T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1933
KARAR NO : 2025/1124
KARAR TARİHİ : 02/06/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/12/2020
NUMARASI : 2019/329 Esas 2020/680 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 02/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/06/2025
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı .... Tic. A.Ş.'nin maliki olduğu ...isimli yemleme dubasının 17.05.2017 günü saat 15.00 sularında karaya çekilmesi amacıyla vinç kaldırma operasyonu gerçekleştirmesi için davalı şirket ile anlaşıldığını, 2 adet vinç ile dubayı kaldırma esnasında dubanın iskele baş kısmında bulunan loçadan geçirilmiş olan sapan ve sapan kilidinin loçayı bükmesi sonucu loçanın su içerisinde kalan bölümünün yırtıldığını, sancak tarafın kıç bölümündeki loçada da sapan kilinin loça içerisine kaçması sonucu loçanın su altında kalan bölümünün yırtıldığını, duba makinesinin deniz suyu altında kaldığını, sigortalı tarafından dubanın bakım ve onarım işleri için anlaşma sağlandığını, .... Tic. Ltd. Şti. tarafından duba içindeki deniz suyunun boşaltıldığını ve davalı tarafın ikinci defa kaldırma işlemini denediğini, ancak vinçlerin kaldırma kapasitesinin yetersiz olduğunu, meydana gelen olay sebebiyle sigortalıya iki adet loça yırtıldığını, iki adet loçada aynı operasyon sırasında gerilen sapanlar sebebiyle içe büküldüğünü, loçaların yırtılması sonucu loçadan duba makine ve silo dairesine deniz suyu girdiğini ve böylece iki adet jeneratör, otomatik yenileme sisteminin hasarlandığını, hasara ilişkin gerekli tüm araştırmaların yapıldığını, bu doğrultuda müvekkil şirketi tarafından %25 hisse oranında teminat kapsamında bulunan hasar tazminatı olarak sigortalı .... Tic. A.Ş.'ne 7.336,78 EUR ödeme yapıldığını, ödenen bu bedelin halefiyet hükümleri gereği davalıdan tahsili amacıyla İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/242 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça bu takibe itiraz edildiğini belirterek davalı tarafın İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/242 Esas sayılı dosyasına sunmuş olduğu haksız itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin görevli mahkemenin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu bildirdiği, ... isimli dubanın karaya alınması işinin müvekkili tarafından yapıldığını, hasarın meydana gelmesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, sigortalı olan ... AŞ'nin kusurundan meydana geldiğini, dubanın loçalarından tutularak kaldırılması gerektiğini, ancak bu loçaların dubaların suyun altında kalan dışarıdan gözle görülemeyen kısımlarda bulunduğundan bu loçaların çürümesiyle kaldırma işlemi sırasında loçaların büküldüğünü ve yırtık meydana geldiğini, müvekkilinin bu durumu öngörmesinin mümkün olmadığını, davacının sigortalısı tarafından dubanın içerisinde makinenin bulunduğunu ve loçaların çürüdüğünün bildirilmediğini, gizlendiğini, içindeki teçhizatların ağırlığı zararın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, müvekkilinin 200 ve 300 tonluk 2 adet vinci hazır ettiğini, yükün 80 - 90 tondan fazla olduğunun anlaşılmasıyla 2 adet 350 ton kapasiteli vincin getirildiğini, müvekkilinin vincinin sapanlarının uygun olmadığı iddiasının doğru olmadığını, sapanların bu dubayı kaldırabilecek nitelikte olduğunu, aksi halde sapanların kopması ve dubaların karaya alınmayacağının söz konusu olacağını, ayrıca ... isimli dubaya ait periyodik bakım ve kontrolleri içerir dökümlerin istenmesini talep ettiklerini, dubanın davacı sigortalısı tarafından ağırlığının ve çürüdüğünün doğru beyan edilmediğini, bu konuda tanıklarının dinlenmesini istediklerini, oluşan hasarla müvekkilinin fiili arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalının 2012 yılı bu dubada daha önce bakım yaptırıp yaptırmadığına ilişkin belgeleri de ibraz etmesi gerektiğini, müvekkilinin borcunu yerine getirirken işe uygun vinci temin etmek ve işi usulüne uygun olarak yapmak görevini yerine getirdiğini, ancak gizli ayıplardan sorumlu olmayacağını, sigortalının da tacir olması nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, ekspertiz raporunun olaydan iki buçuk ay sonra alındığını, bu ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, dubada meydana gelen hasarın tespiti için deniz ticaret odasından uzman bir bilirkişi tarafından inceleme yapılması gerektiğini, ekspertiz raporunda çürümeden kaynaklı gizli ayıba ilişkin bilgileri içermediğini, zira ekspertiz raporundan önce duba localarının 18.07.2017 tarihinde tamir edildiğini belirterek davanın reddine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava; sigorta sözleşmesine dayalı olarak davacı sigortacının sigortalıya yapmış olduğu ödemenin tazminine ilişkin rücuen tazminat davasıdır.
Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.
... numaralı sigorta poliçesi, İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/242 Esas sayılı dosyası, 18.07.2017 tarihli ekspertiz rapor, ibraname, fotoğraflar, ekspertiz raporları incelenmiş ve değerlendirilmiş, bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2018/242 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Takip alacaklısı ... Anonim Şirketi, Takip borçlusu ... A.Ş. aleyhine 7.336,78 Euro asıl alacak ve 280,25 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.617,03 Euro üzerinden 08.01.2018 tarihinden 3095 Sayılı kanun m.4/a'daki faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsiline ilişkin ilamsız icra takibine geçildiğini borçluya ödeme emrinin 19.01.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 26.01.2018 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir.
Davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ekspertiz raporu incelendiğinde; 16.05.2017 tarihinde meydana gelen hasar nedeniyle yapılan incelemede (18.07.2017 tarihli rapor) dubanın sigorta ettireninin ... A.Ş., sigortalısının ise ... A.Ş. olduğu, ... isimli dubada 2 adet vincin bu dubayı karaya alma operasyonu sırasında iskele baş tarafında sapan ve kilit kısmının loçayı bükmesi ve loçanın su içerisinde kalan bölümünün yırtılmasıyla makine dairesi içerisinde kalan alana su girdiği, ayrıca sancak kıç locada sapan kilidinin loça içerisine girmesi nedeniyle yırtık meydana geldiğini, makine dairesinde bulunan jeneratör, otomatik yenileme sisteminin hasarlandığı, KDV hariç yapılan giderlerin 33.325,62 Euro olduğu, hasarın onarılmasıyla 12.07.2017 tarihinde dubanın tekrar denize indirildiği ve görev bölgesi .... Köyüne götürüldüğü, bu hasardan sigorta bedeli olan %1'in tenzili ile 29.347,12 Euro'nun ödenebilir hasar bedeli olduğu belirtilmiştir.
Dava konusunun Deniz Ticareti Ve Deniz Sigortasına ilişkin hukuk davalarının görev alanına girip girmediği konusunda TTK m.5 ve m. 931'e göre inceleme yapıldığında, söz konusu dubanın tahsis edildiği amaç, suda hareket etmesini gerektirmesi ve yüzme özelliğinin bulunması nedeniyle kendiliğinden hareket etme imkânı bulunmasa dahi gemi sayılması nedeniyle deniz ticareti hükümlerinden yararlanması gerektiğinden, Mahkememizin görev alanına girdiği tespit edilmiştir.
Meydana gelen zararın davalı iş yüklenicisi ... AŞ'nin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, zarar kaynağının davacı tarafın bildirmediği, gizli ayıp niteliğindeki dubanın altındaki çürümeden mi kaynaklandığı ya da davalının iddia ettiği çürümenin bulunmaması durumunda dubanın karaya çekilmesi işleminde gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesinden mi kaynaklandığı,...tekne sigorta poliçesinin teminatı içerisinde kalıp kalmadığı, konusunda bilirkişi .... ile makine mühendisi..... ve teknik bilirkişi ....'dan rapor alınmıştır.
Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde 03.12.2019 tarihli raporda; ...isimli duba tekne için.... nolu poliçenin 24.08.2016-24.08.2017 tarihleri arasını kapsayan 365 gün süreli tekne sigorta poliçesinin yapıldığı, bu dubanın ..... tersanesinde 16.05.2017 tarihinde karaya alınması işleminin davalı ... AŞ. tarafından yapılması konusunda anlaşıldığı, bu dubada meydana gelen hasarla 2 adet loça nın yırtıldığı, diğer 2 adet loçanın da operasyon sırasında gerilen sapanlar neticesinde içe büküldüğü, 4 adet loçanın 10 mm çekme boru ile değişmesi gerektiği, bu hasardan haberdar edilen ... A.Ş. nin ..... Ltd. Şti. ne 15.06.2017 tarihinde başvuru yaptığı 19.07.2017 tarihinde eksper raporu aldığı, bu raporda dubanın hasar gören yerlerinin ve değiştirilmesi gereken parçalarının belirlendiği, ayrıca hasarın neden kaynaklandığı konusunda ekspertiz raporuyla birlikte teknenin düz, eşya taşımak için inşa edilmiş sac dan mamul, yüzdürücülük özelliği bulunan motorsuz hareket eden dikdörtgen prizma şeklinde kaba ve sağlam yapılı üstü kapalı alt kısımdan deniz dibine demirli yüzer araç olduğu, 2 adet loçanın yırtılmasıyla 2 adet loçanın da içe bükülmesiyle 4 adet loçanın 10 mm çekme boruyla değişmesi gerektiğinin belirlendiği, bu konuda işlemlerin yapımı ve onarımı için.... Ltd. Şti. , ...Ltd. Şti. ve diğer şirketlerle anlaşıldığı, bu şirketlerin yapmış olduğu işlemlere ve düzenlemiş oldukları faturalara göre toplam onarım bedelinin (13.525,43 Euro) 55.180,40 TL olduğu, sigorta şirketlerinin birlikte müşterek sigorta yapması nedeniyle,.... AŞ nin %20, ... AŞ nin %20, ....AŞ nin %20, ..... A.Ş. nin %15 ve davacı ... A.Ş.nin de %25 sorumlu olduğu davacı ... A.Ş. nin %25 payının karşılığının 2.531,35 Euro olduğu, dosya içerisindeki resim, belge ve kayıtlara göre dubanın 4 köşesinde boru şeklinde imal edilen loçaların yapılma sebebinin dubayı sabit tutmak için olduğu, bu loçaların 130-140 ton ağırlığındaki dubayı karaya almak için imal edilmediği, somut olayda davalı vinç şirketinin dubayı üç şekilde karaya alması gerektiği, bunlardan birincisinin kızağa alınarak ırgat ile çekilerek karaya alınması ikincisinin yüzer/taş havuz vasıtasıyla karaya alınması üçüncüsünün ise dubanın altına kuşak ile kavranmak suretiyle kreyn vasıtasıyla karaya alınması işleminin yapılması gerektiği, davacı tarafın sigortalısının da davalıyı uyarması ve sapanların vurulacağı yerlerin belirtmesi gerektiği, ancak davalının da 20 yıldır bu işle uğraştığından ehil olması gerektiğinden bu tonajda bir ağırlığın kaldırılması için loçaya sapan vurmaması gerektiğinin bilmesinin şart olduğunu, ... A.Ş.nin TTK m.1472 ye dayanarak talep hakkını ileri sürdüğünü, sigorta ettiren ... AŞ nin sigortalı ...l AŞ ye ait dubayı sigorta ettirdiği ...isimli dubanın finansal kiralama sözleşmesine konu olduğu, bu tür finansal kiralamaya konu olan malların 6361 sayılı m. 24/4 gereğince sigorta ettirilmesinin zorunlu olduğu, primlerinin kiracı tarafından karşılanması gerektiği, somut olayda kiracı ... AŞ. nin ... AŞ. yi sigortalı göstererek sigorta sözleşmesi yaptığı, buna göre sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin sigortalı ... A.Ş. ye değil ... A.Ş. ye olması nedeniyle hatır ödemesi olduğu, ancak alacağın temlikinin ve ibranın bulunması halinde davalı vinç şirketinin gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden, sorumluluğunun bulunduğu, teknik raporda ... e %20 lik kusur takdir edildiğinden tazminatta bu miktar indirim yapıldığını, sigorta ettiren ... e 29.08.2017 tarihinde davacının 7.336,78 Euro ödediği ve böylece TTK m. 1472 ye göre halefiyet şartının, alacağın temlikli hükümlerine göre gerçekleştiği, dubada meydana gelen toplam zararın KDV dahil 10.125,43 Euro (muafiyet miktarı olan hasar bedelinin %1 i mahsup edildiğinde) olduğu, taraflar arasında yapılmış olan eser sözleşmesi kapsamında yüklenici davacı ... Aş nin üstlendiği taahhüdü basiretli bir yüklenicinin alacağı tedbirleri gözeterek yerine getirmesi gerektiği, yine sigortalı ... AŞ nin de dubanın karaya çekilmesi sırasında dürüstlük kuralı çerçevesinde yükleniciye gerekli uyarılarda bulunması gerektiği, bu konuda her iki tarafın ortak kusuru bulunduğu, ... AŞ ninde %20 kusurlu olduğu (dubanın çekilmesi sırasında ağırlığını bildiği halde sapanların vurulacağı yer konusunda davalıyı uyarmaması) davalının ise %80 oranında kusurlu bulunduğu (basiretli bir tacir olarak sapanlarla dubayı kaldırması ve borunun yırtılarak dubanın hasarlanmasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi) tespit edildiğinden KDV dahil 10.125,43 Euro zararın kusur paylaşımına göre 2.531,35 Eurosu'ndan davalı ... Aş nin, sorumlu olduğu davacının bu miktar tazminat alacağı bulunduğu belirtilmiştir.
Bu rapora karşı davacı vekili 23.12.2019 tarihli beyan dilekçesinde; müvekili şirketin sigortalısına kusur izafe edilemeyeceğine müvekkilinin sigortalısının ilk kez karaya alınan 130-140 ton ağırlığındaki dubanın sapanlarının vurulacağı yerler konusunda müvekkilinin sigortalısının herhangi bir talimat vermediğini bu nedende hasardan %20 oranında kusurlu olduğunu olduğunu kabul edilemeyeceğini, hasar miktarı yönünden yapılan tespitinde doğru olmadığını sigorta eksperlerinin düzenlediği belgelerin geçerli olduğu bilirkişi heyetinin dosyanın tekrar tevdi edilerek rapor alınmasını istediklerini beyan etmiştir.
Davalı vekilinin 23.12.2019 tarihli beyan dilekçesinde; Davacı sigorta şirketinin halefiyet şartlarının gerçekleşmediğini sigorta şirketinin TTK m.1472 aykırı olarak hatır ödemesi yaptığını, başkası lehine sigorta niteliğindeki sigorta poliçesinin sigortalısının ... A.Ş sigorta ettirenin ise ... A.Ş olduğunu TTK m.1454 gereğince sigorta sözleşmesinden doğan hakların sigortalıya ait olduğunu ve bu nedenle sigorta ettirine ödeme yapılamayacağını ... A.Ş yapılan ödemenin usulüne uygun ödeme olmadığını belirterek diğer itirazlarıda tekrar etmiş davanın reddini talep etmiştir.
23.01.2020 tarihli celsede bilirkişi raporuna karşı davacı tarafın aktif taraf sıfatının bulunduğunu ispatlaması için bir haftalık süre verilmiş, davacı vekili 29.01.2020 tarihli dilekçesiyle aktif taraf sıfatı konusunda dosyaya 20.07.2017 tarihli muvafakatnameyi ibraz ederek bu muvafakatname gereğince ..../... A.Ş nin dubanın zarar görmesinden dolayı hasar bedelinin ... ... A.Ş ye ödenmesine muvafakat ettiğini ve ödemenin bu muvafakat üzerine ... A.Ş ye yapıldığını, ayrıca ... A.Ş den ibraneme ile birlikte alacağın temlikini de içeren belgeyi ibraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bu belgelere karşı davalı vekili 26.02.2020 tarihli beyan dilekçesiyle muvafakatnamenin dava açmak için yeterli olmadığını, TTK m. 1472 e göre halefiyetin sağlanması için ....l A.Ş ye ödeme yapılması gerektiğini, bu nedenle ... A.Ş ye yapılan ödemenin halefiyetin kazandırmayacağını belirterek halefiyet şartları sağlanmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu itirazlar ve sunulan belgeler gözetilerek bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Taraf vekillerinin itirazları üzerine bilirkişilerden alınan 22.07.2020 tarihli ek raporda; tarafların itirazları da değerlendirilmiş davacı vekilinin periyodik bakımla ilgili faturalara ilişkin ve davalı vekilinin kusur oranına ilişkin itirazları değerlendirildiğinde, ... isimli dubada meydana gelen zararın hesaplanmasında dubada meydana gelen gerçek zararın tespit edildiğini, hasar onarım bedellerini kapsayan faturaların ayrıştırıldığını, dubanın sigorta bedelinin 340.000 Euro toplam hasar miktarının 13.525,43 Euro, muafiyet (sigorta bedelinin %1'i ) miktarı olan 3.400,00 Euro nun mahsubu ile 10.125,43 Euro ve ... A.Ş.'nin payının %25 karşılığı 2.531,35 Euro olduğu, %80 kusur oranına göre davacının talep edebileceği miktarın 2.025,08 Euro olarak belirlendiği, teknede meydana gelen hasarın kaynağı ve kusur oranı yönünden incelenmesinde de .. Ticaret Odasından gelen yazı ve itirazlar değerlendirildiğinde kaldırma işleminde sorumlunun .... firmasına ait olduğu, sapanların loça deliklerinden geçirilmesinde dalgıç kullanıldığı, loçaların ancak denizde dubayı sabitlemek için kullanıldığı, davacı yan sigortalısının dürüstlük ilkesi gereğince yükleniciye gerekli uyarılarda bulunması gerektiği, sigortalının art niyetli olmasa dahi eksik bilgi vermesi nedeniyle %20 kusur verildiği, sigortacı yönünden yapılan itirazlarda incelendiğinde sigorta sözleşmesinin finansal kiralama sözleşmesiden ayrı bir sözleşme olduğunu, eser sözleşmesinin hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, buna göre aktif husumetin kabulü halinde 2.025,08 Euro (KDV dahil) davacının alacağının olduğu belirtilmiştir.
Ek bilirkişi raporuna karşı davacı vekilinin 18.08.2020 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kusur oranının doğru tespit edilmediğini, yüklenicinin işin uzmanı olarak iş sahibini uyarmakla mükellef olduğunu, müvekkilinin bir yönden halefiyetin gerçekleştiğini, zira kayıt malike ....l A.Ş. olsa dahi, sigorta primlerini ödeyen tarafın (sigorta ettirenin) ... A.Ş. olduğunu, TTK m. 183 ve devamına göre aynı zamanda alacağın temlik altına alındığını, bu nedenle alacak hakkına sahip olduğunu belirterek yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir.
Ek bilirkişi raporuna karşı davalı vekilinin 07.08.2020 tarihli beyan dilekçelerinde; davacının aktif husumetinin bulunmadığını, duba hasarının ...de karaya alma esnasında meydana geldiğini, maddi vakalar için tanık dinletmek isteriklerini beyan etmiş ve tanıkların isimlerini bildirmiş, bilirkişi raporunu kusur hesabını da kabul etmediklerini, iş sahibinin kusurunun daha yüksek olduğunu, tazminat miktarını da kabul etmediklerini beyan etmiştir.
Bilirkişi raporunda davacı tarafın her ne kadar alacağını talep edemeyeceği, halefiyet şartlarının gerçekleşmediği belirtilmiş ise de dosyada yer alan ibraname ve temliknamenin incelenmesiyle ...nın dosyaya sunduğu muvafakatname başlıklı 20.07.2017 tarihli belge ile 7.336,68 Euro hasar bedelinin ... A.Ş e ödenmesi konusunda ... A.Ş nin sigorta şirketlerine göndermiş olduğu muvakafatname ile temsilci olarak ... A.Ş e ödeme yapılmasını talep ettiği, ayrıca ... A.Ş nin alacağını sigorta şirketine temlik ettiği, (ibraname belgesinde yer alan temlik kaydıyla), böylece ... A.Ş nin sigortalı olan ..... A.Ş nin yerine temsilci sıfatıyla tahsilat yaptığı, belirlenmiş olduğundan kanuni halefiyet şartlarının gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Ayrıca ... ....A.Ş nin dava konusu olan mavnayı 27.09.2017 tarihinde mülkiyetini aldığı gemi tasdiknamesi ile belirlenmiştir.
TBK m.183 e göre alacak hakkının sigortacıya devrinin de geçerli olduğu, ... ile ... arasında TBK m. 470 de düzenlenen eser sözleşmesinin kurulduğu, yüklenici ....in basiretli bir yüklenici olarak objektif özen yükümlülüğünün bulunduğunu, ... in de dubanın karaya çekilmesi konusunda yükleniciye uyarılarda bulunmak suretiyle basiretli bir tacir sıfatıyla yükümlü olduğunu davalının kusursuzluğunu ispat edemediği için sorumluluğunun bulunduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması ve rapor alınması talebi kabul edilmemiştir. Mevcut raporun her iki tarafın itirazlarını değerlendirilerek teknik yönden yeterli olduğu belirlenmiş, ancak kusur oranı üzerinden yapılan inceleme ve görüşe katılınmamıştır. Şöyle ki;
Davalı taraf kusur oranının belirlenmesi için tanık dinletme talebinde bulunmuş, cevap dilekçesinde ve diğer dilekçelerinde iş sahibinin duba altındaki kısmın çürük olduğunu bildirmediğini ve bu nedenle müvekkilinin dubayı kaldırması sırasında hasarın meydana geldiği iddia edilmiştir. Tanıkların iş sahibinin çürükleri ve dubanın ağırlığının doğru beyan edilmediği konusunda dinletmek istediğini beyan etmiştir. Ek bilirkişi raporları alındıktan sonra davalı vekilinin beyan dilekçesinde ise (06.09.2019 tarihli) bu beyanını değiştirerek tanıkları dubanın çürük olduğunu beyan etmedikleri hususu yerine bu kez loçalardan kaldırma talimatının sigortalıdan geldiği iddiası ile dinletmek istediklerini beyan etmiştir. Ancak bu tür bir işlem için davalı yazılı talimat almamış ve dosyaya ibraz etmemiştir.
Zira iş sahibinin dubanın altındaki çürükleri bildirmesi yükümlülüğü bulunmadığı gibi ( davalının dubanın bakım için karaya alındığında alt kısmının çürük olabileceğini basiretli bir tacir ve vinç operatörü olarak bilmesi veya öngörmesi gerektiği gibi) (Kaldı ki vincin dubayı karaya alması sırasında iş sahibinin işin başında bulunma yükümlülüğünün olmadığı gibi) teknik bilirkişilerin tespit ettiği üzere söz konusu dubanın 3 ayrı yoldan karaya alınması mümkün olup; bu yolların her biri gerçekleştirilmeksizin (20.02.2019 tarihli raporun 18. sayfası) dubanın herhangi bir kuşak ile kuşatılmaksızın diğer yöntemleri uygulamamakta mavnanın karaya alınmasında yüklenicinin sorumluluğunun bulunduğu tespit edilmiştir. Kaldı ki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere henüz deniz altında dalgıçlar vasıtasıyla dubanın loça yerlerine zincir geçirmek suretiyle bağlanması sırasında da bu çürüklerin tespit edilmesi mümkün olduğundan iş sahibinin bunu bildirme yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Yapılan işin bir eser niteliği taşıması ve eser sözleşmesinde de işi yaptıran tarafın eserin yapılması sırasında iş sahibinin verdiği talimata dayanmış olması halinde iş sahibinin sorumlu olacağı (TBK m. 476) belirlenmiş olduğundan bu talebi kabul edilmemiştir. İşin niteliği itibari ile teknik ve mesleki tecrübe gerektiren bir iş olması nedeniyle tedbirli bir tacir olan yüklenicinin yükün ağırlığını, vasfını, özelliklerini, tespit etmesi (bu nitelikteki dubaların ortalama olarak ağırlıklarının araştırılarak hangi çeşit elleçleme ile yükün karaya çekilebileceği planlaması) gerekli olduğundan davalının tanık dinletme talebi kabul edilmemiştir. (Örneğin aracı tamiri için tamircinin aracı liftle kaldırması sırasında kriko yerleri dışında aracın kaportasından kaldırması halinde ''bunu bana tamir ettiren talep etti'' deme hakkı olmadığı gibi)
Bilirkişilerin kusur tespiti yaparken gerekçesinde yer alan husus, loçaların kaldırılma için uygun olmadığını, bunu vinç operatörüne bildirmedikleri tespitine dayanmış olup bu tespitin teknik yönden mavnanın nasıl kaldırılması gerektiğini bilen yüklenicinin sorumluluğunda olduğundan bu görüşe katılınmamıştır. Zira loçalardan tutularak mavnanın kaldırılması mümkün olmadığından vinç operatörünün tüm zarardan sorumlu olması gerektiği tespit edilmiştir.
Ayrıca bilirkişi raporunda yer aldığı üzere sigortalıya müşterek sigorta yapan tüm sigorta şirketleri tarafından ödenen toplam 11.265,38 Euro hasar bedelinin piyasa şartlarına uygun fahiş bedelde olmadığı tespit edilmiştir.
Takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun m. 4/a gereğince işleyecek faizi ile davalıdan bu zararın tahsili yönünde karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile,
"Davacı .... A.Ş.'nin, davalı ... .... A.Ş. aleyhine açtığı davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davacı ... A.Ş.'nin, davalı .... A.Ş. aleyhine İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/242 Esas sayılı icra dosyası ile yaptığı takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 2.531,35 Euro'nun davacının ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden -.TL karşılığının davalıdan tahsiline,
İşlemiş faize ve fazlaya ilişkin kısmın reddine,
Alacak likit olup itiraz haksız olmakla 2.531,35 Euro'nun takip tarihi itibariyle karşılığı olan 14.585,39 TL nin %20 olan 2.917,07 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine
Ödemelerin icra müdürlüğünce nazara alınmasına," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerin hatalı olup, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 03.12.2019 tanzim tarihli bilirkişi kök raporunda, fatura içeriklerinin kalem kalem incelendiğini, hangi kalemlerin hasar bedeli içerisinde yer alması gerektiği, hangi kalemlerin ise zaten periyodik bakım kapsamında yapılması gerektiğinin hatalı olarak belirtildiğini, ilgili raporun 12. Sayfasında 07.07.2017 tarih ve 19902 nolu faturanın masraf kalemlerinin incelendiğini, ilgili faturanın 3 nolu sırasında " Loca Delinmesinden Kaynaklı Su Alan Makine Ve Silo Dairelerinin Sudan Arındırılması, Kimyasal İle Temizlenmesi 8.500,00 Euro " olarak belirtildiğini ve yine dosya kapsamındaki 056/17 rapor numaralı 18/07/2017 tarihli ekspertiz raporunda dubanın karaya alınması sonrası deniz suyunun yırtılan locadan tekrar boşaltılması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığını, ancak bilirkişi raporunun devamında kimyasal temizliğinin periyodik bakım kapsamında yapılması gerektiğinden hasar bedeli içerisinde yer almaması gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, her ne kadar 20.07.2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda " ... Ticaret Odası Taşıma Meslek Komitesince verilen cevap yazısında özetle' taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmaması halinde genel uygulamanın sırasıyla taşıyıcının vinci nereye ve ne şekilde kurulacağını tespit için yerinde keşif yaptığı, daha sonra taşıtanın yükün nerelerden bağlanacağını göstererek yükün ağırlığını net bir şekilde taşıyıcıya ifade ettiği, müteakiben taşıyıcının yükü uygun vinci belirleyerek gerekli halat ve mapaları tedarik ederek vincin kurulacağı yeri belirleyeceği, finalde taşıtan tarafından kendisine bildirilen bağlantı noktalarından halat/mapaları bağlayarak yük kaldırma işlemini gerçekleştireceği..." ifadelerine yer verilerek müvekkili şirket sigortalısına kusur atfedilmiş ise de; Ticaret Odası Taşıma Meslek Komitesinin yazısının tavsiye niteliğinde olup, mutlak uygulanması gereken kurallardan olmadığını, bağlayıcılığının bulunmadığını, hatalı tespitler üzerine taraf vekillerinin itirazlarına istinaden aldırılan 20.07.2020 tarihli aynı heyet tarafından tanzim edilen bilirkişi heyeti ek raporunda da kök raporun tamamen kopyalanmış olup, hasara ilişkin teknik detay gerektiren incelemeler ve doğru kusur oran tespitlerinin tekrardan yapılmadığını, belirterek yere mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi bakımından halefiyet şartlarının sağlanmamış olup dava ehliyeti bulunmayan davacının davasının kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının aktif husumetinin bulunmadığına dair itirazları mahkemece reddedilmişse de, sigorta hukuku yönünden inceleme yapan bilirkişinin, halefiyetin sağlanmadığına dair kök rapordaki görüşünü ek raporda da değiştirmediğini, davacı yanın sunduğu 20.07.2017 tarihli muvafakatnamenin, davacının halefiyetinin gerçekleştirdiğini göstermediğini, davacı sigorta şirketinin ödememesi gereken bir tazminatı ödediğini, poliçedeki özel şartlara göre; teminatın, dubanın poliçede belirtilen(.....-....) adreste sabit kalması halinde geçerli olduğunun belirtildiğini, oysaki duba hasarının, ....'de karaya alma esnasında meydana gelmiş olduğundan teminat kapsamı dışında kalan, kanuna uygun olmayan bu ödemenin müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığını, bu bakımdan da halefiyet şartlarının sağlanmadığının açık olup davanın reddinin gerektiğini, dosyada sunulu 24.08.2016 tarihli poliçede, dubanın seyir alanının ... açıkları tesisleri, ... - ... idari alanı şeklinde belirlendiğini, halbuki davaya konu hasarın,.....'de karaya alınma işlemi sırasında gerçekleştiğini, dolayısı ile davaya konu kazanın teminat kapsamında kalmadığının sabit olduğnu, yerel mahkemece maddi vakıalar konusunda tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin savunma haklarını kısıtladığını, müvekkiline izafe edilen kusurun kabul olunduğu anlamına gelmemek kaydı ile; bilirkişiler tarafından müvekkiline % 80 kusur verilmesine rağmen, yerel mahkemece bilirkişi raporunda verilen kusuru dahi aşar şekilde müvekkiline, % 100 kusur verilerek hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı yan sigorta ettireninin, dubanın agırlığını müvekkiline yanlış bildirdiği hususunun, bilirkişi raporlarında tespit edilmiş olmasına rağmen müvekkiline, kusur izafe edilmesinin bozma sebebi olduğunu, mahmekenin aynı nitelikteli 2018/383 sayılı dosyasına gelen ve iş bu dosyaya 30.10.2019 tarihli dilekçeleri ekinde sundukları taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması halinde, vinç ile taşıma konusunda uygulanacak prosedürler içerikli,.....Ticaret Odasından gelen müzekkere cevabına göre, müvekkilinin ve davacı sigorta ettirenin yükümlülüklere uyup uymadığı incelenmeden, bu konuda tanıkları dinlenmeden, alınan kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tazminat miktarını kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydı ile, sigorta şirketlerinin KDV ödeme yükümlülüğü bulunmadığından KDV miktarının hesaba dahil edilerek müvekkiline yansıtılmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla, 03.02.2021 tarihli ek istinaf beyan dilekçesi ile de dava dışı sigorta ettiren firmanın kötü niyetle bakım masraflarını da hasar gibi gösterdiğini ve bu masrafları müvekkiline yansıtmaya çalıştığının bilirkişi raporları ile tespit edildiğini, dolayısı ile icraya konu alacağın likit olmadığının anlaşılmasına rağmen müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının, bir diğer bozma sebebi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sigorta poliçesinden kaynaklanan zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nın 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davacının muvakafatname ve temliknameye göre dava ehliyetinin olmasına, dosyaya sunulan denetime elverişli ve açık olan bilirkişi asıl ve ek raporuna göre mahkemece belirlenen miktarın hukuka uygun olmasına, kusur yönünden mahkeme takdirinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan ve yerinde bulunmayan istinaf nedenlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Davalının sorumlu tutulacağı rücuen tazminat miktarı likit olmayıp, tazminat miktarının tespiti yargılama yapılmasını gerektirdiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiş olup, anılan yasal düzenleme ve yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/12/2020 tarih, 2019/329 Esas ve 2020/680 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
2-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
3-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
2-Davalı vekilinin yatırdığı 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
C-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/12/2020 tarih, 2019/329 Esas ve 2020/680 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davacı ... A.Ş.'nin, davalı ... A.Ş. aleyhine İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2018/242 Esas sayılı icra dosyası ile yaptığı takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 2.531,35 Euro'nun davacının ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca Euro cinsi üzerinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak fiili ödeme günündeki döviz satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline,
2-İşlemiş faize ve fazlaya ilişkin kısmın reddine,
3-Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteminin koşulları oluşmadığından reddine,
4-Karar ve ilam harcı olan 996,32 TL harçtan peşin alınan 417,43 TL peşin harç ve icra dosyasına yatan 172,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 406,39 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 35,90 TL ve peşin harç 417,43 TL ile yazışma ve tebligat gideri 39,50 TL ve bilirkişi ücreti 1.500,00 TL olmak üzere toplam 1.992,83 TL'nin davanın kabul-red oranına göre 964,93 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yargılama gideri olarak yapılan yazışma ve tebligat gideri 100,00 TL'nin davanın kabul-red oranına göre 66,70 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan miktarın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1-2. maddesine göre belirlenen 14.585,39 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine,
8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden red edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/2-3. maddesine göre belirlenen 14.585,39 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile vekili yararına davalıya verilmesine,
9-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
10-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 02/06/2025