.
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/455
KARAR NO : 2026/1227
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2022
NUMARASI : 2021/283 Esas 2022/1080 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 12/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/05/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/283 Esas 2022/1080 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davacı ve davalı .... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından dava dışı müşterisi ... AŞ'ne ait rulo sacın taşınması için davalı ... ile anlaşma yapıldığını, taşıma sırasında emtianın hasarlandığını, hasar sebebiyle dava dışı firmanın yansıtma faturası düzenleyerek cari hesapta oluşan zararı karşıladığını, müvekkilin zararı ödemesi sebebiyle zarara uğradığını, davalı sigorta şirketinin ...'e ait taşıma yapan aracı sigortaladığı için mevcut zarardan sorumlu olduğunu, zararın tahsili için İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2020/6244 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı .... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği hasarın teminat dışı olduğunu, kasko sigorta poliçesine göre ek ihtiyari mali mesuliyet sigortası teminatı verildiğini, taşıma yapan araçta taşınan eşyaya gelen zararın poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, talep edilen hasar tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ... arasında sözlü olarak taşıma anlaşması yapıldığını, yükleme ve boşaltmanın davacı ve teslim alana ait olduğunu, davacının sunmuş olduğu nakliye sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzası müvekkiline ait olmayan sözleşme sebebiyle savcılığa şikayette bulunduklarını, yükleme ve indirme işinin müvekkiline ait olmadığını, yüklemenin usulüne uygun yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Delillerin toplanmasından sonra mahkememizin 10.03.2022 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesine karar verilmiş, bilirkişiler ibraz ettiği 09.04.2022 tarihli raporunda, dava konusu yapılan soğuk rulo saç emtiada meydana gelen hasarların, kamyona tekniğine uygun olmadan yerleştirilmesi neticesinde meydana gelmiş olduğu, dava konusu yapılan emtiada meydana gelen toplam hasarın 15.407,85 TL olduğu, davacı işveren .... A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olabileceği, bununla birlikte davacı işveren ... .. AŞ.’nin dava dışı yükleyici ... AŞ.’nin tüm hasarını karşıladığı, davalı nakliyeci ...’e rücu hakkı bulunduğu, bununla birlikte dava dışı ......AŞ.’nin de yükleme esnasında emtianın kamyon kasasında hareket edemeyecek şekilde yüklenmesi hususunda özen göstermesi gerektiği ve bu durum dikkate alındığında yarım kusurlu olduğu, kaza tarihi itibariyle oluşan hasar davalı ... Şirketinin kesmiş olduğu 1282846420 numaralı Birleşik Genişletilmiş Kasko Poliçesi teminatı haricinde kaldığı için davacının, davalı .... Şirketine yönelmeyeceği, davacı tarafın, davalı ...'e (ödenen gerçek hasar 15.407,85 TL x teknik bilirkişince belirlenen kusur oranı %50) 7.703,92 TL için yönelebileceğini bildirmişlerdir.
Davalı ... vekili 18.04.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Davalı .... Şirketim vekili 19.04.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 29.04.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde yeni bilirkişi raporu alınmasını, mümkün değilse ek rapor alınmasını talep etmiştir.
Mahkememizin 12.05.2022 tarihli oturumunda taraf vekillerinin itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler ibraz ettiği 04.09.2022 tarihli ek raporunda, kök rapora göre herhangi bir değişikliğin olmadığını beyan etmişlerdir.
Davalı ... vekili 14.09.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde yeni bilirkişi rapor alınmasını talep etmiştir.
Davalı .... Şirketim vekili 15.09.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 29.04.2022 tarihli rapora beyan dilekçesinde yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.
Dosya kapsamı itibariyle alınan asıl ve ek rapor dosya kapsamına göre yeterli görülüğünden yeni bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiştir.
Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı şirket tarafından dava dışı müşterisi .... AŞ'ne ait rulo sacın taşınması için davalı ... ile anlaşma yapıldığını, taşıma sırasında emtianın hasarlandığını, hasar sebebiyle dava dışı firmanın yansıtma faturası düzenleyerek cari hesapta oluşan zararı karşıladığını, müvekkilin zararı ödemesi sebebiyle zarara uğradığını, davalı sigorta şirketinin ...'e ait taşıma yapan aracı sigortaladığı için mevcut zarardan sorumlu olduğunu, zararın tahsili için İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2020/6244 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre taşınmayı yapan .... plakalı araca yüklenen rulo saç emtiasının yüklenmesinde dava dışı gönderici firma ...... AŞ'nin %50 oranında kusurlu olduğu, ...'in ise emtia yüklemesinde gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sebebiyle %50 oranında kusurlu olduğu, hasarın 08/09/2020 tarihinde meydana geldiği, ZMMS poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığı, kasko poliçesine 09/09/2020 tarihinde 50.000 TL bedelli yurt içi nakliye sorumluluk teminatı zeyil ile ilave edildiği ancak yapılan ilavenin kazadan sonra olması sebebiyle kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalmadığı, davacı taşıyıcının emtianın zarar görmesi sebebiyle gönderenin uğramış olduğu zararı tazmin ettiği, mevcut zararın %50' den (7.703,92 TL) davalı ...'in sorumlu olduğu anlaşıldığından;
Davalı ... Şirketi aleyhinde açılan davanın reddine, davalı ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2020/11280 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 7.703,92-TL asıl alacak ve asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak likit vasıflı olmadığından % 20 icra inkar tazminatı isteminin reddine, fazlaya ait istemin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile;
1-Davalı .... Şirketi aleyhinde açılan davanın reddine,
2-Davalı ... aleyhinde açılan davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir 24. İcra Müdürlüğünün 2020/11280 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 7.703,92-TL asıl alacak ve asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,
3-Hüküm altına alınan itirazlı alacak likit vasıflı olmadığından % 20 icra inkar tazminatı isteminin reddine,
4-Fazlaya ait istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... yönünden, " İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu kararında bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı nakliyeci ...'in ve/veya araç sürücüsünün yüklemeye ilişkin tespit ettiği uygunsuzluğu gidermekle mükellef olduğunu, aksi halde aracın seyrini başlatmamaya hakkı olduğunun değerlendirildiğini, davalının fiili taşımacının yüklemeye gerektiği gibi nezaret etmediği bilirkişi tespiti ile sabit hale geldiğini, davalının nakliyeci ...'in yüklemeye nezaret görevini özenli bir şekilde yerine getirmediği, uygunsuzluk giderilmeden aracın seyrini başlatmaması gerektiği tespit edildiğini, ...'in zarardan ötürü yarım kusurlu olduğuna hükmedilmesinin hatalı olduğunu, karara dayanak gösterilen bilirkişi raporunda, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 40.maddesi uyarınca asıl taşımacı ve davalıya taşıma işini veren müvekkili davacı şirketin "yetki belgesi" sahibi olması gerekçesiyle İşveren sıfatı ile müştereken ve müteselsilen, yani % 50 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 40.maddesindeki düzenleme, zarara uğrayan "taşıtan"ın zararının tazmini için taşıyıcılara başvurması bakımından uygulama alanı bulduğunu, davada ise müvekkili şirket, zarar gören taşıtana karşı "işveren" olarak değil, bilakis taşıtanın zararını tazmin edip alt taşımacıya (fiili taşımacı) rücu eden konumunda olduğunu, davada, müvekkili davacı ... şirketi asıl taşıyan olarak dava dışı taşıtan şirket .....A.Ş.'nin zararını zaten tazmin etmiş olup zararın meydana gelmesinde asıl kusurlu olan alt taşıyıcıya rücu ettiğini, dava, malı taşıma esnasında zarar gören kişi yani taşıtan tarafça açılsa idi o zaman taşımacıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğu esasına dayanılabileceğini, bu davaya konu somut olayda, müvekkili şirket zaten asıl taşımacı, yani bilirkişilerin de değindiği üzere "işveren" sıfatıyla taşıtanın zararını ödediğini, bilirkişi raporunda asıl incelenmesi gereken, asıl - alt taşımacılık ilişkisi içinde taşımayı fiili olarak yapan ve yüklemeye nezaret eden, hatalı yüklemeye müdahale etmesi gerektiği halde etmeyen ve hatalı yüklenen emtiayı taşımaktan ve yola çıkmaktan imtina etmeyen davalı fiili taşımacının kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, itiraz ettiği kök ve ek bilirkişi raporundan hareketle taşımayı ve yüklemeyi fiili olarak yapmayan ve taşıma işini alt/fiili taşımacıya devreden müvekkili asıl taşımacıya sadece "işveren" olduğu gerekçesiyle, somut ve denetlenebilir bir sebebe dayanılmadan % 50 kusur isnadı objektif bir ölçüte dayanmayan, hakkaniyetten uzak bir yaklaşım olduğunu, 6102 Sayılı TTK'nın 863.maddesine göre taşıyıcı, araca yüklenen eşyanın taşıma güvenliğinden sorumlu olmamakla birlikte, aracın işletilmesine zarar verecek ölçüde işletme güvenliğine aykırı yükleme yapılması ve hasarın da bu yüklemeden meydana gelmesi halinde, taşıtan ile birlikte, hasarın meydana gelmesindeki kusuru ölçüsünde zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, taşıyıcının sorumluluğu yükün kendisine teslimiyle başlayıp nihai alıcıya teslim edene kadar olan dönemi kapsıyor olsa da davalı (fiili taşımacı) ...'in aracına yükleme yapılırken özenli bir şekilde nezaret etmemesi, sadece davalı ...'e hasredilebilecek bir kusur olduğunu, somut olay TTK 863 maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafından taşınan emtianın yüklemesinin ve istiflenmesinin davadışı .... şirketi tarafından yapıldığını ve yüklemeden meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, diğer tarafta taşıyıcının da yükün ve istiflemenin taşımaya uygun yapılıp yapılmadığı hususunda kontrol ve nezaret etme yükümlülüğünün bulunduğunu, tarafların çalışanlarınca düzenlenen tutanak uyarınca zararın emtianın araca düzgün istiflenmemesi ve sabitlenmemesinden kaynaklandığını, bu durumda yüklemeyi tam olarak kontrol etmeyen ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı ... dışında bir sorumlu ve kusurlunun bulunmadığını, ...'in hatalı yüklemeye müdahale edip düzelttirmediğini, hatta düzeltilinceye kadar aracının seyrini başlatmama hakkını kullanmadığını, somut olayda yüklemecinin bir kusuru varsa bile davalı ... aracının seyrini başlatmayabileceğini, fiili taşımayı gerçekleştiren ve yüklemeye nezaret yükümlülüğü bulunan davalı ...'in, yüklemenin usulüne uygun olmadığına dair davacıya bilgi verdiğine ve davacının talimatı ile aracının seyrini başlattığına dair bir delil dosyada mevcut olmadığını, hatalı yükleme, emtianın aracının kasasına bağlanmamasından ve hareketsiz hale getirilmemesinden kaynaklanmakta olup bu eksiklik ve hatalı yüklemeyi sürücünün tespit etmesi teknik beceri gerektirmediğini, bu sebeple de sürüş sırasında ani frenleme sebebiyle meydana gelen hatadan yine davalı taşımacı ...'ten başka sorumlu ve kusurlu bulunmadığını..." Davalı Sigorta Şirketi Yönünden ise İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi, 08/09/2020 tarihinde meydana gelen hasarın ZMMS kapsamında bulunmadığını, kasko poliçesine 09/099/2020 tarihinde yurt içi nakliye sorumluluk teminatı ile zeyil ilave edildiği, ancak yapılan ilavenin kazadan sonra olması sebebiyle dava konusu hasarın poliçe kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verdiğini, bu gerekçenin sigorta hukuku mevzuatına ve ruhuna uygun olmadığını, dava dosyasında mübrez 1282846420 numaralı "birleşik genişletilmiş kasko poliçesi" ve "ek" "genişletilmiş kasko", 09/09/2020 tarihinde düzenlenmiş olup sigorta poliçesinin vadesi 06/08/2020 ile 06/08/2021 tarihleri arasında olduğunu, 09/09/2020 tarihinde düzenlenen zeyil ile poliçeye ilave edilen yurt içi nakliye sorumluluk teminatı bakımından "zeyil tarihinden itibaren geçerli olacağı" şeklinde bir kloz bulunmadığından işbu zeyilname, poliçe vadesi boyunca, yani 6/8/2020-6/8/2021 tarihleri arasında geçerli olduğunu, bu durumda 06/08/2020 ile 06/08/2021 tarihleri arasında gerçekleşen yurt içi nakliye rizikolarının da poliçe kapsamında olduğunu kabul etmek gerektiğini, sigorta şirketinin söz konusu zeyilnameyi tanzim ederken, zeyle münhasır olan yurt içi nakliye teminatının geçerlilik tarihini zeyilname tarihi olarak tespit etmesi mümkün olduğu halde bunu yapmadığını, bu durumda sigorta şirketinin sözleşme serbestisi çerçevesinde geçmişe dönük yurt içi nakliye rizikolarını da sigorta kapsamına aldığının kabulü gerektiğini, davalı sigorta şirketi, dava konusu olay ve hasarı teminat kapsamına aldığını, poliçe zeyilname vadesinin 09/09/2020 tarihinde başladığı düşünülse dahi dosyada mübrez hasar tespit tutanağına göre olayın meydana geldiği tarih de 09/09/2020 olduğunu, olay tarihi ile kaskonun düzenlendiği tarihin aynı olduğunu, mahkeme kararında poliçenin geçerlilik tarihinin ertesi günden başladığı ve zeyilnamenin dava konusu zararı kapsamadığına dair değerlendirmenin hatalı olduğunu, sigorta vekili tarafından dilekçesi ekinde sunulan 1282846420 numaralı "birleşik genişletilmiş kasko poliçesi" ve "ek" "genişletilmiş kasko" hem vade hem de poliçeye ekli kloz içeriği bakımından dava konusu olayın kapsadığını, kök ve ek bilirkişi raporlarında geriye dönük rizikoları içerecek şekilde zeyilname yapıldığı göz ardı edildiğini, bu yöndeki itirazlarımız ise İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, bilirkişi kök ve ek raporlarına itirazlarımız değerlendirilmeden söz konusu raporlar doğrultusunda hükmolunan İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/283 E, 2022/1080 K.sayılı, 22/11/2022 tarihli kararına karşı istinaf başvurusunun kabulü ile re'sen de rastlanacak nedenlerle kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili ve davacı şirketin dava dışı üçüncü kişiye ait emtiayı bulunduğu davacıya ait depodan teslim alarak Ankara Sincan’da bulunan.... A.Ş.’ye teslim etme konusunda sözlü olarak anlaştıklarını, bu sözlü mutabakat ile müvekkili sadece taşıma görevini üstlendiğini, emtianın kamyona yüklenilmesi ve varış noktasında indirilmesi konusunda taraflar herhangi bir anlaşma yapmadıklarını, müvekkili anlaşma tarihinde teslim alma noktasına gittiğini ve dava konusu emtia, davacı şirket çalışanı ... tarafından.... plakalı araca yüklendiğini, taşınan ürün adedi 5.000 kg'dan fazla olan soğuk rulo sac olduğunu, bu şekilde iki rulo (toplam 10.000 kg) emtia, müvekkilin açık kasa kamyonuna, önlü arkalı ve aralarında 1 metre kadar mesafe bırakılarak davacı şirket eliyle yüklendiğini, her rulonun altına palet denilen ahşap materyal gelişigüzel konulduğunu, 08/09/2020 tarihli e-irsaliyeden de görüleceği üzere müvekkilin bu taşımadaki konumu şoför olmasından ibaret olduğunu, müvekkili bu aşamada hiçbir dahli olmadığını, salt nakliye (şoförlük) hizmetinin verildiğini, müvekkili nakliye işi yaptığını ve türüne göre emtia yükleme işinin nasıl yapılacağını bilmesi kendisinden beklenemeyeceğini, emtia teslim noktasına gelindiğinde, yükleme sırasında aralarına mesafe bırakılan iki rulonun, altındaki paletlerden birinin kırıldığı, ruloların birbirine çarpmak suretiyle hasar gördüğünü, buna karşın emtianın uğradığı hasar karşısında davacı müvekkile karşı icra takibi başlatmış ve müvekkili itirazı üzerine, huzurdaki itirazın iptali davasını açtığını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edildiğini, yargılama sırasında bilirkişi raporuna karşı itiraz ettiği üzere bu kusur atfının yasal bir dayanağının olmadığını, müvekkili hangi sebeple %50 kusurlu görüldüğünün anlaşılmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığını, bu halde somut durumda Türk Ticaret Kanununun taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, Türk Ticaret Kanunu'nda taşıyıcıyı koruyan özel hallere ilişkin 878. Maddenin 1/d fıkrası "d) Eşyanın; özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği halinde dahi taşıyıcının sorumluluktan kurtulduğunu ifade ettiğini, somut durumda söz konusu malzemenin kırılmaya eğilimliyse bile müvekkil bu hasardan sorumlu tutulamayacağını, kök raporda da belirtildiğinin üzere hasar sebebi söz konusu emtianın uygun olarak kamyon kasasına yerleştirilmemiş olması neticesinde meydana geldiğini, Emtia Taşıması bir uzmanlık işi ve taşıma teknikleri alelade insanlar tarafından bilinemeyeceğini, müvekkili anlaşma saatinde teslim alma noktasına gittiğini ve dava konusu emtia, davacı şirketi çalışanı ... tarafından .... plakalı araca yüklendiğini, ek raporda müvekkili, uygun olmayan taşıma karşısında işi yapmama hakkı olduğunu, bağlamayı kendisinin de düzeltebileceği gibi yasa, bilim ve teknik ile bağdaşmayacak şekilde yorum yapıldığını, bu yorumun ve bu yoruma dayalı hükmün kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili hatalı yüklemeyi tespit edecek donanıma sahip olmadığı gibi 10 tonluk bir yükü sabitlemesi de teknik olarak mümkün olmadığını, müvekkili böyle bir yükümlülük getirmenin hukuki dayanağının olmadığını, araca uygun bir yükleme yapıldığı müvekkile bildirilmişse, müvekkili yola çıkmakla yükümlü olduğunu, bunu aksinin kendisinden nasıl beklendiği anlaşılmadığını, cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talep etmiş olmakla birlikte istemimiz alacağın likit olmadığı kabulü ile reddedildiğini, alacak belirli olduğunu, kusur paylaşımını kabul etmemekle beraber davacı tarafça dosyaya sunulan 08/09/2020 tarihli nakliye sözleşmesi müvekkili imzasını taşımamakta olup işbu davaya delil yaratmak maksadıyla davacı tarafından özel belgede sahtecilik suçu işlenmesi pahasına tanzim edilmiş ve tarafımızca suç duyurusuna konu edildiğini, yargılama sırasında davacı vekili de işbu belgeye delil olarak dayanmaktan vazgeçtiğini beyan ettiğini, bu husus taraflarınca kabul edilmediğini, davacı şirketi müvekkili imzasını taklit etmek suretiyle tanzim ettiği bu belgeye dayanarak taşıma sırasında emtianın uğradığı zararı müvekkili sorumluluğunda kılmaya çalıştığını, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/283 E. 2022/1080 K. sayılı ve 21/11/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasını ve haksız davanın reddi ile lehimize İİK uyarınca tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
Davacı vekilince, müvekkil şirketin müşterisine ait saç emtiasının .... plakalı kamyon sahibi ve işleteni taşımacı ... ile yapılan taşıma sözleşmesine istinaden emtianın davalıya hasarsız olarak teslim edildiği, 08/09/2020 tarihinde emtia taşınırken tek taraflı ve tam kusuruyla ani fren yapmak suretiyle davalı ...'in emtiayı hasarlandırdığı, müvekkilinin emtia bedeli olarak müşterisine 14.570,64 TL ödediği, ihtara rağmen bu ödenmeyen bu meblağın taşıyıcı ve taşıyıcının sigortacısından tahsili için takip başlattıkları beyanıyla itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir
Davalı.... Şirketi vekilince, müvekkilinin diğer davalıya birleşik kasko sigorta poliçesi düzenlediği kasko teminatına ek ihtiyari mali mesuliyet sigortası teminatı da verildiği, meydana gelen hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı, kabul anlamına gelmemek üzere kasko poliçesi ekinde düzenlenen ZMMS limitleri üzerinde kalan zararları teminat altına almakta olup ZMMS poliçesi limitleri tüketilmeden İMMS poliçesine başvuru olamayacağı, ödeme belgesinin dosyaya sunulmadığı hasarın iddia edildiği şekilde meydana geldiğine ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu, hasar tutarının fahiş olduğu sovtaj tutarının neye göre belirlendiğinin ispatlanması gerektiği faiz talebinin haksız olduğu beyanıyla davanın reddi talep edilmiştir.
Davalı ... dilekçesinde, davaya karşı yetki itirazında bulundukları, müvekkili ile gönderici firmaya ait emtianın taşınması için asıl taşımacı davacı ile şifayı taşıma sözleşmesi yapıldığı, emtianın gönderici .... firması tarafından usulüne uygun yüklenmediği, ...'in vasfının şoförlük olduğu zarardan sorumluluğu bulunmadığı zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiği beyanıyla davanın reddi talep edilmiştir.
Davacı vekilinin, ... aleyhine yönelen istinaf istemleri ve davalı ...'in istinaf istemleri yönüyle yapılan incelemede;
İstinaf incelemesine konu olan ilk derece mahkemesinin 7550 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 04/06/2025 tarihinden önceki tarih olması nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte olan düzenleme esas alınarak kanun yolu bakımından hüküm tarihindeki parasal sınırların esas alınması gerektiği, mahkemece davalı .... yönünden 7.703,92 TL alacak için itirazın iptaline karar verildiği, ve 7.703,92 TL alacak için davanın reddine karar verildiği , bu miktarların karar tarihi olan 2022 yılı itibariyle 8.000 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından bu istinaf istemlerinin HMK 352. Maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin .... Şirketi aleyhine yönelen istinaf istemleri yönüyle yapılan incelemede,
Mahkemce aldırılan bilirkişi raporunda; "
sigorta mevzuatı açısından irdelemede;
1-Davacı .... ŞİRKETİ, dava dışı.... A.Ş. ye ait emtianın taşınması için Kocaeli Dilovası’ndaki yerinden alınıp Ankara Sincan’daki alıcısı .... A.Ş. ye teslim etmeyi üstlenen ana taşıyıcıdır.
Diğer davalı ... ise.... plakalı aracın sahibi olup, davaya konu hasarlanan emtianın alt taşıyanıdır.
Davalı .... ŞİRKETİ ise diğer davalı ...'ın maliki olduğu .... plakalı aracı 1282846420 numaralı Birleşik Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalayan şirkettir. Poliçe bir yıllık olup vadesi ise 06.08.2020 ile 06.08.2021 tarihi arasıdır.
2-Taşınan emtia 08.09.2020 tarihinde hasarlanmış ve ana taşıyıcı davacı şirket pert-total işleminden sonra tespit edilen 15.407,85 TL.'nı dava dışı .... A.Ş. 09.10.2020 tarihinde ödemiştir.
Davacı taraf iş bu dava ile alt taşıyıcı davalı ... ile davaya konu emtianın taşındığı .... plakalı aracın Kasko Poliçesi ile sigortalayan .... ŞİRKETİ'ne rücuen talep etmektedir.
3-Davalı sigorta şirketi, .... plakalı aracın kasko poliçesi ile sigortalamıştır. Söz konusu poliçe içerisinde her ne kadar 100.000,00 TL. Bedelli İhtiyarı Mali Mesuliyet Poliçesi var ise de bilindiği üzere üçüncü kişilerin zarar görmesi halinde öncelikli aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi devreye girer. Bakiye kısım için İMM devreye girer. ... plakalı aracın Trafik Poliçesi davalı sigorta şirketi nezdinde değildir. Diğer taraftan araç ile taşınan ticari emtia Trafik poliçesi teminatı dışında kalmaktadır. Davaya konu kazadan bir gün sonra yani 09.09.2020 tarihinde Kasko Poliçesine 50.000,00 TL. Bedelli Yurtiçi Nakliyeci Sorumluluk Teminatı zeyil ile ilave edilmiştir. Bu teminat 09.09.2020 tarihinden sonra oluşabilecek rizikoları teminat altına alır. Sonuçta, yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı davacı tarafın davalı .... ŞİRKETİ'ne yönelemeyeceği kanaatine varılmıştır.
4-Heyetimizde yer alan taşıma uzmanının; "davacı işveren ... A.Ş.’nin müştereken ve müteselsilen sorumlu olabileceği, bununla birlikte davacı işveren ... A.Ş.’nin dava dışı yükleyici .... A.Ş.’nin tüm hasarını karşıladığı, davalı nakliyeci ...’e rücu hakkı bulunduğu, bununla birlikte dava dışı ..... A.Ş.’nin de yükleme esnasında emtianın kamyon kasasında hareket edemeyecek şekilde yüklenmesi hususunda özen göstermesi gerektiği ve bu durum dikkate alındığında yarım kusurlu olduğu" görüşü karşısında takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı tarafın ödemiş olduğu tazminatın yarısı için (yani hasarın %50) davalı ...'e yönelebileceği kanaati hasıl olmuştur.
Bu durum karşısında İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11280 E. Sayılı icra dosyasından icra çıkış tarihi itibariyle davacının davalı ...'ten [15.407,85 TL. (ödenen gerçek hasar) X %50 (teknik bilirkişice belirlenen kusur oranı)] 7.703,92 TL. Alacaklı olabileceği tespit edilmiştir. " açıklamalarına yer verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına, sigorta şirketinin, .... plakalı aracın kasko poliçesi ile sigortaladığının , üçüncü kişilerin zarar görmesi halinde öncelikli aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesinin, bakiye kısım için İMM devreye gireceğinin, aracın trafik poliçesinin davalı sigorta şirketi nezdinde olmadığının, taşınan ticari emtianın trafik poliçesi teminatı dışında kaldığının, Yurtiçi Nakliyeci Sorumluluk Teminatı zeyil ile ilave edilen teminatın 09.09.2020 tarihinden sonra oluşabilecek rizikoları teminat altına aldığının, davacının davalı ....Şirketi'ne yönelemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davacı vekilinin....Şirketi aleyhine yönelen istinaf istemleri yönünden;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2022 tarih ve 2021/283 Esas 2022/1080 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
B-Davacı vekilinin ... aleyhine yönelen istinaf istemleri yönünden;
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince yerel mahkeme hükmündeki miktarların istinaf kesinlik sınırının altında kaldığından, davacı vekilinin bu davalı yönünden istinaf kanun yolu başvurusunun miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Peşin alınan harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
C-Davalı ...'in istinaf istemleri yönünden;
1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesi gereğince yerel mahkeme hükmündeki miktarların davalı ... yönünden istinaf kesinlik sınırının altında kaldığından, istinaf kanun yolu başvurusunun miktar itibariyle kesin olması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Peşin alınan harcın davalıya iadesine,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 12.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.