T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2360
KARAR NO : 2025/1296
KARAR TARİHİ : 08/07/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/06/2021
NUMARASI : 2021/94 Esas 2021/539 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 08/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/07/2025
Davalının vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
"Davacı vekili Kocaeli Tüketici Mahkemesi'nin 2015/4302 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirketten 12/06/2012 tarihinde .. odun stok sahasında kullanılmak üzere yangın su monitörü tedarik ettiğini, söz konusu cihazda ayıplar çıkmış olduğunu, bu ayıpların müvekkili şirket tarafından Akhisar 2. AHM nin 2013/387 D. İş dosyası ile tespit ettirildiğini, yapılan tespit neticesinde müvekkil şirketin ayıplı malın bedelini davalıdan talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkil şirkete her hangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kocaeli 7. İcra Müdürlüğünün 2015/12099 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili KocaeliTüketici Mahkemesi'nin 2015/4302 Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; yetki, zamanaşımı ve görev itirazlarının bulunduğunu, öncelikle usuli itirazları nedeniyle davanın reddine, kabul görmez ise haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Kocaeli Tüketici Mahkemesi'nin 31/05/2016 tarihli 2015/4302 Esas 2016/1585 Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ve dosya Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi olmuştur. Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de 22/09/2017 tarihli 2016/958 Esas 2017/618 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiş ve davaya bakma yetkisinin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu" gerekçesiyle dosya Mahkememize tevzi edilmiş ve Mahkememizin 2017/1425 Esas sayılı dosya numarasını almıştır.
Mahkememizce yapılan tahkikat sonucunda 22/05/2018 tarihli, 2017/1425 Esas, 2018/545 Karar sayılı ilamı ile davanın KABULÜ ile davalının Kocaeli 7.İcra Müdürlüğü'nün 2015/12099 sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına kararı verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17 HD'since yapılan inceleme neticesinde 2018/1774 Esas 2020/1227 Karar sayılı 12/11/2020 tarihli kararı ile aynen "davacının tacir ve/veya ticari işletme sahibi olup olmadığı araştırılarak, yapılan incelemelere göre, davacının tacir olup olmadığı ve davanın Ticaret mahkemesinin görevinde bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılarak ve yargılamaya devam edilmesi için, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince esasa ilişkin istemler incelenmeksizin davalı tarafın istinaf isteminin kabulüne karar verilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2018 tarihli ve 2017/1425 esas-2018/545 karar sayılı kararın 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda yapılan açıklamalara göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine iadesine" şeklinde karar verilmiş Mahkememizce kaldırma kararı uyarınca taraflar arası uyuşmazlık konusu husus Mahkememizin 2021/94 Esas sırasına kaydedilmiş, yapılan inceleme neticesinde Karşıyaka Vergi Dairesinden gelen yazı cevabının incelenmesinde Mahkememiz davalısının bilanço usulüne göre defter tuttuğu anlaşılmakla uyuşmazlık yönünden davalının tacir olduğu ve dolayısı ile iş bu davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde 08/04/2021 tarihli duruşmada verilen ara karar ile her ne kadar davacı tarafça toplam 28.803,88 TL üzerinden icra takibi başlatılmış davalı tarafça takibin tüm ferileri de dahil olmak üzere itirazında bulunulmuş, davacı tarafça harca esas değerin 20.257,65 TL olduğu belirtilmiş ve sonuç ve istem kısmında itirazın iptali talep edilmiş ise de iptal talebinin asl alacak yönünden mi yoksa takibin tamamına ynönelik itirazın iptaline mi ilişkin olduğu davacı vekili tarafından açıklanılması istenilmiş, davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçe ile davanın sadece asıl alacak yönünden itirazın iptali istemine konu edildiğinin bildirildiği görülmüştür. Bu nedenle her ne kadar kaldırma kararı öncesinde davalı tarafından yapılan itirazın tümden iptali yönünde karar verilmiş ise de iş bu davanın sadece asıl alacak yönünden davaya konu edildiği bildirilmekle asıl alacak üzerinden uyuşmazlığın tespit ve değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce Akhisar 2. SHM'ne yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde 2013/387 D.İş sayılı dosyası üzerinden aldırılan raporun dosyaya taraflarına tebliğ edildiği, değişik iş dosyasındaki bilirkişi raporuna davalı tarafça itiraz dilekçesinin sunulduğu ve bu dilekçenin delil tespiti talep eden Mahkememiz davacısına tebliğ edildiği görülmüştür.
Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; her ne kadar davalı vekili tarafından sunulan dilekçe ile davanın zamanaşımına uğradığı belirtilerek bu yönden de savunmada bulunulmuş ise de dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme neticesinde bahse konu D.İş. Sayılı dosyasındaki raporun Mahkememiz davacısına 26/12/2013 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından yukarıda belirtilen görevsiz Mahkemeye hitaben açılan davanın dava tarihinin 21/12/2015 tarihi olması nedeniyle zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığı kaldı ki az ileride de anlatılacağı üzere olaydaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu ve davacı tarafından da bahse konu ayıbın davalı tarafa 2 yıllık süresi içerisinde bildirildiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; taraflar arasında Akhisar 2. ASHM'nin 2013/387 D.İş sayılı dosyası ile tespite konu yangın söndürme makinelerinin alım satımına dair ticari bir ilişkinin kurulduğu, ürünün davacıya tesliminden sonra çıkan ayıp iddiası ile davalıdan tahsilinin talep edildiği davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine Kocaeli 7. İcra Müd.'nün 2015/1299 E. Sayılı dosyasından davalı aleyhine 20.257,65 TL fatura-asıl alacak ve 8.546,23 TL işlemiş faiz olmak üzere 28.803,88 TL alacak istemli ilamsız takip başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın iptali talebine yönelik Kocaeli Tüketici Mahkemesi nezdinde 2015/4302 Esas sayılı dosya üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı, adı geçen Mahkemece 2016/1585 Karar sayılı ilam ile görev yönünden davanın reddine karar verildiği ve Kocaeli 1. ATM'nin 2016/958 Esasına kaydedildiği yapılan yargılama neticesinde 2017/618 Karar sayılı ilam yetkisizlik kararı verilerek Mahkememizin 2017/1425 Esas sayılı dosyasına kaydedildiği ve Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde verilen 2018/545 Karar sayılı ilamın yukarıda belirtildiği şekilde bozulmakla yine Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedildiği konularında dosya kapsamında bir uyuşmazlık olmamakla birlikte davacının davalıdan icra takip dosyasına dayanak fatura karşılığı almış olduğu yangın söndürme makinesinin davacıya ayıplı olarak teslim edilip edilmediği, ayıbın gizli ayıp olup olmadığı, ayıbın varlığı halinde davalının sorumlu olup olmayacağı, sorumlu olması halinde yukarıda belirtilen icra dosya alacağının davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı ve bu kapsamda davalı tarafça yapılan itirazın haklılık teşkil edip etmediğinin ve istem konusu edilen icra inkar tazminatının yerinde olup olmadığının tespit ve değerlendirilmesine esas açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Dava dosyası kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı tarafça Kocaeli Tüketici Mah. 2015/4302 E. Sayılı dosyasına ilişkin dava açmadan evvel icra takip dosyasına konu alacağı oluşturan faturaya konu malın ayıplı olduğu iddiası ile Akhisar 2. SHM'nin 2013/387 D. İş dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığı bu dosya üzerinden alınan bilirkişi raporunda bahse konu emtea da ayıpların olduğu ve bu hatanın üretim hatasından kaynaklandığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği ve davalı tarafça rapora itiraz dilekçesinin sunulduğu ve bu kapsamda bahse konu değişik iş dosyasından alınan raporun hükme esas alınamayacağı değerlendirilse bile Kocaeli Tüketici mahkemesince az yukarıda bahsedilen esas sayılı dosya üzerinden verilen 2016/1585 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın geldiği Kocaeli 1. ATM'nin 2016/958 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada Mahkemece verilen ara karar gereği mahallinde yapılan keşif neticesinde dosyaya sunulan 21/04/2017 tarihli raporda da değişik iş sayılı dosyasına konu rapor içeriğinde tespit edilen hususların tespiti yönünde değerlendirme yapıldığı bahse konu 21/04/2017 tarihli raporda da davacı tarafça davalıdan satın alınan emteaların kurulduğu andan itibaren arıza verdiği ve düzgün çalışmadığı ve servis tarafından da arızanın giderilmediği anlaşılmakla yangın söndürücünün üretim hatasından kaynaklı olarak çalışmadığı kanaatine varılmakla her ne kadar görevsizlik kararı veren Mahkeme dosyasına Mahkememiz davalısı tarafından itirazda bulunulmuş ise de dosya kapsamına göre bu itirazların yerinde olmadığı ve 21/04/2017 tarihli rapor içeriği ve varılan kanaatlerin Mahkememizce de benimsenmesi ve ayrıca görevsizlik ve yetkisizlik kararı veren mahkemeler kararlarına mahsuben süresinde görevli ve yetkili mahkemelere gönderim talep edilidiğinden açılış tarihinden itibaren tüm davaların birbirlerinin devamı mahiyetinde kabul edilerek Kocaeli 1 ATM'nin 2016/958 Esas sayılı dosyasına kazandırılan rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Yukarıdaki uyuşmazlık konusu kapsamında davacı vekili tarafından Kocaeli Tüketici Mah. 2015/4302 E. Sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesi ile davacının davalıdan .. Odun Stok sahası'nda kullanmak üzere yangın su monitörü tedarik ettiğini ve fakat tedarik edilen cihazda ayıp ortaya çıktığı belirtilerek bu ayıbın Akhisar 2. ASHM'nin 2013/387 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespiti neticesinde ayıplı malın bedelini davalıdan tahsilinin talep edildiği ve fakat davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine davaya dayanak icra dosyası üzerinden takip başlatıldığı, her ne kadar davalı tarafça adı geçen tüketici Mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde kendisinin de bahse konu tedarik ürününü dava dışı . ... Ltd. Şti'den ithal etmesi nedeni ile adı geçen dava dışı şirkete sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş ise de gerek tedarik eden ve gerekse satan firmaların ayıbın varlığı halinde birlikte sorumlu olacaklarından bu savunmaya itibar edilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere davalı tarafından davacıya temin edilen yangın söndürücünün 12/06/2016 tarihinde fatura edildiği ve 7. ayın başından itibaren arızalı olduğu, servis raporunda su monitörünün sağa ve sola, yukarı aşağıya tuşlarının jet ve sis gibi fonksiyonlarının çalışmadığı, bu sorunun 9. Aya kadar çözülemediğinin anlaşıldığını, yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporundaki yangın söndürme cihazının kumanda fonksiyonlarının düzgün çalışmadığı yönündeki tespitten yola çıkarak davaya konu cihazın üretim hatasından kaynaklı olarak çalışmadığı kanaatine varıldığı, davacının süresi içerisinde davalıya ayıp ihbarında bulunduğu ve davalı servis elemanlarının ayıbı gideremediği, ayrıca ayıbın gizli ayıp olup 2 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, ancak Borçlar Kanunu 231/1 maddesine göre "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içerisinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz." şeklinde düzenlemeden yola çıkılarak davacıya teslim edilen üründeki ayıbın gizli ayıp olması ve davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmuş olması ve ayrıca davacı tarafça ayıbın giderilmediği göz önüne alındığında somut olay bakımından zaman aşımı iddiasının yerinde olmadığı kaldı ki yukarıda belirtildiği şekilde değişik iş sayılı dosyasından aldırılan raporun davacıya tebliği ile görevsizlik kararı veren Kocaeli Tüketici Mahkemesinde açılan dava tarihi arasında 2 yıllık sürenin de geçmediği göz önüne alınarak açılı davanın kabulü ile Kocaeli 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1299 e. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile takibin 20.257,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, belirlenen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, şartları oluştuğu kanaatiyle İİK 67/son gereği hüküm olunan tutarın % 20'si olarak hesaplanan 4.051,53 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile; Kocaeli 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1299 e. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile takibin 20.257,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, belirlenen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, İİK 67/son gereği hüküm olunan tutarın % 20'si olarak hesaplanan 4.051,53 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ilk kararının BAM 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/1774 Esas ve 2020/1227 Karar sayılı ilamıyla görev yönünden incelenmesi gerektiği nedeniyle kaldırıldığını, yerel mahkemece sadece görev yönüyle inceleme yapılarak aynı karar tasdik edilerek tekrar karar ihdas ettiğini, dosyanın esas bakımından tekrar incelenerek karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yangın söndürücünün satım tarihinin 12/06/2012 olduğunu, keşif tarihinin 02/12/2013 olduğunu, icra takibi tarihinin Kasım 2015 olduğunu, davacının malın gizli ayıplı olduğunu düşünüyorsa bile malın satım tarihi ile icra takibi arasında 3 yıldan uzun bir süre bulunduğunu, TBK 223/2 maddesine göre ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğini, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte malın kabul edilmiş sayılacağını, davacının yangın tüplerinde gizli ayıp olduğunu iddia etmesine rağmen kanunun öngördüğü şekilde hemen satıcıya bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkiline yapılmış TTK 18.maddesine uygun bir bildirim olmadığı için malın ayıplı olduğunu müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ayıp-gizli ayıp iddiasının gerçek dışı olduğunu, gizli ayıp var ise bile TTK ve TBK gereğince süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı için davanın reddi gerektiğini, ayrıca bilirkişi raporunda sonuç kısmında yangın söndürücünün kurulduğu andan itibaren arıza verdiği ve düzgün çalışmadığının ilgili servis tarafından da arızanın giderilmediğinin anlaşıldığının belirtildiğini, kurulduğu andan itibaren arıza veren ürünün gizli ayıplı olamayacağını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELLİLER VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirketten 12/06/2012 tarihinde.... . odun stok sahasında kullanılmak üzere yangın su monitörü tedarik ettiğini, söz konusu cihazda ayıplar çıkmış olduğunu, bu ayıpların müvekkili şirket tarafından Akhisar 2. AHM nin 2013/387 D. İş dosyası ile tespit ettirildiğini, yapılan tespit neticesinde müvekkil şirketin ayıplı malın bedelini davalıdan talep ettiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkil şirkete her hangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kocaeli 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12099 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatı ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki, zaman aşımı ve görev itirazlarının bulunduğunu, öncelikle usuli itirazları nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca davacının ayıba yönelik iddiasının yerinde olmadığını, hatalı kullanım nedeni ile oluşan zararın davalıdan tahsil edilmeye çalışıldığından bahisle davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararla; "... Olayımızda davacı süresi içinde ayıp ihbarında bulunmuş, ancak davalının servis elemanları bu ayıbı gidermek için çalışmalar yapmış ancak herhangi bir netice alınamamıştır. Dolayısıyla 2 yıllık zaman aşımı geçtikten sonra davanın açılmış olması zaman aşımı nedeniyle davanın reddini gerektirmez. Ayıp gizli ayıp olup, 2 yıl içinde ileri sürüldüğü nazara alınarak, zaman aşımı savunması nazara alınmadan.." şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Kararın davalı vekilince istinafı üzerine Dairemizin 2018/1774 Esas ve 2020/1227 Karar sayılı ilamı ile "..davacının tacir ve/veya ticari işletme sahibi olup olmadığı araştırılarak, yapılan incelemelere göre, davacının tacir olup olmadığı ve davanın Ticaret Mahkemesinin görevinde bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılarak yargılamaya devam edilmesi" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra mahkemece; "..hükme esas alınan bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere davalı tarafından davacıya temin edilen yangın söndürücünün 12/06/2016 tarihinde fatura edildiği ve 7. ayın başından itibaren arızalı olduğu, servis raporunda su monitörünün sağa ve sola, yukarı aşağıya tuşlarının jet ve sis gibi fonksiyonlarının çalışmadığı, bu sorunun 9. Aya kadar çözülemediğinin anlaşıldığını, yapılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporundaki yangın söndürme cihazının kumanda fonksiyonlarının düzgün çalışmadığı yönündeki tespitten yola çıkarak davaya konu cihazın üretim hatasından kaynaklı olarak çalışmadığı kanaatine varıldığı, davacının süresi içerisinde davalıya ayıp ihbarında bulunduğu ve davalı servis elemanlarının ayıbı gideremediği, ayrıca ayıbın gizli ayıp olup 2 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, ancak Borçlar Kanunu 231/1 maddesine göre "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile satılanın alıcıya devrinden başlayarak 2 yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak 2 yıl içerisinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz." şeklinde düzenlemeden yola çıkılarak davacıya teslim edilen üründeki ayıbın gizli ayıp olması ve davacı tarafça süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmuş olması ve ayrıca davacı tarafça ayıbın giderilmediği göz önüne alındığında somut olay bakımından zaman aşımı iddiasının yerinde olmadığı kaldı ki yukarıda belirtildiği şekilde değişik iş sayılı dosyasından aldırılan raporun davacıya tebliği ile görevsizlik kararı veren Kocaeli Tüketici Mahkemesinde açılan dava tarihi arasında 2 yıllık sürenin de geçmediği göz önüne alınarak açılı davanın kabulü ile Kocaeli 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1299 e. Sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptali ile takibin 20.257,65 TL asıl alacak üzerinden devamına, belirlenen asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,5 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, şartları oluştuğu kanaatiyle İİK 67/son gereği hüküm olunan tutarın % 20'si olarak hesaplanan 4.051,53 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.
İş bu karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Kocaeli 7. İcra Müdürlüğü'nün 2015/12099 Esas sayılı dosyasından alacaklı ....Ltd.Şti. tarafından borçlu davalı ..... Cihazları İmalatı ... aleyhine 20.257,65 TL'lik fatura, 8.546,23 TL avans faizi olmak üzere toplam 28.803,88 TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Davanın açıldığı Kocaeli Tüketici Mahkemesi'nin 31/05/2016 tarihli 2015/4302 Esas 2016/1585 Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş ve dosya Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi olmuştur. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da 22/09/2017 tarihli 2016/958 Esas 2017/618 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiş ve davaya bakma yetkisinin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu" gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, süresinde gönderme talebi üzerine davaya İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bakılmıştır.
Davacı tarafından Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/387 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden alınan delil tespiti raporunda; yangın söndürme cihazındaki düzgün çalışmama ve kumanda cihazının kısmen çalışmasına dair sorunların cihazın elektronik kartlarında meydana gelen veya üretim hatası nedeniyle zamanla ortaya çıkan sorunlar nedeniyle olacağı, cihazın bu yüzden eksik çalıştığı belirtilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan raporda ise; yangın söndürücünün kurulduğu andan itibaren arıza verdiği, düzgün çalışmadığı, servis tarafından da arızanın giderilemediği, bu nedenle üretim hatasından kaynaklı çalışmadığına dair görüş bildirmişlerdir.
6102 Sayılı TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23/1. maddesine göre " Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Yine TTK'nın 23/c maddesine göre; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
TBK 219 maddesine göre;" Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
TBK 223. maddesine göre ise " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Yine TBK'nın" Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesine göre "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımında da aynı hüküm geçerlidir.
TBK 231. maddesine göre de " Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.
Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz."
TBK'nın 231/1 maddesine göre ticari satımlarda ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayalı her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra çıkmış olsa bile satılanın alıc ıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Ancak TBK'nın 231/2.maddesine göre de satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Dava konusu somut olayda; alınan bilirkişi raporlarına göre, davacının satın aldığı dava konusu yangın söndürücünün düzgün çalışmamasının nedenin üretim hatasından kaynaklandığı tespit edilmiş olmasına göre davalı satıcının, satılan yangın söndürücü cihazı alıcıya ayıplı olarak devretmesinde ağır kusurlu olduğunun kabulünün gerektği, bu haliyle davalının TBK.231/2 maddesi gereğince zaman aşımından yararlanamayacağı kanaatine varılmış olmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ayrıca 6098 Sayılı TBK'nun 225. maddesine göre de, ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı hükmü karşısında davalı tarafın ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına; göre davalının vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih, 2021/94 Esas ve 2021/539 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalıdan alınması gereken 1.383,80 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL maktu ve 286,45 TL nispi olmak üzere toplam 345,75 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.038,05 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 08/07/2025