T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/413
KARAR NO : 2026/1192
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/12/2022
NUMARASI : 2020/228 Esas 2022/885 Karar
ASIL DAVA
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)|İstirdat (Ticari
Satımdan Kaynaklanan)|Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/711 E. 2021/241 K. SAYILI DOSYADA
DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/12/2020
BİRLEŞEN DAVA BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/373 E 2021/931 K. SAYILI DOSYADA
DAVA :Menfi Tespit, İstirdat
DAVA TARİHİ :28/07/2020
BİRLEŞEN DAVA BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/535 E.SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
DAVA :İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ 23/09/2020
DAVANIN KONUSU : İstirdat
BAM KARAR TARİHİ : 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Davalılar ... A.Ş. vekili ile davalı ... A.Ş. vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 5-6 yıldan beri devam ettiği, davacının ... üreticisi olduğu, müvekkilin inşaat malzemeleri ticareti yaptığı, davalı ile ön ödemeli olarak (çeklerin siparişten önce verilmesi şeklinde) 2020 Şubatında 2 adet çekle 50.000 TL ödendiği, bu tarihten önce de bedeli ödenmiş 41.276,59 TL alacaklı olduklarını, bu miktarın davalının 07.01.2020 tarihli 208924 no.lu fatura derkenarında da açıkça görüldüğünü, faturada 42.936,31 TL alacaklarının yazılı olduğunu davalının Şubat 2020 sonunda fabrikayı kapattığı ve mal teslimi yapmadığını, davalıya teslim edilmiş 130.000 TL tutarlı çeklerin olduğu, bu çeklerden dolayı 91.276,59 TL tutarında mal teslimi yapılmadığını çeklerin de iade edilmediğini, davalı elinde bulunan çeklerin ödenmesini engellemek için teminat karşılığı tedbir konulmasını ve müvekkilin davalı tarafa 91.276,59 TL borçlu olmadığının tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. Ancak icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesinde, herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Bu nedenle icra takibini, takipteki borcu ve tüm fer'ilerini kabul etmediğini ileri sürmüştür.
MAHKEMECE: "...,Dava ; Menfi Tespit , İstirdat istemine ilişkindir.
Davacı vekili delil olarak; İzmir 13.İcra Müdürlüğü'nün 2020/8580 Esas sayılı dosyası, Menemen İcra Müdürlüğü'nün 2019/2631 Esas sayılı dosyası, arabuluculuk son tutanağı, fatura, irsaliye, iadeli taahhütlü ödeme talebi cari kayıt ve belgeler, davacı şirkete ait defter, belge ve kayıtlar, keşif, tanık anlatımları, yemin ve bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.
İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2020/8580 sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının davalı , borçlusunun davacı ve diğer davalı olduğu, takibin 22.775,00TL asıl alacak üzerinden yapılan 10 örnek ödeme emrine ilişkin ilamsız icra takibi olduğu, takibin dayanağının 25.000,00 TL bedelli 30/09/2020 günlü 7077797 Seri No lu çek alacağı olarak gösterildiği tespit edilmiştir.
Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; davacının 30/06/2020 tarihli ödeme günlü 76846 nolu 25.000,00 TL lik .... .. Şubesine ait çekin 11.276,59 TL kısmın , 30/07/2020 tarihli ödeme günlü 76847 nolu 30.000,00 TL lik ... .. Şubesine ait çek, 30/08/2020 tarihli ödeme günlü 77796 nolu 25.000,00 TL lik ... Şubesine ait çek ,30/09/2020 tarihli ödeme günlü 77797 nolu 25.000,00 TL lik ... Şubesine ait çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine toplam 91276,59 TL nin borçlu olmadığnın tespitine ilişkin olduğu davalının cevap dilekçesi vermeyerek davayı ikrar ettiği tespit edilmiştir.
B-Birleşen dava İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/711 E sayılı dosyasında;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı takip alacaklısı Faktoring şirketi tarafından İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2020/8580 Esas sayılı dosyası üzerinden 30.09.2020 günlü 7077797 seri numaralı, 25.000- TL' lik ... çeki ile ilgili takip başlatıldığını, takibe konu çek bedeli ve ferileri, müvekkil firma tarafından icra/iflas tehdidi altında ödendiğini, müvekkilinin icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı çekin bedelsiz olduğunu, bedelsizliğe karşı çekin lehtarına karşı açılan davada da taraflarınca ihtiyati tedbir kararı alındığını, davalı Faktoring şirketi, mezkur çeke dayalı yaptığı takipte kötüniyetli olduğunu, mezkur çekle ilgili bu çek dışında 3 adet çek için daha çekin lehtarı ...Şirketi aleyhine, takip öncesinde, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/228 Esas sayılı dosyasına üzerinden tedbir talepli Menfi Tespit Davası taraflarınca açıldığını ve mahkemece davanın yaklaşık ispatının taraflarınca sağlandığı yönünde kanaat oluştuğunu, toplam 4 adet çek için (davaya konu çek dışında 3 adet daha çek için) lehtar .... Şirketi Yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiğini ilgili çeklerin lehtar yönünden ödemelerinin durdurulduğunu, davalı Faktoring firması davaya konu çekle ilgili kanun ve yönetmeliğe aykırı olarak temlik aldığını ve kötü niyetli olduğunu, davalı firmanın temlik aldığı mezkur çekle ilgili dayanak fatura/mal teslim belgesi diğer belgelere haiz durumda olmadığını, bu nedenle İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2020/8580 esas sayılı takip dosyasına müvekkilinin borcunun olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 30.424,14-TL 'nin istirdat hükümlerince, yargılama giderleri vekalet ücreti ve 08.12.2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinin içeriliğinde delillerden bahsetmekte olup, iş bu deliller dava dilekçesi ekinde taraflarına gelmediğini, davacının delillerine karşı delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 20.04.2016 tarih 2014/2695 Esas 2016/522 kararınca davacı davasını yetkili mahkemede açmaması nedeniyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğini, İcra İflas Kanunu 72/8 maddesi Gereği "Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir" ilgili madde gereği, müvekkil şirketin de adresinin Ümraniye/İstanbul olmasından dolayı yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinde davanın gönderilmesinin gerektiğini, davacı "... . Şirketi'nin İstirdat Tespit davasına konu çekleri, müvekkil şirket müşteri .... Şirketi tarafından müvekkil şirkete teslim edildiğini, dava konusu çeklerin ... . Şubesi muhatap TR .... hesap numaralı 30.09.2020 tarihli 7077797 seri no'lu 25.000,00- TL bedelli çeki müvekkil ... A.Ş müşterisi ... Şirketi ile aralarındaki sözleşmeye istinaden 17.02.2020 tarih ve 208922 numaralı 07.01.2020 tarihli faturanın temlik alındığını kredinin tahsili için davaya konu çekin taraflarına teslim edildiğini, davaya konu irsaliyeli faturaların incelendiğinde irsaliyeli faturanın altında atılan imza ile davaya konu 7077797 seri no'lu 25.000,00 TL bedelli çekteki imza incelendiğinde bile imzaların keşideciye ait olduğunun ortada olduğunu fatura altına atılan imzadan da anlaşıldığı üzere boyaların teslim alındığını, davacı da dilekçesinde 07.01.2020 tarihli ve 208922 nolu fatura için 25.999,02'lik mal satış ve tesliminin yapıldığını, davacı şirket ile .... arasında ki cari hesap alacağı müvekkil şirketi bağlamadığını, ekteki fatura ya ilişkin malların teslim alındığını dava dilekçesinde de ikrar ettiğini, bu nedenle müvekkil şirkete açılmış olan İstirdat davasının kötü niyetli olduğunu, çekin müvekkil şirkete 17.02.2020 tarihinde de teslim edildiğini davacı davasını yaklaşık 5 aydır bir süre sonra açıldığını çeklerin vadesine 1 ay kala davacının dava açması da kusurlu bir davranış olduğunu, taraflarına haksız ve mesnetsiz kötü niyetle açılan davanın reddi ile davacı tarafın haksız çıkması halinde %20 İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/6049 Dosya 2020/110719 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanak aslı,12.11.2019 tarihli ve 208635 nolu fatura,(3 adet çeki için ) Tahsilat makbuzu,Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Sair delillere dayanmıştır.
DAVA KONUSU: Açılan dava, davacı .... Şirketinin dava dışı .... Şirketine verildiği iddia olunan ve İzmir 13. İcra Dairesinin 2020/8580 Esas sayılı dosyasına konu edilen ... Şirketine ait, keşidecisi ... . Şirketi, lehtarı . . .. Şirketi olan, 7077797 seri numaralı, 30/09/2020 tarihli, 25.000,00-TL bedelli çek dolayısıyla çekin bedelsiz olduğundan bahisle davalı .... Şirketine borçlu olmadığının tespiti ile İzmir 13. İcra Dairesinin 2020/8580 Esas sayılı dosyasında davacı şirket tarafından ödenmek zorunda kalındığı belirtilen bedelin davalı .... Şirketinden istirdadı taleplerine ilişkindir.
Birleşen dava Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/373 E sayılı dosyasında;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı takip alacaklısı faktoring şirketi tarafından Bursa 9. İcra Müdürlüğünün 2020/4108 E. Sayılı dosyası üzerinden 30/06/2020 tarih, 7076846 seri numaralı, 25.000,00 TL bedelli .... çeki ile ilgili ihtiyati haciz istemli takip başlatılmış olduğunu, ihtiyati hacize konu çek bedelinin, müvekkil firma tarafından ihtiyati haciz esnasında, icra tehdidi altında dosyaya yatırılmış olduğunu, işbu davayı açmazdan evvel, dava konuları ile ilgili Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/551 D.iş sayılı dosyası üzerinden almış oldukları ihtiyati tedbir kararı ile takibe konu çekin 11.276,59 TL'lik kısmı ve ferilerinin alacaklıya ödenmemesi yönünden tedbir kararı alınmış ve infaz olunmuş olduğunu, davalı faktoring firrmasının davaya konu çekle ilgili kanun ve yönetmeliğe aykırı olarak temlik almış olup, kötü niyetli olduğunu, davalı firmanın temlik aldığı mezkur çekle ilgili dayanak fatura/mal teslim belgesi vs. diğer belgelere haiz durumda olmadığını, çünkü taraflarına bu çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini, TTK 687-818 mad. hükümleri uyarınca lehdara karşı ileri sürdükleri bedelsiz iddialarını davalı hamile karşı da yinelediklerini, takibe ve huzurdaki davaya konu edilen çekin 11.276,59 TL'lik kısmının bedelsiz olduğunu, bu bedelin menfi tespit hükümlerince hüküm altına alınması için huzurdaki davayı açtıklarını, ihtiyati hacze konu çek bedelinin toplam 25.000,00 TL olduğunu ve icra dosyasına ödendiğini, yapılan takibin 13.723,41 TL'lik kısmını kabul ettiklerini, davaya konu ettikleri kısım yönünden Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/551 D.iş sayılı dosyası üzerinden almış oldukları ihtiyati tedbir kararının yargılama süresince devamına, Bursa 9. İcra Müdürlüğünün 2020/4108 E. Sayılı takip dosyası alacağının 11.276,59 TL'lik kısmı ve bu kısma denk gelen (takip giderleri, faiz, vekalet yönünden) ferileri yönünden, menfi tespit hükümleri çerçevesinde borçlarının olmadığının tespitine ve tespit edilen kısım için takibin müvekkil firma yönünden iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili aleyhine açmış olduğu davasını kısmi olarak açtığını, Yargıtay içtihatları gereğince kısmi menfi tespit davası açılamayacağı, davacının alınan kredi miktarına göre icra takiplerinde daha fazla borç göründüğünü ileri sürerek açtığı kısmi davanın (menfi tespit davasının) usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin davaya konu çeki yasal prosedüre uygun olarak iktisap ettiğini, davacı firmanın dava dışı ... Tic. ile arasındaki temel ilişkiden doğan şahsi defilerini müvekkili faktoring şirketine karşı ileri sürmesinin 6361 sayılı kanunun 93/3. bendi uyarınca mümkün olmadığını, somut olaya konu faktoring işleminin tarafları faktoring şirketi olan müvekkil, temlik eden .... A.Ş. Firması olduğunu, davacı tarafın bu faktoring işleminin tarafı olmadığını, faktoring ilişkisi içerisinde yer almayan davacı ile lehdar firma arasındaki mal tesliminden kaynaklı şahsi defilerin iyiniyetli 3. kişi olan müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, işbu huzurdaki davanın kısmi olarak açılması hasebiyle öncelikle usul yönünden reddine, aksi halde usule ilişkin itirazlarına rağmen inceleme yapılması halinde, huzurdaki davanın esastan reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine talep etmiştir.
D-Birleşen dava Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/535 E.sayılı dosyasında;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı takip alacaklısı faktoring şirketi tarafından; Bursa 9. İcra Müdürlüğünün 2020/4429 Esas sayılı dosyası üzerinden; 20.07.2020 günlü,7076847 seri numaralı, 30.000-TL'lik .... çeki ile ilgili ihtiyati haciz istemli takip başlatılmış olup; takibe bonu çek bedeli ve ferileri, müvekkil firma tarafından ihtiyati haciz esnasında, icra/haciz tehdidi altında ödendiğini, fakat müvekkilin icra tehditi altında ödemek zorunda kaldığı bu çek bedelsiz olup; bedelsizliğe ilişkin çekin lehtarına karşı açılan davada da tarafımızca ihtiyati tedbir kararı alındığını, davalı faktoring şirketi, mezkur çeke dayalı yaptığı takipte kötüniyetli olduğunu, mezkur çekle ilgili ve bu çek dışında 3 adet çek için daha, çekin lehtarı ... .... A.Ş. aleyhine takip öncesinde, Karşıyaka Aliye Ticaret Mahkemesinin 2020/118 e. sayılı dosyası üzerinden tedbir talepli menfi tespit davası tarafımızca açılmış ve mahkemece davanın yaklaşık ispatının tarafımızca sağlandığı yönünde kanaat oluşarak, toplam 4 adet çek için; lehdar .... A.Ş. yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve ilgili çeklerin lehdar yönünden ödemeleri durdurulduğunu, davanın mezkur çeklerin bedelsizliği sebebi ile açıldığını, davalı faktoring firması, davaya konu çekle ilgili, kanun ve yönetmeliğe aykırı olarak temlik almış olup; kötü niyetli olduğunu, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esasları hakkında yönetmeliğin 22.maddesinin (2) numaralı fıkrası; "..faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş ve ya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler..."hükmünü amirdir. mezkur yönetmelik hükmü, 6361 sy 9/2 hükmü ile bütünlük gösterdiğini, bu çerçevede, doğmuş alacaklar açısından faktoring işleminin gerçekleşmesi için alacağın fatura veya fatura yerine geçen belgelerle ile tevsik edilmiş olması, doğacak alacaklar açısından ise temlik alınan alacakların fatura ve fatura yerine geçecek ile tevsik edilebilir bir alacak olması ve alacağın hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başladığı anda bu durumun fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile tevsik edildiğinin faktoring şirketince takip edilmesi gerektiğini, davalı firma, temlik aldığı mezkur çekle ilgili; dayanak fatura/mal teslim belgesi vs diğer belgelere haiz durumda olmadığını, çünkü; taraflarına çek bedeli mukabili mal teslim edilmediğini, bu nedenlerle ödemek zorunda kaldıkları 41.250,00-TL'nin istirdat hükümlerince, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve 30.07.2020 ödeme tarihinden işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: ....A.Ş. ... Şubesinin 20/07/2020 tarih 30.000,00 TL bedelli 7076847 seri nolu, borçlularının....Şti, .... ,.... ve .... A.Ş. olduğu çekin ödenmemesi üzerine, Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/565 D.İş Sayılı ihtiyati haciz kararı ile Bursa 9.İcra Müdürlüğünün 2020/4429 E.sayılı dosyasından icra takibine konulduğunu, müvekkilinin iyiniyetli meşru hamili olduğunu, meşru hamili olduğu çek hakkında yasal takip hakkını kullandığını, TTK 790.maddesine göre cirosu kabil çeki elinde bulunduran kimsenin salahiyetli hamil sayılacağı hükmünü amir olduğunu, çekteki ciro silsilesi düzgün olduğunu, ciro zincirinde herhangi bir kopukluk olmadığını, çeki elinde bulunduran kimse, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil olduğunu, dolayısıyla çekteki ciro zincirinde kopukluk ve bozukluk olmaması karşısında müvekkilimin çekin meşru hamili ve alacaklısı olduğu sabit olduğunu, davacı tarafın çekin lehtarından alacaklı olduğu savunması dolayısıyla borçlu konumundaki lehtardan alacağının tahsili amacıyla işlem yapması gerekirken, aksi bir davranışla, borçlusuna çek vermesi dahi tek başına hem ticari teamüllere hem de basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu durum aynı zamanda davacının davasında kötü niyetli olarak hareket ettiğini de gösterdiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, kötüniyetli davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/228 esas sayılı dosyası, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/373 esas sayılı dosyası, faturalar, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, İİK'nun 72. maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkememizin 20/11/2020 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca; dosyanın SMMM uzmanı bilirkişiye verilerek, taraf defter ve kayıtları üzerinde gerekli görülmesi halinde yerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesinin istenmiştir.
Bilirkişi .... tarafından mahkememize sunulan 03/02/2021 tarihli raporunda; davacı tarafın defter ve belgelerinin yerinde incelenmesi esnasında ibraz edilen belgelerin incelenmesi, değerlendirmeler ve yapılan hesaplamalar sonucunda; davacının, davalıya dava tarihi 26.06.2020 itibariyle mal alışlarından dolayı 13.795,77 TL borçlu bulunduğu, buna karşılık davalıya keşide edilmiş 105.000 TL tutarında ödenmemiş dört adet çekinin davalının elinde olduğundan; (105.000-13.795,77)= 91.204,23 TL yönünden davalı tarafa bir borcunun olmadığı davacının defter kayıtlarına göre yapılan hesaplamalardan tespit edilmiştir.
Mahkememizin 03/12/2021 tarihli celsede, dosyanın bilirkişiler ... ve ...'a tevdi edilerek mahkememiz dosyası ve birleşen dosyalar bakımından davacı ile ... A.Ş. ile davacı arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığının, varsa davaya konu çeklerin ticari defterlerinde kaydının bulunup bulunmadığının, davalıların sunduğu faktoring sözleşmesinin dayanağı faturaların davacının defterilerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaya konu malların davalı şirket tarafından davacıya teslim edilip edilmediği, 6361 sayılı Yasa'nın 9/II maddesi hükmüne göre davalılar faktoring şirketinin davaya konu çekin bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura ile tevsik etme ve kambiyo senedi ile faturanın uyumlu olduğunu araştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususlarının incelenerek rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Bilirkişiler.... ve ... tarafından 19/04/2022 tarihli raporda; davacı ile ... AŞ. Arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davaya konu çeklerin davacının ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, birleşen dava davalısı ... AŞ ile imzalanan Faktoring sözleşmesinin dayanağı olan 208920-208922 no.lu faturalarının işbu dava davacısı kayıtlarında mevcut olduğu, ... AŞ ile imzalanan Faktoring sözleşmesinin dayanağı olan 208647-208649-208650 seri numaralı faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiği, 208647-208649-208650 seri numaralı faturaya konu malların içerik itibariyle taşıma aracıyla taşınması gerektiği, taşınan mallar için irsaliye düzenleme zorunluluğunun bulunduğu, ancak işbu dava bakımından irsaliye düzenlenmemesi sebebiyle davacıya teslim edilmediği sonucuna varılacağı, VUK uyarınca geçerli bir faturada irsaliye numarası ve teslim tarihinin bulunması gerektiği ancak ... AŞ. Tarafından bu konuda yeterli araştırmada bulunmayarak faktoring sözleşmesinin geçersiz fatura ile tevsiki hususunun araştırma yükümlülüğünün ihlali olabileceği, ... AŞ bakımından ise faktöring sözleşmesinin dayanağı olan 208920-208922 no.lu faturaların davacı kayıtlarında yer almasının tek başına yeterli olmadığı, birleşen dava davalısı ... AŞ.'nin araştırma yükümlülüğünü ihlal ettiği şeklinde değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
Tüm dosya içeriği ve delillerin özellikle bilirkişi raporunun değerlendirilmesi sonucunda: asıl dava keşideci sıfatıyla imza atılan çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine, birleşen davalar ise dava konusu çeklere ciro yoluyla hamil olan davalı şirketlere karşı açılan menfi tespit ve istirdat taleplerine ilişkindir.
Asıl davada dava davacı ile .... AŞ. Arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davaya konu çeklerin davacının ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, davacının, davalıya dava tarihi 26.06.2020 itibariyle mal alışlarından dolayı 13.795,77 TL borçlu bulunduğu, buna karşılık davalıya keşide edilmiş 105.000 TL tutarında ödenmemiş dört adet çekinin davalının elinde olduğundan; (105.000-13.795,77)= 91.204,23 TL yönünden davalı tarafa bir borcunun olmadığı tespit edildiğinden 30/06/2020 keşide tarihli 7076846 nolu 25.000-TL lik, 30/07/2020 keşide tarihli 7076847 nolu 30.000-TL lik, 30/08/2020 keşide tarihli 7077796 nolu 25.000-TL lik, 30/09/2020 keşide tarihli 7077797 nolu 25.000-TL lik çekten dolayı 91.204,23 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Birleşen dosyalar bakımından; birleşen dosya davalıları aralarındaki faktoring ilişkisine istinaden çekleri davalı ....A.Ş.’den almıştır. ...A.Ş. tarafından davalılar faktoring şirketlerine yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabidir. Bu durumda davalı ...A.Ş.'ye karşı ileri sürülebilecek her türlü itiraz ve definin faktoring şirketlerine karşı da ileri sürülmesi mümkündür.
6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesi ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir.
Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E, 2010/557 K sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Öte yandan aynı kararda faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu da açıklanmıştır. faktoring işleminin bu tarafları arasındaki ilişkiler yönünden 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 188/1. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre borçlu, faktoring işlemini öğrendiği sırada önceki alacaklısına karşı sahip olduğu def'ileri alacağı faktoring sözleşmesine dayanarak devralmış olan faktoring şirketine karşı da ileri sürebilecektir. 6361 sayılı Yasa'nın 9/2. ve TBK'nın 188/1. maddesi karşısında faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Mahkememizce dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve davacının ticari defterleri üzerinde incelemeler yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda alınan rapor ve ek raporda, davalı Factoring firmaları yönünden müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmasına yönelik detaylı bilgi ve belge ile birlikte mali durumunun değerlendirildiğini gösteren bir bilgi ve belge sunulmadığı, fatura borçlusuna başvurularak borcun teyit edildiğine dair belge sunulmadığı, fatura bilgilerinin merkezi fatura kaydı sistemine kaydedilmesi suretiyle faturanın mükerrer fatura olup olmadığının kontrolünün yapıldığına dair belge sunulmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve TTK kapsamında lehine delil teşkil edecek özellikte olduğu, Faktoring Şirketlerinin tacir sıfatına haiz tüzel kişiler olmaları sebebiyle TTK m.18/2 gereğince basiretli bir iş adamı gibi hareket etmeleri gerekiği, Davalı ... A.Ş” nin faturalara işlem yaparken fatura içeriği mal veya malzemenin teslimini ispata yarar sevk irsaliyesi veya taşıma irsaliyelerini araştırmadığı, satımı yapan ... AŞ'nin düzenlediği faktoring işlemine konu faturaların davacıya usulüne göre tebliğ edildiğine ilişkin bir belgenin de ibrazını istediği konusunda dosyalar kapsamında bir belgenin mevcut olmadığı ,.... şirketinin geçerli bir fatura ile alacağını tevsik etmesi gerekirken, irsaliye bakımından inceleme yapmaması, bu nedenle geçersiz bir faturayla birlikte alacağı temlik alması, araştırma yükümlülüğünü ihlali olarak değerlendirileceği, birleşen dava davalısı ... AŞ ile imzalanan faktöring sözleşmesinin dayanağı olan 208920-208922 no.lu faturaların ise davacının kayıtlarında olduğu ancak faturaların tevsik edildiği sevk irsaliyesi düzenlenmediği, dava konusu fatura örneğinin tek başına Vergi Kanunu ve Faktoring Kanunu'daki asgari koşulları taşımadığı bu nedenle ...'in sadece bu faturalara dayanarak alacağını teslim alması araştırma yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edileceği sonucuna varılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı ...A.Ş. İle davalılar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin alacağın temliki hükmünde olduğu bu itibarla davacının davalı ...A.Ş.'ye karşı ileri sürebileceği def'i ve itirazları davalı factoring şirketlerine karşı da ileri sürebileceği, davacının çeklere konu malların teslim edilmediği iddiasında bulunduğu ve ticari defter ve kayıtların bu iddiayı doğruladığı, aynı zamanda davalı factoring şirketlerinin çeklerin temlik alınması esnasında üzerlerine düşen araştırma ve kontrol yükümlülüklerini eksik yerine getirdikleri, kaldı ki tam olarak yerine getirilse dahi bu hususta iyi niyet ya da kötü niyetin alacağın temliki hükümleri karşısında önem taşımayacağı anlaşılmakla davacının asıl davasında davaya konu çeklerden dolayı 91.204,23 TL borçlu olmadığının tespitine dair kısmen kabul kararı verilmiş birleşen dosyalar bakımından ise davaların ayrı ayrı kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile;
"A- Mahkememizin 2020/228 Esa sayılı ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davacının keşidecisi davacı ... Şti lehtarı .... A.Ş. olan, ...Şb'ne ait 30/06/2020 keşide tarihli 7076846 nolu 25.000-TL lik,
Davacının keşidecisi davacı ... Şti lehtarı .... A.Ş. olan, ... Şb'ne ait 30/07/2020 keşide tarihli 7076847 nolu 30.000-TL lik,
Davacının keşidecisi davacı .... Şti lehtarı ... A.Ş. olan, .... Şb'ne ait 30/08/2020 keşide tarihli 7077796 nolu 25.000-TL lik,
Davacının keşidecisi davacı ... lehtarı... A.Ş. olan, .... Şb'ne ait 30/09/2020 keşide tarihli 7077797 nolu 25.000-TL lik çekten dolayı 91.204,23 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
B-Birleşen dava İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/711 E sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜNE,
30.424,14 TL alacağın 08/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine,
C-Birleşen dava Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/373 E sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜNE,
11.276,59 TL Alacak bakımından davacının borçlu olmadığının tespitine,
D-Birleşen dava Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/535 E.sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜNE,
41.250,00TL Alacağın 30/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalılar ... A.Ş. vekili ile davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin faktoring şirketi olduğunu, çeki teslim alırken kanunun gerekli koşullarını yerine getirdiğini ve usulüne uygun bir şekilde çeki teslim aldığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, kötü niyetli olduklarının ispatının davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın sunduğu delillerle bunu ispat edemediğini, davacı şirketin kötü niyetli olarak faturalandırılmış çek hakkında hehangibir çalıntı başvurusu olmamasına rağmen imzaya, borca itiraz ettiğini, bu hususun davacının kötü niyetli ve alacaklıları açıkça zarara uğratmak kastını açıkça ortaya koyduğunu, bilirkişi incelemesinde faturayı devralan kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmasına yönelik detaylı bilgi ve belge ile birlikte, mali durumun değerlendirildiğini gösteren belge sunulmadığı yönünde raporunda değindiğini, faturaların davacı tarafça iade edildiğine dair davacı tarafından bir delil de sunulmadığını, bilirkişinin vergi dairesinde BA: (Bildirim alım)/BS Bs: (Bildirim satım) formlarını inceleyip raporunda değinmediğini, vergi dairelerine yazı yazılarak BA/BS formlarını inceleyip raporunda değinilmesinin gerektiğini, müvekkilinin kurumsal şirket olup temlik aldığı faturaya karşılık ödeme yaptığını ve çekleri de kredinin tahsili için aldığını, davacı tarafın müvekkili şirketin kötü niyetli davrandığını ispat etmesinin gerektiğini, bilirkişinin bu konuda raporunda değinmediğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ....in kanunun gerektirdiği özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bilirkişilerin raporda, ...'in davaya konu çekin dayanağı olarak aldığı faturanın geçersiz bir fatura olduğunu, bu bahisle finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri kanunu'nda düzenlenen yükümlülüklerini ihlal ettiğini beyan ettiğini, bu beyanın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili FAktoring şirketinin, iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davacı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi tacir olduğunu, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmekle yükümlü olduğunu, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olup, asıl ilişkideki sakatlıkların senedin vasfını değiştiremeyeceğini, lehdar aleyhine açılmış menfi tespit davasının iyi niyetli müvekkilinin haklarına halel getirmeyeceğini, davacının dava dilekçesinde her ne kadar takibe konu çek ile ilgili olarak lehtar ... A.Ş.'ye karşı Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/118 Esas nosu ile menfi tespit davası açıldığını belirtmiş ise de bahsedilen davanın, alacaklı olan müvekkilinin takip hakkını etkilemeyeceği gibi çekten doğan alacağa ilişkin ihtiyati haciz kararı alınmasına ve icra takibi başlatılmasına engel teşkil etmediğini, bu durumun Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin, çekin bedelsizliğini bildiğini ve bile bile borçlu zararına iktisap ettiğini HMK 201.maddesi gereğince ispatlamakla mükellef olduğunu, ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, müvekkilinin ... A.Ş.'nin keşideci ile lehtar arasındaki ticari ilişkiyi bilmek zorunda olmadığını beyanla ve açıkladıkları sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen davalar, çeke dayalı menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/(19)11-259 esas, 2022/426 karar sayılı emsal ilamında;
"13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “Faktoring (Factoring)” kavramı üzerinde durulması ve kurum olarak nasıl islediğinin açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
14. Türkiye’de faktoringin gelişmesi 1980 sonrası dışa açık ekonomi politikaları ve ihracata dayalı sanayileşme stratejileriyle paralellik göstermektedir.
15. Ülkemizde kısa bir geçmişi olduğu hâlde hızlı bir gelişme gösteren faktoring hakkında 13.12.2012 tarihine kadar müstakil bir yasa yürürlüğe konulmamış, faktoring işlemleri, önceleri 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’ye dayanılarak 1994 yılında yayımlanan "Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Esasları Hakkında Yönetmelik", daha sonra da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile faktoring şirketlerinin kuruluş ve faaliyet izni ve denetim yetkisinin BDDK’ya verilmesi üzerine BDDK tarafından çıkarılan ve 10.10.2006 tarihli ve 26315 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Ancak, anılan yönetmelik hükümleri ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğu için 23.11.2012 tarihinde 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kabul edilmiş ve 13.12.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Saraç, Şükrü: Yargıtay Kararları Işığında Faktoring, Ankara 2013, s. 43). Bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ise, 24.04.2013 tarihli “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır. Şu anda ülkemizde faktoring işlemleri, 6361 sayılı Kanun ve bu Kanun’a dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik ve diğer mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır.
16. Factoring (mevzuatta kullanılan şekliyle Faktoring) Latince “Factor” kelimesinden türetilmiştir. Faktoring; “Müşterinin üçüncü şahıs olan borçlu karşısındaki mal tesliminden veya işgörme/hizmet ediminden ileri gelen alacaklarının karşılığını, alacağın tahsilinden önce avans olarak ödeyerek alacağın tahsil edilmemesi riskinin ve müşteri için borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi işgörme/hizmet edimlerinin üstlenilmesi suretiyle devir ve satın alınması” olarak tanımlanmaktadır (Kocaman Arif: Faktoring İşlemlerinin Hukuki Niteliği, Ankara 1992, s. 21).
17. Türk Hukuk Lûgatında da vadeli mal satışı yapan işletmelerin bu satışlardan doğan alacaklarının finans kurumunca satın alınması olarak tanımlanmış ve böylece tahsil rizikosunun satın alan firmaca yüklenildiği dile getirilmiştir. (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 41).
18. Faktoring’in amacı, firmalara satışlarının ve kârlarının artması konusunda yardımcı olmaktır.
19. Kapsam olarak faktoring; bir mali kuruluş (factor/faktor) ile ticari borçlular (müşteriler) ve mal satan veya hizmet arz eden bir ticari işletme arasında (satıcı) üç taraflı bir sözleşme olup, genelde rücu hakkı olmaksızın alıcının borçlularının hesap hasılalarını factor satın alır ve bu suretle müşterilere tanınan kredileri kontrol altında tuttuğu kadar, muhasebe ve tahsilatını da yürütür.
20. Faktoring işleminin üç tarafı vardır. Bunlar;
a) Müşteri (firma): Faktoring hizmetlerini talep eden ve alacaklarını faktoring şirketine devreden (satan) işletme,
b) Faktoring Şirketi (Factor): Müşterinin alacaklarını devir ve satın alarak karşılığında nakit olarak ödeyen şirket,
c) Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu kişi veya işletmedir.
21.Faktoring hizmetleri ise; kredi riskini karşılama; tahsilat ve muhasebe; fonlardan avans, şeklinde özetlenebilir.
22.Faktoring şirketlerinin yapamayacakları iş ve işlemler 6361 sayılı Kanun’un 9. maddesinde düzenlenmiş olup anılan maddede; “Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
23. Bu düzenlemenin, uygulamada bir kısım boş ve hileli kambiyo senetlerinin, faktoring şirketlerince ciro yolu ile devralınmasının engellenmesi amacıyla sevkedildiği anlaşılmaktadır. Kanun hükmünde belirtilen koşullara uygun bir faktoring işlemi gerçekleştirilmediğinde, faktoring şirketi kambiyo senedinin yetkili hamili olmamaktadır. 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi, kamu düzenine ilişkin emredici bir hüküm olduğundan, mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır.
24. Kanun’da açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre faktoring şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından doğan alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, faktoring işleminden haberdar olduğu andan itibaren, faktoring müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî def’ileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir.
25. Şahsî def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senedi düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile lehtardan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî def'îleri, faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir.
Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi def’ileri faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir.
26.Az önce bahsedildiği üzere; uyuşmazlık çıkaran kambiyo borçlusunun, faktoring işleminin taraflarından biri olup olmadığının 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi hükmünün değerlendirilmesi yönünden bir önemi yoktur. Yani menfi tespit davası açan kambiyo borçlusu, faktoring işleminin dışında kalan keşideci veya cirantalardan biri olsa bile son ciranta tarafından faktoring sözleşmesi çerçevesinde faktoring şirketine ciro yoluyla devredilmiş olan bir senetten dolayı da mutlaka 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesinde aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Şahsi def’ilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği sorunu ise belirtilen bu ön sorun aşıldıktan sonra gündeme gelebilecektir. Yani bono veya çekin faktoring şirketine ciro yoluyla temliki işleminin 6361 sayılı Kanun’un 9/2 maddesinde aranan koşullara uygun olduğunun saptanması hâlinde kambiyo borçlusunun kendi akidine karşı ileri sürebileceği şahsi def'îleri faktoring şirketine karşı da ileri sürüp süremeyeceği tartışılıp değerlendirilebilecektir.
27. Özetlemek gerekirse; faktoring işlemi içinde yer alan kambiyo borçlusu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 188/1. maddesi uyarınca temlik eden durumundaki önceki alacaklısına yani satıcı firmaya (müşteriye) karşı ileri sürebileceği def’i ve itirazları faktoring şirketine karşı da ileri sürebilir. Burada 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedi sebebe bağlandığından kambiyo senetlerinin soyutluk ve kamu güvenliği ilkesi ortadan kalkacak ve bunun sonucu olarak şahsi def'îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesinde öngörülen "bile bile borçlunun zararına hareket etmesi” koşulu aranmayacaktır. Zira, 6361 sayılı Kanun’un 9/2. maddesi uyarınca kambiyo senedindeki alacağın mutlaka bir mal veya hizmet satışından kaynaklanması gerekmekte ve senetteki alacak sebebe bağlanmaktadır. Sebebe bağlanan bu alacağın faktoring şirketine devri ciro yoluyla olmakla birlikte işlemin temelinde alacağın temliki hükümleri yatmaktadır.
28. Çek/senette ciro zinciri içinde yer almakla birlikte faktoring işlemi içinde yer almayan kambiyo borçlusunun durumunun TBK’nın 188/1. maddesine göre değil 6361 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerekmektedir. " şeklinde gerekçeye yer verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/1945 esas, 2021/1627 karar sayılı emsal kararında " Tüm bu mevzuat hükümlerinde öngörüldüğü üzere, faktoring şirketleri ancak sahih ve fatura ile tevsik olunan mal veya hizmet satışına dayalı olup alacakları devralabilirler. Bir başka söyleyişle, anılan hükümler gereğince, faktoring işlemi bakımından mal veya hizmet satışının sadece fatura ile tevsik olunması yeterli olmayıp faktoring şirketince faturaya konu mal veya hizmet satışının fiktif nitelikte olup olmadığı, işlem taraflarının ve faturanın güvenilirliği, ilgililerin mali durumları konularında araştırma ve istihbarat çalışması yapılması gerektiği, ayrıca temlik alınan alacağı temsil eden kambiyo senedinin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığına bakılarak açık uyumsuzluk halinde işlem yapılmaktan kaçınılması, senedi düzenleyen ve sair ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra ve ancak tüm bu araştırma ve soruşturma sonucunda olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılmasının öngörüldüğü açıktır. Nitekim, 6361 sayılı Kanun’a dayalı olarak 1.1.2015 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5., 6. ve 8. maddelerinde de yukarda belirtilen hususlar hakkında hükümler sevkedildiği, söz konusu hükümlerin yürürlükten kalkan bir önceki yönetmeliğe dayalı olarak çıkarılmış olan ve faktoring şirketlerinin uymakla yükümlü oldukları hususlara ilişkin 8.7.2010 tarihli genelgede belirtilen prensipleri geliştirerek pekiştirdiği görülmektedir. Faktoring şirketlerinin imtiyazlı kuruluşlar olduğu da gözetildiğinde, yukarda belirtilen usul-esaslar çerçevesinde bir inceleme-araştırma yapılmaksızın faktoring işlemi yapılması halinde, mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hasıl olacak sonuçlar bakımından ağır kusurlu kabul edilmeleri gerektiği izahtan varestedir."şeklinde gerekçe yer almaktadır.
Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı ... şirketince senedi düzenleyen ve diğer ilgililer açısından da borcun varlığı bakımından teyit işlemleri yapıldıktan sonra olumlu bir sonuca varılması halinde faktoring işlemi yapılması gerektiği halde bu işlemin yapılmadığının anlaşılmasına göre birleşen dosyalar davalısı ... vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ... yönünden; mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre,
Birleşen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/711 esas dosyasında faktoring işlemine konu 208920, 208921,208922,208934,208930,208929 seri numaralı faturaların sunulduğu, 25.000 TL tutarlı çek yönünden işlem yapıldığı, 208920-208922 seri nolu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması, sunulan fatura toplam bedellerinin çek bedelinin altında kalması, davalının gerekli teyit işlemlerini yaptığı yönündeki savunmasını kanıtlaması nedeniyle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/12/2022 tarih, 2020/228 Esas ve 2022/885 Karar sayılı ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN taraflarca istinaf kanun yoluna başvuru bulunmadığından aynen korunmasına,
B-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/12/2022 tarih, 2020/228 Esas ve 2022/885 Karar sayılı kararı ile birleşen;
1-Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/373 Esas, 2021/931 Karar Sayılı Dosyasına karşı davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
a)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş.'den alınması gereken 770,30 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 192,58 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 577,72 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
2-Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/535 Esas, 2021/683 Karar sayılı Dosyasına karşı davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
a) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş.'den alınması gereken 2.817,78 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 192,58 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.625,20 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
C-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı ... A.Ş.vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1-Davalı ... A.Ş. vekilinin yatırmış olduğu 179,90 TL istinaf harcı ile 1.377,64 TL tamamlama harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2-Davalı ... A.Ş.vekili tarafından yapılan istinaf masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden ... A.Ş. yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
D-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/12/2022 tarih, 2020/228 Esas ve 2022/885 Karar sayılı dosyasının birleşen, İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/711 Esas, 2021/240 Karar sayılı dosya yönünden KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 519,57 TL harçtan mahsubu ile bakiye 212,43 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri davası reddedildiğinden davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesini yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT''nin 13/1-2 maddesine göre hesaplanan 30.424,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.ye verilmesine,
6-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026