının sorumlu olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/09/2021 tarih, 2020/358 Esas ve 2021/603 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 10/07/2025