T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/436
KARAR NO : 2024/1562
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
TÜRKMİLLETİADINA
BÖLGEADLİYEMAHKEMESİKARARI
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2016/22
KARAR :2020/723
DAVA : Menfi Tespit
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin uzun zamandır ticari ilişki içerisinde olup davalı şirket ile cari hesap ilişkisi içerisinde çalıştığı, çalışma şekilleri gereği motosiklet yedek parça ve malzeme teminini davalı şirket aracılığıyla temin ettiğini, müvekkilinin 2015 yılı Eylül ayı başında sezon ürünleri ve diğer malzemelerin temini için davalı şirkete vadeleri 2016 yılı Ocak ayından başlamak üzere ve vadesi geldiğinde ödenmek üzere toplamda on bir adet her biri 10.500,00-TL olmak üzere 115.500,00-TL’lik senet düzenleyerek mal teslimi öncesinde şirket çalışanı ...’na 30.08.2015 tarihinde teslim ettiğini, müvekkilinin işi gereği temin edilecek ürünlerin sezonu Ekim ayı ile Şubat ayına kadarlık bir dönem sezon olarak tabir edildiği ve verimlilik arz ettiği, davalı ile çalışma sisteminin bu güne kadar bu şekilde düzenlendiğini, düzenlenen senetlerin davalı tarafa tesliminin de bu saikle yapıldığı, fakat davalı şirketin senetleri teslim aldıktan sonra tek taraflı olarak bu sene itibariyle çalışma sistemlerini değiştirdiklerini bu nedenle de teslimi yapılan senetlerin karşılığı olacak ürünlerin tesliminin 2016 yılı Ocak ayından sonra yapılacağını müvekkiline bildirdiğini, bunun yapılan anlaşmaya aykırı olduğunu, bu konuda senet teslimi öncesinde bilgilendirilmediği gerekçeleriyle davalı tarafla yapılan görüşmelerin olumlu sonuçlanmaması üzerine verimli sezonun ürün teslim tarihi ile uyuşmaması nedeniyle müvekkilinin 20.11.2015 tarihinde davalı şirkete aralarındaki sözleşmeyi feshettiğini, bedelsiz kalan senetlerin iadesini talep ettiği bir ihtarname gönderdiği, ihtarın 25.11.2015 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, gönderilen ihtarda karşılıksız kalan senetlerin taraflarına 10 gün içerisinde teslim edilmesi ve herhangi bir şekilde kullanılmaması hususunun özellikle belirtildiğini, davalı şirketin 04.12.2015 tarihinde gönderdiği ihtarla “sözleşme feshini” kabul ettikleri buna dayalı olarak hesabı kat ettiklerinin taraflarına bildirildiği, bununla birlikte söz konusu talep edilen karşılıksız kalan senetlerinde taraflarına iade edileceği fakat yaptıkları hesapta müvekkilinin kendilerine 15.385-TL borcu olduğunu, bu nedenle müstakbel borçlar için alınmış bedelsiz kalan senetlerden 30.01.2016 vade tarihli senede ilişkin hapis hakkı kullanıldığının beyan edildiğini, davalı tarafça hapis hakkı kullanılan senede gerekçe olarak gösterilen ve ödenmediği iddia edilen 17.10.2014 keşide 30.08.2015 tarihli 11.000-TL bedelli bononun müvekkilince ödenmiş olduğu, bu bakımdan ilgili senet hakkında hapis hakkı kullanılmasının gerekçesinin kabul edilmediği, kaldı ki müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle davaya konu 11 adet senede ilişkin teminatsız tedbir kararı verilmesini ve davanın kabulü ile sözleşmenin feshi ile müstakbel borçlara ilişkin olarak verilmiş olan toplamda 11 adet her biri 10.500,00-TL olmak üzere 115.500,00-TL’lik bedelsiz senetlerin müvekkiline iadesine karar verilmesine, ayrıca davalı şirkete müvekkilinin 15.385,00-TL borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında uzun yıllar boyu süre gelen ve motosiklet aksesuarlarının satışı üzerine kurulan ticari ilişkinin davacıdan kaynaklanan sübjektif sebepler gerekçe gösterilerek 20.11.2015 gün 4543 yevmiye sayılı İzmir 19. Noterliğinden keşide edilen ihtarıyla sonlandırıldığı ve dava konusu senetlerin iadesinin talep edildiğini, davacının bu talebine karşı verilen cevapta keşide edilen senetlerin davacının güncel ve satın almayı taahhüt ettiği ürünlerin karşılığı olmak üzere düzenlendiği, ihbar tarihi itibariyle davalıya 15.385-TL borcu bulunduğu, bu borçlar ödenene kadar 30.8.2015 vade tarihli 11.000-TL bedelli bono ile 14.09.2014 keşide tarihli 30.01.2016 vade tarihli 10.500-TL bedelli bonoların borç ödenene kadar hapis hakkı kullanılmak üzere iade edilmeyeceği ve borcun ödenmemesi halinde tahsili için takibe konulacağı bunların dışındaki senetlerin ise iadesinin sağlanacağının bildirildiğini, davalının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun davranarak davacı tarafından keşide edilen bonolardan alacağının tahsiline yetecek kısmı üzerine hapis hakkı kullandığının beyan edildiği, bu beyan karşısında üzerinde hapis hakkı kullanılan 30.01.2016 vade 10.500,00-TL’lik senedin davacının müvekkiline olan borcunun ödenmeden iadesinin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğu,, davacı tarafından işbu dava tarihinden sonra senet bedelinin banka kanalıyla itirazı kayıtla ödendiği, alacağın söndürüldüğünü, bu sebeple senedin iadesi açısından davanın reddine karar verilmesinin icap ettiği, ancak arz edildiği üzere senet bedeli davalıya ödenmiş olmakla mezkur bononun aslının taraflarınca Sayın Mahkemeye teslim edileceğini, davacının işbu bono dışındaki diğer senetlerin iadesine yönelik talebinin daha önce de belirtildiği üzere kabul edildiği hatta senetlerin iadesi için protokol yapılmasının teklif edildiği, davacı yanın senet asıllarının teslimi talebinde teslim masraflarına yönelik bir açıklama veya teslim için masraf göndermemiş olduğundan müvekkilinin noter veya posta vasıtasıyla masrafını kesesinden karşılayarak senetleri iadeye zorlanmasının hukuken mümkün olmadığı, bu sebeple davacı tarafından talep edilen senet asıllarının Sayın Mahkemeye teslim edileceğini, taraflar arasında uzun yıllara ve güvene dayanan bir satış ilişkisi kurulduğu ve müvekkili firma tarafından üretilen ve ithal edilen ürünlerin İzmir ilinde pazarlanmak üzere sadece davacının işletmesine satıldığını, işbu ticari ilişki sebebiyle davacının davalıya borçlu olduğu, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan 1.01.2015-31.12.2015 tarihlerini kapsayan muavin defterlerinin eksik ve hatalı olduğu 2014 yılında müvekkiline teslim edilen 7.500-TL tutarlı senetlerin 2015 yılında kayda alınarak hatalı tutulduğu, ayrıca bu senetler kapsamında toplam 60.000-TL ödeme yapılmadığı halde defterlerde ödeme yapıldığı işlenerek fazla ödeme şerh edildiğini, Davacının kayıtlarında yer alan 15.000-TL tutarındaki bononun teminat olarak alındığı, davacıya geri iade edildiği halde ödeme yapılmış gibi işlendiği, gene aynı şekilde 11.000-TL tutarlı 10 adet senedin de aynı şekilde hepsinin karşılığı ödenmediği ve kısmı tahsil edilmeden iade edildiği halde tamamı ödenmiş gibi defterlere şerh edildiği, davacı tarafça müvekkili ile olan iş ilişkisi sonlandırılmadan önce satın alınan ürünlerin bir kısmının iade edildiği ve bunlar için iade faturası düzenlendiği, davacının resmi kayıtlarına işlenen bu faturaların ürünlerin satıldığı fiyatların çok üzerinde düzenlendiği, bu durumda davacı defterlerinde alacak-borç ilişkisi davacı lehine haksız olarak değiştirildiğini, bu nedenlerle davanın usulden reddi ile İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğuna ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Dava İİK 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Davacı taraf dava dilekçesi ile ayrıntıları dosyada yer alan 11 adet 10.500,00TL bedelli ve toplam 115.500TL tutarlı bonoların iadesini, davacının 15.385,00TL borçlu olmadığının tespitini ve taraflar arasındaki sözleşmenin feshini talep etmiştir. Davacı ile davalı taraf arasında dava öncesinde keşide edilen noter ihtarnamelerinin incelenmesinde taraflar arasındaki satış/iş sözleşmesinin dava öncesinde feshedildiği anlaşılmıştır. Dava konusu 11 adet 10.500,00TL bedelli bononun yargılama sırasında 28/02/2017 tarihli celsede davacı vekiline elden teslim edildiği anlaşıldığından dava bu yönüyle konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının devam eden açık hesap ilişkisi nedeniyle 15.385,00TL borcunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce davacının ve davalının ticari defterleri üzerinde SMMM bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılmış, dosyaya ödeme belgeleri ve diğer defter kayıtlarının sunulduğu görülmüştür. Tarafların ticari defterleri arasındaki bakiyeler arasında önemli farklılıklar bulunmakta olup bu hususta farklı bilirkişilerden rapor alınmasına rağmen net bir tespitin yapılamadığı görülmüştür. İki tarafın ticari defterlerinde farklı hesap bakiyelerinin bulunmasının nedeninin tarafların ticari defterlerine bir kısım kalemlerin mükerrer girilmesi, bir kısım ödemelerin defterlere işlenmemesi nedeniyle olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tüm raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için 22/10/2019 tarihli celsede 2 kişiden oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 05/01/2020 tarihli rapor düzenlendiği, bu rapora karşı itirazlar doğrultusunda 04/08/2020 tarihli bilirkişi ek raporunun düzenlendiği görülmüştür. Davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunulmuş, davacının bir kısım ödemeleri defterine mükerrer kaydettiği ve davalının bedeli tahsil edilmeksizin davacıya iade ettiği senetlerin de tahsil edilmiş gibi hesaplama yapıldığı ileri sürülerek yeniden bilirkişi raporu aldırılması talep edilmiştir. Bilirkişi raporları ve davalı vekilinin itirazları birlikte incelendiğinde, uyuşmazlık konusunun davacı tarafından davalıya verilen 15.000,00TL bedelli bono ve bir kısım diğer bonoların gerçekte ödenmeksizin davacıya iade edildiği halde ödeme yapılmış gibi değerlendirilmesinin itiraz konusu yapıldığı görülmüştür. Davalının ticari defterlerinde 72.100,00TL bono ödemesi görülmekte olup, bunun dışında davacı tarafından 70.204,00TL tutarlı bono ödemesinin ödeme belgeleriyle ispat edildiği görülmüştür. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan bonoların bedelinin tahsil edilmeksizin davacıya iade edildiğine dair veya bedellerinin tahsil edilemediğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Davalı tarafın ticari defterlerine kayıtlı bulunan bonoların tahsil edilememesi hususunda ispat yükü üzerinde bulunmaktadır. Söz konusu bonoların bedelleri tahsil edilmeksizin davacı tarafa iade edilmesi aksi ispat edilmedikçe bono bedellerinin tahsil edildiğini göstermektedir. Diğer taraftan dosyaya davacı tarafından sunulan 04/02/2015 tarihli bankamatik ödeme fişinde "31/01/2015 tarihli senede ist." şeklinde açıklama girildiği görülmüş olup, davalı tarafından senedin ödenmediği ileri sürülmüş ise de bankamatik ödeme fişine itiraz edilmediği, bu haliyle kısmi olarak 7.704,00TL ödeme yapıldığının kabulü gerekmiştir. Diğer taraftan davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacının 7.500,00TL'lik bonolarla ilgili yapmış olduğu ödemeleri defterlerine mükerrer kaydettiği, bunun ise bakiye hesap miktarını davacı lehine düşürdüğünü ileri sürmüş ise de bilirkişi raporlarında 5 adet 7.500,00TL bedelli toplam 37.500,00TL tutarlı ödemenin mükerrer kaydedildiği tespit edilerek toplam ödeme miktarından tenzil edildiği görülmüştür.(Bkz:15/01/2020 Tarihli B.R. Sayfa:18)Yukarıda ayrıntılı gerekçeleri açıklandığı üzere, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinde bakiye borç miktarlarının her iki tarafın defterlerinde farklı sonuçlar verdiği, davalının ticari defterlerinde yer alan bono ile ödeme kayıtlarının kendi aleyhinde delil niteliğinde olduğu, davalı vekili her ne kadar bonoların bedelleri ödenmeksizin davacıya iade edildiği yönünde itirazda bulunmuş ise de bono bedellerinin tahsil edilmeksizin iade edildiğine dair bir delil sunulmadığı gözetildiğinde davalının ticari defterlerine kayıtlı 72.100,00TL ödemenin muteber kabul edilmesi gerektiği, bu takdirde davacının davalıya borçlu bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne" gerekçesi ile; "Sözleşmenin dava öncesinde sona erdirildiği anlaşıldığından davanın bu kısmı yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu; keşidecisi Motorcu ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/01/2016 ve lehtarı ve cirantası ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.olan , keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 27/02/2016 ve lehtarı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.olan, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 31/03/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/04/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ... ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 31/05/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/06/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ... ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/07/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/08/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/09/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/10/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, keşidecisi ..., keşide tarihi 14/09/2015, bedeli 10.500,00.-TL, vade tarihi 30/11/2016 ve lehtar kısmı boş olan senet, olmak üzere 11 adet bononun dava sırasında davacıya teslim edildiği anlaşıldığından bu hususta davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, Davacının davalı ile aralarında işleyen ticari açık hesap ilişkisi nedeniyle 15.385,00TL borçlu olmadığının TESPİTİNE," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan 21/05/2019 tarihli dilekçelerindeki itirazlarının ve özellikle 06/02/2020 tarihli dilekçenin 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. bentleri yönünden tekrar bir inceleme yapılmadan çelişkiye neden olan 05/01/2020 ve 04/08/2020 tarihli bilirkişi raporlarını hükme esas alması kabul edilemeyeceğini, davalı şirketçe 30/12/2014 tarihinde nakit ödeme olarak gösterilen 24.769,06 tl'nin ödemesinin müvekkili şirket hesaplarında olmamasına rağmen karşı taraf defterlerine mükerrer senet ödemesi işlenmesi karşısında (kök raporda bu husus belirtilmiştir) müvekkil şirkette karşılığı olmayan bu ödemelerin mutlak suretle ödeme belgesi ile ispatlanması gerektiğini,
ödeme belgesi olmayan 2014 yılı 446, 468, 550 ve 2015 yılı 204, 255 yevmiye noya işlenen senetlerin bulunması karşısında dosyada mahkemesince alınan ve bilirkişi dilek turan ertaşkın tarafından tanzim edilen 10/04/2018 tarihli bilirkişi raporu (müvekkil şirketin davacıdan 37.609,86-tl alacaklı olduğu tespiti yapılmıştır) ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/93 talimat sayılı dosyasından alınan ve bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 26/10/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin (müvekkil şirketin davacıdan 23.015,86-tl alacaklı olduğu, dava tarihi sonrası alacak miktarının 37.609,86-tl olduğu tespiti yapılmıştır) esas alınması gerekirken çelişkiye neden olan 05/01/2020 tarihli kök ve 04/08/2020 tarihli ek heyet bilirkişi raporunun hükme esas alınması hukuka aykırı olduğunu, 2014 yılında müvekkili şirkete ödeme ve teminat amacıyla teslim edilen 7.500,00 TL tutarındaki senetlerin, 2015 yılında kayda alınmak suretiyle davalının ticari defterlerinin hatalı tutulduğu, bu senetler kapsamında 60.000,00 TL ödeme yapılmadığı halde davalının ticari defterlerine bu tutarda ödeme yapıldığı işlenerek fazla ödeme şerh edildiği ortada iken davanın kabulüne dair kurulan hükmün usule uygun olmadığı, davacı tarafça müvekkil şirketle olan ticari ilişkisi sonlandırılmadan önce satın alınan ürünlerin bir kısmı iade edilmiş ve bunlar için alış fiyatından daha farklı ve yüksek olacak şekilde iade faturası düzenlenerek alacak-borç ilişkisi müvekkil davalı aleyhine haksız olarak değiştirildiği, izah edilen hatalardan dolayı davacı tarafın ticari defterlerinin delil gücü bulunmadığını, davacının kayıtlarında yer alan 15.000,00 TL tutarındaki senet teminat olarak alınmış olup davacıya iade edildiği, ancak bu senet dahi ödeme yapılmış gibi işlendiği, yine aynı şekilde 11.000,00 TL tutarlı 10 adet senet de karşılığı ödenmediği ve bu senetler tarafımızca mahkemenize iade edildiği halde tamamı ödenmiş gibi ticari defterlere şerh edildiği, senetlerin bir kısmı ödenmediğini ancak karşı tarafın ticari defterlerinde bu senetler ödendi gibi gözüktüğünü, bu halde dahi davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınan rapora göre müvekkil davalının 37.609,86 TL alacaklı olduğu tespiti yapıldığı, ancak ilk derece mahkemesince bu husus dahi gözden kaçırıldığını beyan ederek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 72.maddesi kapsamında davaya konu her biri 10.500,00 TL bedelli 11 adet toplam 10.500,00-TL olmak üzere 115.500,00-TL’lik senetlerden ve taraflar arasındaki ticari ilişki nedeni ile açık hesaptan dolayı davacının davalıya 15.385,00-TL borçlu olmadığının tespiti istemine dayalı olarak açılmış olan menfi tespit davasıdır.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili; davacı tarafça davalıya 2016 yılı Ocak ayından başlamak ve vadesi geldiğinden ödenmek üzere her biri 10.500,00 TL olmak üzere toplam 115.500,00 TL senet düzenlenerek mal teslimi öncesinde davalı tarafa teslim edildiği, ancak davalının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranması nedeni ile davacı tarafça sözleşmenin feshedildiğinden bahisle, davaya konu 11 adet toplam 115.500,00 TL bedelli senetlerin bedelsiz olduğundan davacıya iadesine ayrıca davacının davalıya 15.385,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu senetlerin davacının güncel ve satın almayı tahahhüt ettiği ürünlerin karşılığı olmak üzere düzenlendiği, davacının davalıya taraflar arasındaki ticari ilişkide bakiye 15.385,00 TL borcunun bulunduğu ve bu nedenle 30/08/2015 vade tarihli 11.000,00 TL bedelli ve 14/09/2014 keşide tarihli 30/01/2016 vade tarihli 10.500,00 TL bedelli bononun borç ödeninceye kadar hapis hakkı kullanılmak üzere iade edilmeyeceğinin ve borcun ödenmemesi halinde bu senetlerin takibe konu edileceğinin ve bunların dışındaki senetlerin davacı tarafa iadesinin sağlanacağının davacı tarafa ihtar edildiği, 30/01/2016 vade tarihli 10.500,00 TL bedelli bononun davadan sonra itirazi kayıtla davacı tarafça ödendiği, borcun söndürüldüğü, bu nedenle bu senet aslının mahkemeye iade edileceği, diğer senetlerinde iadesi konusunda davacıya porotokol teklif edildiği, bu nedenle bu senetlerinde mahkemeye ibraz edileceği, davacı ticari defter kayıtlarının doğru olmadığı, alacak borç ilişkisinin davacı lehine haksız olarak değiştirildiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, sözleşmenin dava öncesinde sona erdirildiği anlaşıldığından davanın bu kısmı yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, davaya konu 11 adet bononun dava sırasında davacıya teslim edildiği anlaşıldığından bu hususta davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının davalıyla aralarında işleyen ticari açık hesap ilişkisi nedeniyle 15.385,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden davacı tarafça dava konusu olarak her biri 10.500,00 TL bedelli 11 adet senet olmak üzere toplam 115.500,00 TL'lik bonolardan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacıya iadesine ve yine taraflar arasındaki ticari ilişkideki açık hesap nedeniyle davacının davalıya 15.385,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak davacı tarafça dava değeri olarak sadece davaya konu 11 adet senet toplamı olan 115.500,00 TL gösterilmiş ve bu tutar üzerinden harç yatırılmıştır. Davacının diğer talebi olan 15.385,00 TL kısım ile ilgili olarak harcın yatırılmadığı, mahkemecede eksik harcı yatırmak üzere davacı tarafa süre verilmeksizin esas hakkında hüküm kurulduğu görülmüştür.
Bilindiği üzere; karar ve ilam harcı 492 Sayılı Kanun'un 15 ve 21. maddeleri gereğince maktu ve nispi olmak üzere iki çeşittir. Bu anlamda davanın maktu ve nispi harca tabi olup olmaması kural olarak dava konusunun para ile değerlendirilebilir olup olmamasına göre değişmektedir. Nispi harç, konusu belli bir değere (para veya parayla değerlendirilen birşey) ilgili davalarda, hüküm altına alınan değer üzerinden tarifedeki belli nispete göre alınan harçtır (1 sayılı tarife ve madde III/1-a). Maktu harç ise, konusu belli bir değerle tespit edilemeyen davalarda ve davanın reddine ilişkin kararlardan alınan harçtır (1 sayılı tarife madde III/2-a).
Harçlar Kanu'nun "nispi harçlarda ödeme zamanı" başlığını taşıyan 28/1-a maddesi gereğince "karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin olarak alınır.
Harçlar Kanu'nun 30. Maddesindeki yasal düzenlemeye göre ise; muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde (6100 Sayılı HMK'nun 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.
Yine 492 Sayılı Harçlar Kanu'nun 32. maddesinin 1.cümlesinde "yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır." hükmüne yer verilmiştir.
Bu şekilde Harçlar Kanununda, harç alınması ve tamamlanması tarafların isteğine bırakılmamış olup mahkemece re'sen gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Nitekim bu ilkeler Yargıtay HGK'nun 12/10/2011 tarih 2011/3-629 E- 2011/613 K sayılı, 23/10/2013 tarih 2013/7-31 E- 2013/1841 K sayılı ve 24/12/2013 tarih 2013/21-445 E- 2013/1625 K sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.
Eldeki davada, davacı taraf 492 Sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir. Başka bir anlatımla, davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre; dava edilen değer üzerinden nispi tarifeye göre dava harcı ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır. Dava edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilam harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak bulunmamaktadır. Zira, karar ve ilam harcına ilişkin açıklanan hükümler 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 fıkrasında "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" şeklindeki düzenleme gereğince dava şartı niteliğindedir.
Yukarıda belirtilen tüm bu yasal düzenlemeler karşısında; dava konusu somut olayda, davacı tarafça, davaya konu her biri 10.500,00 TL bedelli 11 adet senet olmak üzere dava değeri olarak gösterilen ve başlangıçta harçlandırılan toplam 115.500,00 TL'lik bonolar nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit istemine ilaveten taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya 15.385,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yönünde menfi tespit talebi de bulunduğundan, davaya konusu bu tutar olan 15.385,00 TL üzerinden de peşin olarak alınması gereken nispi karar ve ilam harcı tamamlatılmaksızın İlk Derece Mahkemesince esas hakkında karar verilmesi yerinde olmadığı kanaatiyle davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2020 tarih 2016/22 Esas 2020/723 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 262,73 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE,
6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.18/09/2024
Full & Egal Universal Law Academy