T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/2376
KARAR NO : 2025/1227
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/10/2021
NUMARASI : 2019/646 Esas 2021/540 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 19/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sıvı gübre imalatı yaptığını ve Türkiye'nin tüm illerine satış gerçekleştirildiğini, davalının da Mardin / Kızıltepe.'de ilaç bayii işlettiğini ve müvekkilinin o dönem çalışanı ... aracılığı ile aldığı siparişleri nakliye firması aracılığı ile davalıya teslim ettiğini, mal bedellerinin ödenmemesi üzerine şirket müdürünün Kızıtepe'ye giderek... isimli firmada bulunan ve şirket yetkilisi olduğunu belirten .... ile görüştüğünü ve ödeme sözü aldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2019/358 E. sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 176.274,53.-TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını ve davalının borca İtiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek davanın kabulü ile, itirazının şimdilik 10.000,00.-TL için iptaline ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini
talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu İzmir 28. İcra Dairesinin 2018/358 esas sayılı dosyasına itirazında; hiç kimseye borçlu olmadığını, söz konusu şirketi hiç bilmediğini, şirketle bir alışverişi olmadığını, şirketin hiç bir fatura ve irsaliyesine imza atmadığını açıkça belirterek borca, tüm ferilerine ve imzaya itiraz ettiğini, müvekkil adına açılmış herhangi bir şirket ve iş yeri olmadığını, müvekkilinin açmadığı ve işletmediği ayrıca görmediği duymadığı bir şirketten , bu şirketin fatura ve irsaliyelerinde ismi kaşesi geçmemesine rağmen müvekkilinden haksız bir ödeme istendiğini, ayrıca müvekkilinin Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığında başlatılan soruşturmada imza örneği verdiğini, söz konusu faturalarda ve irsaliyelerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığının açıkça teyit edildiğini, savcılık makamında gerekli yerlere müzekkere yazıldığını ve müvekkili adına herhangi bir şirket olmadığı yönünde ticaret odasından yazıya cevap verildiğini, Kızıltepe.'de şirket açıp davacı şirketle iş yapan şahısların kim olduklarını müvekkilinin bilmediğini ve bilebilecek durumda olmayan üçüncü kişi konumunda olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olup hukuki belgeden ve dayanaktan yoksun haksız bir şekilde müvekkilinden tahsilat yapmaya çalıştığını beyan ederek davanın reddine ,yargılama masraflarının davacı taraf üzerinde bırakılmasına , %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. |
MAHKEMECE: "...,Dava; İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkar tazminatına ilişkin itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce toplanan deliller ile hüküm kurmaya yeterli bulunan bilirkişi raporu, taraf beyanları, dinlenen tanık beyanı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davacı tarafından kısmi dava olarak açılan iş bu dava yargılama aşamasıda tamamlama harcı yatırılarak dava değeri takip çıkışı olarak bildirilmiş; davacı tarafından iş bu davada davalı aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2018/358 Esas sayılı takip dosyası ile yapılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de, bilirkişi raporuna göre, davacının yasal defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, onaylarının süresinde yapıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacının faturaları mükellefi olduğu vergi dairesine beyan ettiği, davacı tarafın takibe konu faturaları şirketin ticari defterlerine kaydettiği, davacının defterindeki kayıtlara göre 04/01/2018 takip tarihi itibari ile davalıdan 176.274,53.-TL.alacaklı olduğu, 4 adet fatura içeriği malların davalıya teslimine dair irsaliyelerde davalı, yetkilisi veya çalışanı tarafından teslim alındığına dair kaşe ve imzanın bulunmadığı tespit edilmiş; her ne kadar malların teslimine ilişkin bilgi ve görgü sahibi olabilecek davacı tanığı dinlenmiş, tanığın beyanından da anlaşıldığı üzere faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair doğrudan bir bilgi ve görgüsünün bulunmadığı, ifadelerinin soyut olduğu değerlendirilmiş, kaldı ki talep edilen tutar bakımından alacağın tanık ile de ispatının da mümkün olmadığı; ayrıca davacının ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun tutulmasının ve talep edilen alacağa esas faturaları deftere kaydederek mükellefi olduğu vergi dairesine beyan edilmesinin tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, davacının söz konusu faturalara esas malları davalıya teslim ettiğini de usulüne uygun olarak ispat etmesi gerektiği, malların teslimine kanaat getirmeye elverişli davalının veya şirketin yetkili temsilcisi ya da SGK kayıtlarına göre davalının teslim tarihinde çalışanı olduğu anlaşılan şahsın isim ve imzaların bulunduğu teslim belgesinin dosyaya sunulması gerektiği halde bu içerikte bir belge dosya içerisinde bulunmadığı gibi, davacının belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişinin de buna ilişkin belgenin varlığını tespit etmediği; öte yandan davacının iddia ettiği üzere malların davacıya teslim edilmek üzere nakliyeciye teslim edilmesinin ve nakliyecinin de irsaliyeyi imza etmiş olmasının malların davalı tarafa teslim edildiğinin ispatı olamayacağı; diğer yandan, dosya kapsamına göre davalının Kızıtepe Esnaf Ve Sanatkârlar Odası, Kızıltepe Ticaret ve Sanayi Odasında kaydının bulunmaması, yine Kızıtepe Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısı içeriği ve ekindeki yoklama fişinde yer alan bilgiler dosya kapsamı ve davalının davacı ile ticari ilişkisinin bulunmadığı yönündeki dosya kapsamına uygun icra takibine ilişkin itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar da nazara alınarak, dosya kapsamına göre davalının, dava konusu alacağa esas faturalarda ismi yazan firmayı kurduğu, fatura üzerinde yazılı adreste faaliyet gösterdiği, firmayı kendi adına işlettiği ve davacı ile ticari ilişkisinin bulunduğu, davalının davacıya borçlu olduğunun kabulünü gerektirir herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı kanaati ile davacının davalıdan alacaklı olduğunu ve davalı aleyhine icra takibi yapmakta haklılığını ispat edemediği anlaşıldığından Mahkememizce davanın reddine karar verilmiş; davalı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatı talebi yönünden ise, davalının cevap süresi içerisinde kötüniyet tazminatı talep etmediği, davacı vekilinin de süresinden sonra talep edilen bu hususa ilişkin muvafakatının bulunmadığı nazara alınarak davalının bu talebine ilişkin hüküm kurulmamış, kaldı ki, İİK.'nun 67/2 maddesi gereğince dosya kapsamına göre davacının haksız ve kötü niyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varılamadığı anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesiyle;
"Davacının davasının REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, alacağın varlığının ve malların davalıya teslim edildiğinin usulüne uygun ispat edilemediğine dair değerlendirmesinin hatalı olduğunu, fatura üzerinde davalının kaşe veya imzasının bulunmamasının, yalnızca faturanın açık veya kapalı olup olmadığının değerlendirilmesine esas teşkil edeceğini, aynı şekilde irsaliyelerde de faturaya konu malların teslim alındığına dair davalı kaşesi ve imzasının veya bir teslim belgesinin bulunmamasının da tek başına malların teslim edilmediğini göstermeyeceğini, zira faturaya konu malların ve bu malları birebir ihtiva eden sevk irsaliyelerinin düzenlendiği ve nakliye firması aracılığıyla gönderilip teslim edildiğinin dosyaya sundukları nakliye faturası, sevk irsaliyelerinde yer alan nakliye firması görevlisinin imzası ve o dönem müvekkili şirket çalışanı olan tanık beyanlarıyla ispatlandığını, yerel mahkemece, ....-... ünvanlı(... Vergi Nolu) bir işyerinin 2015 yılı içerisinde faal ya da gayrifaal durumda faaliyet gösterip göstermediği, vergi mükellef ya da mükelleflerinin kim olduğu, kimlik ve adres bilgilerinin ne olduğu hakkında bilgi istenmiş olmasına rağmen, Kızıltepe Vergi Dairesi Müdürlüğünce bu hususta herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmaksızın yalnızca ... ve faturada yer alan adresle ilgili bilgi verilmiş olup mahkemece belirtilen vergi numarasına ait kayıtlarla ilgili herhangi bir bilgi verilmediğini, hal böyleyken; faturadan yer alan vergi numarasına ilişkin kayıtlarla ilgili gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın karar verildiğini beyanla ve belirttikleri değer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise bu yönde savunması varsa yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı tarafça, davalının Mardin /Kızıltepe.'de ilaç bayii işlettiğini, siparişleri nakliye firması aracılığı ile davalıya teslim ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2019/358 esas sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 176.274,53.-TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf süresinde sonra sunduğu dilekçede davacı şirketle bir alışverişi olmadığını, şirketin hiç bir fatura ve irsaliyesine imza atmadığını beyanla borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ispat yükü üzerinde olan davacının malın davalıya teslimini ve alacağı olduğu iddiasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/10/2021 tarih, 2019/646 Esas ve 2021/540 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025