T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/668
KARAR NO : 2026/1229
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/02/2023
NUMARASI : 2021/498 Esas 2023/69 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 12/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/05/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/498 Esas 2023/69 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket arasında ticari iş ilişkisinin kurulduğunu, davalılardan olan alacağının tahsili için 20/03/2021 tarihinden İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2021/3075 esas sayılı dosya ile takibe geçildiğini, davalı şirketin borcu olmadığı bahisle icra takibine itiraz ettiğini ve icra takibinin durduğunu, arabuluculuk kurumuna başvuruda bulunulmuş ve anlaşmanın olmadığını, müvekkili ile davalı arasındaki takip dayanağı borç cari hesap ve fatura alacağına ilişkin olduğunu, karşı tarafın sorumluluktan kaçma amacıyla yapmış olduğu söz konusu itirazın haksız olduğunu belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla davamızın kabulüne, davalı yanın takibe, borca, faize ve tüm ferilerine yönelik tüm itirazların iptaline, itiraz nedeniyle duran İzmir 20. İcra Müdürlüğünün 2021/3075 sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, davalı yanın haksız ve kötü niyetli olarak takibe itirazı etmesi nedeni ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça davaya cevap verilmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu İzmir 20.İcra Müdürlüğü'nün 2021/3075 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 2 adet faturadan kaynaklanan toplam 19.614,43-TL üzerinden takibin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı/ borçluya tebliğ edildiği, davalı tarafından ödeme emrine itiraz edildiği ve itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Dava bir yıllık hakdüşürücü süre içerisinde açıldığından işi esasına geçilmiştir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesinde davacı satıcı, davalı satın alandır. Satıcı davacı ürünü teslim ettiğini, davalı alıcı ise teslim edilen ürünlerin bedelini ispatla yükümlüdür.
Davacı tarafın ürünleri davalıya teslim ettiğini iddia ettiğinden davacı ticari defterleri incelenmiş yapılan inceleme sonucu bilirkişiden alınan raporun sonuç kısmına göre;" davacının davalıya tanzim etmiş olduğu faturalar VUK'nu kayıt nizamına göre yasal süresince kayıt edildiği, davacının tanzim etmiş olduğu faturalar elektronik ortamda iletildiği, davacı ticari defterlerini TTK'nun hükümleri doğrultusunda yasal sürede açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davacının 12/07/2021 takip tarihi itibariyle 19.614,43-TL asıl alacak ve 1.617,14-TL faiz tutarı olarak toplam 21.323,14-TL davalıdan alacaklı olduğu "şeklinde rapor sunduğu görülmüştür. şeklinde rapor sunduğu görülmüştür.
Davalı tarafa 01/11/2022 tarihli celsede ticari defterlerin ibrazı veya bulunduğu adresin bildirilmesi için kesin mehil içeren ihtaratlı davetiye tebliğ edilmiş ancak defterler mahkememize sunulmadığı gibi bulunduğu adreste bildirilmemiştir.
İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Tüm bu nedenler ile; alacağa dayanak faturaların davalıların ticari defterlerine kayıtlı olup olmadığı ticari defterler ibraz edilmediğinden tespit edilememiş ise de, davalının celp edilen BA formuna göre faturaların vergi dairesine bildirildiği, 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklikte gözetildiğinde davacı tarafın faturalara konu ürünleri teslim iddiasını ispatladı sonucuna ulaşılarak davanın davanın kabulüne, takip dosyasındaki alacak faturaya dayandığından bedelin likit olduğu kanaatine varılarak davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiştir.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalı/borçlunun İzmir 20. İcra Müdürlüğü' nün 2021/3075 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin; 19.614,43-TL üzerinden devamına,
2-Davalının sorumlu olduğu 19.614,43 TL üzerinden %20 icra inkar tazminatı olan 3.922,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faturaya konu edilen malların davacı tarafından müvekkile teslim edilmediğini, Mahkemenin gerekçesi de maddi gerçeklere aykırı olup, kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığını, Mahkemenin gerçek ve doğru olmayan bir gerekçeyi kararına yazması ve bunu esas alması aslında bir hukuk devletinde mümkün olmaması gereken bir durum olduğunu, Mahkemenin kötüniyetli olan davacı lehine yargılamayı gerektiren bir konuda icra ve inkar tazminatına hükmetmiş olması da hukuka uygun düşmediğini,
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih, 2021/498E. ve 2023/69K. sayılı ilamının kaldırılarak, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, takibe konu faturaların davalı deterlerinde kayıtlı olduğunun davalı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi raporu ile anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih ve 2021/498 Esas 2023/69 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.339,86 TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 334,97 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.004,89 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/05/2026