T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1930
KARAR NO : 2025/1166
KARAR TARİHİ : 03/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/02/2021
NUMARASI : 2017/264 Esas 2021/202 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 03/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/06/2025
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı aleyhinde İzmir 1 İcra Müdürlüğü'nün 2017/558 esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayalı 7 örnek icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiği, itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının ... adresindeki ... ünvanlı işyerine faturada yazılı malları teslim ettiğini ve bu hususta fatura düzenlediğini, ancak davalının fatura bedellerini ödemediğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
İtirazın iptali davasının koşullarını; ilamsız bir icra takibine girişilmesi, bu takip nedeniyle çıkarılan ödeme emrine 7 günlük itiraz süresi içinde itiraz edilmiş olması, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeden itirazın iptalinin talep edilmesi şeklinde sıralamak mümkündür.
İtirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih 2004/19-410 Esas, 2004/471 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, itirazın iptali davasının görülebilmesi için, öncelikle ortada takip hukuku kuralları çerçevesinde yasaya ve yöntemine uygun şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Bu husus dava şartıdır ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekmektedir.
2004 Sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatına, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. İİK 67/2. madde hükmünün amacı, borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bilebilecek durumda olan borçlunun icra takibine konu alacağın varlığına haksız olarak itiraz etmesini önlemektir. (Prof.Dr.B.Kuru İ.İ.Huk.2008.İst.sh.230-231).
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2017/558 Esas sayılı dosyasında fatura alacağına ilişkin 17/01/2017 tarihinde 61.253,06 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 18/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 18/01/2017 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı borçlunun itirazının iptalinin talep edildiği, davacının bilanço hesabına göre defter tuttuğu, davalının ise işletme hesabına göre defter tuttuğu, davacı ve davalının vergi kayıtlarına göre tacir sayılan kimselerden olduğu, bu nedenle mahkememizin somut uyuşmazlık bakımından görevli olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari satım kapsamında fatura alacağından kaynaklandığı, mahkememizce dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak tarafların ticari defter ve kayıtlarının smmm bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, öncelikle davacının defter ve kayıtlarının incelendiği, bilirkişi kök ve ikinci ek raporunda yapılan incelemede davacının uyuşmazlığa konu dönemde ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağının faturaların davacının defter ve kayıtlarında yer aldığı, faturalara ilişkin olarak yapılan herhangi bir ödemenin tespit edilemediği, davacının defter ve kayıtlarına göre davalıdan 61.253,06 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için defter ve kayıtları ibraz etmek veya bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere davalıya 2 haftalık kesin süre verildiği, davalının yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği ve bulunduğu yeri bildirmediği, bunun yasal sonucu olarak davalının ticari defter ibraz etmekten kaçınmış sayılması gerektiği, ayrıca mahkememizce faturaya konu sevk irsaliyelilerine ilişkin yapılan incelemede de İzmir SGK İl Müdürlüğünün 07/03/2018 tarihli yazısına göre sevk irsaliyelerinde teslim alan olarak imzası bulunan kişilerin davalı çalışanı olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının takip ve davaya dayanak fatura içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının bu yönde herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu nedenle dosya kapsamına göre davacının iddiasını ve alacağının varlığını ispat ettiği, davalının takibe itirazının yerinde olmadığı ve itirazında haksız olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi kök raporu ile 2. ek raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile;"1-Davanın KABULÜ ile, İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/558 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA, 61.253,06 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.250,61 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, " karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk olarak, bahsi geçen kararın verildiği 19.02.2021 tarihli celseden bir gün önce, gerekçeli mesleki mazeret bildirmiş olmalarına rağmen, "mazeretimizi belgelendirmediğimiz gerekçesiyle" mazeretinin reddine karar verilmiş olup duruşmaya devam edilmesi ve yokluklarında karar verilmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, avukatın mazeret dilekçesinde gerekçe göstermesi veya mazeretini belgelendirmesi gerekmeyeceğini, Yargıtay'ın emsal kararları da bu hususu tevsik eder nitelikte olduğunu, davacı tarafından takip dayanağı yapılan çeklerden 25.02.2017 vadeli 13.500,00 TL bedelli çekin haricen ödendiğini, ödemenin davacı vekilince bizzat tahsil edildiğini, bedeli tahsil edilen çekin takip dayanağı yapılmasının, davacının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, çekin bedelinin, takip çıkışı miktarın önemli bir kısmını oluşturduğunu, ödenen çekin bedeli düşüldüğünde takip çıkışı değer ile olması gereken değer arasında önemli bir fark oluşacağını, bu sebepler birlikte değerlendirildiğinde mahkemece hükmedilen tutarların hatalı olduğu görüleceğini,
alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkili tarafından takip çıkışı olan 61.253,06 TL'lik borca itiraz edildiğini, müvekkilinin bu itirazında kötüniyeti bulunmadığını, yapmış olduğu kısmi ödeme dikkate alındığında alacak miktarının ödeme tarihi itibariyle anapara ve ödeme miktarına tekabül eden faizin hesaplanması gerekeceği, likit ve net olmadığı aşikar olduğunu, buna rağmen kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/264 E. - 2021/202 K. Sayılı kararının bozulmasına / kaldırılmasına, dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece Mahkemesine gönderilmesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde"Davanın kabulü ile, İZMİR 1. İcra müdürlüğü'nün 2017/558 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına, 61.253,06 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.250,61 TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dava dosyasına konu İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/558 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı tarafça davalı aleyhinde 17/01/2017 Tarihinde 61.253,06 TL'lik asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Takibe dayanak olarak takip talepnamesinde dökümü yapılan 16 adet faturanın gösterildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan kök rapordaki mali kayıtlara göre, 2016 yılında davacı tarafça davalı adına 19/02/2016 - 19/12/2016 tarihleri arasında 32 adet toplam 83.896,26 TL bedelle faturanın düzenlendiği, bu faturalar karşılığında davalı tarafça davacıya verilen 25/02/2017 tarih 13.500 TL bedelli müşteri çeki de dahil olmak üzere toplam 32.009,00 TL tutarın davalıya alacak kaydedilmesi neticesinde 2016 yılı sonu ve takip tarihi itibariyle davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 51.887,26 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafça dosyaya sunulan 19/11/2017 tarihli rapora itiraz dilekçesinde, takip tarihinin 17/01/2017 olduğu, davalı tarafça davalıya verilen 25/02/2017 keşide tarihli 13.500 TL' lik çekin davalı tarafça ödenmediği, bu nedenle davalı hakkında İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün 2017/4344 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığı bildirilmiştir.
İlgili icra dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı ... tarafından, davalı ...'er ve dava dışı ...ve......Ltd Şti aleyhinde 05/04/2017 tarihinde, 25/02/2017 keşide tarihli ve 13.500 TL' lik çeke istinaden faiz ve fer'ileri ile birlikte toplam 13.581 TL üzerinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinin başlatıldığı görülmüştür.
Aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 10.04.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacı tarafın incelenen 2017 yılı ticari defterlerine göre; açılış bakiyesinin davacı lehine 2016 yılından devreden 51.887,26 TL ile başladığı, davacı tarafça davalı adına 9 adet toplam 5.216,62 TL bedelli faturanın düzenlendiği ve davalıya borç kaydedildiği, karşılığında 7 adet para makbuzu karşılığında 4.874,45 TL alacak kaydedildiği ve bu şekilde takip tarihi itibarıyla 51.887,26 TL, dava tarihi itibarıyla 52.227,45 TL alacak kaydının bulunduğu, 31.12.2017 tarihi itibarıyla davacı defterlerine davalı ile mutabakat yapıldığı gerekçesi ile davalı lehine 50.000,00 TL alacak kaydedilmesi neticesinde 31.12.2017 tarihi itibarıyla davalı cari hesabının 2.229,43 TL borç bakiyesi verdiği bildirilmiştir.
Davacı vekili 08/12/2020 tarihli dilekçe ekinde, 25/12/2017 keşide tarihli çekin bir sureti ibraz edilmiş olup; çekin davacıya ciro yolu ile geçtiği ve 27/02/2017 tarihinde bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız olduğuna dair kaşe vurulduğu görülmüş olup, davacı vekilince dilekçe tarihi itibariyle icra takibinin halen derdest olduğu bildirilmiştir.
Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde 25/12/2017 ve 13.5000 TL bedelli çekin davacı tarafça haricen tahsil edildiği bildirilmiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan17.06.2021 tarihli dilekçe ile 25/02/2017 keşide tarihli ve 13.500 TL bedelli çekin davacı tarafa haricen ödendiği, yapılan ödemenin davacı vekili tarafından bizzat tahsil edildiği, çek bedelinin 7.000,00 TL'sinin 29.05.2017 tarihinde davacı vekili ...'ın banka hesabına EFT yapılarak ödendiği, bakiyesininde elden ödendiği belirtilerek, dilekçe ekinde .... ait banka dekontunun bir sureti sunulmuştur.
Dairemizce İzmir 1.İcra Müdürlüğü'nün 2017/4344 Esas sayılı dosyasında Uyap ortamından re'sen yapılan inceleme de davacı alacaklı vekilince sunulan 09.02.2021 tarihli dilekçe ile icra dosyasından feragat edildiği, yine davacı alacaklı vekilince 18.01.2022 tarihli dilekçe ile de takibin dayanağı çekin talep edildiği, 19.01.2022 tarihi itibarıyla çekin alacaklı vekiline teslim edildiği görülmüştür.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 17/06/2021 tarihli dilekçede takibe konu edilen 25/02/2017 keşide tarihli ve 13.500,00 TL bedelli çekin 7.000,00 TL'sinin 29/05/2017 tarihinde EFT ile ve bakiyesinin de elden davacı vekili ...'a ödendiği belirtilerek dilekçe ekinde 7.000,00 TL'lik ödemeye ilişkin olarak ...'a ait dekontun bir suretinin sunulduğu görülmüştür.
Bu durumda davacı ticari defterlerinde davalı cari hesabına alacak olarak kaydedilen 25/02/2017 keşide tarihli ve 13.500 TL' lik çeke ilişkin takipten, davanın açılmasından sonra feragat edilmiş olması nedeni ile çek tutarı olan 13.500 TL'nin ödeme olarak kabulü ile icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Davaya konu alacak faturaya dayalı likit bir alacak olduğundan davalı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı taraf vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,
1-Davalı tarafın yatırmış olduğu 1.046,05 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2-Davalı tarafın yatırdığı 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
B-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/264 Esas 2021/202 Karar 19/02/2021 kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
Davanın KABULÜ ile, İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/558 esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA,
61.253,06 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 12.250,61 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Davalı tarafça 13.500 TL'lik çeke ilişkin olarak davadan sonra 29.05.2017 tarihinde 7.000,00 TL ve bakiyesi olan 6.500,00 TL'nin de icra dosyasından feragat tarihi olan 09.02.2021 tarihi ödeme tarihi olarak kabul edilmek suretiyle icra müdürlüğünce infazda nazara alınmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 4.184,19 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 739,78 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.444,41 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 739,78 TL peşin harç, 400,00 TL bilirkişi ücreti ve 189,70 TL müzekkere-tebligat giderinden oluşan toplam 1.360,88 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya İADESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025