T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/530
KARAR NO : 2024/1496
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
TÜRKMİLLETİADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/11/2020
NUMARASI : 2019/448 Esas 2020/534 Karar
DAVA : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 11/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili taşıyanın ... nolu konşimento tahtında 3 adet 40 lık reefer konteyner muhteviyatındaki emtiayı konteynır yükünün davalı tarafça ekvatorun Guayaquil limanından Mersin Limanına taşıttırdığını, davalı tarafın gönderilen ve yükü fiilen teslim alan olduğunu, 3 adet 40'lık konteynırın 23.08.2017 tarihinde gemiden tahliye edildiğini, varış ihbarnamesinin davalıya bildirildiğini ve serbest sürenin 3 gün olduğunun ihtar edildiğini, 40'lık konteynırın demuraj tarifesinin 0-3 gün ücretsiz 4-13 gün 110 USD/beher gün ve 14 gün ve devamı için ise 220 USD / beher gün olduğunu, davalının buna rağmen yük teslimini 29.08.2017 tarihinde teslim ordinosu alarak MWCU7006860 ve MWMU6440424 numaralı 2 adet konteynırı 21.10.2017 tarihinde ve MSWU9066094 numaralı 1 adet konteynırı da 23.10.2017 tarihinde iade ettiğini, buna göre 26.08.2017 ile 23.10.2017 tarihleri arasında 1 adet konteynır için 59 gün, yine 26.08.2017 - 21.10.2017 tarihleri arasında 2 adet konteynır için ise 57 gün demuraj ücretinin doğduğunu, toplam 34.760 USD demuraj ücretinin davalıdan istendiğini, davalının bu ücreti ödemediğini, bunun üzerine İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2018/6080 esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini belirterek davalıların itirazın iptaline, takibin devamına, 34.760 USD demuraj alacağına, 3095 sayılı Kanun m. 4/a’da yer alan faiz uygulanarak ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilerek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; TTK m. 1246 ya göre davanın zaman aşımına uğradığı, davanın bu nedenle usulden reddinin gerektiği, müvekkilinin 3.600 Koli muzun Ekvatordan Mersin Limanına taşınması için davacıyla navlun sözleşmesi yaptığı, ... Nolu konşimento düzenlendiği ve 3600 koli muzun 08.07.2017 tarihinde Ekvatordan yola çıktığını, malların tesliminin geciktiğini, 23.08.2017 tarihinde Mersin Limanına ulaştığını, müvekkilinin gelen malların geç teslim edilmesi nedeniyle teslim almak istemediğini, müvekkilinin malların bozulup bozulmadığını kontrol etmek için geçici ordino talep ettiğini, bu talebinin reddedildiğini, müvekkilinin ordinoyu alarak malı kabul ettiğini, malların bir kısmının bozulduğunu tespit ettiklerini, müvekkil şirketin 4-5 hafta gecikme nedeniyle bozuk olan malları imha ettiğini ve imha masraflarına katlandığını, imhanın malların geç tesliminden ve bozulmasından olması nedeniyle davacının kusuruna dayandığını, demuraj bedelinin de yüksek talep edildiğini, Mersin Liman Başkanlığından rayiç demuraj bedelinin sorulmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin zararının giderilemediğini, imha masrafları olarak 7.761,04 TL ödeme yapıldığını, ayrıca diğer masraflarında davacıdan istendiğini ve bu konuda 72.375,04 TL ve 71.000 USD olmak üzere davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek usulden olmadığı takdirde esastan reddi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE: "...Dava; taşıyıcının taşıma konusu konteynerlerin gönderilen tarafından teslim alınmasına rağmen; zamanında teslim edilmemesi nedeniyle demuraj alacağına dayalı açmış olduğu tazminat davasıdır.
... nolu konşimento tahtındaki MWCU7006860 ve MWMU6440424 nolu, MSWU9066094 nolu konteynerler, ihbarnameler, davalıya verilen ordinolar, faturalar incelenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
İzmir 7. İcra Müdürlüğünün 2018/6080 E. sayılı dosyası incelendiğinde; Takip alacaklısı ...'nin, takip borçlusu ... Ltd. Şti.'nin aleyhine 03.05.2018 tarihinde 11.880 USD + 22.880 USD = 34.760 USD üzerinden ilamsız takibe geçtiği, borçluya ödeme emrinin 04.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 10.05.2018 tarihinde itiraz ederek takibi durdurduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafın zamanaşımı defi incelendiğinde;
TTK m. 1246 ya göre “…1188 inci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacaklar bir yılda zamanaşımına uğrar.
(2) Bu süre, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar…” hükmü yer almaktadır bu hükme göre davacının dilekçesinde yer aldığı üzere üç adet reefer konteynırın 23.08.2017 tarihinde gemiden tahliye edildikten sonra 21.10.2017 ve 23.10.2017 tarihinde üç adet konteynırın iade edildiği ve bu tarihler arasında ki demuraj bedelinin talep edildiği, demurajın beher gün için ayrı ayrı muaccel olduğu, buna göre en son demuraj günü olan 23.10.2017 tarihinden itibaren yasada yer alan bir yıllık süre içerisinde navlun sözleşmesinden doğan alacağın zamanaşımının dolacağı, bu sürenin hesabında da davalının cevap dilekçesinde süresinde belirtmiş olduğu zamanaşımı defi incelendiğinde bu tarihten itibaren icra takip tarihi olan 03.05.2018 tarihine kadar zamanaşımının işlediği ancak icra takibiyle zamanaşımının fiilen kesildiği ve yeniden başladığı, davalının icra dosyasına 09.05.2018 tarihli dilekçesiyle 10.05.2018 tarihinde itiraz ettiği ve takibin 14.05.2018 tarihi itibariyle durduğu (İzmir 7. İcra Dairesinin 2018/6080 E. sayılı dosyasında 14.05.2018 tarihli kararla) bu tarihten itibaren zamanaşımının tekrar işlemeye başladığı, davacının bu kez 01.03.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurarak 18.04.2019 tarihine kadar dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulması durumunda 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Kanun'a eklenen ve kabul edilen 18/A maddesinin 15. bendi gereğince, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracak ve hak düşürücü süreler işlemeyeceğinden arabuluculuğa başvuru tarihi olan 01.03.2019 dan 18.04.2019 tarihine kadar geçen 49 günlük süre zamanaşımı süresinden düşmesi gerekecektir. Buna göre davacının 1 yıllık zamanaşımı süresi TBK m. 149 ve 151 e göre hesaplanmasıyla 14.05.2018 tarihinden itibaren 14.05.2019 tarihine kadar olan süreye 49 günlük sürenin eklenmesiyle 03.07.2019 tarihinde sona erecektir. Bu halde davacının en geç 03.07.2019 tarihine kadar davayı açması gerekmektedir. Ancak davacı davayı 09.09.2019 tarihinde açmak olmakla bu zamanaşımı süresini geçirmiş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekmiştir.
Her ne kadar davacı taraf icra takibinin başlamasıyla zamanaşımının kesildiğini ve işlemediğini beyan etmiş ise de Yargıtayın yerleşmiş içtihatları uyarınca (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/798 E. 2016/6249 K. sayılı ve 06.06.2016 tarihli karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/10016 E. 2015/10298 K. sayılı ve 12.10.2015 tarihli karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2010/12684 E. 2011/16838 K. sayılı ve 12.12.2011 tarihli kararları gibi) itiraz edilmesiyle zamanaşımının kesildiği ancak TBK m. 154 e göre ( 818 sayılı BK m. 133) gereğince kesilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin TBK m. 156 (818 sayılı BK m. 136) gereğince yeniden başlayacağı alacaklının zamanaşımını kesin işlemler nedeniyle bu halde uyuşmazlığı bir adım ileri götüren işlemler yapması gerektiği, bu süre içerisinde bir işlem yapılmadığı takdirde istikrar kazanan Yargıtay kararlarına göre zamanaşımı süresi olması halinde zamanaşımı definin değerlendirilmesi gerektiği ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiği belirlenmiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Sebeplerle;
Davacının davasının zamanaşımı defi nedeniyle reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, TTK m.1246 da düzenlenen bir yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini ve kararın gerekçesinde icra takibine itiraz edilmesiyle zamanaşımının kesildiğini, ancak TBK m. 154 e göre gereğince kesilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin TBK m. 156 gereğince yeniden başlayacağını, bu halde uyuşmazlığı bir adım ileri götüren bir işlem yapılmadığı takdirde zaman aşımı süresinin olması halinde davanın zamanaşımı nedeniyle davanın reddinin gerektiğinin ifade edildiğini, gerçekten de TTK m.1246 uyarınca kanun koyucu demuraj ücreti alacakları için 1 yıllık zamanaşımı öngörüldüğünü, çünkü demuraj ücretleri navlun sözleşmesinden ve konşimentodan doğan bir alacak olduğunu, öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadan davalı aleyhine icra takibine girişilerek yasal yola başvurulduğunu, davalı aleyhine icra takibine girişilmesini ve davalının icra takibine itiraz etmesini müteakip bu sefer işbu itirazın iptali davasının ikamesi süresi için İİK uygulama alanı bulacağını, davaya dayanak olan icra takibi tarihi itibari ile demuraj ücretinin alacakları için TTK m.1246 'daki zamanaşımı süresi bertaraf edildiğini, çünkü icra takibi tarihi itibari ile demuraj alacakları için TTK m.1246 'da öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan davalı/borçlu aleyhine yasal yola (icra takibine) başvurulduğunu, davalı / borçlu aleyhine de icra işlemlere başlanıldığından davalı aleyhine artık maddi hukuk yönünden değil fakat icrai hükümler yönünden alacaklarının takibinin devam ettiğini, davalı/borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın da tebliğ edilmediği için İİK m.67/1 uyarınca da herhangi bir zamanaşımı/hak düşümü süresine tabi olmadan diledikleri zamanda itirazın iptali davasını açma haklarının bulunmadığını, yerel mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararının usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davanın TTK nın 1246 maddesi gereğince zamanaşımına uğramış olmasına göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/11/2020 tarih ve 2019/448 Esas 2020/534 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 11/09/202
Full & Egal Universal Law Academy