T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2108
KARAR NO : 2025/1007
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/06/2021
NUMARASI : 2018/886 Esas 2021/483 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/886 Esas ve 2021/483 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; müvekkilinin kömür, yem, gübre, kasap ve nakliye işi ile uğraştığını, müvekkili ile davalı şirket arasında nakliye hizmeti nedeni ile KDV dahil olmak üzere 01.07.2016 tarih, 12830 no.lu 42.099,99-TL, 31.07.2016 tarih 47.200,00-TL olmak üzere toplam 89.299,99-TL bedelli iki adet fatura düzenlenerek davalıya verildiğini, davalı tarafından söz konusu hizmetle ilgili düzenlenen bu faturalara mahsuben çeşitli tarihlerde 10.000,00-TL, 10.000,00-TL ve 15.000,00-TL olmak üzere toplam 35.000,00-TL ödeme yapıldığını, başkaca ödeme yapılmadığını, bakiye 54.299,99-TL alacağın tahsili için İzmir 2.İcra Müdürlüğü’ nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalıya ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süresinde verdiği dilekçesi ile nakliye hizmetinin kabul edildiği ancak çek ve araç bakım hizmeti mukabilinde ödemenin yapıldığını ve alacaklı olduklarını bildirerek itiraz ettiğini, itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin davalıdan hiçbir zaman araç bakım hizmeti ve belirtilne miktar dışında bir ödeme almadığından itirazında haksız olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın kabulü ile davalının İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline, takibin devamına, takibe konu asıl alacak miktarı üzerinden ve %20’den az olmamak üzere icra- inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmalarda özetle; davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, hesaplarının yanlış ve çarpıtılmış olduğunu, tarafların ticari ilişkileri kapsamında davacı tarafından verilen nakliye hizmetine bağlı fatura alacağının müvekkili şirket tarafından çek ve araç bakım hizmeti mukabilinde ödendiği ve hatta müvekkili şirketin verdiği servis hizmeti karşılığında 10.799,03-TL alacaklı durumuna geçtiğini, tarafların ticari ilişkisinin 14.04.2015 tarihinden bu yana devam ettiğini ve 2015 yılı carisi 2016 yılına devrettiğinde müvekkili şirketin 42.100-TL alacaklı durumda olduğunu, müvekkili şirketin davacıya yaptığı ödemelerin ve fatura karşılığı verdiği servis hizmeti ile alacaklı duruma geçtiğini, müvekkili şirketin 10.799,03-TL alacağı için Sivaslı İcra Müdürlüğü 2017/204 Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını,davacının mesnetsiz itirazı sonucu takibin durdurulduğunu, cari hesap kayıtlarında davacının eksik ödediğini iddia ettiği 42.099-TL ve 47.200-TL’lik fatura bedellerinin işlendiğini, davacıya verilen servis hizmet bedellerinin ve müvekkili şirketin çek/ nakit ödemelerinin hesaba eklendiğinde 10.799,03-TL alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, bu nedenlerle açılan davacının ve icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı yan aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER : Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2017/10481 Esas sayılı dosyası, 01.07.2016 tarih, 012830 seri numaralı ve KDV dahil 42.099,99 TL bedelli ve 31.07.2016 tarih, 012833 seri numaralı ve KDV dahil 47.200,00 TL bedelli iki adet fatura, müvekkiline ait ticari defter kayıt ve belgeler, bilirkişi incelemesi ve ikamesi mümkün yasal tüm delillere dayandığı görülmüştür.
Davalı vekili savunmasını ve iddialarını ispat yönünde; İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2017/10481 Esas sayılı dosyası, Sivaslı İcra Müdürlüğünün 2017/204 Esas sayılı dosyası, cari hesap özeti, faturalar, müvekkili şirket ticari defter ve kayıtları ile belgeleri, davacının ticari defter kayıt ve belgeleri, bilirkişi incelemesi, Yüksek Mahkeme kararları, uzman görüşü, ve sair her türlü delile dayandığı görülmüştür.
İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı ... tarafından davalı ....Tic.Ltd.Şti. aleyhine 01.07.2016 tarih 12830 no.lu 42.099,99-TL bedelli ve 31.07.2016 tarih 12833 no.lu 47.200-TL bedelli faturalardan kaynaklanan cari hesap bakiyesinin tahsili için 10.08.2017 tarihinde toplam 54.299,99-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrine ait tebligat parçasını icra dosyasında mevcut olmadığı ancak icra dosyasına ibraz edilen itiraz dilekçesinde işbu ödeme emrinin davalı yanca 15.08.2017 tarihinde tebliğ alındığının beyan edildiği, davalı vekili aracılığıyla sunduğu 15.8.2017 tarihli dilekçe ile herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine 10.799,03-TL alacaklı olduğunu belirterek takibe, borca, faize, ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğü tarafından 18/08/2017 tarihinde takibin durdurulduğu görülmüştür.
Tarafların dosyaya celbini talep ettiği belge ve kayıtların dosyaya teminine müteakiben tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, davacı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ve bu kapsam dahilinde davacının davalıya sunduğu taşıma hizmeti karşılığı davalı tarafça nakten, çek ve servis hizmet karşılığı ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise takip tarihi itibarı ile davalının davacıya ödemesi gereken alacak miktarını gösterir, dosya kapsamına uygun rapor hazırlanması hususunda dosyanın talimat mahkemesince resen seçilen konusunda uzman SMMM bilirkişisi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 25/03/2019 tarihli düzenlenen raporda ; hem davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların, hem de davalının itiraz dilekçesinde belirttiği hususların aslında gerçeği yansıtamadığı, bazı noktalarda eksik ve yetersiz kalındığı, dosyaya sunulan delillerle davacının ticari defteriyle sınırlı tutmak zorunda kalarak 9115127 numaralı 10.000-TL bedelli ...çekinin davacı ... tarafından tahsil edilmiş olması yada en azından çekin ara yüzündeki cirantalarından birinin ... olması, veya mahkemenin bu çeki ...'nun teslim aldığını kabul etmesi halinde davacının 01/07/2016 tarih 012830 sayılı faturası +42.099,99 TL , davacının 31/07/2016 tarih 012833 sayılı faturası +47.200,00 TL 9738883 seri nolu .... çeki -10.000,00 TL, 9738884 seri nolu ... çeki -10.000,00 TL, muhteviyatı dosyada bulunmayan ancak tarafların kabul ettikleri çekin -15.000,00 TL, 9115127 seri nolu .... çeki -10.000,00 TL olmak üzere toplam 44.299,99 TL davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu şeklinde rapor edildiği görülmüştür.
Davalı şirket defter ve kayıtları ile dosya üzerinde inceleme yapılarak, taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamı ve bu kapsam dahilinde davacının davalıya sunduğu taşıma hizmeti karşılığı davalı tarafça nakten, çek ve servis hizmet karşılığı ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise takip tarihi itibarı ile davalının davacıya ödemesi gereken alacak miktarının tespiti hususunda dosya SMMM bilirkişisi ....'e tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından 10/10/2019 tarihli düzenlenen raporda ; İcra dosyası, dava dosyası ve davalı ... Ltd.Şti.’nin 2015-2016-2017 yılı yasal defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda avalı ...Ltd.Şti.’nin 2015 yılına ait yevmiye defterinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, kebir defterinin ibraz edilmemesi sebebi ile yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterinin uyumlu olup olmadığının tespit edilemediği, davalı ....Ltd.Şti.’nin 2016-2017 yılına ait elektronik yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterinin uyumlu olduğu, davacı ...’nun İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasına istinaden 10.08.2017 icra takip tarihi itibari ile davalı ...Ltd.Şti.’nden 54.299,99-TL tutarında alacaklı olup olmadığı konusundaki nihai tespitin,117.100-TL tutarındaki ödemeler (10.000-TL tutarındaki kısmı sabit olduğundan) ile davalı tarafından düzenlenen 12.999,02-TL tutarındaki fatura muhteviyatı servis hizmetinin verilip verilmediğinin araştırılması sonrasında yapılabileceği, Mahkemece davalı tarafından düzenlenen 12.999,02-TL tutarındaki fatura muhteviyatı mal/hizmetin davacıya verildiğinin ve davalı şirket tarafından yapılan ödeme toplamının 127.100-TL olduğunun kabul edilmesi durumunda davacının 10.799,03-TL borcu olacağından, davacı ...’nun İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasına istinaden 10.08.2017 icra takip tarihi itibari ile davalı ....Ltd.Şti.’nden herhangi bir alacak talep edemeyeceği, Mahkemece davalı tarafından düzenlenen 12.999,02-TL tutarındaki fatura muhteviyatı mal/hizmetin davacıya verildiğinin ve davalı tarafından yapılan ödeme toplamının davacı beyanı dikkate alınarak 35.000-TL olduğunun kabul edilmesi durumunda, davacı ...’nun İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasına istinaden 10.08.2017 icra takip tarihi itibari ile davalı ....Ltd.Şti.’nden taleple bağlı kalınarak 54.299,99-TL asıl alacak talep edebileceği şeklinde rapor edildiği görülmüştür.
Taraf vekillerinin itirazları ve dosyaya sonradan temin edilen çek bilgileri de dikkate alınarak, dosya kapsamına uygun ek rapor alınması hususunda dava dosyası SMMM bilirkişisi ....'e tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 11/12/2020 tarihli ek raporda ; Mahkemece davalı tarafından yapılan ispatlanır ödeme tutarının 107.000 TL olduğu hususu göz önünde bulundurularak, davalı tarafından düzenlenen 12.999,02-TL tutarındaki fatura muhteviyatı mal/hizmetin davacıya verildiğinin kabul edilmesi durumunda, davacı ...’nun işbu davaya esas İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasına istinaden 10.08.2017 icra takip tarihi itibari ile davalı ... ...Ltd.Şti.’nden 9.300,97-TL tutarında asıl alacak talep edebileceği, Mahkemece davalı tarafından yapılan ispatlanır ödeme tutarının 107.000 TL olduğu hususu göz önünde bulundurularak, davalı tarafından düzenlenen 12.999,02-TL tutarındaki fatura muhteviyatı mal/hizmetin davacıya verilmediğinin kabul edilmesi durumunda, davacı ...’nun işbu davaya esas İzmir 2.İcra Müdürlüğü’nün 2017/10481 Esas sayılı dosyasına istinaden 10.08.2017 icra takip tarihi itibari ile davalı .. ....Ltd.Şti.’nden 22.299,99-TL tutarında asıl alacak talep edebileceği şeklinde rapor edildiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME : Dava; taşıma sözleşmesinden doğan alacağa dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davacı tarafından davalı aleyhine 01.07.2016 tarih 12830 no.lu 42.099,99-TL bedelli ve 31.07.2016 tarih 12833 no.lu 47.200-TL bedelli faturalardan kaynaklanan cari hesap bakiyesinin tahsili için 10.08.2017 tarihinde toplam 54.299,99-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının vekili aracılığıyla sunduğu 15.8.2017 tarihli dilekçe ile davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine davalının 10.799,03-TL alacaklı olduğunu belirterek takibe, borca, faize, ferilerine itiraz ettiği, ödeme emrine ait tebligat parçasını icra dosyasında mevcut olmadığı, İzmir İcra Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta Uyap'ta kayıtlı ve taranan tebligatın bulunamadığının belirtildiği, ancak icra dosyasına ibraz edilen itiraz dilekçesinde işbu ödeme emrinin davalı tarafça 15.08.2017 tarihinde tebliğ alındığının beyan edildiği, tarafların bu hususta itirazı bulunmadığından ödeme emrine itirazın süresinde yapıldığının kabul edildiği, icra müdürlüğü tarafından itiraz üzerine 18/08/2017 tarihinde takibin durdurulduğu, davacı tarafça 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı ,
Davacı taraf davalıya nakliye hizmeti verildiğini, davalı tarafça bu hizmet nedeniyle düzenlenen 01.07.2016 tarih 12830 no.lu 42.099,99-TL bedelli ve 31.07.2016 tarih 12833 no.lu 47.200-TL bedelli olmak üzere toplam 89.299,99-TL bedelli faturalara mahsuben çeşitli tarihlerde 10.000-TL, 10.000-TL ve 15.000-TL olmak üzere toplam 35.000-TL ödeme yapıldığını, davalının bakiye 54.299,99-TL alacağı ödemediğinden icra takibi başlatıldığını iddia ettiği,
Davalı taraf ise, tarafların ticari ilişkileri kapsamında davacı tarafından verilen nakliye hizmetine bağlı fatura alacağının davalı tarafından çek ve araç bakım hizmeti karşılığında ödendiğini hatta davalının verdiği servis hizmeti karşılığında davacıdan 10.799,03-TL alacaklı olduğunu, 10.799,03-TL alacağın tahsili için Sivaslı İcra Müdürlüğü 2017/204 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak davacının itirazı sonucu takibin durduğunu savunduğu,
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporlara göre, takip ve dava konusu olan 01.07.2016 tarih, 12830 no.lu 42.099,99-TL bedelli ve 31.07.2016 tarih 47.200-TL bedelli iki adet faturanın davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça ....'a ait 25/03/2017 tarih, 9738883 seri nolu 10.000,00 TL'lik çek, ....'a ait 10/04/2017 tarihli, 9738884 seri nolu, 10.000,00 TL'lik çek ve ....'a ait 10/11/2016 tarih 408774 seri nolu 15.000,00 TL bedelli çeklerle ödeme yapıldığının davacının kabulünde olduğu ve bu miktarın takip konusu iki adet fatura bedelinden mahsup edildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı tarafın bu iki fatura karşılığında davacıya 12 adet fatura karşılığında servis hizmeti sunup sunmadığı ayrıca davalı tarafça başka çeklerle davacıya ödeme yapılıp yapmadığı noktasında toplandığı, bankalardan gelen müzekkere cevaplarına göre davalının davacıya ..'nin 25.10.2016 tarihli 408773 seri nolu 15.000,00 TL bedelli çek ve ..'nin 25.10.2016 tarih 99115127 seri nolu 10.000 TL bedelli çekleri ödediği ancak davacı tarafça cari hesap bakiyesinden düşülmediğinin anlaşıldığı, davacı defterlerinde davalının düzenlediğini beyan ettiği 12 adet faturanın kayıtlı olmadığı gibi davalı defterlerinde 12 adet faturanın teslimine dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, davalının defter kayıtlarına göre davacıya servis hizmeti sunduğu iddiasını ispatlayamadığı, davalının yemin deliline dayanmadığından yemin teklif etme hakkının olduğunun davalıya hatırlatılamadığı, böylece davalının dava ve takip konusu iki adet fatura yönünden 25.10.2016 tarihli 408773 seri nolu 15.000,00 TL bedelli çek ve ....nin 25.10.2016 tarih 99115127 seri nolu 10.000 TL bedelli çeklerle ödeme yaptığını ispatladığından davacının bakiye alacağın 54.299,99- 25.000= 29.299,99 TL olduğu, davalının bakiye borcu için davacıya 12 adet fatura karşılığında servis hizmeti sunduğu ve iş bu çekler dışındaki başka çeklerle ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığından, davalının davacıya 29.299,99 TL borçlu olduğu anlaşıldığından davalının itirazının kısmen haksız olduğu..." gerekçesi ile; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, Davalının, İzmir 2.İcra Müdürlüğünün 2017/10481 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 29.299,99.TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, Hüküm altına alınan 29.299,99.TL alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 5.859,99.TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kayıtlarının hatalı olduğunu, kasten bir kısım tahsilat ve faturaların davacı tarafından defterine yansıtılmadığını, davacı tarafından verilen nakliye hizmetine bağlı fatura alacağının müvekkili şirket tarafından çek ve araç bakım hizmeti mukabilinde ödendiğini ve hatta müvekkili şirketin verdiği servis hizmeti karşılığında 10.799,03.TL alacaklı durumuna geçtiğini ancak bu yöndeki haklılıklarının şimdilik müvekkili şirket kayıtlarında yaşanan konkordato süreci nedeniyle verilen hizmete yönelik somut verilerin geçici olarak temin edilemediğinden ortaya konulamadığını, bilirkişi raporuna aykırı şekilde gerekçesiz hüküm kurulduğunu, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı)
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı ticari defterlerinde davacı tarafından verilen hizmet ile ilgili olarak kesilen faturaların kayıtlı olmasına, davalının ödeme iddiasını kısmen kanıtlamamasına, bakiye alacağı ödediğini davalının kesin delillerle ispatlayamamasına, bakiye alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, davacının kısmen reddedilen miktar yönünden haksız olmasına rağmen kötüniyetli olduğunun ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih ve 2018/886 Esas 2021/483 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.001,48.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 500,37.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.501,11.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.