T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/439
KARAR NO : 2024/1485
KARAR TARİHİ : 10/09/2024
TÜRKMİLLETİADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/11/2020
NUMARASI : 2020/340 Esas 2020/730 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : 10/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2024
Davalı tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket çalışan ... isimli çalışan/temsilci ile un alım satımı hususunda şifai olarak anlaştıklarını, un bedelinin peşin ödenmesi akabinde un teslim edileceği hususunda anlaşarak davacı yanca davalıya 29/03/2017 tarihinde ... kredi kartından 6.200,00.-TL, 29/03/2017 tarihinde ... Bankası kredi kartından 10.000,00.-TL, 29/03/2017 tarihinde ... kredi kartından 7.500,00.-TL, 07/04/2017 tarihinde ... isimli şahsın kredi kartından 3.400,00.-TL, 07/04/2017 tarihinde davacının müşterisi olan ... sahibi tarafından nakit 8.600,00.-TL olmak üzere toplamda 35.700,00.-TL ödeme yapıldığını, ancak unların davalı yanca davacıya teslim edilmediğini, mal teslim edilmeyince davacı yanca davalı adına Karşıyaka 5.Noterliği'nin 17/04/2017 tarihli 011047 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile un satın alma talebinden vazgeçtiklerini ve ödedikleri paraları kendisine iade edilmediğini, davalının cevaben gönderdiği Karşıyaka 1.Noterliği'nin 28/04/2017 tarihli 06033 yevmiye numaralı ihtarnamesinde davacıdan alınan 6.200,00.-TL, 10.000,00.-TL ve 7.500,00.-TL 'nin başkaca carilere ödeme olarak kaydedildiğini, 3.şahıslarca yapılan ödeme tutarlarının inkar edildiğini, bu nedenlerle İzmir 9.İcra Müdürlüğünün 2017/6808 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibe karşı davalının vaki itirazının iptaline, takibin 36.027,28.-TL üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla devamına, kötü niyeti sabit olan davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile pazarlamacılar ... ile un satım sözleşmesi yapıldığı iddialarını kabul etmediklerini, sözleşme yapıldığını yazılı sözleşme ile ispatlanmasının gerektiğini, kredi kartının tıpkı para ve çek gibi bir ödeme aracı olduğunu, geçmiş dönemlerde davacı yanca 3.kişiler adına ödemeler yapıldığını, 2015-2016 yıllarına ... adına düzenlenen fatura bedellirinin davacı yanca ödendiğini, davacının başkalarına ait ticari alışverişlere ödemeleri ilk defa yapmadığını, davacı ile ...'ün birbirini tanıdığını ve davacının kartından yapılan tahsilatlar neticesinde ...'e mal teslim edildiğini, davacının kredi kartından ödeme yaptığı kişiden iş bu bedelleri talep etmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir,
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece: "...Dava, itirazın iptali davası olup, Mahkememizin 26/11/2019 tarih ve 2017/636 Esas 2019/1322 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 08/06/2020 tarih ve 2020/230 Esas 2020/525 Karar sayılı ilamıyla "...TTK 4/b,5. Maddelerine göre davanın ticari dava olabilmesi için her iki tarafın ticari işletmelerinden kaynaklı dava olup olmadığının denetlenmesi için bir araştırmanın yapılmadığı bu yönde dosyaya getirtilmiş bir delilin bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de ; bilirkişi incelemesinde de davacının ticari kayıtları ile ilgili bir incelemeye rastlanmamıştır.
Dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasında görev ilişkisi bulunduğundan, dava şartı olan görevin resen nazara alınması gerektiğinden mahkemenin kendini görevli kabul ederek işin esası hakkında karar vermiş olması itibariyle bu yöndeki kanaatinin denetlenmesi için dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadğı anlaşılmış olmakla, denetim yapılamadığından bu eksikliğin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, bu sebeple ve esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin istinafın kabulüne, kararın kaldırılmasına, görev yönünden kanaatin denetlenebilmesi için mahkemece hiçbir delil toplanmamış olduğundan, dosyanın HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkemesine geri çevrilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir...." gerekçesi ile kaldırılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;
Mahkememizin 2020/340 Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda;
1-Mahkememizce öncelikle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi'nin n 08/06/2020 tarih ve 2020/230 Esas 2020/525 Karar sayılı ilamının bozma gerekçesi ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ... ve ...'nden gelen cevaplarda her ne kadar davacının ticari faaliyetlerini devam ettirdiğine dair somut bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de dosya içeriğinden davacının dava konusu un alım-satımını ticari amaçla gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili de dosyaya sunmuş olduğu dilekçelerinde müvekkilinin tacir olduğunu ileri sürmüştür. Tacirlik sıfatı kişiye avantaj sağlamayan, aksine normal bir kimsenin ileri sürebileceği bir kısım borçtan kurtarıcı nedenleri ileri sürememesine yol açan, kişinin yürüttüğü işlemler nedeniyle doğacak sorumluluğunu en üst noktaya çıkaran bir durum olup dosya içeriği ve davacı tarafın kabulü doğrultusunda davacının tacir olduğuna kanaat getirilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
2-Dava İİK 67. Maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır.
3-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin henüz teslim edilmemiş unlara ilişkin avans ödemesi olup olmadığı, avans ödemesi kabul edildiği takdirde davalının un teslim borcunu ifa edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
4-Bozma öncesi dosyada toplanan delillerden taraflar arasında un alım satımı hususunda yazılı bir sözleşme bulunmaksızın sözlü olarak anlaşıldığı, davacının kredi kartı ile çeşitli tarihlerde davalıya ödemeler yaptığı bu ödemeler karşılığında kendisine bir mal teslimatı yapılmadığının ileri sürüldüğü, buna karşılık davalı tarafça davacının ödemelerine herhangi bir itiraz bulunmadığı, yine davacıya un teslimatı yapıldığına dair de bir savunmada bulunulmadığı, davalı savunmasının davacının yapmış olduğu ödemelerin dava dışı üçüncü kişi adına gerçekleştirildiğinin, üçüncü şahsa ait olan borcun davacının kredi kartı ile ödendiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmıştır.
5-Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin dava dışı üçüncü şahsın cari hesap borcuna mahsup edildiğinin anlaşıldığı görülmüştür. Davacı taraf ödeme konusunda kredi kartlarıyla yapılan ödemeler yönünden iddiasını ispatlamış olup, davacının yaptığı ödemelerin karşılığı olan malların teslimi veya üçüncü kişi adına ödeme yapılmış ise davacının bu amaçla ödemede bulunduğunun ispatı külfeti davalıya geçmiştir. Davalı tarafından dosyaya ödemelerin üçüncü şahsın cari hesap borcunun ifası amacıyla yapıldığına dair delil sunamadığı, bu haliyle ispat külfetini yerine getiremediği değerlendirilmiştir.
6-Davacı toplam 35.700,00TL ödeme yaptığını ileri sürmüş ise de yalnızca 23.700,00TL yönünden ödemenin varlığını kanıtlamıştır. Davacının elden ödemede bulunduğunu ileri sürdüğü kısım yönünden dosyada ispat koşullarının sağlanmadığı, bu kısım yönünden davanın kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur, " gerekçesi ile, "Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davalının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2017/6808 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 23.700,00-TL asıl alacak, 120,29-TL işlemiş faiz ve 145,41-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 23.965,70-TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu bedel üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK'nun 67. Maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.793,14-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi'nin, ilk derece mahkemesi kararını, dava şartı görev konusunda yeterli inceleme yapmadığı gerekçesiyle ortadan kaldırarak dosyayı mahkemesine iade ettiğini, İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, her ne kadar davacının ticari faaliyetlerinin devam ettirdiğine dair somut bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte davacının un alım-satım işini ticari amaçla yaptığına kanaat getirdiğini belirterek, bu davada görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu sonucuna vardığını, görevin dava şartı olup, bu hususun mahkemece re'sen değerlendirilmesinin gerektiğini, davacının tacir olduğuna dair kendi beyanlarından başka bir delil bulunmadığını, tarafın tacir olmasının lehine ya da aleyhine hak veya sorumluluk yükleyip yüklememesinin görevin incelenmesinde etken olmadığını, taraflar arasındaki mal alımına (ya da siparişe) ilişkin sözleşmeyi/belgeyi davacının ispat etmesinin gerektiğini, davaya cevap dilekçesinde de izah edildiği üzere; davacının kredi kartlarıyla ödemeleri ...-...'in mal alımına ilişkin yaptığını, kredi kartları ödemelerinin alındığı gün, dava dışı ...-... in 400 çuval mal siparişinde bulunduklarını, müvekkili şirket temsilcisinin bu bedelin nakit ya da kredi kartıyla ödenmesi halinde siparişin aynı gün teslim edileceğini belirttiklerini, bunun üzerine ...in, ...'a ait kredi kartlarıyla ...'teki iş yerlerinde ödemenin yapılmasını sağladıklarını, hatta Yeşilyurt'ta olduğunu söyleyen davacının kredi kartlarını çektirmek için ...'e ait ...'teki işyerine geldiğini, yani davacının iddia ettiği gibi ödeme yapan (...) ile hesabına ödeme yapılan (...)'ün birbirini tanımayan şahıslar olmadığını, kaldı ki, mahkemenin gerekçeli kararında belirttiğinin aksine müvekkili şirketin bu ödemeler karşılığında ...'e mal teslim ettiğini, dosyaya sunmuş oldukları 29/03/2017 tarihli ve 26.260,00 TL bedelli fatura karşılığı malların ...'e teslim edildiğini, davacının kredi kartından bu teslimat için para çektirdiğini, kendi aralarında bir anlaşmazlık varsa bunun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, davacının müvekkili şirket pazarlamacısı olan ...'la mal alım sözleşmesi yaptığı iddiasının doğru olmadığını, davacının tacir sıfatını dahi ispat edemediğini, bu kadar unu ne için aldığını açıklayıcı bir beyanının dahi bulunmadığını, yapılan ödemelerin ... için yapıldığı mal teslimi içeren bir fatura ile taraflarınca ispat edilmişken, kötü niyetli olarak bu ödemeden dönmek isteyen davacının üstelik aynı tarihte kendisi için ileride mal teslimine yönelik yapılmasına kabul edilebilir bir açıklama getiremediğini, piyasada kredi kartı ile ödemenin yaygın olarak yapıldığını, ödemelerin başkalarına ait kredi kartları ile gerçekleştirilebildiğini, bunda olağandışı bir durumun bulunmadığını, davacının yükümlülüklerinden kaçınarak ispat yükünü taraflarına yüklemek istemesinin de doğru olmadığını, belirterek ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak yeniden karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67.md gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 201/636 Esas - 2019/1322 Karar ve 26/11/2019 tarihli karar ile "Davanın kısmen kabulü ile; Davalının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2017/6808 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 23.700,00-TL asıl alacak, 120,29-TL işlemiş faiz ve 145,41-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 23.965,70-TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu bedel üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK'nun 67. Maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.793,14-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine" şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesince verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2020/230 Esas - 2020/525 Karar ve 08/06/2020 tarihli kararıyla "Davacı gerçek kişinin ticari işletme sahibi olup olmadığı yönünde hiçbir araştırma yapılmadan işin esası hakkında karar verildiği ve görev hususu denetlenmeden dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla; TTK 4/b,5. Maddelerine göre davanın ticari dava olabilmesi için her iki tarafın ticari işletmelerinden kaynaklı dava olup olmadığının denetlenmesi için bir araştırmanın yapılmadığı bu yönde dosyaya getirtilmiş bir delilin bulunmadığı görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de ; bilirkişi incelemesinde de davacının ticari kayıtları ile ilgili bir incelemeye rastlanmamıştır. Dava tarihi itibariyle Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasında görev ilişkisi bulunduğundan, dava şartı olan görevin resen nazara alınması gerektiğinden mahkemenin kendini görevli kabul ederek işin esası hakkında karar vermiş olması itibariyle bu yöndeki kanaatinin denetlenmesi için dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadğı anlaşılmış olmakla, denetim yapılamadığından bu eksikliğin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine, bu sebeple ve esasa ilişkin istinaf nedenleri incelenmeksizin istinafın kabulüne, kararın kaldırılmasına, görev yönünden kanaatin denetlenebilmesi için mahkemece hiçbir delil toplanmamış olduğundan, dosyanın HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince mahkemesine geri çevrilmesine" karar verildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde 2020/340 Esas - 2020/730 Karar ve 26/11/2020 tarihli karar ile "Mahkememizce öncelikle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi'nin 08/06/2020 tarih ve 2020/230 Esas 2020/525 Karar sayılı ilamının bozma gerekçesi ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. ... ve ...'nden gelen cevaplarda her ne kadar davacının ticari faaliyetlerini devam ettirdiğine dair somut bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de dosya içeriğinden davacının dava konusu un alım-satımını ticari amaçla gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili de dosyaya sunmuş olduğu dilekçelerinde müvekkilinin tacir olduğunu ileri sürmüştür. Tacirlik sıfatı kişiye avantaj sağlamayan, aksine normal bir kimsenin ileri sürebileceği bir kısım borçtan kurtarıcı nedenleri ileri sürememesine yol açan, kişinin yürüttüğü işlemler nedeniyle doğacak sorumluluğunu en üst noktaya çıkaran bir durum olup dosya içeriği ve davacı tarafın kabulü doğrultusunda davacının tacir olduğuna kanaat getirilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur." şeklindeki gerekçe ile mahkemenin görevli olduğu kabul edilerek yapılan yargılama neticesinde "Davanın kısmen kabulü ile; Davalının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2017/6808 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 23.700,00-TL asıl alacak, 120,29-TL işlemiş faiz ve 145,41-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 23.965,70-TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu bedel üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, İİK'nun 67. Maddesi uyarınca hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.793,14-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine" şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Dairemizin 2020/230 Esas - 2020/525 Karar sayılı ilamı kapsamında davacının tacir olup olmadığının araştırılması için İlk Derece Mahkemesince ...ne yazılan yazıya verilen cevabi yazının incelenmesinden davacının 05/11/2002 tarihinde şahsi ticaret sicil kaydının terkin edildiğinin bildirildiği, yine davacının bağlı olduğu Bornova Vergi Dairesinden gelen 11/08/2020 tarihli cevabi yazıda da davacının 25/09/2013 tarihinden itibaren "Lokanta İşletmeciliği" faaliyetinden kayıtlı mükellef iken 30/09/2013 tarihi itibariyle işini terk ettiğinin bildirildiği görülmüştür. Bu durumda gelen yazı cevapları birlikte değerlendirildiğinde ihtilaf tarihi olan 2017, takip tarihi olan 18/05/2017 ve yine dava tarihi olan 08/06/2017 tarihi itibariyle davacının ticaret sicil kaydı ve vergi kaydı bulunmadığından tacir olmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/10789 Esas, 2016/8226 Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında belirtildiği üzere ; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre ; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007 tarihinde karalaştırılmıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 Sayılı Bakanlar Kurul'u Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiş olup, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 Sayılı TTK'nun 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi sureti ile yapılması gerecektir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , mahkemenin görevli olması 6100 Sayılı HMK'ın 114. maddesinde dava şartları arasında sayılmış olması nedeni ile yine 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekmektedir.
Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre; dava konusu somut olayda, her ne kadar davalı tacir ise de, davacının ilgili ticaret sicilden müdürlüğünden ve yine ilgili vergi dairesinden getirtilen yazı cevapları gereğince ihtilaf, takip ve dava tarihi itibarı tacir olmadığı, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde münhasıran sayılan uyuşmazlıklar arasında da yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla işbu davanın genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek esas hakkında karar verilmesinin doğru olmamıştır.
Bu nedenle, kararın HMK nın 353/1-a-3. 355. maddeleri uyarınca açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2020 Tarih, 2020/340 Esas 2020/730 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Davanın görev dava şartı yokluğundan REDDİNE,
4-Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
5-Karardan bir örneğinin istinaf kaydının kapatılması için kararı veren İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
6-Dosyanın Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere, İzmir Hukuk Tevzi Bürosuna gönderilmesine,
7-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
8-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 10/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy