T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2133
KARAR NO : 2025/1065
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/06/2021
NUMARASI : 2018/135 Esas 2021/552 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2025
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/135 Esas ve 2021/552 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu .... Ltd. Şti. İle borçlu ... A. Ş. Arasında "..." yelkenli tekne alım satımından kaynaklanan ticari ilişki olduğunu, borçlu müvekkilden söz konusu tekneyi 115.405,00 Euro bedelle satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, bunun karşılığında davalı borçlu adına müvekkil şirket tarafından 06/07/2015 tarih ve 649586 seri nolu 115.405,00 Euro bedelli açık fatura düzenlendiğini, söz konusu faturanın davalı borçlu şirkete gönderilmiş ve davalı borçlunun faturaya istinaden kısmi ödemede bulunduğunu, geri kalan kısmının bugüne kadar ödenmediğini, Çeşme İcra Müdürlüğünün 2015/625 e. Sayılı dosyasından ilamsız takiplerde ödeme emri yolu ile icra takibi başlatıldığını, borçulunun takip konusu borca, faize ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğunu, borçlunun itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın kabulü ile davalı tarafın Çeşme İcra Müdürlüğünün 2015/625 Esas sayılı dosyaysına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ara eleri ve İcra Müdürlükleri olduğunu, müvekkil şirket ile .... Satış temsilcisi ... Lt Şti. İle 01/03/2015 tarihinde tekne satım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin satıcı ... Model ... motorluu, 3 Kamaralı tekneyi tüm standart donanımları ve sözleşme ekindeki opsiyonları ile birlikte 113.000,00 Euro bedel ile alıcıya satmayı ve alıcında belirtilen özellikteki tekneyi almasını kapsadığını, yapılan alım satım işleminin KDV'den muaf olup, ÖTV'si de hesaplanıp dahil edilmiş halinin 122.040,00 Euro olduğunu, talep edilen tutarın neye dayandığının müvekkil şirketçe anlaşılamadığını, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında ödemesi gereken bedeli ödediğini ve kendisinin davacıdan alacaklı konumuna getirdiğini, bu nedenle ödemesi gereken bir fatura bedelinin kalmadığını, dosyanın bilirkişiye gönderilmesiyle yapılacak incelemede tüm ödemelerin yapıldığını, davacı tarafın mail yazışmalarında tekne bedelini tamamının alındığına dair ikrarları bulunduğunu beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Sözleşme: Taraflar arasında imzalanan 01/03/2015 tarihli satış sözleşmesine göre; davacı olan satıcının ....model, ... motorlu, 3 kamaralı teknenin davalı alıcıya satışı şartlarının düzenlendiği, ödeme şartları alt başlığında, satış bedelinin 113.000,00 EURO olarak, 20.000,00 EURO' nun ön ödeme olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
İcra Dosyası: Çeşme İcra Müdürlüğü' nün 2015/625 E. Sayılı dosyası ile davcının davalı aleyhine 12.020 EURO aslı alacak için ilamsız icra takibi başlattığı davalının 27/08/2015 tarihli dilekçe ile icra müdürlüğünün yetkisine, borca, faize ve tüm fer' ilerine itiraz ederek takibi durduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/37 talimat sayılı dosyasında bilirkişi ... tarafından düzenlenen 13.06.2019 tarihli raporda özetle ; Davalı ...nin ticari defter kayıtlan incelendiği, incelenen ticari defterlerin davacı lehine delil niteliğinde olduğu, takip konusu faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı, davacı şirketin kayıtlarının takip edildiği cari hesabın; takip tarihi itibariyle 52.196,50-TL alacak bakiyesi verdiği ve diğer bir ifadeyle davalı şirketin davacı şirkete 52.196,50-TL borçlu gözüktüğü, bununla birlikte davalı şirket yetkilisi tarafından yapılan 20.000,00-Euro'luk kapora ödemesinin 2016 yılında kayıtlara yansıtılarak kapatıldığı ve 30.03.2016 tarihi itibariyle davacı şirketin herhangi bir alacağının gözükmediği, somut olayda davalı şirket henüz kurulmadan önce şirket yetkilisi ... tarafından 03.03.2015 tarihinde yapılan 20.000,00-Euro'luk kapora ödemesinin davacı alacağından mahsup edilip edilemeyeceği noktasında yoğunlaştığı, takdiri mahkememize ait olmak üzere söz konusu ödemenin dikkate alınması halinde her halükarda davacının takip tarihi itibariyle herhangi bir alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşılacağı görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Bilirkişi Ek Raporu : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/104 talimat sayılı dosyasında bilirkişi ... tarafından düzenlenen 26.04.2021 tarihli ek raporda özetle ; Kök rapordaki tespitlerin yerinde olduğu, davalı şirket yetkilisinin kapora olarak gönderdiği 20.000,00-Euro'nun davalı şirket ödemesi olarak dikkate alınması gerektiği, takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunmadığı görüşü ile ek raporunu düzenlemiştir.
Bilirkişi Raporu : Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/271 talimat sayılı dosyasında bilirkişi ... tarafından düzenlenen 16.07.2019 tarihli raporda özetle ; Davacı tarafın incelemeye 2015 yılı ticari defterlerini ibraz etmiş olduğu, defter kayıtlarına göre davacının davalıdan bakiye 38.195,13-TL alacağı gözükmekte olduğu ancak davalının beyan ettiği kaparo....Bankası Makbuzlu 03.03.2015 tarihli 20.000-Euro bedelli, TL karşılığı 55.442-TL olan, ...-... döviz havalesinin davacı defter kayıtlarında gözükmediği, bu havale mahkememiz tarafından davalı lehine davacıya ödeme olarak kabul edildiği taktirde davalının davacı tarafa borcunun gözükmediği, aksi taktirde, ödemelerin ve faturanın TL karşılıkları üzerinden davacı defter kayıtlarına göre 38.195,13-TL karşılığı takip tarihindeki 3,2053-TL kur üzerinden 12.020-Euro talep edildiği ancak, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ise tekne bedelinin 113.000-Euro olarak belirlendiği, davalının davacı kayıtlarında yer almayan 20.000-Euro kaparo ödemesi haricinde banka makbuzlarına göre 102.000-Euro ödeme olmakla, kaparo kabul edilmediği taktirde takip tarihinde bakiye 11.000-Euro borç kalabileceği görüşü ile raporunu düzenlemiştir.
Bilirkişi Ek Raporu : Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/287 talimat sayılı dosyasında bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24.05.2021 tarihli ek raporda özetle ; E-Posta yazışmaları ve sunulan banka hesap hareketleri davalı lehine değerlendirilmez ise kök raporda sunulu olduğu üzere, davacının takip tarihinde 11.000-Euro alacaklı olabileceği, E- Posta yazışmaları ve sunulan banka hesap hareketleri davalı lehine değerlendirilir ise davalının 9.000-Euro fazla ödemesi olabilecek olup, davalının takip tarihinde borcu olmayabileceği görüşü ile ek raporunu düzenlemiştir.
Dava; Ticari satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Taraflar arasında "..." yelkenli tekne alım-satımdan kaynaklanan davacı alacağı nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür.
Davalının, sözleşme kapsamında ödemesi gereken bedeli ödediğini ve kendisinin davacıdan alacaklı konumuna getirdiğini, bu nedenle ödemesi gereken bir fatura bedelinin kalmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Davalı her ne kadar yetki itirazında bulunmuş olsa da, tarafların yetki sözleşmesinde İzmir İcra Daireleri ve Mahkemelerini yetkili kıldıkları, her iki tarafın tacir olduğu ve yetki sözleşmesinin geçerli olduğun anlaşılmış bu nedenle yetki itirazı yerinde görülmemiştir.
Tarafların tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre;
Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince aldırılan bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek rapora göre; Davalı ...nin ticari defterlerinin eksiksiz ve usulüne uygun tutulduğu, ticari defterlerinin birbirini doğruladığı açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapıldığının tespit edildiği ve davacı lehine delil niteliğinde olduğu, takip konusu faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı, davacı şirketin kayıtlarının takip edildiği cari hesabın; takip tarihi itibariyle 52.196,50-TL alacak bakiyesi verdiği ve diğer bir ifadeyle davalı şirketin davacı şirkete 52.196,50-TL borçlu gözüktüğü, davalı şirket yetkilisi tarafından yapılan 20.000,00-Euro'luk kapora ödemesinin 2016 yılında kayıtlara yansıtılarak kapatıldığı ve 30.03.2016 tarihi itibariyle davacı şirketin herhangi bir alacağının gözükmediği, davalı şirket yetkilisi ... tarafından 03.03.2015 tarihinde yapılan 20.000,00-Euro'luk kapora ödemesinin davalı şirket ödemesi olarak dikkate alındığında, takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunmadığı, Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince bilirkişi ... tarafından düzenlenen kök ve ek raporda; 2015 yılı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan bakiye 38.195,13-TL alacaklı göründüğü, davalının kaparo olan, ... Bankası Makbuzlu 03.03.2015 tarihli 20.000-Euro bedelli, TL karşılığı 55.442-TL olan, ...-... döviz havalesinin davacı defter kayıtlarında görünmediği, E- Posta yazışmaları ve sunulan banka hesap hareketleri davalı lehine değerlendiğinde davalının 9.000-Euro fazla ödemesi olacağı bu nedenle davalının takip tarihinde borcu olmadığının kabul edildiği,
Tacirler tarafından tutulan defterler usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın sahibi aleyhine delil olarak değerlendirilebileceği, dolayısıyla davalının ödeme savunmasını gerek kendisine ait gerekse davacıya ait ticari defter kayıtları ile ispatladığı kanaatine varılmıştır. Davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı..." gerekçesi ile; Davacının davasının REDDİNE, Takibe konu edilen alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ....Ltd.Şti. ile borçlu ... arasında “...” yelkenli tekne alım-satımından kaynaklanan ticari ilişki olduğunu, borçlunun müvekkilinden tekneyi 115.405,00-EURO bedelle satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini ve bunun karşılığında davalı/borçlu adına müvekkili şirket tarafından 06.07.2015 tarih ve 649586 seri no.lu 115.405,00-EURO bedelli açık faturanın düzenlendiğini, davalı/borçlu şirketin bu faturaya istinaden kısmi ödemede bulunduğunu bakiye 12.020,00-EURO yu ise bu güne kadar ödemediğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanan bir sözleşme bulunmamasına karşın davalı tarafından dosyaya ibraz edilen satış sözleşmesi başlıklı belgenin 01.03.2015 tarihli olup söz konusu davalı şirketin 09.04.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi suretinden de anlaşılacağı üzere 01.03.2015 tarihinde daha kurulmadığını, bir şirketin kurulmadan sözleşme düzenlemesinin mümkün olmadığını ve böyle bir sözleşmenin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını ayrıca davalı tarafından ibraz edilen satış sözleşmesi başlıklı belgede tahrifat yapıldığını, tahrifat yapılan geçersiz sözleşmeye istinaden verilen kararın hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, dosyada bulunan müvekkili şirkete ait banka hesabına yönelik gelen hesap hareketlerinde sadece 25.05.2015 tarihinde 30.000- EUR 26.05.2015 tarihinde 30.000- EUR 27.05.2015 tarihinde 30.000-EUR ve 28.05.2015 tarihinde 12.000-EUR davalı .... tarafından yatırıldığının bunlar haricinde müvekkili şirket hesabına başkaca bir ödeme yapılmadığının görülmekte olduğunu, davalı şirket yetkilisi ...'e ait banka hesabından ise 03.03.2015 tarihinde 20.000-EUR nun ... hesabına havale edildiğini yani davalının iddiasının aksine müvekkili şirkete gönderilen böyle bir paranın bulunmadığını, bilirkişi raporunun somut delillere aykırı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, ... ile müvekkili şirket yetkilileri arasında bir mailleşmeden bahsedilmekte ise de müvekkili şirket yetkilileri tarafından böyle bir mailleşmenin yapılmadığını, davalı şirket kayıtlarının usulsüz olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 06.07.2015 tarih ve 649586 Fatura no.lu 115.405-EURO bedelli itiraz edilmeyen bir faturanın yok sayılamayacağını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, tekne satımından kaynaklı bakiye alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalının ödeme savunmasını kesin delillerle ispatlamasına, davacının yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2021 tarih ve 2018/135 Esas 2021/552 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.