T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/105
KARAR NO : 2026/1179
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/11/2022
NUMARASI : 2021/467 Esas 2022/738 Karar
DAVA : MENFİ TESPİT
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/467 Esas ve 2022/738 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde, .... şirketinin Pınarbaşı Şantiyesinin zemin işlerini alan.... firması, aldığı işi işçilik+malzeme bedeli ile 2019 yılında müvekkiline verdiğini, müvekkilinin malzemeye .... A.Ş.’den o zamanlar İzmir bayisi olan davalı şirket üzerinden satın aldığını, ... şirketi tarafından davalının nam ve hesabına malzemelerin şantiyeye teslim edildiğini, uygulama esnasında bazı ürünlerin bozuk olmasından dolayı yapılan alanların olması gerektiği gibi olmadığını ve ayıplı imalattan dolayı alınması gereken hakkedişlerden kesintiler yapıldığını, davalı ve.... şirketi ile yapılan görüşmelerde bu hususun da tespit edilerek ayıplı zemin imaline ilişkin analar için kullanılan ürünlerin malzeme bedellerinin müvekkilinden alınmaması yönünde anlaşıldığını, üretici ... firmasının ... şantiyesi için davalı şirket üzerinden gönderilen ürünlerin fiziken geri alabildiği ve kullanılmayan kısmını .... şirketi üzerinden iade faturası keserek iade aldığını, uygulaması yapılan ürünler yönünden ise davalıya claim ve fiyat farkı faturası şeklinde faturalar kestirerek davalının kendilerine olan borcundan mahsup ettiğini, müvekkilince alınan işin bırakılmasına kadar.... firmasına 676.000,00-TL ödeme yapıldığını karşılığında 563.424,34-TL fatura alındığını, eksik kalan 112.575,78-TL fatura kesilmesinin talep edildiğini ancak davalı tarafından bu faturanın kesilmeyerek hesabın kapatılmadığını, bunun üzerine davalıya ihtarname çekilerek durumun anlatıldığını faturanın kesilmemesi nedeni ile müvekkilinin yersiz ödeme yaptığının göründüğünü ve bakiyenin iadesini talep ettiklerine dair ihtarname keşide ettiklerini bunun üzerine davalının ... nezdindeki carilerinden düştükleri ürünleri yazarak 629.048,95-TL bedelli fatura kestiğini, müvekkilinin davalı üzerinden ..... firmasından aldığı ürünlerin bedelinin 1.233.550,00-TL olduğunu, müvekkilinin işçilik dahil .... firmasından aldığı hak ediş bedelinin 981.169,05-TL olduğunu, davalının iadesini ve kusurlu mal indirimini aldığı ürünlerin bedelini hem.... firmasından hem de müvekkilinden talep ettiğini, bu amaçla nasıl tespit edildiği anlaşılamayan 138.000,00-TL sözde alacak iddiası ile Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünün 2021/2541 esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine icra takibi yaptıklarını, müvekkilinin takip hakkında geç haberdar olması nedeni ile itiraz edemediğini bu hususta icra hakimliğine başvuruda bulunduklarını ve yargılamanın devam ettiğini, arabuluculuk başvurusunun sonuçsuz kaldığını beyanla öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasına, müvekkilinin davalı şirkete borcu olmadığının tespiti ile Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünün 2021/2541 esas sayılı takibinin iptaline, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde İİK hükümlerine göre, takibin iptali taleplerini incelemeye görevli mahkeme İcra Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacı tarafından icra takibine yeni öğrendiklerinde bahisle Karşıyaka 1.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/289 e. sayılı itiraz ( icra takibine gecikmiş itiraz ) davasını açtığını, itirazın kabulü halinde takibin duracağını ve bu dosyada hukuki yararın kalmayacağını bu nedenle bekletici mesele yapılmasını, davacının üstlendiği iş nedeni ile ... firması tarafından ürün aldığı ve ürünlerin teslim edildiği, bir kısım malzemelerin iade edildiğinin doğru olduğunu, alacağının hesaplanırken bu hususların dikkate alındığını, ancak davacının müvekkili firmaya olan borcunun tamamen tasfiye edilmediğini, müvekkilinin halen alacaklı olduğunu, davacı şirket için müvekkilinin ..... firmasına “fiyat farkı” ya da “claim” açıklamalı herhangi bir fatura da kesmediğini, mutabık kalınan kısma ilişkin iade faturalarının zaten kesildiğini, bu iddiaların yazıl belge ile ispat edilmesi gerektiğini, dava tarafları arasında olmayan yazışmaların anlaşma niteliğinde olmadığını müvekkilinin isminin hiçbir yerde geçmediğini, müvekkili şirketin de kabulünü içermediğini, ... firmasının müvekkili nam ve hesabına davacıya malzeme teslim ettiğini bedellerini faturalandırdığını, iade söz konusu olduğunda ise iade faturasının müvekkiline kesilmesi gerektiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete iade faturası kesilmediğini, davacının bu işlemleri yapmayı uzun süre reddettiğini, bunun üzerine KDV yükümlülüğüne de katlanarak gereken işlemleri yerine getirdiğini, davacının müvekkiline yaptığı toplam ödemenin 676.000,00-TL, 660.000,00-TL olduğunu, müvekkilinin .... firmasına yaptığı ödemenin ise 717.616,65 TL olduğunu, müvekkilinin bu miktar ödemiş iken daha düşük bedel ile satmasının 57.616,65-TL zarar ile satmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... Firması tarafından müvekkili şirkete fatura edilen malzeme toplamının 1.188.666,84-TL olduğunu, .... Firmasının işi sebebiyle, .... - ... cari hesabında görülebilecek ... PROJELERİ, KATAFOREZ, KUMLAMA VE ZEMİN KAPL. FARK BEDELİ ve HASAR DÜZELTME BEDELİ açıklamalarını içeren, (davacı için kesilen 18.07.2019 tarihli iade faturası tarihinden çok sonraki tarihli) 23.12.2019 tarihli faturaların ise davacının malzeme alımı ile ilgisi olmayıp, bu faturalar e posta ve raporları sunulan - davacının .... firmasına yapmadığı bir iş türü olan- KATAFOREZ HAVUZ işi ile bağlantılı olduğunu, davada taraf olmayan ... firmasının ticari defterlerinin incelenmesinin mümkün olmadığını beyanla haksız ve yersiz davanın reddine, %20 den aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, İİK'nun 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili delil olarak, davacı şirket tarafından davalı .... şirketine çekilen, fatura edilmeyen 112 575,78 TL alacağın ödenmesi istemli Bursa 3. Noterliğinin 04622 numaralı 18/03/2021 tarihli ihtarname, davalı şirket tarafından sonradan summe- tedarik olarak düzenlenmiş 23/03/2021 tarihli ...2021000000004 numaralı 629,048 TL bedelli fatura ve bu şirket tarafından müvekkil şirkete gönderildiği İzmir 27. Noterliğinin 6041 numaralı 24.3.2021 tarihli ihtarı, davacı şirket tarafından karşı tarafın 24/03/2021 tarihli ihtarnamesine karşı faturanın iadesine yönelik ve borç bulunmadığına dair gönderilen Bursa 3. Noterliğinin 05121 numaralı 26/03/2021 tarihli ihtarı,.... şirketi ile yapılan yazışmalar, davalının haksız icra takibi nedeniyle alınamayan işlerle ilgili dava dışı banıka ve şirketlerle yapılan yazışmalar, Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünün 2021/ 2541 sayılı takip dosyası, her iki şirket ile dava dışı ... şirketinin defter kayıt ve belgeleri, arabuluculuk-anlaşamama tutanağı, tanık, bilirkişi ve yemin deliline dayanmıştır.
Davalı vekili karşı delil olarak, Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğü’nün 2021/2541 sayılı icra takip dosyası, takip dayanak ve ekleri ile birlikte tüm içeriği, Karşıyaka 1.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/289 e. sayılı dava dosyası ve tüm içeriği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde incelemeler, bilirkişi incelemesine dayanmıştır.
Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların ; davacı tarafından davalıdan alınan ürünler, iade edilen ürünler nedeni ile davalının davacıdan alacaklı olup olmadığı, Claim faturası ya da fiyat farkı faturası kesilip kesilmediği, davalı tarafından yapılan icra takibine konu alacağı var olup olmadığı ve davalının davacı hakkında icra takibi yapmakta haklı olup olmadığı haklı ise alacak miktarının ne kadar olduğu noktalarında olduğu tespit edilmiştir.
Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2021/2541 sayılı dosyası uyap üzerinden dosya içine celbedilmiştir.
Mahkememizin 30/09/2021 tarihli duruşmasında dosyanın SMMM bilirkişine verilerek davacı ile davalı arasında faturaya dayalı .... firmasının şantiyesinde kullanılmak üzere satın alınan malzemelere ilişkin uyuşulmayan noktalar yönünden inceleme yapılarak davacının davalıya Karşıyaka 2. İcra müdürlüğünün 2021/2541 esas sayılı takip dosyasında belirtilen miktarda borçlu olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi 16/11/2021 tarihli raporda, davalı şirket SMMM'si tarafından sunulan 2018-2019-2020 yıllarına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış tasdikleri ile Yevmiye Defterlerinin kapanış tasdikinin yapıldığı; 2021 yılı inceleme döneminde ise E-DEFTER tuttuğu, 01-03/2021 inceleme dönemlerine ait tutulan Yevmiye Defteri ve Defter-i Kebirin E-Defter Beratları tarafımdan incelendiği, oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığının görüldüğü, davalı.... resmi defter kayıtlarında; 20.04.2021 takip tarihi itibariyle 666.252,89.-TL tutarında Borçlu olduğu; ancak Davacı .... tarafından 01.07.2021 tarihinde yapılan 150.000,00.-TL toplam tutarlı verilen 2 adet çek mahsup edildikten sonra 01.07.2021 tarihi itibariyle Davacı ....'nin Davalı....'ye 516.252,89.-TL tutarında Borçlu olduğunun kaydedildiğinin görüldüğü, her ne kadar davalı ....resmi defter kayıtlarında; 20.04.2021 takip tarihi itibariyle 666.252,89.-TL tutarında Borçlu olduğu; ancak Davacı.... tarafından 01.07.2021 tarihinde yapılan 150.000,00.-TL toplam tutarlı verilen 2 adet çek mahsup edildikten sonra 01.07.2021 tarihi itibariyle Davacı ....'nin Davalı...'ye 516.252,89.-TL tutarında Borçlu olduğunun kaydedildiği görülmüşse de; davalı .... tarafından Davacı .... adına düzenlenen 23.03.2021 tarihli en son düzenlenen 629.048,95.-TL tutarındaki faturanın Davacı .... tarafından kabul edilmeyerek kanuni süresi içinde iade edildiği, görüldüğünden, takdir mahkemeye ait olduğundan alternatifli hesaplama yapmak gerektiği ve detaylandırıldığı, davalı ....'nin, Davacı ....'ye düzenlenen ancak .... tarafından kabul edilmeyerek kanuni süresi içinde iade edilen 23.03.2021 Tarihli 629.048,95.-TL tutarındaki Fatura; mahkeme tarafından da Kabul edilmez ise; Davalı ... resmi defter kayıtlarında; Davacı ... 'nin Davalı .....'ye 20.04.2021 takip tarihi itibariyle 37.203,94.-TL tutarında Borçlu olacağı; ancak Davacı .... tarafından 01.07.2021 tarihinde yapılan 150.000,00.-TL toplam tutarlı verilen 2 adet çek mahsup edildikten sonra 01.07.2021 tarihi itibariyle Davacı ....'nin Davalı ....'den 112.796,06.-TL tutarında Borçlu değil Alacaklı olacağı; mahkeme aksi kanaatte ise, mahkeme tarafından Kabul edilir ise; Davalı .... resmi defter kayıtlarında; Davacı ...'nin Davalı .....'ye 20.04.2021 takip tarihi itibariyle 20.04.2021 takip tarihi itibariyle 666.252,89.-TL tutarında Borçlu olduğu; ancak Davacı .... tarafından 01.07.2021 tarihinde yapılan 150.000,00.-TL toplam tutarlı verilen 2 adet çek mahsup edildikten sonra 01.07.2021 tarihi itibariyle Davacı....'nin Davalı ....'ye 516.252,89.-TL tutarında Borçlu olduğunun kaydedildiği görülmüş olup; anılan faturanın kabul edilip edilmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacı .... tarafından Davalı ... adına düzenlenmiş iade, claim ve fiyat farkı olarak, hiç fatura düzenlenilmediği görülmüştür. Davalı .... tarafından, Dava dışı .... adına iade, claim ve fiyat farkı olarak, fatura düzenlenilip düzenlenilmediğinin tespiti için Davalı .... defterlerinde Dava dışı .... 'a ait kayıtların incelenmesi neticesinde; 28.12.2020 tarihi itibariyle davalı .... resmi defter kayıtlarında; Dava dışı ....un Davalı ....den 50.829,51-TL tutarında Alacaklı olduğunun kaydedildiği; Davalı ..... tarafından Dava dışı .... adına 2019 yılında düzenlenmiş; 143.525,16.-TL iade, 121.500,00.-TL claim ve 206.000,00.-TL fiyat farkı olarak, toplamda 471.025,16.-TL fatura düzenlenildiğinin görüldüğü, davalı .... ile Dava dışı ... arasında .... firmasının şantiyesinde kullanılmak üzere satın alınan malzemeler dışında da ticari bir ilişki var olduğu beyan edildiğinden; Davalı ..... defter kayıtlarında Dava dışı .... firmasından ".... firmasının şantiyesinde kullanılmak üzere satın alınan malzemelerin" tespit edilmesi mümkün olmadığından; Dava dışı ... firmasından; "... firmasının şantiyesinde kullanılmak üzere satılan malzemelere ilişkin sevk irsaliyeleri, faturalar ile davalı ... tarafından yine bu .... firmasının şantiyesine ilişkin düzenlediği iade, claim ve fiyat farkı olarak, faturaların incelenmesi için,.... adresindeki Dava dışı .... firmasının defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde tespit edilebileceği, görüş ve kanaatinin hasıl olduğu bildirilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, dosya SMMM bilirkişi ....'ya tevdi edilmiş, bilirkişi 06/12/2021 uyap tanzim tarihli raporda, davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin bulunduğu, davacı şirkete ait 2019-2020-2021 yıllarına ait yasal defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde usulüne uygun olarak yaptırıldığı, e-defter beratlarını yasal süresi içerisinde e-defter sistemine yüklemelerinin yapıldığı, davacının 2019-2020-2021 yıllarına ait yasal defterlerinin delil niteliği taşıdığı, davacının yasal defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan 112.575,66 TL. tutarında alacağının olduğu, taraflar arasındaki esas uyuşmazlık konusunun davalı tarafından davacı tarafa kesilen 23.03.2021 tarih ve 629.048,95 TL. tutarındaki faturadan kaynaklandığı, davalı tarafından davacı tarafa kesilen ilgili faturanın davacı tarafından yasal defterlerinde kayda alınmadığı , davacının davalıya ilgili faturayı kabul etmediğini ve kayda alınmayacağını Bursa 3. Noterliği'nin 26.03.2021 tarih ve 05121 yevmiye numaralı ihtarname ile ihtaren bildirdiği ,Davalının davalıya kesmiş olduğu faturalara ait ürünlerin içerikleri, miktarları, teslim edilip edilmediği , davalının dava dışı ..... firmasına 2019 yılında düzenlemiş olduğu 143.525,16 TL aide , 121.500,00 TL. clain, 206.000,00 TL. Fiyat farkı faturalarının dava konusu ürünler ile ilgili olup olmadığının tespit edilebilmesi için dava dışı .... firmasının düzenlemiş olduğu irsaliye, fatura ve defter kayıtlarının incelenmesi gerektiği, mahkemenin davalı tarafından davacıya kesilen ve davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edilen 23.03.2021 tarihli 629.048,95 TL. tutarındaki faturayı kabul etmesi durumunda ; davacının davalı tarafa takip tarihi olan 20.04.2021 tarihi itibariyle (666.252,89 TL. tutarında borçlu olduğu; ancak davacı tarafından davalıya verilen 2 adet çekin mahsubundan sonra kalan ) 516.252,89 TL. borçlu olduğu, mahkemenin davalı tarafından davacıya kesilen ve davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edilen 23.03.2021 tarihli 629.048,95 TL. tutarındaki faturayı kabul etmemesi durumunda ; davacının davalı taraftan takip tarihi olan 20.04.2021 tarihi itibariyle 112.575,66 TL. tutarında alacaklı olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin 20/01/2022 tarihli duruşmasında dosyanın önceki raporu tanzim eden bilirkişi ....’a tevdii ile tarafların raporlara karşı beyan ve itirazlarını karşılar ve dosyada bulunan iki bilirkişi raporunu da irdeleyerek varsa çelişkileri giderecek mahiyette ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi 15/04/2022 uyap tanzim tarihli ek raporda, taraf vekillerinin rapora karşı sundukları itirazları tek tek değerlendirilmiş ve sonuç olarak, dosyada bulunan iki bilirkişi raporunun da irdelendiği, çelişkileri giderecek şekilde incelenip değerlendirildiği, takdir mahkemeye ait olduğundan alternatifli hesaplama da yapıldığı, kök rapor ile aynı görüş ve kanaatte olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin 21/04/2022 tarihli duruşmasında dava dışı ....firmasının ticari defterleri incelenerek mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık konusu hakkında dosya içerisinde bulunan tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen bilirkişi raporları ile ek rapor da değerlendirilmek sureti ile rapor tanziminin istenilmesine, bilirkişi .... 26/07/2022 tarihli raporda, dava dışı firmanın 2018,2019 ve 2020 yılları ticari defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, dava konusu ile ilgili ticari işlemlerin 2019 Yılı içerisinde gerçekleştiği, davacı firmanın dava dışı .... firması ile ticari ilişkisinin bulunmadığı, davalı firmanın ilgili yıllarda dava dışı... firmasının bayisi olduğu, davalı tarafından dava dışı.... firmasına düzenlenen ; A39491 seri,sıra numaralı 143.525,16 TL tutarlı faturanın .... firması kayıtlarında A39491 -...Şti. - A39491 - ...Şti. açıklaması ile, A39491 seri,sıra numaralı 121.500,00 TL tutarlı faturanın A39491 - ....Şti. - .... A39491/Hasar Bedeli açıklaması ile, A39492 seri,sıra numaralı 206.000,00 TL tutarlı faturanın A39492 - ..... Şti. - ...A39492/Hasar Bedeli açıklaması ile kaydedildiğinin görüldüğü, .... firması kayıtlarının incelenmesi sonucunda gerek dosyadaki Bilirkişi Raporları ve gerekse davalı tarafından dosyaya ibraz edilen Uzman Görüşü Raporu'nun davalı ile davacı arasındaki dava konusu uyuşmazlıklara göre hazırlanmış olduğu , bu raporlarda belirtilmiş olan , davalı tarafın ....'a düzenlediği faturaların dava dışı firma kayıtlarında görüldüğü ve dava dışı firmanın kayıtlarının açıklama bölümlerinin raporumda açıklandığı gibi olduğu bildirilmiştir.
Esas itibarı ile somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı tarafın iddiası, davalıdan satın aldığı ve dava dışı .... Firması tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı çıkması nedeni ile dava dışı 3. Kişi firma tarafından hak edişlerinden kesinti yapıldığını, davalı ve.... firması ile yapılan görüşmeler neticesinde ayıbın kabul edildiğini ve .... firması tarafından ayıplı/bozuk çıkan boyaların bedellerinin davacıdan tahsil edilmemesi yönünde karar alındığını, davalının söz konusu bedellerin iadelerini .... firmasından iade aldığı gibi aynı zamanda kendisinden de talep ettiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Genel ispat kuralları çerçevesinde ispat yükü davacı taraftadır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişiler tarafından bazı kayıtların tam olarak yorumlandırılabilmesi için dava dışı .... firmasının defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılması gerektiğini beyan etmiş, davacı tarafta bunun üzerine söz konusu şirketin defter ve kayıtlarına dayanarak bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.
Dava dışı ... firmasının defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının iddia ettiği gibi .... firması ile davalı arasında davacıya teslim dilen mallar ile ilgili bir iade faturası ya da ödemesine rastlanılamamıştır. Her ne kadar hasar bedeli altında bir kayda rastlanmış olsa dahi, davalı ile dava dışı firma arasında davaya konu olaydan önceden beri süre gelen bir ilişki bulunmakta olup söz konusu faturalar da bilirkişiler tarafından dava konusu ile ilişkilendirilememiştir. Keza aynı şekilde, davacı kendisine teslim edilen boyalardan iade faturası kesilmeyen ve taraflarca mutabık kalınanlar dışındakiler yönünden boyaların bozuk olduğunu yani ayıplı olduğunu ispat edememiştir.
Ancak, davalı tarafça söz konusu faturaların icra takibine konu edilmesi esnasında işlemiş faiz talebinde bulunulduğu görülmüştür. İşlemiş faiz talebinde bulunabilmesi için bu yönde açık bir hükmün bulunduğu bir sözleşme bulunması ya da borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Ancak bu hususlar mevcut olmadığından davalının icra takibinde talep ettiği işlemiş faiz yönünden davacı borçlunun borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı kötü niyet tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak davacının dava açmakta kötü niyetli olduğu yönünde bir ispat olmadığı gibi davalı tarafından açılan icra takibinin de mahkememizce durdurulmasına karar verilmemiştir. Davalının da işlemiş faiz yönünden kötü niyetli hareket ettiği yönünde bir ispat bulunmamaktadır. Hal böyle olunca tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davalı vekilince, davacının icra takibine karşı icra hukuk mahkemesinde gecikmiş itiraz yoluna başvurduğunu, gecikmiş itirazın kabulü halinde takibin durdurulmasına karar verileceğini ve menfi tespit davası açmakta hukuki yararın kalmayacağını beyanla icra mahkemesinin kararının ve kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İcra mahkemesince gecikmiş itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi halinde daha menfi tespit davası açılmasına engel bir hal yoktur. Zira alacaklı her an itirazın iptali ya da itirazın kaldırılması davası açabileceğinden borçluya bu durumun gerçekleşmesini beklemektense menfi tespit davası açma hakkı tanınmış olup hukuki yarar her halde var olacaktır. Bu nedenle icra hukuk mahkemesinin kararı ve kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığına kanaat getirilerek yargılamaya devam edilmiş ve esas hakkında karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonrası tanzim edilen bilirkişi raporları, dava dışı .... firmasının defterlerinin incelenmesi sonrası düzenlenen bilirkişi raporları ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler ışığında davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddi..." gerekçesi ile, davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davacının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2541 Esas sayılı dosyasında talep edilen 1.519,89-TL işlemiş faiz kalemi yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, tarafların icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İzmir’de ....şantiyesindeki epoksi zemin uygulaması için şantiyeden kovulan davalı... firmasının yerine, İstanbul bayisi oldukları ... A.Ş.’nin talebi üzerine müvekkili firmanın işi kabul ettiğini ve 2019 yılı Ocak Ayında şantiyede işe başlayıp 2019 yılı Mayıs Ayında şantiyeden çıkış yaptığını, şantiyedeki epoksi uygulamasında sadece ...'un ... fabrika veya .. Deposundan gelen, kendi ürünlerinin kullanıldığını, malzeme tedarikinin müvekkili şirket çalışanlarının ihtiyaç duyulan ürünleri ... İzmir Bayisi ... firmasına iletip sipariş geçtikten sonra ...’dan davalı ...'ye hiç uğramadan, malzemelerin irsaliyeler ile doğrudan şantiyeye gönderilmesi ve kullanılması akabinde de söz konusu irsaliyelerin davalı tarafından müvekkiline fatura edilmesi şeklinde olduğunu ancak gelen ürünlerin ayıplı çıkması nedeniyle uygulamada sorun çıkınca iş sahibi ...'nin talebi ile işin sona ermesinden dolayı davalı şirket ve müvekkili şirketin zarar ve kazanç kaybına uğradığını ve uğranılan zararların telafisi için ... yetkililerinin de olduğu üçlü bir toplantı tertip edilip anlaşma sağlandığını, toplantı tarihinde, nefaset kesintisine sebep ayıplı ürünlerin henüz müvekkiline fatura edilmediğinden, sıkıntının acil giderilmesi noktasında ayıplı malının arkasında duran ...'un, bayisi davalı ... firmasından faturaları müvekkili şirkete hiç yansıtmadan kendisine iadesini davalı ...'nin uğradığı zararın iadelerle giderilmesine karar verildiğini, zararın tazminine yönelik yapılan üç tarafında mutabık kalınan iade tutarları ve başlıklarını içeren toplantı sonrası ... Satış Müdürünce her iki taraf çalışan ve yetkililerine gönderilen, e-postada antant kalınan çözüm yolunun belirtildiğini, dava dışı ...'un, bayileriyle kötü olmadan, bir ayıba karşı tekeffül davasının muhatabı olmadan sorunun çözümüne gittiğini, bu hususta dava dışı ... yetkilisi ......'ın dinlenmesi gerekirken dinlenmeden eksik inceleme yapıldığını, davalı ve dava dışı 3. Kişi ... Boya Şirketinin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması sonucunda düzenlenen raporlarda, davalı tarafından dava dışı ... firmasına düzenlenen A39491 seri,sıra numaralı 143.525,16.TL tutarlı faturanın ... firması kayıtlarında A39434 - .....ŞTİ. - A39434 - ... ..ŞTİ. açıklaması ile, A39491 seri,sıra numaralı 121.500,00.TL tutarlı faturanın A39491 - ... . ..ŞTİ. - ... A39491/HASAR BEDELİ açıklaması ile, A39492 seri,sıra numaralı 206.000,00.TL tutarlı faturanın A39492 - ... ..ŞTİ. - ... A39492/HASAR BEDELİ açıklaması ile dava dışı 3. kişi ... Boya şirketinin defterlerine kaydedildiğini yani yapılan üçlü toplantı sonucu varılan karar doğrultusunda bir kısmı kullanılan, bir kısmı müvekkiline daha hiç faturalandırılmayan, bir kısmı iade edilen bir kısım malların dava dışı ...'a iade gösterilerek davalının dava dışı ... Boya nezdindeki 3 adet fatura miktarındaki borcunun indirildiğini, esasen hiç bir alacak borç olmadığını; hesabın "0" olup, ... işinin, ayıplı ürün dolayısıyla hatalı imalatla sonuçlanıp, bırakılıncaya kadar; davalı ... firmasına 676.000,00.-TL ödeme yaptıklarını karşılığında ise davalıdan 563.424,34.-TL fatura alınabildiğini geçen yaklaşık 2 yıllık süreçte eksik kalan 112.575,78.-TL tutarında faturanın kesilmesi hususunda davalı şirkete sürekli sözlü ve yazılı olarak hatırlatılmasına rağmen bu faturayı bir türlü kesmediklerinden hesapların kapatılması adına müvekkili firma yetkililerinin son çare olarak noter aracılığıyla ihtarname keşide ederek; “bu durumda şirketinize yersiz ödeme yapmış görünüyoruz, bakiyenin iadesi” demek suretiyle ama esasen 2 yıla yakın süredir mail ve telefonla istedikleri faturanın kesilmesini istediğini, bu ihtar ellerine ulaşır ulaşmaz; davalının kızgınlıkla, nereden ve nasıl bulup, hesapladığı hala anlaşılamayan, 1,00.-TL alacakları olmadığı için, derhal Noterlik marifetiyle iade edilen 23.03.2021 tarihli en son düzenlenen 629.048,95.-TL tutarındaki faturayı kestiğini, böylelikle davalının kendisini alacaklı hale getirmek istediğini, orta ölçekli bir firma için bile çok büyük bir rakam olan bu meblağın 2 yıla yakın süre sonra ihtarlarının eline geçtiği gün faturalandırılıp, istenmesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, dava dışı ... tarafından üretilen ve davalının dava dışı ...'a iade ettiği spesifik ürünlerin barkodlu olup 2 yıl sonra iade ettiklerinden stoklarında olmayan aynı malların müvekkili davacıya satılmış gibi gösterilerek kesilen ve dava konusu edilen faturanın gerçek bir mal satışına ilişkin olmaması sebebiyle sahte olduğunu, Vergi Usul Kanunu 231 ve 359. maddelerine açıkça aykırılık teşkil eden sahte fatura düzenlemek ve kullanmak suçlarınından davalı hakkında Savcılığa ve Vergi Dairesine suç duyurusu ve ihbarda bulunulduğunu, bahse konu 629 kusür bin TL'lik faturada geçen malların müvekkili şirkete hangi irsaliyelerle teslim edildiğinin dahi davalı tarafından ispat edilemediğini, davalı tarafın, epey bir süre inkar ettikleri, üretici ve tedarikçi .... desteğinin müvekkilini ilgilendirmediğini savunmasının, mahkemenin de aynı kanaatle ve sanki davanın bir "ayıba karşı tekeffül" davası imiş de ayıp ispat edilmemiş gibi gerekçeyle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine zararların ne şekilde giderileceğine dair yapılan toplantı sonrası; toplantıda alınan kararları yazıya döküp, e-posta ile taraflara gönderen ... Satış Müdürü .....'nun da çağrıldığında ifade vermeye hazır olduğunu beyan ettiğini, eksikliklerin ikmali ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın 1.519,89-Türk Lirası tutarındaki işlemiş faiz yönünden kısmen kabul ile talep ettikleri %20 kötüniyet tazminatının reddi kararı ile sınırlı olan bölümü yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, takipten önce müvekkili şirket tarafından borçlu şirkete, İzmir 27.Noterliği'nin 24.03.2021 tarihli ve 06041 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek takip dayanağı fatura bedelinin ödenmesinin süre verilerek istendiğini, davacı borçlunun ise Bursa 3.Noterliği'nin 26.03.2021 tarihli ve 05121 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesini keşide ederek faturayı iade ettiğini ve borcu bulunmadığını iddia ettiğini, davacı direngen durumda olup temerrüt tarihinden itibaren takip tarihi olan 20.04.2021 tarihine kadar olan süre için ticari işlerde cari %16,75 oranında avans faizinin ödenmesinin yasal mevzuat gereği olduğunu, davaya cevap dilekçesinde kötüniyet tazminatı talebinde bulunduklarını, olayda, icra veznesindeki paranın ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğinden ve alacağın geç alınması söz konusu olduğundan İİK'nun 72/4 maddesi gereğince %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının 1.519,89-TL işlemiş faiz yönünden kısmen kabul ve % 20 kötüniyet tazminatının reddi yönündeki bölümü ile sınırlı olarak kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, ticari satıma konu malzemelerin TBK m. 219 ve devamına göre ayıplı olması nedenine yapılan ilamsız icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.
Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır.
Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü .maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;
-Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)
Satım sözleşmesine konu radyatörlerin ayıplı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Bu açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davalı tarafından iade edildiği kabul edilen malzemelerin bedeli borçtan düşülerek bakiye alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibinden dolayı davacının borçlu olmadığı yönündeki iddiasını ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih ve 2021/467 Esas 2022/738 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 2.356,70.TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 1.624,70.TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 503,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 229,00.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalı yönünden kısmen kabul edilen ve istinaf edilen miktarlar dikkate alınarak HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, davacı yönünden kısmen reddedilen miktar dikkate alınarak HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.